KMK Madde 20 — Ortak Gider, Avans Payı ve Gecikme Tazminatı: Kat malikleri ana taşınmazın ortak giderlerine arsa payı oranında katılmak zorundadır; süresinde ödenmeyen pay için aylık %5 oranında gecikme tazminatı işletilir. Aynı maddenin (c) bendi uyarınca malikler, bağımsız bölümü kullanmadıklarını ileri sürerek bu yükümlülükten kaçınamaz.
KMK Madde 22 — Kiracının Müteselsil Sorumluluğu: İşletme giderlerinden kiracı, kat maliki ile birlikte müteselsilen sorumludur; ancak kiracının sorumluluğu ödemekle yükümlü olduğu kira tutarını aşamaz.
KMK Madde 37 ve İİK Madde 68/1 — İşletme Projesi ve Takip Belgesi: Usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleşen işletme projesi veya kat malikleri kurulu kararı, İİK m. 68/1 anlamında belge sayılır ve doğrudan icra takibine konu edilebilir.
KMK Madde 33 — Kurul Kararlarının İptali: Kat malikleri kurulu kararlarına karşı iptal davası, kararı öğrenmeden itibaren 1 ay, her hâlde karar tarihinden itibaren 6 ay içinde açılabilir; iptal edilmediği sürece karar tüm malikleri bağlar.
6325 Sayılı Kanun Madde 18/B — Arabuluculuk Dava Şartı: 01.09.2023 tarihinden itibaren Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğan uyuşmazlıklarda (aidat alacağı dahil) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.
İİK — İtirazın İptali ve İcra İnkar Tazminatı: Likit bir alacak olan aidat borcuna haksız yere itiraz edilmesi hâlinde, alacaklının talebiyle borçlu asıl alacağın en az %20’si oranında icra inkar tazminatına mahkûm edilebilir.
Aidat borcu ödenmediğinde Kat Mülkiyeti Kanunu, alacaklı kat maliklerine oldukça güçlü hukuki araçlar tanımaktadır: aylık %5 gecikme tazminatı, doğrudan icra takibi imkânı ve haksız itirazlarda %20 icra inkar tazminatı bunların başında gelir. Bu yazıda aidat borcu nedeniyle icra takibinin nasıl başlatılacağından kiracı ile ev sahibi arasındaki sorumluluk paylaşımına, “evim boş” veya “kullanmıyorum” savunmalarının neden işe yaramadığından yeni ev alanların eski borçlardan sorumlu olup olmadığına kadar tüm merak edilen sorular güncel Yargıtay kararları ışığında ayrıntılı biçimde yanıtlanmaktadır.
Aidat Ödemeyen Komşuya (veya Kiracıya) İcra Takibi Nasıl Başlatılır?
Aidat borcu nedeniyle icra takibi başlatmak için öncelikle kesinleşmiş bir işletme projesi veya kat malikleri kurulu kararı bulunmalıdır; bu belgeler İİK m. 68/1 anlamında “belgeye dayalı” takip imkânı sağlar. Takip, borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde başlatılır ve ödeme emri borçluya tebliğ edilir. Aşağıdaki beş başlıkta, aidat borcu tahsilinde en sık karşılaşılan usul sorunları ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Aidat Borcu İçin İcraya Vermeden Önce Noterden İhtarname Çekmek Zorunlu Mudur?
Hayır, kural olarak zorunlu değildir. Aidat borcu için KMK m. 37 uyarınca kesinleşmiş bir işletme projesi veya kat malikleri kurulu kararı varsa, bu belgeler İİK m. 68/1 anlamında belge sayılır ve doğrudan icra takibine konu edilebilir; ayrıca bir ihtarname çekilmesine gerek yoktur. Bununla birlikte borçlunun temerrüde düşürülmesi ve gecikme tazminatının başlangıç tarihinin netleştirilmesi bakımından ihtarname çekilmesi önemli bir ispat kolaylığı sağlamaktadır.
Dairenin, gecikme tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun aidat miktarından haberdar olması gerektiğini; bu haberdarlığın işletme projesinin usulüne uygun tebliği veya borçlunun ilgili kurul kararına bizzat katılmış olması yoluyla gerçekleşebileceğini vurguladığı görülmektedir. Bu karar, ihtarname çekilmemiş olsa dahi aidat borcu tahsilinin mümkün olduğunu, ancak gecikme tazminatının başlangıcı için borçlunun somut biçimde bilgilendirilmiş olması gerektiğini net biçimde ortaya koymaktadır. Bu nedenle yöneticilerin, işletme projesini her kat malikine imza karşılığı veya tebligat yoluyla ulaştırmayı ihmal etmemesi, ileride açılacak icra takibinin gecikme tazminatı kalemini güvence altına almaktadır.
Aidat Gecikme Faizi (Tazminatı) Yüzde Kaçtır ve Ne Zamandan İtibaren Hesaplanır? (Aylık %5 Kuralı)
KMK m. 20/2 uyarınca, ortak gider ve avans payını süresinde ödemeyen kat maliki, geciktiği her gün için aylık %5 oranında gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür; aidat borcu üzerindeki bu oran yıllık bazda yaklaşık %60’a tekabül eden, piyasa faizlerinin çok üzerinde caydırıcı bir yaptırımdır. Tazminat, ödeme gününün bitiminden itibaren, borç fiilen ödenene kadar geçen her gün için ayrı ayrı hesaplanır.
Dairenin, KMK m. 20/2’deki aylık %5 gecikme tazminatının yasal bir yükümlülük olduğunu ve ödemede gecikilen her gün için ayrıca hesaplanması gerektiğini hükme bağladığı görülmektedir. Karar, mahkemelerin bu oranı hakkaniyet gerekçesiyle re’sen indiremeyeceğini; aidat borcu üzerindeki gecikme tazminatının kanunda belirlenen sabit oranda uygulanması gerektiğini açıkça teyit etmektedir. Bu nedenle borçlu kat maliklerinin “oran çok yüksek” itirazı, tek başına mahkemelerde kabul görmemektedir.
Yönetici İlgilenmiyorsa, Normal Bir Komşu Aidat Ödemeyen Kişiyi Tek Başına İcraya Verebilir mi?
Evet. KMK m. 20 ve m. 72 uyarınca, gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında yalnızca yönetici değil, kat maliklerinden her biri tek başına dava açabilir veya icra takibi başlatabilir; bu yetkiyi kullanmak için genel kuruldan ayrıca bir yetki alınmasına da gerek yoktur. Yöneticinin ilgisiz kalması, mağdur komşunun alacağını tahsil etme hakkını hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz.
Dairelerin, KMK m. 20 uyarınca gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında kat maliklerinden her birinin tek başına dava açabileceğini veya icra takibi başlatabileceğini istikrarlı biçimde teyit ettiği görülmektedir. Bu kararlar, yöneticinin pasif kaldığı apartmanlarda mağdur kat maliklerinin “yönetici harekete geçmiyor” gerekçesiyle alacağını kaybetmeyeceğini; bizzat kendi adına icra takibi başlatabileceğini açıkça göstermektedir. Yöneticinin bu konudaki genel sorumluluğu ve ilgisizliğinin hukuki sonuçları hakkında ayrıntılı bilgi, apartman yöneticisinin sorumluluğu başlıklı yazımızda ele alınmaktadır; yönetim süreçlerinin usulüne uygun yürütülüp yürütülmediğinin denetimi ise site yönetimi hukuku kapsamındadır.
Aidat İcrasına (Haksız Yere) İtiraz Edilirse %20 İcra İnkar Tazminatı Ödenir mi? (İtirazın İptali Davası)
Evet, ödenebilir. Aidat borcu, kesinleşmiş bir işletme projesi veya kat malikleri kurulu kararına dayandığı için “likit” yani miktarı belirli/belirlenebilir bir alacak kabul edilir. İcra takibine borçlu tarafından haksız yere itiraz edilmesi ve alacaklının bu itirazın iptali için dava açması hâlinde, mahkeme haksız itirazı tespit ederse borçlu, asıl alacağın en az %20’si oranında icra inkar tazminatına mahkûm edilir.
Dairelerin, aidat borcunun likit bir alacak niteliğinde olduğunu ve icra takibine haksız yere itiraz edilmesi hâlinde borçlunun asıl alacağın en az %20’si oranında icra inkar tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini hükme bağladığı görülmektedir. Bu kararlar, aidat borcuna karşı gerekçesiz veya sırf süreci uzatmak amacıyla yapılan itirazların borçlu açısından ciddi bir ek maliyet doğurduğunu; itirazın ancak somut ve haklı bir gerekçeye dayanması hâlinde risksiz olduğunu göstermektedir. Bu nedenle aidat icra takibine itiraz etmeden önce, itirazın hukuki dayanağının net biçimde ortaya konması büyük önem taşımaktadır.
Arabuluculuk Zorunluluğu Aidat İtirazının İptali Davalarında Nasıl Uygulanır?
6325 sayılı Kanun m. 18/B uyarınca, 01.09.2023 tarihinden itibaren Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda -aidat alacağı ve itirazın iptali davaları dahil- dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartı hâline gelmiştir. Bu şart yerine getirilmeden doğrudan mahkemeye başvurulması hâlinde dava, esasa girilmeden usulden reddedilir; bu nedenle itirazın iptali davası açmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanmış ve anlaşmazlık tutanağının dosyaya eklenmiş olması zorunludur. Buna karşılık, kesinleşmiş bir işletme projesine dayanarak doğrudan icra takibi başlatmak ve itiraz hâlinde icra mahkemesinden “itirazın kaldırılmasını” talep etmek, arabuluculuk şartına tabi değildir; zira bu, ayrı bir dava değil icra hukukuna özgü bir mahkeme başvurusudur.
Kiracı mı Ev Sahibi mi? Çatı, Asansör ve Demirbaş Masrafını Kim Öder?
Aidat borcu kapsamındaki giderler tek bir kalem değildir; kat mülkiyeti hukuku çerçevesinde KMK, giderleri işletme giderleri, demirbaş giderleri ve yatırım giderleri olmak üzere üçe ayırmakta ve her biri için farklı bir sorumluluk rejimi öngörmektedir.
| Gider Türü | Sorumlu Taraf | Hukuki Dayanak |
|---|---|---|
| İşletme Giderleri (Kapıcı, Elektrik, Temizlik) | Kiracı ve Kat Maliki (Müştereken) | KMK m. 22 |
| Demirbaş Giderleri (Mantolama, Çatı, Asansör Yenileme) | Sadece Kat Maliki | KMK m. 20 / Yargıtay İçtihatları |
| Yatırım Giderleri (Güçlendirme, Ana Yapı Onarımı) | Sadece Kat Maliki | KMK m. 20 |
Kapıcı, Elektrik ve Temizlik Gibi Aylık Olağan Aidat (İşletme) Giderlerinden Kim Sorumludur?
Bu tür olağan işletme giderlerinden kaynaklanan aidat borcu kalemlerinden kiracı ve kat maliki, KMK m. 22 uyarınca müştereken ve müteselsilen sorumludur; yani yönetim, alacağını doğrudan kiracıdan da talep edebilir. Ancak kiracının bu sorumluluğu sınırsız değildir: kiracı, yalnızca ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı kadar sorumlu tutulabilir.
Dairelerin, kiracının işletme giderlerinden kat maliki ile müteselsilen sorumlu olmakla birlikte bu sorumluluğun ödemekle yükümlü olduğu kira miktarını aşamayacağını hükme bağladığı görülmektedir. Bu kararlar, yönetimin kiracıdan kira bedelini aşan bir aidat borcu talep edemeyeceğini; aşan kısım için tek muhatabın kat maliki olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu ayrım, özellikle düşük kira bedeliyle oturan kiracılar bakımından pratikte önemli bir koruma sağlamaktadır.
Mantolama, Çatı Aktarımı ve Asansör Yenileme Parası (Demirbaş Masrafı) Kiracıdan İstenebilir mi?
Hayır. Demirbaş niteliğindeki giderler, taşınmazın değerini kalıcı olarak artıran ve doğrudan mülkiyet hakkıyla ilgili olan giderlerdir; bu nedenle bu tür kalemler aidat borcu kapsamında yalnızca kat maliki tarafından ödenmelidir. Yönetim, mantolama, çatı aktarımı veya asansör yenileme gibi bir bedeli kiracıdan talep edemez; bu tür bir talep hukuka aykırı kabul edilir.
Dairenin, anataşınmazın demirbaş niteliğindeki harcamalarının kiracının sorumluluğunda değerlendirilmesini hatalı bulduğunu hükme bağladığı görülmektedir. Karar, mahkemelerin bu tür masrafları işletme gideri gibi kiracıya yansıtan yönetim kararlarını denetlemesi gerektiğini; demirbaş ile işletme gideri ayrımının aidat borcu hesaplamalarında titizlikle yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu ayrımın gözetilmemesi, kiracı aleyhine açılan icra takiplerinin kısmen haksız çıkmasına ve icra inkar tazminatı riskinin yönetim aleyhine dönmesine yol açabilmektedir.
Kiracı Kendi Ödediği Demirbaş Masrafını Kira Bedelinden Düşebilir mi?
Evet. Kiracı, aslında ev sahibinin ödemesi gereken bir demirbaş masrafını -örneğin yönetimin baskısıyla veya bilgisizlik nedeniyle- kendi cebinden ödemişse, TBK m. 341’in kıyasen uygulanması yoluyla bu tutarı kira borcundan mahsup edebilir.
Dairenin, kiracının, ev sahibinin ödemesi gereken bir demirbaş masrafını ödemiş olması hâlinde bu tutarı TBK m. 341’in kıyasen uygulanması yoluyla kira borcundan mahsup edebileceğine hükmettiği görülmektedir. Bu karar, aidat borcu ile kira ilişkisinin iç içe geçtiği durumlarda kiracıyı koruyan önemli bir mekanizma sunmaktadır; kiracının haksız yere ödediği bir demirbaş bedelini geri almak için ayrıca dava açmasına gerek kalmamakta, doğrudan mahsup yoluna gidilebilmektedir. Mahsup işleminin ileride ihtilafa yol açmaması için, ödemenin yazılı belge (dekont, fatura) ile kanıtlanması önerilmektedir.
Kiracı Aidatı Ödemezse, Yönetim Direkt Ev Sahibinin (Kat Malikinin) Maaşına Haciz Koyabilir mi? (Müteselsil Sorumluluk)
Evet. Yönetim, ödenmeyen aidat borcu için hem kiracıya hem de kat malikine gidebilir; bu iki taraf arasında yönetimin dilediğini seçme serbestisi vardır. Kat maliki, “kiracım ödemedi, benden istenemez” diyerek sorumluluktan kurtulamaz; yönetim doğrudan kat maliki aleyhine icra takibi başlatarak onun taşınmazına veya maaşına haciz koyabilir.
Dairenin, kiracının aidat borcunu ödememesi hâlinde yönetimin doğrudan kat maliki aleyhine icra takibi başlatabileceğini ve kat malikinin kiracının ödememesini gerekçe göstererek sorumluluktan kurtulamayacağını hükme bağladığı görülmektedir. Bu karar, KMK m. 22’deki müteselsil sorumluluğun pratikte nasıl işlediğini somutlaştırmakta; kat maliklerinin kiraya verdikleri bağımsız bölümün aidat ödemelerini düzenli olarak takip etmesi gerektiğini göstermektedir. Aksi hâlde, kiracının ihmali doğrudan kat malikinin maaşına veya banka hesabına uygulanacak bir haciz işlemine dönüşebilmektedir.
“Evim Boş” veya “Giriş Kattayım” Diyenler Aidat Ödemek Zorunda mıdır?
Evet, kural olarak zorunludur. KMK m. 20/c açıkça, kat maliklerinin bağımsız bölümün durumu (boş olması, az kullanılması vb.) dolayısıyla ortak yerlerden faydalanmaya ihtiyaç bulunmadığını ileri sürerek aidat borcu ödemekten kaçınamayacağını düzenlemektedir. Aşağıdaki dört başlıkta bu tür “kullanmıyorum” savunmalarının neden mahkemelerce kabul görmediği ayrıntılı biçimde açıklanmaktadır.
Hiç Kullanılmayan (Boş Duran) Dairenin veya Dükkanın Aidatı Tam mı Ödenir?
Evet, tam olarak ödenir. KMK m. 20/c uyarınca, bağımsız bölümün boş durması veya hiç kullanılmaması, aidat borcu yükümlülüğünü hiçbir şekilde azaltmaz veya ortadan kaldırmaz; kanun, ortak giderlere katılımı fiili kullanıma değil mülkiyete bağlamaktadır.
Dairenin, kat maliklerinin bağımsız bölümlerinin boş olması veya ortak yerlerden faydalanmaya ihtiyaç bulunmadığı gerekçesiyle gider ve avans payı ödemekten kaçınamayacağını bu başlık altında da teyit ettiği görülmektedir. Bu karar, yukarıda yönetici yetkisi bölümünde de değinilen dairenin, aidat borcu konusundaki “kullanmıyorum” savunmalarını sistematik biçimde reddettiğini göstermektedir; dolayısıyla boş daire sahiplerinin bu gerekçeyle icra takibine itiraz etmesi başarı şansı düşük bir stratejidir.
Giriş Katta Oturan Daire; Asansör, Merdiven Otomatiği ve Çatı Tamiri Masrafına Katılmak Zorunda mıdır?
Evet, kanun gereği giriş kat malikleri de asansör, merdiven otomatiği ve çatı gibi ortak yerlerin bakım ve onarım giderlerine ilişkin aidat borcu payına katılmak zorundadır; “ben asansörü hiç kullanmıyorum” savunması tek başına bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Bu genel kuralın istisnası, yalnızca yönetim planında bu yönde açık bir muafiyet hükmü bulunmasıdır; böyle bir hüküm yoksa giriş kat maliki de diğer kat malikleriyle aynı oranda bu giderlere katılmak zorundadır.
“Ben Ortak Havuzu/Otoparkı Kullanmıyorum” Savunması Mahkemede Aidatın İptalini Sağlar mı?
Hayır, sağlamaz. KMK m. 20/c uyarınca kat malikleri, ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma haklarından fiilen vazgeçmiş olsalar dahi gider ve avans payını ödemekten kaçınamazlar; kullanmama iradesi, aidat borcu yükümlülüğünü hukuken etkilemez.
Dairenin, kat maliklerinin ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma haklarından vazgeçmek suretiyle gider ve avans payını ödemekten kaçınamayacağını bu başlık kapsamında da teyit ettiği görülmektedir. Karar, “havuzu/otoparkı hiç kullanmıyorum” savunmasının aidat borcu icra takibine itiraz gerekçesi olarak ileri sürülmesinin, yukarıda incelenen yönetici yetkisi kararıyla aynı dairenin istikrarlı içtihadı doğrultusunda başarısız kalacağını göstermektedir.
Aidatın Daire Başı Eşit mi Yoksa Arsa Payına Göre mi Toplanacağına Nasıl Karar Verilir?
Aksine bir sözleşme veya yönetim planı hükmü yoksa, KMK m. 20 uyarınca aidat borcu kalemleri iki farklı esasa göre paylaştırılır: kapıcı, bekçi ve bahçıvan gibi kişiye bağlı hizmet giderleri eşit olarak paylaşılırken; sigorta, onarım, güçlendirme ve yönetici aylığı gibi diğer tüm giderler arsa payı oranında toplanır. “Daire başı eşit” toplama usulünün diğer gider kalemlerine de uygulanabilmesi, ancak yönetim planında bu yönde açık bir değişiklik yapılmasıyla mümkündür.
Dairenin, aksine bir sözleşme veya yönetim planı hükmü bulunmadıkça kapıcı, bekçi, bahçıvan giderlerinin eşit; sigorta, onarım, güçlendirme ve yönetici aylığı gibi diğer giderlerin ise arsa payı oranında toplanması gerektiğine hükmettiği görülmektedir. Bu karar, yönetim planında açık bir düzenleme bulunmayan apartmanlarda gider paylaşımı konusunda çıkan ihtilaflarda uygulanacak varsayılan (default) kuralı netleştirmesi bakımından önem taşımaktadır; kat maliklerinin kendi apartmanlarındaki uygulamanın bu ilkeye uygun olup olmadığını yönetim planından kontrol etmesi önerilmektedir.
Yeni Ev Alanlar Dikkat: Eski Ev Sahibinin Aidat Borcu Kime Aittir?
Bir taşınmazı satın almadan önce mutlaka netleştirilmesi gereken konulardan biri, mevcut aidat borcu geçmişidir. Aşağıdaki dört başlıkta, yeni malik olmanın eski borçlar, devam eden takipler ve önceden alınmış maliyetli kararlar karşısındaki hukuki konumu ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.
Evi Satın Almadan Önceki Döneme Ait (Geçmiş) Aidat Borçlarından Yeni Alıcı Sorumlu Mudur?
Hayır, kural olarak sorumlu değildir. Aidat borcu “kişisel borç” niteliğindedir; bu nedenle yeni malik, taşınmazı satın aldığı tarihten önceki dönemlere ait aidat borçlarından sorumlu tutulamaz ve bu borç eski malikin şahsi mal varlığından takip edilir. Ancak önemli bir istisna vardır: yeni malik, evi satın almadan önce de aynı evde kiracı olarak oturuyorsa, o dönemdeki fiilî kullanımına ilişkin ödenmemiş giderlerden sorumlu tutulabilir.
Dairenin, yeni malikin taşınmazı satın aldığı tarihten önceki dönemlere ait aidat borçlarından sorumlu olmadığını, ancak evi almadan önce de o evde kiracı olarak oturmuşsa fiili kullanım süresine ilişkin borçlardan sorumlu tutulabileceğini hükme bağladığı görülmektedir. Bu karar, tapu devrinden önce aynı taşınmazda kiracı olarak yaşamış olan alıcılar için önemli bir istisna içermekte; “ben artık malikim, önceki dönem beni ilgilendirmez” savunmasının, kiracılık döneminden kalan borçlar için geçerli olmayabileceğini göstermektedir. Bu nedenle önceden kiracı olarak oturulan bir evin satın alınması hâlinde, kiracılık dönemine ait aidat kayıtlarının da ayrıca kontrol edilmesi önerilmektedir.
Eski Borç Yüzünden Site Yönetiminin Yeni Ev Sahibine İcra Göndermesi veya Haciz Yapması Yasal mıdır?
Hayır, yasal değildir. Aidat borcu şahsi bir borç olduğundan, yönetim eski döneme ait alacağı yalnızca eski malike karşı takip edebilir; bu borç için yeni malike icra takibi başlatılması veya haciz uygulanması hukuka aykırıdır. Yeni malike bu yönde gönderilen bir ödeme emri veya haciz talebiyle karşılaşılması hâlinde, süresi içinde icra dairesine veya icra mahkemesine itiraz edilerek işlemin durdurulması ve iptali talep edilmelidir; aksi hâlde süresi geçen itiraz hakkı kaybedilebilir.
Tapu Devri Sırasında Apartman Yönetiminden “Borcu Yoktur” Yazısı Alınmamasının Tehlikesi Nedir?
Bu yazının alınması yasal bir zorunluluk olmasa da, alınmaması ciddi pratik riskler doğurabilir. “Borcu yoktur” yazısı olmadan devralınan bir taşınmazda, yönetimin (aslında eski malikten talep etmesi gereken) geçmiş dönem aidat borcu için yeni maliki fiilen baskı aracı olarak kullanması; örneğin ortak alan hizmetlerini kısıtlaması, kartlı geçiş sistemini kapatması veya sürekli uyarı yazıları göndermesi mümkündür. Hukuki güvenliğin sağlanması ve bu tür usulsüz baskılardan kaçınılması için, tapu devri öncesinde apartman yönetiminden yazılı bir “borcu yoktur” belgesi talep edilmesi güçlü biçimde önerilmektedir.
Yeni Ev Sahibi, Evi Aldığı Tarihten Önce Alınan “Yüksek Maliyetli Mantolama” Kararlarına İtiraz Edebilir mi?
Kısmen. Yeni malik, mülkiyeti kazandığı tarihten önce alınmış bir mantolama veya benzer bir yatırım kararının, kendisine devirden sonra muaccel (ödeme günü gelmiş) olan taksitlerinden sorumludur; bu taksitlerden kaçınamaz. Ancak kararın kendisine karşı geçerliliğine itiraz etmek istiyorsa, KMK m. 33’teki süreler -kararı öğrenmeden itibaren 1 ay, her hâlde karar tarihinden itibaren 6 ay- içinde iptal davası açma hakkı bulunmaktadır; bu süreler kaçırılırsa kat malikleri kurulu kararı, iptal edilmediği sürece yeni malik dahil tüm malikleri bağlamaya devam eder.
Dairenin, yeni malikin, mülkiyeti kazandığı tarihten sonra muaccel olan taksitlerden sorumlu olacağını; ancak kararın iptali için KMK m. 33’teki sürelerin (öğrenmeden itibaren 1 ay, her hâlde 6 ay) dahilinde dava açma hakkının bulunduğunu ve kat malikleri kurulu kararlarının iptal edilmediği sürece tüm malikleri bağlayacağını hükme bağladığı görülmektedir. Bu karar, yeni ev sahiplerinin satın alma öncesinde yalnızca güncel aidat borcunu değil, henüz tamamlanmamış devam eden yatırım kararlarını ve kalan taksit planını da mutlaka sorgulaması gerektiğini göstermektedir; aksi hâlde beklenmedik yüksek tutarlı taksit ödemeleriyle karşılaşılabilir.
Emsal Yargıtay Kararları
Sıkça Sorulan Sorular
Hukuki Destek Almak İster Misiniz?
Aidat borcu nedeniyle icra takibi başlatmak, haksız bir itiraza karşı itirazın iptali davası açmak veya kiracı-malik sorumluluk uyuşmazlığınızı çözmek için vakit kaybetmeden iletişime geçin.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
Bir yanıt yazın