KMK Madde 3/2 — Arsa Payı ve Oran Zorunluluğu: Kat mülkiyetine konu ana gayrimenkulün bağımsız bölümlerine tahsis edilen arsa payı, o bölümün değeri ile oranlı olmak zorundadır. Değer, aksi kararlaştırılmadıkça bağımsız bölümlerin konum ve büyüklükleri esas alınarak hesaplanır.
KMK Ek Madde 1 — Görevli Mahkeme: Arsa payı düzeltilmesi davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir.
HMK Madde 12 — Yetkili Mahkeme: Taşınmaza ilişkin davalarda yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
TMK Madde 2 — Dürüstlük Kuralı: Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Arsa payı düzeltilmesi davasında bu madde, uzun yıllar itirazsız kullanılan payların yalnızca kentsel dönüşüm rantı için dava konusu edilmesini sınırlandırmaktadır.
6306 Sayılı Kanun Madde 6 — Kentsel Dönüşümde Karar Alma: Riskli yapılarda yeniden inşa veya değerlendirme kararları paydaşların arsa payı çoğunluğuyla alınır; hatalı arsa payları bu çoğunluğun sağlıklı oluşmasını doğrudan etkiler.
Arsa payı düzeltilmesi davası, kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulurken bağımsız bölümlere hatalı biçimde dağıtılmış payların, Kat Mülkiyeti Kanunu m. 3/2’de öngörülen değer-oran ilkesine uygun hâle getirilmesini sağlayan, ayni nitelikte bir davadır. Özellikle kentsel dönüşüm sürecinde riskli yapı kararlarının arsa payı çoğunluğuyla alınması nedeniyle, arsa payı düzeltilmesi davası milyonluk proje paylaşımlarını doğrudan etkileyebilmektedir. Bu yazıda arsa payının nasıl hesaplandığını, davanın şartlarını, zamanaşımı durumunu, görevli mahkemeyi, kentsel dönüşümdeki kritik rolünü ve mahkemelerin davayı hangi hâllerde reddettiğini güncel Yargıtay kararları ışığında kat mülkiyeti hukuku pratiğimiz çerçevesinde ayrıntılı olarak ele alıyoruz.
Arsa Payı Düzeltilmesi Davası Nedir?
Arsa payı düzeltilmesi davası; bir binada kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulurken bağımsız bölümlere tahsis edilen arsa paylarının, KMK m. 3/2 uyarınca bu bölümlerin gerçek değerleriyle orantılı hâle getirilmesini amaçlayan bir davadır. Kanun koyucu, arsa paylarının keyfi biçimde değil bağımsız bölümlerin konumu, büyüklüğü ve niteliğine göre belirlenmesini zorunlu tuttuğu için, bu orana aykırı her pay dağılımı bu davaya konu olabilmektedir. Uygulamada halk arasında “arsa payı düzeltme davası” olarak da anılan bu dava türü, tapu kayıtlarındaki hatalı oranların telafisi için başvurulan neredeyse tek hukuki yoldur.
Uygulamada arsa payı düzeltilmesi davasının açılmasına yol açan en yaygın neden, müteahhitlerin proje aşamasında işlemleri kolaylaştırmak amacıyla tüm bağımsız bölümlere eşit arsa payı vermesidir. Bu uygulamada kat, cephe, manzara ve güneşten yararlanma gibi şerefye farkları hiç gözetilmemekte; bağımsız bölümlerin gerçek değerleriyle paylar arasında keyfi bir dağıtım ortaya çıkmaktadır. Literatürde bu tür eşit dağıtım uygulamaları, objektif değer farkı bulunan binalarda “hukuka aykırı bir basitleştirme” olarak nitelendirilmekte ve bu davanın en sık karşılaşılan sebebi olarak gösterilmektedir.
Arsa payı düzeltilmesi davası, kişisel değil ayni bir dava olarak kabul edilir; zira dava, tapuda kayıtlı arsa payı oranının kendisini, yani mülkiyet hakkının kapsamını değiştirmeyi hedefler. Bu niteliği nedeniyle davanın sonuçları yalnızca davacıyı değil, ana gayrimenkuldeki tüm kat maliklerinin arsa payı oranlarını da etkilemektedir.
Arsa Payı Nasıl Hesaplanır? Yargıtay’ın Aradığı Kriterler Nelerdir?
Arsa payı düzeltilmesi davası açıldığında mahkeme, bağımsız bölümün kuruluş tarihindeki değerini etkileyen tüm unsurları bilirkişi marifetiyle titizlikle inceler. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre arsa payı hesaplamasında dikkate alınması gereken temel kriterler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.
| Kriter Grubu | Dikkate Alınan Unsurlar |
|---|---|
| Fiziksel Özellikler | Bağımsız bölümün alanı (yüzölçümü), bulunduğu kat, mimari kullanımı |
| Konumsal Özellikler | Konumu, cephesi, manzarası, güneşten yararlanma (aydınlanma) durumu |
| Teknik Özellikler | Isınma sistemi, bağımsız bölümün cinsi (konut, işyeri vb.) |
| Dönemsel Veriler | Kat irtifakı veya mülkiyetinin kurulduğu tarihteki emlak piyasası değerleri |
| Değerleme Zamanı | Dava tarihi değil, kuruluş tarihindeki rayiç değerler esas alınır |
Dairenin, arsa payı düzeltilmesi davasında bağımsız bölümlerin değerini etkileyen unsurların alan, kat, cephe, manzara, güneşten yararlanma, ısınma sistemi ve bağımsız bölümün cinsi gibi somut kriterler üzerinden belirlenmesi gerektiğine hükmettiği görülmektedir. Kararda, bilirkişi incelemesinin bu unsurların her birini ayrı ayrı değerlendirmesi ve genel geçer ifadelerle yetinmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Hesaplama kriterlerinin somutlaştırıldığı temel kararlardan biridir.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husus, kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulduktan sonra meydana gelen değişikliklerin hesaba katılmayacağıdır. İmar durumundaki sonraki değişiklikler, manzaranın sonradan kapanması, bakım-onarım çalışmaları veya bağımsız bölüme sonradan yapılan lüks tadilatlar, arsa payı düzeltilmesi davasının konusu dışında kalmaktadır; zira KMK m. 3/2 değerlemeyi kuruluş tarihine sabitlemiştir.
Dairenin, kat mülkiyeti veya irtifakı kurulduktan sonra meydana gelen imar durumu değişiklikleri, manzara kapanması, bakım-onarım çalışmaları veya bağımsız bölüme sonradan yapılan tadilatların arsa payı hesabında dikkate alınamayacağına karar verdiği görülmektedir. Karar, arsa payı düzeltilmesi davasında değerleme anının kuruluş tarihine sabit olduğunu ve sonraki fiili değişikliklerin davanın kapsamı dışında kaldığını netleştiren önemli bir emsaldir.
Arsa Payı Düzeltilmesi Davası Açmanın Şartları Nelerdir?
Bu davanın kabul edilebilmesi için Yargıtay içtihatlarında istikrar kazanmış üç temel şart aranmaktadır: somut bir orantısızlığın varlığı, değerlemenin doğru tarihe göre yapılması ve orantısızlığı ispat yükünün doğru tarafa yüklenmesi.
Orantısızlık Şartı: Ne Kadar Fark Dava Açmak İçin Yeterlidir?
Bu şart grubunun ilk ve en temel şartı, bağımsız bölümün kat irtifakı kurulduğu tarihteki değeri ile kendisine tahsis edilen arsa payı arasında somut ve haklı bir orantısızlığın bulunmasıdır. Yargıtay, salt teorik ya da cüzi farkları yeterli görmemekte; orantısızlığın açık ve ispatlanabilir olmasını aramaktadır.
Dairenin, arsa payı düzeltilmesi davasının kabul edilebilmesi için bağımsız bölümün kat irtifakı kurulduğu tarihteki değeri ile tahsis edilen arsa payı arasında somut ve haklı bir orantısızlık bulunması gerektiğine hükmettiği görülmektedir. Kararda bu orantısızlığın bilirkişi incelemesiyle nesnel biçimde ortaya konması gerektiği vurgulanmıştır. Orantısızlık şartının temel çerçevesini çizen önemli bir Yargıtay kararıdır.
Değerleme Hangi Tarihe Göre Yapılır?
Değerlemenin hangi tarihe göre yapılacağı, davanın sonucunu doğrudan belirleyen kritik bir usul meselesidir. Yargıtay’ın istikrarlı içtihadına göre değerleme, davanın açıldığı tarihe göre değil, kat irtifakının veya kat mülkiyetinin kurulduğu tarihteki piyasa değerlerine göre yapılmalıdır.
Dairenin, arsa payı düzeltilmesi davasında değerlemenin davanın açıldığı tarihe göre değil, kat irtifakının veya kat mülkiyetinin kurulduğu tarihteki değerlere göre yapılması gerektiğine karar verdiği görülmektedir. Bu güncel karar, aradan uzun yıllar geçmiş olsa dahi bilirkişi incelemesinin geçmişe dönük kuruluş anı rayiçlerini esas alması gerektiğini teyit etmektedir. Değerleme tarihini netleştiren yakın tarihli bir emsaldir.
İspat Yükü Kime Aittir?
Bu davada ispat yükü, kural olarak orantısızlığın varlığını iddia eden davacı tarafa aittir. Davacının, arsa payları arasındaki orantısızlığa yol açan somut ve haklı nedenleri; yani bağımsız bölümünün diğerlerine göre neden daha yüksek bir paya layık olduğunu somut verilerle ortaya koyması gerekmektedir.
Dairenin, arsa payı düzeltilmesi davasında arsa payları arasındaki orantısızlığa yol açan somut ve haklı nedenlerin ispat yükünün davacı tarafta olduğuna hükmettiği görülmektedir. Karar, davacının salt “adaletsizlik” iddiasıyla yetinemeyeceğini; iddiasını bilirkişi incelemesiyle desteklenebilir somut verilerle ortaya koyması gerektiğini vurgulamaktadır. İspat yükünün doğru tarafa yüklendiğini gösteren güncel bir Yargıtay kararıdır.
Arsa Payı Düzeltilmesi Davasında Zamanaşımı veya Hak Düşürücü Süre Var mıdır?
Bu konuda merak edilen en önemli sorulardan biri, davanın belirli bir süreyle sınırlı olup olmadığıdır. KMK m. 3 kapsamında bu dava için kanunda açık bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir; zira dava, kişisel değil ayni bir hakka dayanmaktadır.
Dairenin, KMK m. 3 kapsamında arsa payı düzeltilmesi davası açmak için kanunda belirli bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmediğine karar verdiği görülmektedir. Karar, arsa payı düzeltilmesi davasının mülkiyet hakkına dayanan ayni bir dava olması nedeniyle her zaman açılabileceğini teyit etmektedir. Bu içtihat, kentsel dönüşüm sürecinde geç kalınmış görünen taleplerin dahi süre bakımından reddedilemeyeceğini gösteren önemli bir dayanaktır.
Yasal bir süre sınırı bulunmaması, davanın her koşulda kabul edileceği anlamına gelmez. Taşınmazın uzun yıllar (30-40 yıl) mevcut paylarla itirazsız kullanılması ve davanın yalnızca kentsel dönüşüm gibi süreçlerde ortaya çıkan menfaat artışı için açılması hâlinde, mahkemeler TMK m. 2 uyarınca “dürüstlük kuralına aykırılık” gerekçesiyle davayı reddedebilmektedir.
Dairenin, taşınmazın uzun yıllar mevcut arsa paylarıyla kullanılmasının ardından, davanın yalnızca kentsel dönüşüm sürecinde ortaya çıkan menfaat artışı gözetilerek açılması hâlinde TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırılık gerekçesiyle arsa payı düzeltilmesi davasının reddedilebileceğine hükmettiği görülmektedir. Bu karar, zamanaşımının bulunmamasının davanın her zaman ve koşulsuz kazanılacağı anlamına gelmediğini; mahkemelerin davanın açılış saikini de denetlediğini göstermektedir.
Davada Görevli, Yetkili Mahkeme ve Husumet (Davalı Taraf) Kimlerdir?
Bu davada usul hukuku bakımından üç temel soru netleştirilmelidir: dava nerede açılır, kime karşı açılır ve taraflar arasındaki ilişki nasıl kurulur.
Görevli mahkeme: KMK Ek Madde 1 uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise HMK m. 12 gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Husumet: Bu dava, davacı dışındaki tüm kat maliklerine karşı açılmalıdır. Bu davada malikler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır; çünkü davacının payının artırılması, matematiksel olarak diğer maliklerin paylarının azaltılması anlamına gelmektedir. Bu nedenle husumetin eksik yöneltilmesi, davanın usulden reddedilmesine yol açabilmektedir.
Kentsel Dönüşüm (6306 Sayılı Kanun) Sürecinde Arsa Payının Önemi Nedir?
Kentsel dönüşümde arsa payı, yalnızca teorik bir oran değil; mülkiyet hakkının ve karar alma gücünün doğrudan temelini oluşturmaktadır. 6306 sayılı Kanun m. 6 uyarınca riskli yapılarda yeniden inşa veya değerlendirme kararları, paydaşların arsa payı oranıyla salt çoğunluğuyla alınmaktadır. Bu nedenle hatalı biçimde belirlenmiş arsa payları, kentsel dönüşüm toplantılarında bu çoğunluğun yanlış oluşmasına doğrudan sebep olabilmekte; arsa payı düzeltilmesi davası bu noktada stratejik bir öneme kavuşmaktadır.
Uygulamada arsa payı düzeltilmesi davası açılmış olması, kentsel dönüşüm kapsamındaki yıkım işlemlerini kendiliğinden durdurmamaktadır. Süreci durdurmak isteyen malikin, ayrıca mahkemeden “ihtiyati tedbir” talep etmesi şarttır; aksi hâlde dava derdest olsa dahi bina yıkılabilmektedir. Bu nedenle dava açılırken ihtiyati tedbir talebinin dilekçeye eklenmesi, hak kaybının önlenmesi bakımından kritik bir stratejidir.
6306 sayılı Kanun m. 6’daki “paydaşların salt çoğunluğu” ifadesinin pay çoğunluğu mu yoksa paydaş (kişi) çoğunluğu mu olduğu doktrinde tartışmalıdır; bu tartışma, hatalı arsa payının kentsel dönüşüm kararlarını ne ölçüde sakatlayacağını doğrudan etkilemektedir. Riskli yapı toplantılarında alınan kararların usulüne ve gerçek arsa payı oranlarına uygun alınıp alınmadığının denetimi, site yönetimi hukuku kapsamında da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Bina Yıkıldıktan Sonra Arsa Payı Düzeltilmesi Davası Açılabilir mi?
Kentsel dönüşüm sürecinde en sık karşılaşılan ve en riskli zamanlama sorunu, binanın yıkılmasının ardından arsa payı düzeltilmesi davası açılıp açılamayacağıdır. Bina yıkıldığında kat mülkiyeti kendiliğinden sona ermekte ve taşınmaz paylı mülkiyete dönüşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre, bina yıkıldıktan sonra kuruluş tarihindeki şerefye unsurlarına (manzara, cephe, güneş alma durumu vb.) ilişkin sağlıklı bir değer tespiti yapılamayacağından, arsa payı düzeltilmesi davasının mutlaka yıkımdan önce açılması gerekmektedir. Yıkımdan sonra açılan davalar, taşınmazın hukuki statüsünün değişmesi nedeniyle reddedilme riskiyle karşı karşıyadır.
Dairenin, bina yıkıldıktan sonra kat mülkiyetinin sona ereceği ve taşınmazın paylı mülkiyete dönüşeceği; bu aşamadan sonra kuruluş tarihindeki değer tespitinin artık yapılamayacağı gerekçesiyle yıkımdan sonra açılan arsa payı düzeltilmesi davalarının hukuki statü değişikliği nedeniyle reddedildiğine hükmettiği görülmektedir. Bu güncel karar, kentsel dönüşüm sürecindeki maliklerin dava açma zamanlamasını en dikkatli planlaması gereken emsallerden biridir.
Literatürdeki bir kısım görüş ise daha esnek bir yaklaşım benimsemekte; yıkımdan sonra da dava açılabileceğini, ancak bu davanın yalnızca TMK m. 2 dürüstlük kuralı temelinde yürütülebileceğini ve geçmişe dönük şerefye tespitindeki ispat güçlüğü nedeniyle başarı ihtimalinin oldukça düşük kalacağını savunmaktadır. Bu nedenle arsa payı düzeltilmesi davası açmayı düşünen maliklerin, bina yıkılmadan önce harekete geçmesi büyük önem taşımaktadır.
- Bina yıkılmadan önce “delil tespiti davası” açılarak bağımsız bölümlerin mevcut durumu, konumu ve şerefyesi resmî olarak kayıt altına alınmalıdır
- Dava, kentsel dönüşüm kararı alınır alınmaz ve yıkımdan önce açılmalıdır
- Yıkımı geçici olarak durdurmak için dava ile birlikte ihtiyati tedbir talep edilmelidir
Arsa Payı Düzeltilmesi Davası Hangi Hâllerde Reddedilir?
Yargıtay kararları incelendiğinde, davanın reddine yol açan belirli tekrarlayan gerekçeler ortaya çıkmaktadır. Davayı açmadan önce bu ret sebeplerinin bilinmesi, hem dava stratejisinin doğru kurulması hem de gereksiz yargılama giderlerinden kaçınılması bakımından önemlidir.
Dürüstlük Kuralına Aykırılık
Taşınmazı satın alırken mevcut arsa payını bilen ve uzun yıllar bu paya göre hak ve yükümlülüklerini (aidat, karar oyu vb.) kullanan bir kişinin, sırf kentsel dönüşüm veya kamulaştırma rantından pay almak amacıyla arsa payı düzeltilmesi davası açması, Yargıtay tarafından hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilmektedir.
Dairenin, taşınmazı mevcut arsa payını bilerek satın alan ve uzun süre bu paya göre hareket eden davacının, yalnızca kentsel dönüşüm veya kamulaştırma sürecinde ortaya çıkan rant beklentisiyle arsa payı düzeltilmesi davası açmasının TMK m. 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğuna hükmettiği görülmektedir. Bu karar, dürüstlük kuralının bu davada bağımsız bir ret gerekçesi olarak nasıl işletildiğini somutlaştırmaktadır.
İspat Eksikliği ve Soyut Bilirkişi Raporları
Bilirkişi raporunun genel ve soyut ifadelerle sınırlı kalması, kuruluş tarihindeki değerlere ilişkin somut veri sunulamaması, davanın reddine yol açan en sık karşılaşılan usuli sebeplerden biridir.
Dairenin, bilirkişi raporlarının soyut ve genel ifadeler içermesi, kuruluş tarihindeki değerlere ilişkin somut veri sunulamaması hâlinde arsa payı düzeltilmesi davasının ispat yetersizliği nedeniyle reddedilmesi gerektiğine karar verdiği görülmektedir. Karar, davacı tarafın yalnızca “adaletsizlik var” demekle yetinemeyeceğini; iddiasını somut, karşılaştırmalı ve kuruluş tarihine dayalı verilerle desteklemesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Farklı Parseller Üzerindeki Yapılar
Bu dava, yalnızca aynı parsel üzerinde kurulu tek bir kat mülkiyetine tabi yapı topluluğu için açılabilir. Ayrı parseller üzerinde kurulu ve her biri kendi içinde bağımsız kat mülkiyetine sahip taşınmazlar için tek bir düzeltme davasıyla toplu bir sonuç talep edilemez.
Dairenin, ayrı parseller üzerinde kurulu ve her biri kendi içinde bağımsız kat mülkiyetine sahip taşınmazlar için tek bir arsa payı düzeltmesi yapılamayacağına hükmettiği görülmektedir. Karar, birden fazla parsel veya blok içeren sitelerde arsa payı düzeltilmesi davasının her bir kat mülkiyeti kütüğü için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Cüzi (Önemsiz) Değer Farkları
Bilirkişi incelemesi sonucunda bağımsız bölümler arasındaki değer farkının çok az (cüzi) çıkması ve genel pay dağılımının hakkaniyete açıkça aykırı bulunmaması hâlinde mahkemeler, davayı reddetme eğilimindedir. Bu noktada raporlarda bu tür küçük farklara ilişkin doğrudan bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır; ancak uygulamada ve doktrinde hâkim görüş, ölçülebilir ama önemsiz farkların dava konusu edilmesinin dürüstlük kuralıyla da çelişebileceği yönündedir.
Müteahhitlerin Tüm Bağımsız Bölümlere Eşit Arsa Payı Vermesi Hukuka Uygun mudur?
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum, müteahhitlerin proje aşamasında işlemleri kolaylaştırmak amacıyla tüm bağımsız bölümlere eşit arsa payı tahsis etmesidir. Doktrindeki hâkim görüşe göre, bağımsız bölümlerin değerleri arasında objektif ve ölçülebilir farklar bulunmasına rağmen bu şekilde yapılan eşit dağıtım, KMK m. 3/2’deki değer-oran ilkesine aykırıdır ve tapuda “yolsuz tescil” sonucunu doğurmaktadır.
Yolsuz tescil hâlinde, arsa payı düzeltilmesi davası her zaman açılabilir; zira tescil, kanuni dayanağı bulunmayan bir işleme dayanmaktadır. Bu nedenle özellikle şerefye farkları belirgin olan (üst kat-zemin kat, deniz manzaralı-manzarasız, geniş-dar daire gibi) binalarda, müteahhidin uyguladığı eşit pay dağılımının bu dava yoluyla iptal edilmeye aday bir işlem olduğu kabul edilmektedir.
Doktrinde tartışmalı bir başka konu, yönetim planına bizzat imza atan ilk maliklerin ve onların külli haleflerinin (mirasçılarının) arsa payına zımnen onay vermiş sayılıp sayılmayacağı, dolayısıyla dava açma haklarının sınırlı olup olmadığıdır. Buna karşılık sonradan taşınmazı satın alan cüzi haleflerin bu davayı açma hakkının bulunduğu görüşü daha güçlü kabul görmektedir.
Arsa Payı Düzeltilmesi Davasında Dava Stratejisi: Nelere Dikkat Edilmeli?
Bu dava türü, özellikle kentsel dönüşüm süreciyle birleştiğinde teknik ve zamanlama hassasiyeti yüksektir. Aşağıdaki kontrol listesi, davayı açmadan önce ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken temel noktaları özetlemektedir.
- Dava, mümkünse bina yıkılmadan önce açılmalı; gecikme hâlinde delil tespiti davasıyla mevcut durum kayıt altına alınmalıdır
- Bilirkişi raporunun soyut ifadelerle sınırlı kalmaması; kuruluş tarihindeki somut piyasa verileriyle desteklenmesi sağlanmalıdır
- Değerleme, dava tarihine değil kat irtifakı/mülkiyeti kuruluş tarihine göre talep edilmelidir
- Dava, davacı dışındaki tüm kat maliklerine karşı, zorunlu dava arkadaşlığı gözetilerek açılmalıdır
- Taşınmazın uzun yıllar itirazsız kullanıldığı hâllerde dürüstlük kuralı riskine karşı gerekçeler önceden hazırlanmalıdır
- Kentsel dönüşüm sürecinde yıkımı durdurmak isteniyorsa dava ile birlikte ihtiyati tedbir talep edilmelidir
- Birden fazla parsel veya blok içeren sitelerde, her kat mülkiyeti kütüğü için ayrı değerlendirme yapılmalıdır
Emsal Yargıtay Kararları
Sıkça Sorulan Sorular
Hukuki Destek Almak İster Misiniz?
Arsa payı düzeltilmesi davası avukatı desteğiyle dava zamanlamasını doğru planlamak, dürüstlük kuralı riskini bertaraf etmek ve kentsel dönüşüm sürecinde haklarınızı korumak için vakit kaybetmeden iletişime geçin.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
[…] denetimi site yönetimi hukuku kapsamında, arsa payınızın doğruluğunun denetimi ise ayrı bir arsa payı düzeltilmesi davası ile […]