TCK 34, alkol, uyuşturucu veya geçici bir nedenin etkisinde işlenen suçlarda kişinin ceza sorumluluğunu belirleyen maddedir. Gizlice ya da zorla alınan maddenin veya geçici bir nedenin etkisiyle fiilin anlamını algılayamayan, davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalan kişiye ceza verilmez (TCK 34/1); alkol veya uyuşturucuyu kendi isteğiyle alan kişi ise “çok sarhoştum, hatırlamıyorum” dese de tam kusurlu sayılır ve bu nedenle indirim alamaz (TCK 34/2). Epilepsi nöbeti, uyurgezerlik, ağır hipoglisemi ve lohusalık psikozu geçici neden olabilir; refleks hareketler fiil sayılmaz; “cinnet geçirmek” ise çoğunlukla haksız tahrik sorunudur.

TCK 34/2: Kendi İsteğiyle Alınan Alkol ve Uyuşturucu Cezayı Kaldırır mı?
“Çok Sarhoştum, Hatırlamıyorum” Savunması Ceza İndirimi Sağlar mı?
Kısa cevap: Kişi alkol veya uyuşturucuyu kendi isteğiyle aldıysa “çok sarhoştum, ne yaptığımı hatırlamıyorum” savunması cezasızlık da indirim de sağlamaz, çünkü TCK 34/2 birinci fıkradaki cezasızlık hükmünü iradi alım için uygulanmaz kılar.
TCK m.34: “(1) Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. (2) İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” (5237 sayılı Kanun’u görüntüle)
Madde iki ayrı rejim kurar. Geçici neden veya kişinin iradesi dışında alınan madde söz konusuysa kusur yeteneği ortadan kalkar ve CMK m.223/3-a gereği ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. Kişi içkiyi veya uyuşturucuyu kendi isteğiyle almışsa, TCK 34/2 nedeniyle kusur yeteneği tam kabul edilir ve mahkeme fiili alkolsüz işlenmiş gibi değerlendirir.
Hatırlamama iddiasının hukuken sonuç doğurmamasının bir sebebi daha vardır. Alkol, eylem sırasında organize hareket edebilen kişide sonradan olayın hatırlanmamasına yol açabilir; bu bellek sorunu, fiil anında algılama ve yönlendirme yeteneğinin bulunmadığını göstermez. Yargılamada bu savunmanın tek başına ileri sürülmesi inandırıcılığı da zayıflatabilir, çünkü kamera kayıtları ve tanık anlatımları çoğu zaman sanığın olayı bilinçli yönettiğini gösterir.
| Durum | Dayanak | Sonuç |
|---|---|---|
| Alkol veya uyuşturucuyu kendi isteğiyle alıp suç işleme | TCK 34/2 | Tam kusur; cezasızlık veya indirim yok |
| İçeceğe gizlice madde katılması, zorla içirilme, yanılarak alma | TCK 34/1 | Ceza verilmesine yer olmadığı (CMK 223/3-a) |
| Epilepsi nöbeti, uyurgezerlik, ağır hipoglisemi, deliryum | TCK 34/1 (geçici neden) | Ceza verilmesine yer olmadığı |
| Refleks hareket | Fiil unsuru yok | Beraat (CMK 223/2) |
| Cinnet, öfke, şiddetli elem | TCK 29 | Ceza verilir, haksız tahrik indirimi uygulanır |
Sarhoşken Küfür, Kavga, Dövme ve Adam Öldürmenin Cezası Nedir?
Kısa cevap: Sarhoşken işlenen suçların cezası, aynı suçun ayıkken işlenmesinin cezasıyla aynıdır; alkol bir indirim sebebi olmadığı gibi cezayı artıran bir neden de sayılmaz.
Sarhoşken küfür etmek hakaret suçunu oluşturur ve TCK m.125/1 uyarınca üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir; hakaret alenen işlenmişse ceza altıda bir oranında artırılır, kamu görevlisine görevinden dolayı edilmişse alt sınır bir yıldan az olamaz. Alkollü kavgada başkasına acı veren veya sağlığını bozan kişi, TCK m.86/1’e göre bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşır; yaralama basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafiflikteyse ve mağdur şikâyetçiyse ceza altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Yaralama hâlinde uygulanacak cezaları kasten yaralama suçu (TCK 86) yazımızda ayrıntılı anlattık.
Sarhoşken adam öldürmek kasten öldürme suçunu oluşturur ve TCK m.81 uyarınca müebbet hapis cezası gerektirir; nitelikli hâller ağırlaştırılmış müebbete götürür. Kişinin ölümü istemeyip öngörerek fiili işlemesi olası kasttır ve ölüm neticesinde müebbet yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezası verilir (TCK m.21/2); ancak bu azalma alkolden değil, kastın türünden doğar. Haksız tahrik, takdiri indirim gibi genel indirim sebepleri alkolden bağımsız olarak değerlendirilir. Kasten öldürmenin cezası ve indirim sebepleri için kasten öldürme suçu (TCK 81) yazımıza bakabilirsiniz.
Alkollü Kişinin İfadesi Ne Zaman Alınır, Nezarethaneye Alınır mı?
Kısa cevap: Alkollü olmak tek başına nezarethaneye alınma sebebi değildir; gözaltı ancak soruşturma yönünden zorunluysa ve kişinin suç işlediği şüphesini gösteren somut deliller varsa yapılabilir, ifade ise özgür iradeye dayanmalıdır.
CMK m.91/2 gözaltının soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve suç şüphesini gösteren somut delillere bağlı olduğunu söyler; gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye götürme için gereken süre hariç, yakalamadan itibaren yirmi dört saati geçemez. Kişinin alkollü olması bu şartların yerine getirildiği anlamına gelmez.
İfade bakımından ölçüt CMK m.148/1’dir: şüphelinin beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Ağır sarhoşken alınan ifade bu ölçüt yönünden itiraz konusu yapılabilir; savunma, ifadenin ayıldıktan sonra yeniden alınmasını isteyebilir. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukta alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4). Bu nedenle sarhoşken ve müdafi olmadan verilen kolluk ifadesi, mahkemede doğrulanmadığı sürece hükme esas alınamaz. Gözaltı ve ifade sürecindeki haklarınızı karakol ifadesi ve avukat hakkı yazımızda özetledik.
Actio Libera In Causa Nedir, Cesaret İçin Bilerek İçmek Cezayı Nasıl Etkiler?
Kısa cevap: Actio libera in causa, kusur yeteneği eylem anında bulunmasa bile bu duruma kendi iradesiyle sebep olan failin sorumlu tutulması demektir; suç işlemek için cesaret toplamak amacıyla bilerek içmek ise eylemin kasten işlenmiş sayılmasına ve nitelikli hâllerin uygulanmasına yol açar.
Doktrin iradi sarhoşluğu üçe ayırır. Tasarlanmış sarhoşlukta kişi öldürme veya yaralama gibi belirli bir suçu işlemek için korkularını bastırmak amacıyla bilerek içer; eylem kasten işlenmiş sayılır ve tasarlama koşulları varsa nitelikli hâller uygulanır. Kasdi sarhoşlukta kişi suç düşüncesi olmadan sırf eğlenmek veya sarhoş olmak için içer; sorumluluk TCK 34/2 gereği tamdır. Taksirli sarhoşlukta kişi kontrolü kaybetmeyi istemeden dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı biçimde aşırı tüketir; başlangıç iradi olduğu için sorumluluk yine devam eder.
Dikkat: TCK 34/2 metninde yalnızca alkol ve uyuşturucu geçer. Bilerek aç kalıp hipoglisemiye girmek veya uykusuz araç kullanmak gibi iradi geçici nedenlerin kapsama alınıp alınmayacağı doktrinde tartışmalıdır; dar yorumu savunanlara göre bu hâllerde fail ancak taksir sorumluluğuyla (TCK m.22) cezalandırılabilir.
Alkollü Araç Kullanıp Ölüme veya Yaralanmaya Sebep Olmak Neden Bilinçli Taksirdir?
Kısa cevap: Alkol veya uyuşturucu etkisiyle emniyetli sürüş yeteneğini kaybetmiş şekilde araç kullanıp ölüm ya da yaralanmaya sebep olan sürücü, neticeyi öngörmesine rağmen kazanın olmayacağına güvendiği için taksirli suçu bilinçli taksirle işlemiş sayılır ve cezası üçte birden yarısına kadar artırılır.
TCK m.22/3: “Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.” (5237 sayılı Kanun’u görüntüle)
TCK m.179/3: “Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” (5237 sayılı Kanun’u görüntüle)
TCK m.179/3’ün aradığı şey, alkolün veya uyuşturucunun sürücüyü emniyetli sevk ve idare edemeyecek hâle getirmiş olmasıdır; yalnızca “alkol aldı” demek yeterli kabul edilmez. Bu durum kan veya idrar tahlili ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu raporuyla ortaya konur. Tahlil ve rapor olmadan, yalnızca doktor gözlemine dayanılarak bilinçli taksir uygulanması hukuka aykırı bulunmaktadır. İdari para cezası ve ehliyet yaptırımları için alkollü araç kullanma cezası ve ikinci kez alkollü araç kullanma yazılarımıza bakabilirsiniz.
Kaza sonucunda kişi yaralanır veya ölürse uygulamada yaklaşım şöyledir: tehlike suçu netice suçuna dönüştüğünden sürücü ayrıca TCK m.179/3’ten değil, bilinçli taksirle yaralama veya öldürme suçundan cezalandırılır. Bu yaklaşım ceza hukukunda içtima tartışması yaratmıştır; her hâlde sürücü bakımından artırımın gerekçelendirilmesi ve alkol veya uyuşturucu etkisinin ispatı aranır.
Alkol veya Madde Bağımlılığı Ceza Ehliyetini Ortadan Kaldırır mı?
Kısa cevap: Bağımlılık, kişi maddeyi iradi olarak aldığı sürece TCK 34/1 kapsamında cezasızlık sağlamaz; ağır kullanımın kalıcı akıl hastalığına yol açtığı durumlarda TCK m.32, bağımlı faillere ise TCK m.57/7 gereği tedavi güvenlik tedbiri uygulanır.
TCK m.57/7: “Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir.” (5237 sayılı Kanun’u görüntüle)
Bağımlılık savunması iki sonuçla karşılaşır. Uzun süreli ve ağır kullanım beyinde kalıcı organik hasar veya psikotik tablo oluşturmuşsa kişi TCK 34 kapsamında değil, akıl hastalığını düzenleyen TCK m.32 kapsamında değerlendirilir; bunun için rapor ve hastalık iddiası gerekir. Akıl hastalığı iddiası veya raporu olmayan, iradi alkol kullanan sanığa akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri verilmesi ise yasaya aykırıdır.
İkinci sonuç, TCK m.57/7’dir: ceza verilse bile bağımlı fail hakkında bağımlılara özgü sağlık kuruluşunda tedavi güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu tedbir ceza infazı gibi bitiş tarihi belli bir süreye bağlı değildir; bağımlılıktan kurtulana kadar sürer ve sağlık kurulu raporu üzerine infaz hâkimi kararıyla sona erer. Savunma açısından bağımlılık belgelendirilmeli, ancak tedbirin süre belirsizliği de hesaba katılmalıdır. Uyuşturucu kullanma suçunda tedavi ve erteleme imkânlarını uyuşturucu kullanma suçu yazımızda anlattık.
Sarhoş Birinin Yaptığı Hukuki İşlem Geçerli mi?
Kısa cevap: Sarhoş birinin yaptığı sözleşme, evlilik veya vekâlet gibi hukuki işlemler, kişi fiil anında ayırt etme gücünden yoksunsa hukuki sonuç doğurmaz; bu iddiayı ispat etmek ise iddia eden tarafa düşer.
Medeni hukukta sarhoşluk ceza hukukundan farklı değerlendirilir. TMK m.13, akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkesin ayırt etme gücüne sahip olduğunu; sarhoşluğu da bu yetenekten yoksun bırakan sebepler arasında sayar. TMK m.15 ise ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere hukuki sonuç doğurmayacağını söyler.
Dolayısıyla ağır sarhoşken imzalanan bir sözleşmenin iptali ve hükümsüzlüğü, kişinin o işlem anında ayırt etme gücünden yoksun olduğunun kanıtlanmasına bağlıdır. Kan alkol raporu, kamera görüntüleri ve tanıklar bu ispatın temel araçlarıdır. Ceza hukukundaki TCK 34/2 kuralı bu sonucu değiştirmez; çünkü iradi sarhoşluk ceza sorumluluğunu kaldırmasa da hukuki işlemin geçerliliği ayrı bir sorudur.
TCK 34/1: Zorla, Gizlice veya Yanılarak Alınan Madde Cezayı Kaldırır mı?
Barda İçeceğine Gizlice Hap Atılan veya Zorla İçirilen Kişi Ceza Alır mı?
Kısa cevap: İçeceğine gizlice uyuşturucu veya uyutucu madde katılan, zorla alkol içirilen ya da başka bir sıvı sanarak alkol alan kişi, fiilin anlamını algılayamıyorsa ya da davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmışsa TCK 34/1 gereği ceza almaz.
TCK 34/1, kişinin iradesi dışında alınan alkol veya uyuşturucunun etkisini geçici neden gibi ele alır. Kanun gerekçesi de kişinin maddeyi bilmeden veya zorla almış olabileceğini, bu durumda kusur yeteneğinin bulunmadığını belirtir. Kapsama giren hâller şunlardır: kişinin haberi olmadan içeceğine madde karıştırılması, cebir veya tehditle içki ya da madde içirilmesi, kişinin aldatılarak zararsız bir içecek sanıp alkol tüketmesi.
Bu cezasızlığın en önemli şartı, failin durumun ortaya çıkmasında kasten veya taksirle hiçbir kusurunun bulunmamasıdır. Kişi içeceğini gözetimsiz bırakıp tanımadığı kişilerden içecek kabul etmişse mahkeme taksiri tartışabilir. Şartlar oluşmuşsa hüküm, kusur bulunmadığı için ceza verilmesine yer olmadığı kararıdır (CMK m.223/3-a); kalıcı bir tehlikelilik olmadığından akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri de uygulanmaz.
Reçeteli İlacın Beklenmeyen Yan Etkisiyle Bilinç Kaybı Yaşayıp Suç İşleyen Kişi Ceza Alır mı?
Kısa cevap: Hekim reçetesine uygun kullanılan ilacın prospektüste yer almayan veya öngörülemeyen ağır yan etkisiyle (akut deliryum, disosiyatif reaksiyon gibi) suç işleyen kişide kusur bulunmadığı için TCK 34/1 uygulanır; prospektüs uyarılarına aykırı davranan kişi ise taksirden sorumlu tutulur.
İlaç kaynaklı bilinç kaybı bakımından belirleyici soru, ilaç kullanımının iradi ve uyarılara uygun olup olmadığıdır. Hekim kontrolünde, talimata uygun kullanılan ilacın önceden öngörülemeyen akut deliryum, disosiyatif reaksiyon veya şuur bulanıklığı yaratması, irade dışı alınan madde etkisine benzer biçimde kusursuzluk doğurur.
Prospektüste “uyku yapar, araç ve makine kullanmayınız, alkolle birlikte almayınız” gibi açık bir uyarı varken bunu çiğneyen kişi bakımından durum değişir. Bu kişi etkiyi öngörebilecekken riski almış sayılır ve meydana gelen netice için taksir sorumluluğu devam eder. Nadir yan etki olarak yazılan psişik reaksiyonlarda ise taksir, bilinçli taksir veya kaçınılmaz geçici neden ayrımı her olayda ayrı tartışılır; bu yüzden reçete kayıtları, hekim talimatı ve prospektüs mutlaka dosyaya sunulmalıdır.
Geçici Neden Nedir? Uyurgezerlik, Epilepsi, Refleks ve Lohusalık Psikozu
Geçici Neden Ne Demektir, Uyurgezerlik veya Hipnozda İşlenen Suçun Cezası Var mıdır?
Kısa cevap: Geçici neden, kişide sürekli bir akıl hastalığı olmaksızın algılama ve irade yeteneğini arızi olarak ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan durumdur; uyurgezerlik, hipnoz ve lohusalık psikozu bunlara örnektir ve bu hâllerde ceza verilmez.
Geçici nedenler ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağı öngörülemeyen arızi durumlardır; etkisi geçince kişi normal hâline döner. Kanun gerekçesi örnek olarak kimyasal koku etkisini, uyku hâlini, hipnotik telkini, diyabeti, üremiyi ve doğum sonrası psikozları sayar. Uyurgezerlik atağında kişi iradi hareket etmediğinden fiil cezalandırılamaz; kendi iradesi dışında hipnotik telkin altında suç işleyen kişide de sorumluluk doğmaz.
Bu hâllerde de bir sınır vardır: gerekçe, uyuyakalan annenin bebeğine zarar vermesi örneğinde sorumluluğun uyku hâlindeki davranışa değil, uykuya geçmeden önceki dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışa bağlandığını belirtir. Yani kişi uyku bastığını bilerek riskli bir işe girişmişse, geçici nedenin kendisine isnat edilemeyen kısmı ile öncesindeki taksirli davranışı ayrı değerlendirilir.
Epilepsi Krizi, Diyabetik Şok veya Ateşli Deliryum Sırasında Yaralama ya da Ölüm Cezasız mı Kalır?
Kısa cevap: Epilepsi nöbeti, ağır hipoglisemi (kan şekerinin aşırı düşmesi) ve yüksek ateşin yol açtığı deliryum sırasında şuur kapalıyken işlenen fiillerde TCK 34/1 gereği ceza verilmez; ancak hastalığını bilip ilacını kullanmayarak araç kullanan kişi taksirden kurtulamaz.
Nöbet anında gelişen istemsiz kasılmalar veya nöbet sonrası konfüzyon, kusur yeteneğini ortadan kaldırır. Aynı şekilde kan şekerinin aşırı düşmesi veya yüksek ateş kaynaklı toksik deliryum şuuru kapattığında kişi fiilin anlamını algılayamaz. Bu durumda mahkeme TCK 34/1’i uygular ve ceza verilmesine yer olmadığına karar verir.
Savunmanın zayıf noktası, hastalığın ve kriz ihtimalinin bilinmesidir. Kişi epilepsi hastası olduğunu, düzenli ilaç kullanması gerektiğini ve araç kullanmasının tehlikeli olduğunu bildiği hâlde ilacını bırakıp trafiğe çıkmışsa, kaza sonucundan taksirle sorumlu tutulur. Ayrıca epilepsi iddiasıyla birlikte alkol de varsa, alkolün iradi alınması TCK 34/2’yi gündeme getirir ve geçici neden savunmasını zayıflatır.
Refleks Hareketleri Suç mudur, Kaynar Su veya Elektrik Çarpmasıyla Zarar Vermek Cezalandırılır mı?
Kısa cevap: Üzerine kaynar su dökülen veya elektrik çarpan kişinin refleksle yanındakine zarar vermesi suç değildir, çünkü refleks hareket ceza hukuku anlamında iradi bir fiil sayılmaz ve fiil unsuru oluşmadığından sonuç beraattir.
Ceza hukukunda önce fiil, sonra kusur incelenir. Merkezi sinir sisteminin irade süzgecinden geçmeden verdiği anlık tepkiler, örneğin kaynar su, elektrik çarpması veya arı sokması karşısındaki hareketler, bir hareket sayılmaz. Bu nedenle inceleme TCK 34 aşamasına, yani kusur yeteneğine hiç geçmez.
Verilecek karar da farklıdır: geçici neden hâlinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilirken, refleks hareketinde kast veya taksir bulunmadığı için beraat kararı verilir (CMK m.223/2). Önemli olan, hareketin gerçekten anlık ve istemsiz bir tepki olduğunun kanıtlanmasıdır; olaydan önce kişinin riski bilerek yaklaşması gibi durumlar taksir tartışmasını açabilir.
Lohusalık Psikozu Geçici Neden Sayılır mı, Bebeğini Öldüren Anne Ceza Alır mı?
Kısa cevap: Lohusalık psikozu TCK 34 kapsamında geçici neden sayılabilir, ancak lohusalık döneminde olmak tek başına yetmez; fiil anında annenin algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bu nedenle önemli ölçüde kaybolduğu bilimsel raporla ortaya konmalıdır.
Kanun gerekçesi doğum sonrası psikozları geçici neden örnekleri arasında sayar. Uygulamada sorun, lohusalık döneminde biyolojik ve psikolojik değişimlerin bulunmasıyla bunların annenin fiil anındaki algılama ve irade yeteneğini kaybettirmesi arasında nedensellik kurulmasıdır. Her lohusa kadında psikoz gelişmediği gibi her lohusalık sendromu da ruhsal bozukluk düzeyine ulaşmaz.
Psikoz sürekli bir akıl hastalığı aşamasındaysa TCK m.32, yalnızca geçici bir etkiyse TCK 34 uygulanır. Fiil anındaki durum, doğum öncesi ve sonrası tıbbi kayıtlar, kullanılan ilaçlar ve gebeliğin fark edilmemesi gibi olgular birlikte incelenmelidir. Adli Tıp Kurumunun TCK m.32 uyarınca verdiği genel ehliyet raporu yetmez; TCK 34’e özgü, olaydan mümkün olduğunca kısa süre sonra hazırlanmış bilimsel bir rapor gerekir.
“Cinnet Geçirmek” ve Haksız Tahrik (TCK 29) ile TCK 34 Arasındaki Fark Nedir?
TCK 32 (Akıl Hastalığı) ile TCK 34 (Geçici Neden) Arasındaki Fark Nedir?
Kısa cevap: TCK m.32 sürekli ve patolojik bir akıl hastalığını, TCK 34 ise arızi ve geçici bir durumu kapsar; ikisinde de kusur yeteneği ortadan kalkıyorsa ceza verilmez, fakat yalnızca akıl hastalığında güvenlik tedbiri uygulanır.
TCK m.32/1: “Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.” (5237 sayılı Kanun’u görüntüle)
Fark, hastalığın sürekliliğindedir. TCK m.32 sürekli, organik veya psikotik bir akıl hastalığını düzenler; birinci fıkrada ceza verilmez ve kişi hakkında güvenlik tedbirine hükmedilir. İkinci fıkrada davranışları yönlendirme yeteneği azalmışsa ceza indirilebilir. Geçici nedenler ise süreklilik göstermediğinden kanun koyucu bu kişiler hakkında güvenlik tedbiri öngörmemiştir.
24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun bu farkı daha da belirginleştirmiştir. TCK m.32/2 uyarınca yeteneği azalmış kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunur; m.57/2’ye eklenen cümleye göre m.32/1 kapsamında güvenlik tedbiri uygulananların kurumda geçirecekleri süre, ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet gerektiren suçlarda en az bir yıl, üst sınırı on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda en az altı ay olmalıdır. TCK 34/1 uygulanan kişi için böyle bir tedbir yoktur.
| Ölçüt | TCK m.32 (akıl hastalığı) | TCK 34/1 (geçici neden) | TCK m.29 (haksız tahrik) |
|---|---|---|---|
| Durum | Sürekli, patolojik hastalık | Arızi, geçici şuur veya irade kaybı | Haksız fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elem |
| Kusur yeteneği | Tamamen kalkar veya azalır | Önemli ölçüde kalkar veya azalır | İrade zayıflar, şuur tamamen kalkmaz |
| Sonuç | m.32/1: ceza verilmez; m.32/2: indirimli ceza | Ceza verilmesine yer olmadığı | Ceza verilir, indirim yapılır |
| Güvenlik tedbiri | Akıl hastalarına özgü tedbir uygulanır | Uygulanmaz | Uygulanmaz |
“Cinnet Geçirdim, Gözüm Döndü” Savunması Beraat Getirir mi?
Kısa cevap: Halk arasında “cinnet geçirmek” olarak anılan şiddetli öfke ve gazap hâli kural olarak TCK 34 anlamında geçici neden sayılmaz ve beraat getirmez; haksız bir fiilden doğmuşsa TCK m.29 kapsamında haksız tahrik indirimi sebebi olabilir.
Cinnet hukuki bir kavram değildir. “Gözüm döndü” veya “kendimi kaybettim” demek, kişinin fiilin anlamını algılayamadığını veya davranışlarını yönlendiremediğini göstermez; bu nedenle mahkeme çoğu zaman bu savunmayı kusur yeteneğini kaldıran bir neden olarak kabul etmez. Savunmanın doğru adresi, hiddetin bir haksız eylemden doğup doğmadığıdır.
İstisna, öfkenin tıbbi olarak akut disosiyatif veya psikotik bir ruhsal karışıklığa dönüşmüş olmasıdır. Böyle bir tablo sağlık kurulu ve Adli Tıp Kurumu raporlarıyla ortaya konulabilirse, TCK m.29 yerine TCK 34/1 gündeme gelebilir. Raporsuz yapılan “cinnet” iddiası ise tahrik indirimini bile zayıflatan, soyut bir ifade olarak kalır.
Haksız Tahrikte İradenin Zayıflaması ile Geçici Nedende İradenin Tamamen Kaybolması Arasındaki Savunma Farkı Nedir?
Kısa cevap: Haksız tahrikte irade zayıflamıştır ama kaybolmamıştır ve fail cezalandırılıp indirim alır; geçici nedende ise irade ve algılama önemli ölçüde kaybolduğu için ceza verilmez, bu yüzden iki savunma birbirine ikame edilemez ve kanıt düzeyi çok farklıdır.
TCK m.29/1: “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” (5237 sayılı Kanun’u görüntüle)
Haksız tahrik, mağdurdan gelen haksız bir fiile karşı gösterilen tepkiyi cezalandırır, ama kusurluluğu azaltır; indirim miktarı, ceza türüne göre kanundaki oranlarla belirlenir. Geçici neden ise indirim değil, cezasızlık sonucu doğurur; bu yüzden ispat yükü de buna uygun ağırdır: olay anına özgü tıbbi bir etken ve bunun algılama ile irade yeteneğine etkisi gösterilmelidir.
Pratikte doğru sıra şöyledir: önce fiilin iradi olup olmadığı, sonra durumun kaynağı (geçici neden, irade dışı madde veya iradi alım), en sonda ise tahrik ve diğer indirim sebepleri incelenir. Alkollü veya öfkeli bir fail için çoğu zaman gerçekçi savunma TCK 34 değil, TCK m.29 olur; bu nedenle iradi alımda TCK 34/1 savunmasında ısrar etmek, mahkeme nezdinde inandırıcılığı zedeleyebilir. Savunmanın baştan doğru kurulması için İstanbul ceza avukatı sayfamızdaki süreç bilgilerine de göz atabilirsiniz.
TCK 34 Savunmasında Hangi Deliller ve Raporlar Gerekir? Adım Adım Yapılacaklar
TCK 34 Savunması İçin Adım Adım Ne Yapılmalıdır?
Kısa cevap: TCK 34 savunması için önce olayın hangi gruba girdiği (iradi alım, irade dışı alım, geçici neden, refleks) belirlenir, ardından kan ve idrar tahlili, kamera kayıtları, tıbbi belgeler ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu gözlemi talep edilir.
| Adım | Yapılacak işlem | Neden önemli? |
|---|---|---|
| 1. Grubu belirleme | Maddenin iradi mi, gizli veya zorla mı alındığı; durumun geçici neden mi, refleks mi olduğu | İradi alımda TCK 34/1 savunması sonuçsuz kalır |
| 2. Tahlil | Olaydan hemen sonra kan ve idrar örneği alınması, maddenin türü ve yoğunluğunun belirlenmesi | İradesi dışında alım iddiasının temel delilidir |
| 3. Kayıtları toplama | Mekân kameraları, sipariş fişleri, garson ve tanık beyanları | İçeceğe müdahale olup olmadığını gösterir |
| 4. Tıbbi geçmiş | Hastalık raporları, reçete ve ilaç kayıtları, prospektüs | Epilepsi, diyabet, ilaç yan etkisi iddialarını belgeler |
| 5. Gözlem talebi | CMK m.74 uyarınca resmî sağlık kurumunda gözlem altına alınma talebi | Fiil anındaki akli melekelerin saptanması için gerekir |
| 6. Rapor niteliği | TCK 34’e özgü, olay anındaki etkiyi açıklayan bilimsel rapor istenmesi | Genel ehliyet raporu yeterli kabul edilmez |
| 7. Savunma stratejisi | Gerekirse TCK m.29 (haksız tahrik) ve diğer indirimlerin kurgulanması | İradi alımda gerçekçi indirim yolu budur |
İrade Dışı Madde Alımı Toksikoloji Raporu ve Kamera Kayıtlarıyla Nasıl İspatlanır?
Kısa cevap: İradesi dışında madde aldığını ileri süren sanık bu iddiasını olaydan hemen sonra alınan kan ve idrar tahlili, mekân kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla somut olarak kanıtlamalıdır; çünkü sözlü beyan tek başına yeterli kabul edilmez.
Toksikolojik rapor, kanda ve idrarda maddenin türünü, yoğunluğunu ve farmakolojik etkisini gösterir; bu veriler “iradi kullanım mı, irade dışı zehirlenme mi” sorusunun teknik cevabıdır. Bazı sedatif maddelerin vücuttan kısa sürede atılması nedeniyle, geç başvuruda bu delilin elde edilememesi savunmayı zayıflatır; bu yüzden olaydan sonra gecikmeden hastaneye gidilmeli ve tahlil istenmelidir.
Kamera görüntüleri bardağın hazırlanışını, kişinin içeceğini bıraktığı anı ve dışarıdan müdahale olup olmadığını ortaya koyabilir. Tanık beyanları, bardağın başında kimlerin bulunduğu ve kişinin davranış değişikliği zamanlaması bakımından önem taşır. Mekân sahibi kayıtları süreli saklıyorsa, kayıtların hızla dosyaya kazandırılması için müdafi aracılığıyla savcılığa başvurulmalıdır.
Geçici Nedenin İspatı: Adli Tıp Kurumu Gözlem Raporuyla İradenin Kaybı Nasıl Kanıtlanır?
Kısa cevap: Geçici neden iddiası resmî sağlık kurumunda gözlem ve Adli Tıp Kurumu raporuyla kanıtlanır; gözlem süresi üç haftayı, ek sürelerle birlikte toplam üç ayı geçemez ve rapor olay anına özgü etkiyi göstermelidir.
CMK m.74/3: “Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez.” (5271 sayılı Kanun’u görüntüle)
CMK m.74/1 uyarınca fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun davranışlarına etkisini saptamak için, uzman hekim önerisiyle, Cumhuriyet savcısı ve müdafi dinlendikten sonra resmî sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına karar verilebilir. Karar soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme tarafından verilir ve karara itiraz edilebilir; itiraz kararın yerine getirilmesini durdurur.
Önemli olan raporun içeriğidir. TCK m.32 kapsamındaki genel bir akıl hastalığı incelemesiyle yetinilmemeli, olay anına özgü geçici etkinin kişinin algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini ne ölçüde kaldırdığı ya da azalttığı gerekçeli ve bilimsel olarak ortaya konmalıdır. Genel ehliyet raporuyla yetinilerek verilen mahkûmiyetler, eksik araştırma nedeniyle bozma sebebi olabilmektedir.
Emsal Kararlar
Aşağıdaki kartlarda TCK 34 konusunda Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarının künyeleri, olayın özeti ve sonucu yer almaktadır. Karar adlarına tıklayarak ilgili karta gidebilirsiniz.
| Karar | Konu | Sonuç |
|---|---|---|
| Yargıtay 4. CD, K. 2025/18584 | Hakaret, alkol etkisinde işlendiği savunması | Onama |
| Yargıtay 4. CD, K. 2025/6099 | Aşırı alkollü olma savunması, kamera ve tanık | Onama |
| Yargıtay 4. CD, K. 2025/6570 | Alkol etkisinde kolluk ifadesi, bağlantılı dava | Bozma |
| Yargıtay 4. CD, K. 2026/2311 | Alkol ve epilepsi iddiası | Düzelterek onama |
| Yargıtay 6. CD, K. 2023/11135 | Nitelikli yağma, alkolle kastın oluşmadığı iddiası | Onama |
| Yargıtay 6. CD, K. 2023/29 | Nitelikli hırsızlık, bali çekerek suç işleme | Onama |
| Yargıtay 6. CD, K. 2023/10641 | Yağma, uyuşturucu bağımlılığı savunması | Onama |
| Yargıtay 6. CD, K. 2023/12287 | İradi uyuşturucu kullanımı | Onama |
| Yargıtay 4. CD, K. 2024/1699 | İradi alkol, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri | Bozma |
| Yargıtay CGK, K. 2022/567 | Alkollü sürüş, tehlike suçu ve taksirle yaralama | İtirazın reddi |
| Yargıtay 12. CD, K. 2023/86 | MDMA etkisi, bilinçli taksir artırımı | Onama |
| Yargıtay 12. CD, K. 2021/1965 | Tahlilsiz bilinçli taksir uygulaması | Bozma |
| Yargıtay 12. CD, K. 2024/3792 | Aşırı alkolle araç kullanma, TCK m.179 | Onama |
| İzmir BAM 14. CD, K. 2020/488 | Uyuşturucu etkisinde ölümlü kaza, bilinçli taksir | Kaldırma ve mahkûmiyet |
| Yargıtay CGK, K. 2025/300 | Lohusalık psikozu ve TCK 34 | Bozma |
İradi Alkol ve Uyuşturucu Etkisinde İşlenen Suçlar Kararları (TCK 34/2)
Hakaret suçundan yargılanan sanığın müdafii, eylemin alkol etkisinde işlendiğini, bu nedenle ceza verilemeyeceğini ve sözlerin hakaret niteliğinde olmadığını ileri sürmüştür. Daire, TCK 34/2’deki amir hüküm karşısında ceza sorumluluğunun kalkmadığına ilişkin yerel mahkeme kabulünü yerinde bulmuş, temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar vermiştir. Karar, iradi alkol etkisinin hakaret suçunda da cezasızlık sağlamadığını gösterir.
Sanığın aşırı alkollü olduğu ve kastının bulunmadığı savunmasına karşı Daire, tanık anlatımları ve olay anına ilişkin kamera görüntüleri doğrultusunda savunmaya itibar edilmediğini, yargılama sırasında sanığın akıl sağlığına dair bir beyan veya belge bulunmadığını belirtmiştir. TCK 34/2 gereği ceza sorumluluğunun kalkmadığı veya azalmadığı sonucuna varan Daire mahkûmiyet hükmünü onamıştır. Karar, alkol savunmasının kamera ve tanıklarla çürütüldüğü bir örnektir.
Sanık olay günü bir miktar alkol aldığını, alkolün etkisiyle kollukta nasıl ifade verdiğini bilmediğini ileri sürmüştür. Daire, TCK 34/2 uyarınca sanığın ceza sorumluluğunun ortadan kalkmadığı veya azalmadığı sonucuna varmış; ancak bağlantılı hakaret davasının araştırılmaması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle bozmuştur.
Sanık müdafii, sanığın alkollü olduğunu ve epilepsi hastası bulunduğunu ileri sürmüştür. Daire, TCK 34/2 karşısında ceza sorumluluğunun kalkmadığı ve azalmadığı yönündeki yerel mahkeme kabulünü yerinde bulmuş, sonuç cezanın hesaplanmasındaki hatayı düzelterek hükmü 1 yıl 6 ay 28 gün hapis cezası olarak onamıştır.
Nitelikli yağma suçundan yargılanan sanık, alkol etkisiyle kastının oluşmadığını savunmuştur. Daire, TCK 34/2 doğrultusunda iradi alkol alan sanığın kusur yeteneğinin var olduğunun kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir. Karar, kastın alkolle ortadan kalktığı iddiasının kabul görmediğini gösterir.
Nitelikli hırsızlık suçundan yargılanan sanık bali çekerek kendisini etki altında bırakmıştır. Daire, sanığın bali çekerek kendisini iradesiyle etki altında bırakan kişi olduğunu belirtmiş, TCK 34/2’deki kural gereği birinci fıkra hükmünün uygulanamayacağını kabul ederek temyiz isteminin esastan reddi ve mahkûmiyetin onanmasına karar vermiştir.
Yağma suçundan yargılanan sanık müdafii, sanığın uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele ettiğini ileri sürmüştür. Daire, TCK 34/2 uyarınca iradi olarak alınan uyuşturucu etkisinde suç işleyen kişi hakkında birinci fıkra hükmünün uygulanamayacağını belirterek temyiz isteminin esastan reddi ve hükmün onanmasına oy birliğiyle karar vermiştir. Karar, bağımlılığın iradi kullanım sayıldığını gösterir.
Uyuşturucu etkisinde suç işlediğini savunan sanık bakımından Daire, sanığın iradi bir şekilde uyuşturucu kullandığının sabit olduğunu, bu nedenle TCK 34/2 uyarınca hükümde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek onama kararı vermiştir.
Hakaret suçundan alkollü hâlde yargılanan sanığa yerel mahkeme TCK m.32/2 uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri uygulamıştır. Daire, sanığın iradi olarak alkol kullandığının sabit olduğunu, akıl hastalığı iddiası veya raporu bulunmadığını belirterek güvenlik tedbirini hukuka aykırı bulmuş; ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebinin tartışılmamasını da bozma sebebi saymıştır. Karar, 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’dan önceki metne göre verilmiştir.
Alkol veya Uyuşturucu Etkisinde Araç Kullanma Kararları (TCK 179/3 ve 22/3)
Alkollü araçla öndeki araca çarparak iki kişinin yaralanmasına sebep olan sürücü, asliye ceza mahkemesince hem bilinçli taksirle yaralamadan hem TCK m.179/3’ten ayrı ayrı mahkûm edilmişti. 12. Ceza Dairesi, tehlike suçunun zarar suçuna dönüştüğü gerekçesiyle yalnızca taksirle yaralamadan ceza verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı Genel Kurulda oyçokluğuyla reddedilmiştir. Üyelerin bir kısmı iki suçtan ayrı mahkûmiyet verilmesi gerektiği yönünde karşı oy kullanmıştır.
Kanında MDMA ve MDA bulunan sürücünün karıştığı kazada Adli Tıp Kurumu raporu, kişinin kaza anında emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceğini oy birliğiyle belirtmiştir. Önceki bozma ilamında, artırımın yalnızca uyuşturucu kullanımına dayanılarak üçte bir yerine yarı oranında yapılması fazla ceza tayini sayılmıştır. Daire, bozma sonrası kurulan 6 yıl 8 ay hapis cezası hükmünü onamıştır.
Esrar etkisi altında araç kullandığı iddia edilen suça sürüklenen çocuk hakkında tahlil yapılmamıştı. Daire, kan veya idrar örneğinde esrar metaboliti etken maddelerinin bulunduğuna dair bir bulgu olmayan çocuk hakkında yalnızca doktor gözlemine dayanılarak bilinçli taksir hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek hükmü bozmuştur.
İlk derece mahkemesinin beraat kararını kaldıran Bölge Adliye Mahkemesi, sanığın arkadaşının ısmarladığı alkolü aldığını ve alkollü iken araç kullandığını ikrar ettiğini, olay günü aldığı 3,52 promil alkolün etkisiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediğini kabul ederek mahkûmiyet kurmuştur. Daire bu mahkûmiyet hükmünü onamıştır.
Uyuşturucu etkisinde ölümlü trafik kazasına karışan sanık, kazadan önce alkol veya uyuşturucu almadığını savunmuştur. Daire, sanığın yargılama sırasında ikrar ettiği ve dosyadaki tahlil raporlarıyla desteklenen olgulara dayanarak olay tarihinde araç kullanırken uyuşturucu etkisinde olduğunu kabul etmiş, eylemi bilinçli taksir sayarak ilk derece kararını kaldırmış ve sanığı 3 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.
Geçici Neden ve Lohusalık Psikozu Kararı (TCK 34/1)
Doğumu banyoda tek başına yapan ve yeni doğan bebeğini kasten öldürdüğü kabul edilen anne, Adli Tıp Kurumunun TCK m.32 uyarınca düzenlediği ehliyetinin tam olduğu raporuna dayanılarak müebbet hapse mahkûm edilmişti. Genel Kurul, lohusalık psikozunun TCK 34 kapsamında geçici neden olarak değerlendirilmesi gerektiğini, lohusalık döneminde olmanın tek başına yetmeyeceğini, fiil anında algılama ve irade yeteneğine etkisinin saptanması ve genel raporla yetinilmeyip TCK 34’e özgü bilimsel rapor alınması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını eksik araştırma nedeniyle bozmuştur. Dört üye karşı oy kullanmıştır.

Sık Sorulan Sorular
Alkol, uyuşturucu veya geçici bir nedenin etkisinde işlendiği ileri sürülen bir suçtan soruşturma ya da kovuşturma mı geçiriyorsunuz? Olayın hangi gruba girdiği, tahlil ve kamera delillerinin korunması, Adli Tıp Kurumu gözlemi ve TCK 34 ile haksız tahrik savunmalarının kurgusu birlikte değerlendirilerek yol haritası belirlemek için Ümraniye ve İstanbul ceza avukatı olarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Yasal Uyarı: Bu makale, TCK 34 kapsamında alkol, uyuşturucu ve geçici nedenlerin ceza sorumluluğuna etkisini genel bilgilendirme amacıyla açıklar; somut olayın özelliklerine, tahlil ve rapor sonuçlarına ve karar tarihlerine göre hukuki sonuçlar değişebilir. Mevzuat, uygulama ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden güncel ve kişiye özel hukuki danışmanlık için bir avukata başvurulması tavsiye edilir. Bu içerik avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve bağlayıcı hukuki görüş niteliği taşımaz. — Av. Turgut Ekrem — turgutekrem.av.tr