kazai rüşt davası

Kazai rüşt davası, henüz 18 yaşını doldurmamış ancak 15 yaşını tamamlamış küçüklerin, kendi istekleri ve kanuni temsilcilerinin rızasıyla mahkeme kararıyla ergin (reşit) sayılmasını sağlayan istisnai bir hukuki yoldur. Türk Medeni Kanunu’nun 12. maddesinde düzenlenen bu müessese; şirket kurmak, memuriyete atanmak veya aile mirasını yönetmek gibi somut bir menfaati bulunan küçüklere, olağan 18 yaş sınırını beklemeden tam fiil ehliyeti kazandırır. Kazai rüşt davasının yasal şartları, görevli mahkemesi, dava süreci ve kararın doğurduğu hukuki sonuçları bu makalede ele alınmaktadır.

Mahkeme Kararıyla Ergin Kılınmak (Reşit Sayılmak) İçin Yaş Şartı Nedir?

Türk Medeni Kanunu, erginlik statüsünün kazanılmasını üç ayrı esasa bağlamıştır: onsekiz yaşın doldurulmasıyla kendiliğinden gerçekleşen olağan erginlik, evlenme yoluyla kazanılan erginlik ve mahkeme kararıyla tesis edilen yargısal erginlik. TMK m. 11’de düzenlenen ilk iki yol şu şekilde ifade edilmiştir:

⚖️ TMK m. 11 – Olağan ve Evlenme Yoluyla Erginlik

“Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar.”

Bu iki yolun dışında kalan üçüncü ve istisnai yol, işte bu makalenin konusunu oluşturan kazai rüşt davasıdır. Onbeş yaşını dolduran ancak henüz onsekiz yaşına ulaşmamış bir küçük, belirli şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 12. maddesi uyarınca mahkeme kararıyla ergin kılınabilir.

15 Yaşını Doldurmak: Türk Medeni Kanunu’na (TMK 12) Göre Ergin Kılınmanın Alt Sınırı

Kazai rüşt davasının en temel ve vazgeçilmez şartı yaştır. TMK m. 12 açık hükmü şu şekildedir:

⚖️ TMK m. 12 – Yargısal Erginlik (Kazai Rüşt)

“Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.”

Onbeş yaşını doldurmamış bir küçük bakımından mahkemenin kazai rüşt davasında ergin kılınma kararı vermesi hukuken mümkün değildir; bu şart kesin ve emredici bir alt sınırdır.

⚠️ Dikkat: Yaş, Başvuru Anında Değil Karar Tarihinde Aranır

Doktrinde kabul edilen görüşe göre onbeş yaşın doldurulmuş olması, kazai rüşt davasının açıldığı başvuru anında değil, hâkimin hükmü kurduğu karar tarihinde aranan bir şarttır. Küçük, davayı onbeş yaşını doldurmadan önce açmış olsa dahi, hâkim karar tarihinde bu yaşın fiilen tamamlandığını tespit ederse ergin kılınma kararı verebilir; karar tarihinde henüz onbeş yaş ikmal edilmemişse dava reddedilir.

Yargılama devam ederken küçüğün kendiliğinden onsekiz yaşını doldurarak olağan yoldan ergin olması hâlinde, görülmekte olan kazai rüşt davası konusuz kalır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu durumu şöyle değerlendirmiştir:

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/8197, K. 2019/276, T. 14.01.2019 | Yargılama Sırasında Reşit Olunması Hâlinde Davanın Konusuz Kalması

Yüksek mahkeme, temyiz incelemesi sırasında küçüğün kendiliğinden reşit olması durumunda kazai rüşt davasının konusuz kaldığını ve bu hâlde verilen hükmün bozularak yeniden karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir: “temyiz inceleme tarihi itibariyle ergin kılınması istenen … reşit olduğundan, konusuz kalan dava hakkında bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.”

Çocuğun Kendi İsteği (Rızası) Olmadan Aile Mahkemeye Başvurup Kazai Rüşt Alabilir mi?

Hayır, alamaz. Kazai rüşt davası açma hakkı, niteliği gereği kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Bu nedenle anne, baba veya vasi gibi kanuni temsilciler, küçüğün yerine geçerek veya onu temsilen kazai rüşt davası açamaz; talep bizzat küçüğe aittir. Ailenin ekonomik, ticari veya sosyal gerekçeleri ne denli haklı görünürse görünsün, küçüğün serbest iradesiyle ortaya koyduğu bir istek bulunmadıkça mahkeme ergin kılınma kararı veremez.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, hâkimin küçüğün isteğini duruşmada bizzat tespit etme yükümlülüğünü şu şekilde vurgulamıştır:

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2012/13948, K. 2013/2247, T. 21.02.2013 | Küçüğün İradesinin Duruşmada Bizzat Tespiti Zorunluluğu

Karar, onbeş yaş şartını teyit ederek “Türk Medeni Kanunu’nun 12. maddesine göre on beş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir” hükmünü hatırlattıktan sonra, küçüğün ergin kılınma yönündeki isteğinin duruşma zaptına bizzat geçirilmesi gerektiğini ve bu tespit yapılmadan karar verilemeyeceğini açıklamıştır: “küçük …’ın da bu konudaki isteği zapta geçirilmek suretiyle, isteğinin olumlu olması durumunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken.”

Küçüğün bu yöndeki talebi özel bir şekle bağlı değildir ve mahkeme karar verinceye kadar serbestçe geri alınabilir; ancak karar kesinleştikten sonra vazgeçme imkânı bulunmamaktadır.

Anne ve Babanın (Velayet Sahibinin) Ortak İzni Şart mıdır? Anne-Babadan Biri İzin Vermezse Ne Olur?

TMK m. 12’deki “velisinin rızasıyla” ibaresi, kazai rüşt davasının ikinci temel şartını oluşturur. Evlilik birliği devam ediyor ve velayet anne ile baba tarafından birlikte kullanılıyorsa, kural olarak her iki ebeveynin de rızası aranır. Velayet hakkı boşanma veya başka bir hukuki sebeple tek bir tarafa bırakılmışsa, yalnızca velayet hakkına sahip olan ebeveynin rızası yeterli kabul edilir.

ℹ️ Ebeveynin Haksız Rıza Vermemesi Ne Anlama Gelir?

Doktrinde savunulan bir görüşe göre, ebeveynlerden birinin makul ve haklı bir gerekçe göstermeksizin salt keyfi biçimde rıza vermekten kaçınması, “velayet hakkının kötüye kullanılması” olarak nitelendirilebilir. Çocuğun üstün yararının bu tutum nedeniyle tehlikeye girdiği durumlarda, velayetin kaldırılarak çocuğa vasi atanması yoluyla sürecin işletilmesi ihtimali gündeme gelebilir. Bu değerlendirme incelenen kaynaklarda somut bir Yargıtay kararına dayandırılmamış, yalnızca doktrinel bir görüş olarak aktarılmıştır.

Çocuğun Velisi Yoksa (Vesayet Altındaysa) Vasinin ve Vesayet Makamının İzni Nasıl Alınır?

Küçük velayet altında değil de vesayet altında bulunuyorsa, veli rızasının yerini vesayet organlarının çok aşamalı izin ve onay mekanizması alır. TMK m. 463 hükmü şöyledir:

⚖️ TMK m. 463 – Vesayet Makamının İzninden Sonra Denetim Makamının da İzninin Gerektiği Hâller

“Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gereklidir: 1. Vesayet altındaki kişinin evlât edinmesi veya evlât edinilmesi, 2. Vesayet altındaki kişinin vatandaşlığa girmesi veya çıkması, 3. Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması, 4. Ömür boyu aylık veya gelir bağlama veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yapılması, 5. Mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması, 6. Küçüğün ergin kılınması, 7. Vesayet altındaki kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması.”

Görüldüğü üzere küçüğün ergin kılınması, maddenin 6 numaralı bendinde açıkça vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da onayının arandığı hâller arasında sayılmıştır. Vesayet makamı Sulh Hukuk Mahkemesi, denetim makamı ise Asliye Hukuk Mahkemesidir. Doktrinde hâkim olan görüşe göre vesayet altındaki küçük yönünden vasinin bizzat izin vermesinden ziyade mahkemece dinlenmesi yeterli görülmekte, asıl kurucu izin vesayet ve denetim makamlarından gelmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, izin alınmadan verilen bir ergin kılınma kararını usul ve yasaya aykırı bulmuştur:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2004/14068, K. 2004/15983, T. 29.12.2004 | Vesayet ve Denetim Makamı İzni Alınmadan Verilen Kararın Usulsüzlüğü

Karar, öncelikle TMK m. 12 hükmünü hatırlatmış, ardından TMK m. 463’te düzenlenen vesayet altındaki kişinin ergin kılınmasının izne tabi hâller arasında sayıldığını vurgulayarak şu tespiti yapmıştır: “Mahkemece, vesayet ve denetim makamlarından izin alınmaksızın küçüğün ergin kılınmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

“Çocuğun Menfaati” İlkesi: Hangi Durumlarda Kazai Rüşt Davası Açılır?

Kazai rüşt davasının açılabilmesi için yaş, irade ve rıza şartlarının yanında, ergin kılınmanın küçüğün korunmaya değer üstün menfaatine hizmet etmesi de aranır. Uygulamada bu menfaat kriterinin somutlaştığı başlıca durumlar aşağıda ele alınmıştır.

Genç Girişimciler: 18 Yaşından Küçüklerin Kendi Adına Şirket Kurması ve Ticaret Yapması Mümkün müdür?

Sınırlı ehliyetsiz sayılan onsekiz yaşından küçükler, kural olarak yasal temsilcilerinin izni olmaksızın tek başlarına ticari işletme açamaz veya bağlayıcı borç altına giremezler. Kazai rüşt davası sonucunda ergin kılınan genç girişimci ise tam fiil ehliyetini kazandığından; veli veya vasi onayına ihtiyaç duymaksızın kendi adına şirket kurabilir, şahıs işletmesi açabilir, ticaret siciline tescil yaptırabilir, tacir sıfatını kazanabilir ve ticari sözleşmeleri bizzat imzalayabilir. Hâkim, bu tür taleplerde küçüğün ticari girişiminin geleceğine somut bir yarar sağlayıp sağlamadığını resen araştırır.

İncelenen içtihat raporunda bu spesifik girişimcilik senaryosuna ilişkin doğrudan bir Yargıtay kararına rastlanmamış olup, yukarıdaki değerlendirme mevzuat hükümleri ve doktrinel kaynaklara dayanmaktadır.

Memuriyet ve KPSS: Meslek Lisesi Mezunlarının Devlet Kadrolarına Atanabilmesi İçin Kazai Rüşt Şartı

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 40. maddesi, meslek ve sanat okulu mezunlarının onsekiz yaşından önce memuriyete atanabilmesini kazai rüşt kararı şartına bağlamıştır:

⚖️ 657 Sayılı DMK m. 40 – Meslek Okulu Mezunlarında Kazai Rüşt Şartı

“Genel olarak 18 yaşını tamamlıyanlar Devlet memuru olabilirler. Bir meslek veya sanat okulunu bitirenler en az 15 yaşını doldurmuş olmak ve Türk Medeni Kanununun 12 nci maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartiyle Devlet memurluklarına atanabilirler.”

Dolayısıyla KPSS veya mesleki sınavlar neticesinde kamu kadrolarına yerleşme hakkı kazanan ancak henüz onsekiz yaşını doldurmamış meslek lisesi mezunları, göreve başlayabilmek için kazai rüşt davası açmakta hukuki ve meşru bir menfaate sahiptir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin önüne gelen bir olayda bu durum açıkça ifade edilmiştir:

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi — E. 2014/15860, K. 2014/16018, T. 14.11.2014 | Devlet Memurluğu Sınavına Girebilmek İçin Açılan Kazai Rüşt Davası

Karara konu olayda küçüğün ebeveyni, kızının devlet memurluğu sınavına girebilmesi amacıyla kazai rüşt kararı talep etmiştir: “Dava, davacının kızının devlet memurluğu sınavına girebilmesi için kazai rüşt kararı istemine ilişkindir.” Karar, memuriyete giriş amacının kazai rüşt davası açısından meşru bir menfaat oluşturduğunu somut biçimde göstermektedir.

Miras Yönetimi: Babadan/Aileden Kalan Şirketin veya Yüklü Malvarlığının Yönetimini Devralmak

Doktrin ve uygulamada kazai rüşt davasının en tipik gerekçelerinden biri, babasını veya ailesini erken yaşta kaybeden küçüğün aile işletmesinin, ticari dükkânın, zirai işletmenin veya yüklü terekenin başına geçme zorunluluğudur. Onsekiz yaşın beklenmesi ticari işletmenin veya malvarlığının atıl kalmasına ya da zarara uğramasına yol açacaksa, işi fiilen yürütebilecek olgunluğa sahip küçüğün kazai rüşt davası açarak miras ve şirket işlemlerini tek başına idare edebilmesi mümkün hâle gelir.

İncelenen içtihat raporunda bu somut miras yönetimi senaryosuna ilişkin ayrı bir Yargıtay kararına yer verilmemiş olup, açıklama mevzuat ve doktrinel kaynaklara dayanmaktadır.

Hakim Kararı Verirken “Çocuğun Menfaati” Kriterini Hangi Delillere Göre Değerlendirir?

Hâkim, ergin kılınmanın küçüğün maddi, manevi, mesleki ve psikolojik gelişimine hizmet edip etmediğini resen araştırır. Bu değerlendirmede genellikle şu hususlar dikkate alınır: küçüğün ayırt etme gücü ve kararın doğuracağı hukuki/maddi riskleri kavrayabilme yeteneği; akli, bedeni ve ruhi olgunluk seviyesi; velilerin ve varsa vasinin küçüğün kabiliyeti ve yaşam koşulları hakkındaki beyanları; küçüğün eğitim durumu, mesleki formasyonu ile sahip olduğu diploma veya sertifikalar; kazai rüşt talebine gerekçe gösterilen somut iş, miras, şirket veya atama belgeleri.

Yukarıda değinilen Yargıtay 18. Hukuk Dairesi kararında da küçüğün ruhsal ve bedensel olgunluğunun, tıbbi raporlarla zekâ geriliği veya engelinin bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.

En Büyük Yanılgılar: Kazai Rüşt Kararı Hangi Hakları Verir, Hangilerini Vermez?

Kazai rüşt davası sonucunda verilen karar, küçüğe yalnızca özel hukuk alanında tam fiil ehliyeti kazandırır; kamu hukuku, ceza hukuku, seçim hukuku veya özel kanunlarla ayrıca ve açıkça belirli bir yaşa bağlanmış hak ve yetkileri kendiliğinden onbeş yaşına çekmez. Uygulamada sıkça karıştırılan bu ayrım aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

Hukuki İşlem / StatüKazai Rüşt İle Sağlanır mı?Açıklama
Tam Fiil Ehliyeti ve BorçlanmaEvetKişi tek başına hukuki işlem yapabilir, borç altına girebilir.
Velayetin Sona ErmesiEvetMahkemece ergin kılınma ile anne ve babanın velayeti kendiliğinden biter.
Devlet Memurluğuna AtanmaEvet (Şartlı)Meslek/sanat okulu mezunları 15 yaş + kazai rüşt ile atanabilir (657 sayılı Kanun m. 40).
Evlenme Yaşı Sınırını DüşürmeHayırTMK m. 124’teki 17 ve 16 yaş şartları emredicidir, 15 yaşına çekilemez.
Ehliyet ve Oy KullanmaHayırÖzel kamu hukuku kanunlarındaki özel yaş sınırları geçerliliğini korur.

Mahkemeyle Reşit Kılınan (15-17 Yaşındaki) Kişi Kendi Başına Evlenebilir mi? (Evlenme Yaşı İstisnaları)

Hayır, evlenemez. Kazai rüşt davası sonucunda genel medeni fiil ehliyeti kazanılsa da, evlenme ehliyeti TMK m. 124’teki özel ve emredici yaş kurallarına tâbidir:

⚖️ TMK m. 124 – Evlenme Yaşı

“Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.”

Bu hükümler kamu düzenine ilişkin olduğundan, onbeş yaşında kazai rüşt davası kazanmış bir kişi bu karara dayanarak onbeş veya onaltı yaşında serbestçe evlenemez; TMK m. 124’teki şartlara ve hâkim izni prosedürüne tâbi olmaya devam eder. Evlilik birliğinin geçersizliğini doğuran diğer hâller hakkında evliliğin iptali davası yazımızdan da bilgi alabilirsiniz.

Kazai Rüşt Kararı Alan Kişi Sürücü Belgesi (Ehliyet) Alabilir veya Oy Kullanabilir mi?

Hayır. Kazai rüşt davası kişiye yalnızca medeni hakları kullanma (özel hukuk) ehliyeti kazandırır. Sürücü belgesi alma şartları Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili yönetmeliklerdeki kamu düzenine ilişkin yaş sınırlarına, seçme ve seçilme hakkı ise Anayasa ve seçim mevzuatındaki onsekiz yaş şartına tâbidir. Bu kamusal yaş sınırları, mahkemece verilen kazai rüşt kararıyla geriye çekilmez.

İncelenen raporlarda bu iki konuya ilişkin somut bir Yargıtay kararına rastlanmamış olup açıklama ilgili mevzuat hükümlerine dayanmaktadır.

Ergin Kılınma Kararı Çıktığı Anda Ailenin Çocuğun Üzerindeki Velayet Hakkı Otomatik Olarak Biter mi?

Evet, otomatik olarak biter. TMK m. 335/1 hükmü şöyledir:

⚖️ TMK m. 335/1 – Velayetin Kapsamı

“Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.”

Bu hükmün zıt anlamından hareketle, mahkemece ergin kılınan kişi üzerindeki velayet hakkı kararın kesinleşmesiyle birlikte kendiliğinden ve tamamen sona erer. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bu sonucu açıkça ortaya koymuştur:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi — E. 2025/638, K. 2025/2104, T. 10.03.2025 | Kazai Rüşt ile Velayetin Kendiliğinden Sona Ermesi

Karar, velayetin ergin olma, evlenme veya mahkemece ergin kılınma hâllerinde kendiliğinden sona erdiğini teyit etmiştir: “Çocuklar üzerindeki velayet çocuğun ergin olması ile yani on sekiz yaşını tamamlaması ile (TMK m. 12/1) veya evlenme ile (TMK m. 12/2) veyahut da çocuğun mahkemece ergin kılınması ile (TMK m. 12) sona erer.” Aynı kararda, fiil ehliyetine sahip olmayan kişilere tebligatın kanuni temsilcileri aracılığıyla yapılması gerektiği de vurgulanmıştır.

Bu tespit ikincil kaynak niteliğindeki başka kararlarda da desteklenmektedir: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.05.2018 tarihli, 2018/359 E. ve 2018/1053 K. sayılı ilamında reşit olma ile velayetin kendiliğinden son bulduğu; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi’nin 25.11.2021 tarihli, 2019/1544 E. ve 2021/2173 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/25476 E., 2014/18571 E., 2014/14345 E., 2014/14566 E. ve 2015/14321 E. sayılı ilamlarında ise erginlikle birlikte velayete tabi olmaktan çıkılacağı ve velayete ilişkin davaların konusuz kalacağı belirtilmiştir.

Velayetin sona ermesinin nafaka yükümlülüğüne etkisi hakkında ayrıca bu yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bankalarda Kredi Çekmek, Kredi Kartı Almak ve Tek Başına Sözleşme İmzalamak Serbest midir?

Ergin kılınan kişi ayırt etme gücüne de sahip olduğu takdirde tam fiil ehliyetini kazanır ve TMK kuralları uyarınca kendi eylem ve işlemleriyle hak edinebilir, borç altına girebilir. Bu serbestliğin önemini anlamak için, ergin olmayan bir kişinin durumuna bakmak faydalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ergin olmayan kişilerin borçlanma kısıtlılığına ilişkin şu ilkeyi hatırlatmıştır:

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi — E. 2013/6528, K. 2013/7350, T. 06.05.2013 | Ergin Olmayan Kişinin Rızasız Borç Altına Giremeyeceği

Karar, kazai rüşt davası açılmamış, yani henüz ergin olmayan bir kişinin hukuki durumunu şöyle açıklamıştır: “Kural olarak erginlik 18 yaşın doldurulması ile başladığı için …’ın sözleşme tarihinde ergin değildir. Ergin olmadığı için de fiil ehliyetine sahip değildir. Dolayısıyla yasal temsilcisi olan anne babasının rızası olmadıkça, kendi işlemleri ile borç altına giremez.”

Bu ilke, kazai rüşt kararı alan bireyin neden yasal temsilci rızasına ihtiyaç duymadan bankalarda işlem yapabildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Kazai rüşt davası kazanmış bir kişi, yasal temsilcinin iznine gerek kalmaksızın bankalarda işlem yapabilir, kredi çekebilir, sözleşme imzalayabilir ve dava ehliyetine haiz olur. Bununla birlikte bankaların kendi iç risk politikaları, gelir belgesi ve teminat şartları sözleşme serbestisi kapsamında ayrıca değerlendirilir; kazai rüşt kararı bankayı kredi vermeye zorlamaz, yalnızca küçüklük sebebiyle işlemin reddedilmesi engelini ortadan kaldırır.

Görevli Mahkeme ve Dava Sürecinin Sonuçlandırılması

Kazai rüşt davasının hangi mahkemede, kime karşı açılacağı ve sürecin nasıl sonuçlandırılacağı, uygulamada sıkça karıştırılan bir başka konudur.

Ergin Kılınma Davası Hangi Mahkemede (Asliye Hukuk mu, Sulh Hukuk mu) ve Kime Karşı Açılır?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca kazai rüşt davası, kişiler hukukundaki çekişmesiz yargı işlerinden sayılmıştır. HMK m. 383’te ise görevli mahkeme açıkça belirlenmiştir:

⚖️ HMK m. 383 – Çekişmesiz Yargı İşlerinde Görevli Mahkeme

“Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir.”

Buna göre kazai rüşt davasında görevli mahkeme, kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesidir; Asliye Hukuk Mahkemesi ise yalnızca küçük vesayet altındaysa TMK m. 463 uyarınca denetim makamı sıfatıyla izin sürecine dahil olur, davanın asıl görevli mahkemesi değildir. Dava ayrıca hasımsız olarak açılır; zira davacı taraf ile bir başka kişi veya kurum arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi bu usulü şöyle açıklamıştır:

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi — E. 2013/1368, K. 2013/2586, T. 28.02.2013 | Kazai Rüşt Davasının Hasımsız Açılması

Karar, kazai rüşt davasının niteliğini şu şekilde açıklamıştır: “Ergin kılınma kararı verilmesi istemine ilişkin davada, davacı taraf 4721 sayılı TMK’nın 12. maddesi gereğince velinin başvurusu üzerine sözkonusu maddede belirtilen haller nedeni ile ergin kılınmaya karar verilmesi talep edilmekte olup bu tür davalarda davacılar ile her hangi bir kişi ya da kurum arasında bir uyuşmazlık olmaması nedeni ile hasım yer almamaktadır.”

Görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu ve bu görevin kamu düzenine ilişkin bulunduğu, dolayısıyla mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerektiği, Yargıtay’ın farklı dairelerince de aynı doğrultuda teyit edilmiştir:

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi — E. 2014/14536, K. 2014/14877, T. 31.10.2014 ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/968, K. 2017/734, T. 26.01.2017 | Görevin Kamu Düzeninden Olması ve Re’sen Gözetilmesi

Her iki dairenin ilamlarında da aynı husus tekrarlanarak görevin kamu düzenine ilişkin olduğu ve mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır: “6100 Sayılı HMK’nın 382/2-a-1 maddesinde ergin kılınma kararı verilmesine ilişkin dava çekişmesiz yargı işlerinden sayılmıştır” ve “Aynı yasanın 383. maddesine göre, çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesi görevli olduğundan uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.”

Duruşma Sırasında Hakimin Çocuğu Bizzat Dinleme ve Psikolojik Durumunu Değerlendirme Zorunluluğu

Kazai rüşt davası açma hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle, hâkim yargılama aşamasında küçüğü bizzat huzurda dinlemekle yükümlüdür. Hâkim bu dinleme sırasında; ergin kılınma talebinin küçüğün özgür iradesine dayanıp dayanmadığını (aile veya çevre baskısı bulunup bulunmadığını), küçüğün fiil ehliyetini taşıyabilecek akli, fikri ve ruhi olgunluğa (mümeyyizlik) erişip erişmediğini ve kendi hayatını, mali işlerini bağımsızca idare edebilme kapasitesini bizzat gözlemler.

Gerektiğinde uzman pedagog veya psikolog marifetiyle sosyal inceleme raporu da aldırılabilir. Yukarıda değinilen Yargıtay 18. Hukuk Dairesi kararında da bu dinleme ve tespit yükümlülüğünün ihlalinin bozma sebebi oluşturduğu görülmektedir.

Mahkeme Kararı Kesinleştikten Sonra Nüfus (MERNİS) Kayıtlarına “Ergin” İbaresinin İşlenmesi Süreci

Kazai rüşt davası sonunda verilen karar kesin hüküm niteliğindedir ve sonradan geri alınamaz. Kararın kesinleşmesinin ardından Sulh Hukuk Mahkemesi yazı işleri müdürlüğü, kesinleşme şerhini içeren ilamı resen ilgili Nüfus Müdürlüğüne bildirir. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün MERNİS sistemine işlenen kayıt neticesinde, küçüğün nüfus kütüğündeki medeni hâl/ehliyet durumuna mahkeme kararıyla ergin kılındığı işlenir; böylece kamu kurumları, noterler ve finans kuruluşları nezdinde kişi reşit muamelesi görmeye başlar.

Kazai Rüşt Davası Nasıl Açılır? Adım Adım Süreç

  1. Dilekçenin hazırlanması: Küçüğün onbeş yaşını doldurduğunu, kendi isteğini ve velisinin/vasisinin rızasını ortaya koyan bir dava dilekçesi hazırlanır.
  2. Görevli ve yetkili mahkemeye başvuru: Dilekçe, küçüğün yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine hasımsız olarak sunulur.
  3. Delillerin sunulması: Menfaat şartını destekleyen eğitim, atanma, miras veya iş belgeleri dosyaya eklenir.
  4. Vesayet altındaki küçükler için izin süreci: Gerekiyorsa vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi) izni ve denetim makamı (Asliye Hukuk Mahkemesi) onayı ayrıca alınır.
  5. Duruşma ve küçüğün dinlenmesi: Hâkim, küçüğü bizzat dinleyerek iradesini ve olgunluk düzeyini tespit eder; gerekirse bilirkişi/pedagog incelemesi istenir.
  6. Kararın verilmesi ve kesinleşmesi: Şartların oluştuğu kanaatine varılırsa kazai rüşt kararı verilir ve kanun yoluna başvurulmazsa kesinleşir.
  7. MERNİS tesciline bildirim: Kesinleşen karar resen Nüfus Müdürlüğüne bildirilir ve nüfus kaydına işlenir.

Emsal Kararlar

Kazai rüşt davası kapsamında incelenen ve Yargıtay karar arama sisteminden de teyit edilebilecek içtihatlardan öne çıkan bazı kararlar aşağıda özetlenmiştir:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi — E. 2025/638, K. 2025/2104, T. 10.03.2025
Kazai rüşt kararıyla birlikte velayetin kendiliğinden ve kesin olarak sona erdiği teyit edilmiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2012/13948, K. 2013/2247, T. 21.02.2013
Küçüğün ergin kılınma yönündeki iradesinin duruşmada bizzat tespit edilmesi zorunlu bir usul şartı olarak vurgulanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2004/14068, K. 2004/15983, T. 29.12.2004
Vesayet ve denetim makamı izni alınmadan verilen ergin kılınma kararının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi — E. 2013/1368, K. 2013/2586, T. 28.02.2013
Kazai rüşt davasının hasımsız açıldığı, davacı ile herhangi bir kişi veya kurum arasında uyuşmazlık bulunmadığı vurgulanmıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi — E. 2014/15860, K. 2014/16018, T. 14.11.2014
Devlet memurluğu sınavına girebilmek amacıyla açılan kazai rüşt davasının meşru bir menfaate dayandığı kabul edilmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Kazai rüşt davası kaç yaşında açılabilir?
TMK m. 12 uyarınca küçüğün onbeş yaşını doldurmuş olması gerekir. Doktrinde kabul edilen görüşe göre bu yaş, davanın açıldığı başvuru anında değil, hâkimin hükmü kurduğu karar tarihinde aranır.
Kazai rüşt davası hangi mahkemede açılır?
HMK m. 383 uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir ve dava hasımsız olarak açılır. Küçük vesayet altındaysa ayrıca Asliye Hukuk Mahkemesinin denetim makamı sıfatıyla onayı gerekir.
Anne veya baba kazai rüşt davasına rıza vermezse ne olur?
Ortak velayet altındaki çocuklarda kural olarak her iki ebeveynin rızası aranır. Doktrinde, haklı bir sebep olmaksızın rıza vermekten kaçınmanın velayet hakkının kötüye kullanılması sayılabileceği ve bu hâlde velayetin kaldırılması ihtimalinin değerlendirilebileceği kabul edilmektedir.
Kazai rüşt kararı alan kişi evlenebilir mi?
Hayır. Kazai rüşt kararı evlenme yaşını düşürmez; TMK m. 124’teki 17 yaş (olağanüstü hâllerde hâkim izniyle 16 yaş) şartları emredici olarak geçerliliğini korur.
Kazai rüşt kararı velayeti otomatik olarak sona erdirir mi?
Evet. TMK m. 335/1 hükmünün zıt anlamından hareketle, kazai rüşt kararının kesinleşmesiyle birlikte anne ve babanın çocuk üzerindeki velayet hakkı kendiliğinden ve tamamen sona erer.
Kazai rüşt davası ne kadar sürer ve karar ne zaman kesinleşir?
Çekişmesiz yargı işi olması sebebiyle süreç genellikle nispeten kısa sürer; süre mahkemenin iş yüküne, delillerin toplanma hızına ve gerekirse alınacak bilirkişi/pedagog raporuna göre değişir. Karar, kanun yoluna başvurulmaz veya başvuru sonuçlanırsa kesinleşir ve resen Nüfus Müdürlüğüne bildirilir.

Hukuki Destek Almak İster Misiniz?

Kazai rüşt davası, çocuğun menfaatinin somut delillerle ortaya konulmasını gerektiren, usul hatalarına kapalı olmayan bir süreçtir. Dava dilekçenizin hazırlanması, gerekli izin/onay süreçlerinin yürütülmesi ve duruşma aşamasında hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Kazai rüşt davası açmadan önce bir avukattan destek almanızı öneririz. Sorularınız için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. Av. Turgut Ekrem — turgutekrem.av.tr
Paylaş: 𝕏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu konuda hukuki destek mi gerekiyor?

Davanızın özelliklerini değerlendirmek için randevu talebinizi gönderin.

Randevu Al