Evliliğin iptali davası, Türk hukukunda bir evliliğin yokluk, mutlak butlan veya nisbi butlan hâllerinden biriyle sakatlanmış olması durumunda başvurulan ve evliliği geriye dönük olarak değil, hâkim kararıyla ileriye etkili şekilde ortadan kaldıran bir davadır. Bu yazıda nikah masasında söylenen bir şakanın veya yanılmanın evliliği bozup bozmayacağından eşler arasındaki aldatma ve yanıltmaların hangi hâllerde iptal sebebi sayıldığına, nikah törenindeki şekil hatalarının sonuçlarından evliliğin kesin olarak geçersiz kabul edildiği mutlak butlan hâllerine kadar tüm merak edilen sorular güncel Yargıtay kararları ışığında ayrıntılı biçimde yanıtlanmaktadır.
TMK Madde 141-142 — Evlenmenin Kuruluşu: Evlenme, tarafların yetkili evlendirme memuru önünde birbirleriyle evlenmeyi kabul ettiklerini özgür iradeleriyle açıkladıkları anda kurulur; bu unsurlardan biri hiç yoksa evlilik “yokluk” ile malûldür.
TMK Madde 145 — Mutlak Butlan Sebepleri: Eşlerden birinin evlenme sırasında zaten evli olması (145/1), evlenmeye engel derecede sürekli akıl hastalığı (145/3) ve kanunda sayılan yakın hısımlık halleri (145/4) mutlak butlanla batıldır.
TMK Madde 147 — Mutlak Butlan Davası ve İstisnası: Bu davayı Cumhuriyet savcısı re’sen veya ilgisi bulunan herkes açabilir; ancak 147/3 uyarınca önceki evlilik ölüm veya boşanmayla sona ermişse ve ikinci evlilikteki eş iyiniyetliyse butlan kararı verilemez.
TMK Madde 148-149 — Nisbi Butlan (İrade Sakatlıkları): Geçici ayırt etme gücünden yoksunluk (148), yanılma, aldatma veya korkutma (149) hâllerinde evliliğin iptali yalnızca ilgili eş tarafından dava edilebilir.
TMK Madde 150 — Aldatma (Hile) Sınırları: Eşin namus ve onuru hakkında aldatılması veya davacının ya da altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi nisbi butlan sebebidir; bunların dışındaki yalanlar iptal sebebi sayılmaz.
TMK Madde 152 — Dava Açma Süresi: Nisbi butlan davası, iptal sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay ve her hâlde evlenmeden itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır; bu süreler hak düşürücüdür.
TMK Madde 153 ve 155 — Şekil Eksiklikleri: Yasal temsilcinin izni olmadan evlenen küçük veya kısıtlıların evliliği iptal edilebilirken, anne-baba adı hatası veya şahit eksikliği gibi diğer şekil kusurları butlan sebebi sayılmaz.
Nikah Masasında “Şaka Yaptım” Demek veya Yanlışlıkla Evlenmek Nikahı Bozar mı?
TMK m. 142 uyarınca evlenme, tarafların evlendirme memuru önünde olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur. Evliliğin iptali davası açısından burada belirleyici olan, kişinin gerçekten bir evlenme iradesinin bulunup bulunmadığıdır; irade hiç oluşmamışsa “yokluk”, irade var ama bir yanılgı sonucu sakatlanmışsa “nisbi butlan” gündeme gelir. Aşağıdaki üç başlıkta şaka, yanılma ve geçici ayırt etme gücü kaybının evliliğin iptali davası bakımından nasıl değerlendirildiği ele alınmaktadır.
Nikah Memuruna Şaka Amacıyla “Evet” Demenin Hukuki Sonucu Nedir?
Şaka amacıyla “evet” diyen kişi, karşı tarafı ve memuru ciddi bir evlenme iradesi bulunduğuna inandırmışsa evlilik kurulmuş sayılır; zira TMK m. 142 dış dünyaya yansıyan iradeyi esas almaktadır. Ancak kişi evlenmeyi hiç istemediği hâlde bir yanılgı sonucu razı olmuşsa, TMK m. 149/1 uyarınca evliliğin iptali davası açabilir.
Dairenin, evlenme işleminin taraflarının evlendirme memuru önünde birbirleriyle evlenmeyi kabul ettiklerini özgür iradeleriyle açıkladıkları anda evlilik akdinin kurulmuş sayılacağını hükme bağladığı görülmektedir. Bu karar, evliliğin iptali davasında “şaka” savunmasının başarılı olabilmesi için kişinin dışa yansıyan beyanının değil, gerçek iç iradesinin araştırılması gerektiğini; salt “şaka yapıyordum” demenin tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Mahkemenin bu noktada, şakanın karşı tarafça ve memur tarafından fark edilip edilemeyeceğini de ayrıca değerlendirdiği anlaşılmaktadır.
Aşırı Sarhoşluk veya İlaç Etkisindeyken (Geçici Şuur Kaybıyla) Kıyılan Nikah Geçerli midir?
Evet, geçerlidir; ancak iptal edilebilir bir evliliktir. TMK m. 148 uyarınca, evlenme sırasında geçici bir sebeple (aşırı alkol, uyuşturucu veya ağır ilaç etkisi) ayırt etme gücünden yoksun olan eş, evliliğin iptali davası açma hakkına sahiptir. Bu hâl, sürekli değil geçici bir ehliyetsizlik olduğu için mutlak değil nisbi butlan yaptırımına tabidir.
Dairenin, evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eşin evliliğin iptalini dava edebileceğini teyit ettiği görülmektedir. Bu karar, geçici şuur kaybının evliliğin iptali davası bakımından tıbbi rapor ve tanık beyanlarıyla somut olarak ispatlanması gerektiğini; salt “o gece çok içmiştim” iddiasının tek başına yeterli sayılmayacağını ortaya koymaktadır. Aynı kararın evlenme törenindeki şekil hatalarına ilişkin ayrı bir tespiti de aşağıda ilgili başlıkta ayrıca ele alınmaktadır.
Şaka veya Yanılgı ile Yapılan Evliliğin İptali İçin Dava Açma Süresi Ne Kadardır? (6 Ay / 5 Yıl Kuralı)
TMK m. 152 uyarınca, şaka veya yanılgı gibi nisbi butlan sebeplerine dayalı evliliğin iptali davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği tarihten başlayarak 6 ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden 5 yıl geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücü süre olduğundan, mahkeme bu konuyu taraflar ileri sürmese dahi kendiliğinden dikkate alır.
Dairenin, TMK m. 152’deki 6 aylık ve 5 yıllık sürelerin hak düşürücü süre niteliğinde olduğunu hükme bağladığı görülmektedir. Bu karar, evliliğin iptali davasında süre hesabının yalnızca “öğrenme tarihinden” değil, aynı zamanda evlenme tarihinden itibaren işleyen mutlak bir üst sınıra da tabi olduğunu; öğrenme geç gerçekleşse dahi 5 yıllık sürenin dolmasıyla dava hakkının kesin olarak ortadan kalkacağını netleştirmektedir.
Eşlerin Birbirine Yalan Söylemesi veya Yanlış Beyanda Bulunması (Aldatma)
TMK m. 149 ve 150 uyarınca aldatma (hile), evliliğin iptali davası için ancak sınırlı ve kanunda öngörülen hâllerde geçerli bir sebep oluşturur; her yalan veya gerçeği saklama iptal sebebi sayılmaz. Aşağıdaki üç başlıkta hangi tür aldatmaların evliliğin iptali davasına konu olabileceği ele alınmaktadır.
Evlenmeden Önce Ağır Hastalığını, Sabıkasını veya Gerçek Kimliğini Gizlemek İptal Sebebi midir?
Kısmen. TMK m. 150/2 uyarınca, yalnızca davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi nisbi butlan sebebi olarak kabul edilmektedir; sabıka kaydı veya kimlik bilgileri gibi diğer hususların gizlenmesi ise ancak eşin namus ve onuru hakkında aldatma kapsamına girdiği ölçüde evliliğin iptali davasına konu olabilir.
Dairenin, aldatma nedeniyle iptalin ancak eşin namus ve onuru hakkında aldatılması veya ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi durumunda mümkün olabileceğini, bu sınırlı hâller dışındaki aldatma eylemlerinin iptal sebebi sayılamayacağını belirttiği görülmektedir. Bu karar, evliliğin iptali davasında “beni kandırdı” iddiasının tek başına yeterli olmadığını; yalanın kanunda sayılan iki dar kategoriden birine girmesi gerektiğini açıkça sınırlandırmaktadır.
“Bakireyim” veya “Hiç Evlenmedim” Diyerek Yalan Söylemek Evliliği Geçersiz Kılar mı? (TMK m. 150)
Evet, Yargıtay içtihadına göre bu tür beyanlar eşin namus ve onuru hakkında aldatma kapsamında değerlendirilebilmekte ve evliliğin iptali davasına konu olabilmektedir.
Dairenin, davalının evlenmeden önce belirli kişisel niteliklere sahip olduğu ve daha önce hiç evlenmediği yönünde gerçeğe aykırı beyanda bulunarak davacıyı yanılttığı; davacının bu niteliklerin bulunmadığını bilseydi evliliği gerçekleştirmeyeceğinin anlaşıldığı gerekçesiyle evliliğin iptaline hükmettiği görülmektedir. Bu karar, evliliğin iptali davası bakımından yanıltmanın “eşin önemli bir niteliği” üzerinde olması ve bu niteliğin bilinmesi hâlinde evliliğin hiç gerçekleşmeyeceğinin somut olarak ispatlanması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Hamile Olmadığı Halde “Senden Hamileyim” Diyerek Korkutma ve Baskı ile Kıyılan Nikahın İptali
Bu durum, TMK m. 149/2 kapsamında evliliği çekilmez kılacak derecede önemli bir yanıltma olarak değerlendirilmekte ve evliliğin iptali davasına konu olabilmektedir; zira taraf, gerçekte var olmayan bir hamilelik iddiasıyla evlenmeye razı edilmiş, yani önemli bir husustaki yanılgısından yararlanılarak evliliğe sürüklenmiştir.
Dairenin, davacının evlenmeden önce karşı tarafın kendisinden hamile kaldığını düşünerek ve bu konuda yanılgıya düşürülerek, gerçekte önemli bir niteliğinde yanılarak evlendiğini; bu tür bir aldatmanın evliliği çekilmez kıldığını ve TMK m. 149/2 uyarınca nisbi butlanla iptal edilebileceğini hükme bağladığı görülmektedir. Bu karar, evliliğin iptali davasında sahte hamilelik iddiasıyla kurulan baskının, evlilik iradesini doğrudan sakatlayan bir yanıltma türü olarak kabul edildiğini göstermektedir.
Nikah Törenindeki Hatalar (Anne-Baba Adı, Şahit Eksikliği) Evliliği İptal Eder mi?
Kural olarak hayır. TMK m. 155 uyarınca, evlendirmeye yetkili memur önünde usulüne uygun biçimde kurulmuş bir evliliğin, kanunun diğer şekli kurallarına (anne-baba adı hatası, şahitlerin niteliği gibi) tam olarak uyulmamış olması sebebiyle evliliğin iptali davasına konu edilmesi mümkün değildir. Aşağıdaki üç başlıkta bu ilkenin farklı görünümleri incelenmektedir.
Nikah Kıyılırken Anne veya Baba İsminin Yanlış Söylenmesi Evliliği Geçersiz Yapar mı?
Hayır. TMK m. 155 açıkça, evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış bir evliliğin, kanunun diğer şekil kurallarına uyulmaması sebebiyle butlanına karar verilemeyeceğini düzenlemektedir; anne-baba adının yanlış söylenmesi bu tür önemsiz bir şekil hatasıdır ve tek başına evliliğin iptali davasına konu olamaz.
Dairenin, yukarıda geçici şuur kaybına ilişkin değerlendirmesiyle birlikte, evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış olan bir evliliğin, kanunun diğer şekil kurallarına (anne-baba adı hatası gibi) uyulmaması sebebiyle butlanına karar verilemeyeceğini de aynı kararda teyit ettiği görülmektedir. Bu tespit, evliliğin iptali davasında şekil hatalarının ancak istisnai ve ağır nitelikte olduğunda (yetkili memurun hiç bulunmaması gibi) sonuç doğurabileceğini pekiştirmektedir.
Nüfus Kayıtlarındaki ve Doğum Tarihindeki Yanlış Beyanların Evliliğe Etkisi
Nüfus kayıtlarındaki hatalar tek başına evliliği geçersiz kılmaz; ancak bu hata bir hısımlık engelini gizliyorsa evliliğin iptali davası bakımından önem kazanır. Böyle bir durumda nüfus kaydının düzeltilmesi için açılacak dava, evliliğin iptali davası için “bekletici sorun” yapılır; yani hısımlık ilişkisinin gerçek boyutu netleşmeden butlan davası sonuçlandırılamaz.
Dairenin, nüfus kayıtlarındaki hataların düzeltilmesi için açılacak davanın, butlan davası için bekletici sorun yapılması gerektiğini hükme bağladığı görülmektedir. Bu karar, doğum tarihi veya kimlik bilgilerindeki basit yazım hatalarının evliliğin iptali davasını doğrudan etkilemeyeceğini; ancak bu hataların bir hısımlık engelini gizlediği şüphesi varsa mahkemenin önce bu kaydın gerçek durumunu netleştirmesi gerektiğini göstermektedir. Aynı kararın hısımlık engeline ilişkin asıl tespiti aşağıda ilgili başlıkta ele alınmaktadır.
TMK Madde 153 Uyarınca: Resmi Memur Önünde Kıyılan Nikahta Şekil Eksikliklerinin Sonuçları
TMK m. 153’e göre, yasal temsilcinin izni olmadan evlenen küçük veya kısıtlıların evliliği evliliğin iptali davasına konu edilebilir. Ancak bu hak sınırsız değildir: eş 18 yaşını doldurursa, kısıtlılık hâli ortadan kalkarsa veya kadın gebe kalırsa artık bu gerekçeyle iptal kararı verilemez. Diğer şekil eksiklikleri, örneğin şahitlerin niteliğine ilişkin hatalar, TMK m. 155 uyarınca butlan sebebi sayılmaz ve evliliğin iptali davasının konusu olamaz.
Evliliğin Kesin Olarak Geçersiz ve Yok Sayıldığı Haller (Mutlak Butlan)
Mutlak butlan, kamu düzenini doğrudan ilgilendiren ve tarafların iradesinden bağımsız olarak var olan sakatlıkları ifade eder; bu tür bir evliliğin iptali davasını yalnızca eşler değil, Cumhuriyet savcısı re’sen veya menfaati bulunan herkes açabilir. Aşağıdaki dört başlıkta mutlak butlanın en sık görülen dört görünümü ele alınmaktadır.
Resmi Nikah Memuru Olmadan Sadece “Dini Nikah” (İmam Nikahı) İle Yaşamanın Hukuki Geçerliliği
Hiçbir hukuki geçerliliği yoktur. TMK m. 141 ve 142 uyarınca evlenme ancak yetkili memur önünde yapılabilir; bu şekilde kurulmamış bir birliktelik evliliğin iptali davasının dahi konusu olamaz, çünkü ortada iptal edilecek bir evlilik değil doğrudan “yokluk” hâli vardır.
Dairenin, evlenme iradesinin yetkili memur önünde açıklanmadığı durumların “yokluk” hükmünde olduğunu ve tarafların uzun süre karı-koca gibi yaşamış olmalarının bu durumu değiştirmeyeceğini vurguladığı görülmektedir. Bu karar, yalnızca dini nikahla (imam nikahı) yaşayan çiftlerin, birlikte geçirdikleri süre ne kadar uzun olursa olsun evliliğin iptali davası açısından dahi bir “evlilik”ten söz edilemeyeceğini; bu ilişkinin resmî evliliğin doğurduğu miras, nafaka veya mal rejimi haklarını hiçbir şekilde sağlamayacağını açıkça göstermektedir.
Zaten Evli Olan Biriyle İkinci Kez Evlenmek (Çifte Evlilik) Durumunda Ne Olur?
TMK m. 145/1 uyarınca, eşlerden birinin evlenme sırasında zaten evli olması mutlak butlan sebebidir; mevcut bir evlilik sürerken gerçekleştirilen ikinci evlilik, evliliğin iptali davasıyla ortadan kaldırılabilir. Bununla birlikte önemli bir istisna vardır: TMK m. 147/3 uyarınca ilk evlilik ölüm veya boşanma ile sona ermişse ve ikinci evlilikteki diğer eş bu durumdan habersiz, yani iyiniyetliyse, artık butlan kararı verilemez.
Dairenin, TMK m. 145/1 uyarınca eşlerden birinin evlenme sırasında zaten evli olmasının mutlak butlan sebebi olduğunu ve mevcut bir evlilik sürerken gerçekleştirilen ikinci evliliğin mutlak butlanla batıl olduğunu hükme bağladığı görülmektedir. Bu karar, çifte evlilik hâlinin evliliğin iptali davasında en açık ve tartışmasız mutlak butlan sebeplerinden biri olduğunu; tarafların bu duruma rıza göstermiş olmasının dahi sonucu değiştirmeyeceğini teyit etmektedir.
Dairenin, TMK m. 147/3 uyarınca ilk evliliğin ölüm veya boşanmayla sona ermiş olması ve ikinci evlilikteki eşin iyiniyetli olması hâlinde artık butlan kararı verilemeyeceğini hükme bağladığı görülmektedir. Bu güncel karar, çifte evlilik görünümü taşıyan her durumun otomatik olarak mutlak butlanla sonuçlanmayacağını; mahkemenin ilk evliliğin gerçek hukuki durumunu ve ikinci eşin iyiniyetini ayrıca araştırması gerektiğini göstermektedir.
Amca, Dayı, Hala Teyze veya Kardeş Gibi Yakın Akrabalar Arasında Kıyılan Nikahın Hukuki Durumu
TMK m. 129 ve m. 145/4 uyarınca kanunda sayılan yakın hısımlar (kardeşler, amca-yeğen, dayı-yeğen, hala-yeğen, teyze-yeğen gibi) arasındaki evlilikler mutlak butlanla batıldır ve evliliğin iptali davasıyla her zaman ortadan kaldırılabilir; bu tür bir evlilik tarafların rızası veya bilgisizliği ile geçerli hâle gelmez.
Dairenin, yukarıda nüfus kaydı bekletici sorununa ilişkin tespitiyle birlikte aynı kararda, dayı ve yeğen gibi yakın akrabalar arasında her nasılsa tesis edilen bir evliliğin mutlak butlanla batıl olduğunu da tespit ettiği görülmektedir. Bu karar, evliliğin iptali davasında yakın hısımlığın nüfus kayıtlarındaki bir hatayla gizlenmiş olabileceğini; böyle durumlarda mahkemenin önce gerçek soybağını netleştirip ardından mutlak butlan kararını vermesi gerektiğini somut biçimde göstermektedir.
Sürekli Akıl Hastalığı Varken Kıyılan Evliliğin İptali Davasını Kimler Açabilir?
TMK m. 145/3 uyarınca evlenmeye engel derecede sürekli akıl hastalığı mutlak butlan sebebidir. Bu evliliğin iptali davasını, tıpkı diğer mutlak butlan hâllerinde olduğu gibi, yalnızca eşler değil Cumhuriyet savcısı re’sen veya menfaati bulunan herkes (özellikle mirasçılar) açabilir; ancak evlilik sona ermişse savcının re’sen dava açma yetkisi kalkar.
Dairenin, sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanının Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen dava edilemeyeceğini; ancak her ilgilinin (mirasçılar veya menfaati bulunan kişiler) mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebileceğini hükme bağladığı görülmektedir. Bu karar, evliliğin iptali davasında dava açma yetkisinin evliliğin hâlâ devam edip etmediğine göre değiştiğini; evlilik ölüm veya boşanmayla zaten sona ermişse artık kamusal bir yetki olan savcının re’sen açma hakkının düştüğünü, bunun yerine özel menfaati bulunanların harekete geçmesi gerektiğini netleştirmektedir.
Dairenin, evlilik tarihinde mevcut olan zeka geriliğinin evliliği sürdürmeye engel teşkil edeceğini ve mutlak butlan sebebi olduğunu vurguladığı görülmektedir. Bu karar, “akıl hastalığı” kavramının evliliğin iptali davası bakımından yalnızca klinik olarak tanımlanmış hastalıkları değil, evlenmeye ve evlilik birliğini sürdürmeye engel teşkil eden zeka geriliği gibi zihinsel yetersizlik hâllerini de kapsadığını göstermektedir; bu hususun evlenme tarihinde mevcut olup olmadığının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerekmektedir.
Emsal Yargıtay Kararları
Sıkça Sorulan Sorular
Hukuki Destek Almak İster Misiniz?
Evliliğin iptali davası, mutlak veya nisbi butlan sebeplerinin değerlendirilmesi ya da dava açma süresinin hesaplanması konularında doğru hukuki destek almak için vakit kaybetmeden iletişime geçin.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
Bir yanıt yazın