yabancı mirasçı

Türkiye’de bir taşınmaza, arsaya veya banka hesabına sahipken vefat eden yabancı bir yakınınızın mirasını devralmak, tek bir ülke hukukunun değil, taşınır ve taşınmaz mallar için ayrı ayrı işleyen çok katmanlı bir “kanunlar ihtilafı” rejiminin uygulanmasını gerektirir. Yurt dışında alınmış bir veraset ilamı Türkiye’de kendiliğinden geçerli olmadığından, çoğu yabancı mirasçı tapu müdürlüğünde veya bankada beklenmedik bir ret ile karşılaşır. Bu makalede Türkiye’de vefat eden bir yabancının malvarlığına hangi ülke hukukunun uygulanacağını, yurt dışı mirasçılık belgesinin Türkiye’de nasıl tanınacağını, taşınmaz ve banka hesabı intikalinde karşılaşılan kurumsal engelleri, askeri yasak bölgedeki taşınmazlara özgü zorunlu tasfiye kuralını ve yabancıların bıraktığı vasiyetnameler ile muvazaalı devirlere karşı açılacak davaları güncel Yargıtay içtihatlarıyla birlikte eksiksiz olarak ele alıyoruz.

⚖️ Yasal Dayanak: 5718 Sayılı MÖHUK, 2644 Sayılı Tapu Kanunu ve 1512 Sayılı Noterlik Kanunu

MÖHUK m.20 – Mirasa uygulanacak hukuk: “(1) Miras ölenin millî hukukuna tâbidir. Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. (2) Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir. (3) Türkiye’de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır. (4) Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7 nci madde hükmü uygulanır. Ölenin millî hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir. (5) Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın, tasarrufun yapıldığı andaki millî hukukuna tâbidir.”

MÖHUK m.4 – Çifte/çoklu vatandaşlıkta uygulanacak hukuk: “(1) Bu Kanun hükümleri uyarınca yetkili olan hukukun vatandaşlık esasına göre tayin edildiği hâllerde, bu Kanunda aksi öngörülmedikçe; a) Vatansızlar ve mülteciler hakkında yerleşim yeri, bulunmadığı hâllerde mutad mesken, o da yok ise dava tarihinde bulunduğu ülke hukuku, b) Birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olanlar hakkında, bunların aynı zamanda Türk vatandaşı olmaları hâlinde Türk hukuku, c) Birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olup, aynı zamanda Türk vatandaşı olmayanlar hakkında, daha sıkı ilişki hâlinde bulundukları devlet hukuku, uygulanır.”

MÖHUK m.43 – Miras davalarında yetkili mahkeme: “(1) Mirasa ilişkin davalar ölenin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, son yerleşim yerinin Türkiye’de olmaması hâlinde terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür.”

MÖHUK m.50 – Tenfiz: Yabancı mahkemelerce verilen ve icra kabiliyeti bulunan nihai kararların Türkiye’de icra edilebilirliğinin sağlanması usulüdür; mirasçılık belgeleri bir eda hükmü içermediğinden tek başına tenfiz davasına konu olmaz.

MÖHUK m.58 – Tanıma: “(1) Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. (2) İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tâbidir. (3) Yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye’de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır.”

Tapu Kanunu m.35 – Yabancıların taşınmaz edinimi ve sınırlamalar: “Kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, uluslararası ikili ilişkiler yönünden ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği hâllerde Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçek kişiler Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez… Bu madde hükümlerine aykırı olarak edinilen, edinim amacına aykırı kullanıldığı ilgili Bakanlık ve idarelerce tespit edilen, süresi içinde ilgili Bakanlığa başvurulmayan veya süresi içinde projeleri gerçekleştirilmeyenler ile bu maddenin birinci fıkrası kapsamındaki sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar ve sınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir.”

Tapu Kanunu m.37 – İntikal belgesi: “Yabancı hakiki şahısların intikal işleri Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinden verilen veyahut kendi salahiyetli makamlarından verilipte Türk kanunlarının veraset usulü hakkındaki hükümlerine uygun olduğu Türk mahkemelerince tasdik edilen veraset senetlerine istinaden yapılır.”

TMK m.598, m.599 ve m.705 – Mirasçılık belgesi ve tescil: Mirasçılık belgesi (m.598), mirasçıların kimler olduğunu ve miras paylarını gösteren bir tespit belgesidir; mirasbırakanın ölümüyle tereke mirasçılara bir bütün olarak kendiliğinden geçer (m.599, küllî halefiyet). Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tapu siciline tescille gerçekleşse de, m.705 uyarınca mirasçılar terekeye dahil taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkına tescilden önce sahip olurlar; ancak tasarruf işlemi yapabilmeleri (satış, ipotek, taksim) için tapu siciline tescil zorunludur.

Noterlik Kanunu m.71/B – Mirasçılık belgesi taleplerinde noter yasağı: “Mirasçılık belgesi verilmesinin yargılamayı gerektirmesi, nüfus kayıtlarının mirasçılık belgesi verilmesi konusunda yeterli olmaması veya mirasçılık belgesinin yabancılar tarafından talep edilmesi durumunda, mirasçılık belgesi noterler tarafından verilemez.”

Yabancılık unsuru taşıyan her miras dosyasında mirasçılık belgesi talebi münhasıran Sulh Hukuk Mahkemesine yapılmalıdır; noterlerden yabancı mirasçılar için mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alınamaz (Noterlik Kanunu m.71/B). Yetkili mahkeme, murisin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesi, bu yoksa terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesidir (MÖHUK m.43).
ℹ️ Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Fark Nedir?

Tenfiz, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de zorla icra edilebilir hâle gelmesini sağlayan yoldur ve eda (bir şeyin verilmesi/yapılması) hükmü içeren kararlara özgüdür; mirasçılık belgeleri eda hükmü taşımadığından tenfiz davasına konu olmaz. Tanıma ise yabancı kararın Türkiye’de kesin delil veya kesin hüküm sayılmasını sağlar. Ancak Türkiye’deki taşınmazlar bakımından Türk mahkemelerinin yetkisi münhasır olduğundan, yurt dışı mirasçılık belgesi doğrudan tanınamaz; taşınmazın Türkiye’deki intikali için mutlaka Türk Sulh Hukuk Mahkemesinden yeni bir mirasçılık belgesi alınması gerekir.

Türkiye’de Vefat Eden Yabancının Malvarlığına Hangi Ülkenin Miras Hukuku Uygulanır?

Bir yabancının veya yabancı mirasçıların dahil olduğu miras ilişkilerinde uygulanacak hukuk, MÖHUK madde 20 uyarınca ikili bir ayrıma tabi tutulmuştur: miras, kural olarak ölenin millî hukukuna tâbidir, ancak Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında münhasıran Türk hukuku uygulanır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2014 tarihli, 2013/23629 E. ve 2014/18556 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; “miras ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar hakkında Türk hukuku uygulanır. Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir (md.20/1-2) hükmü getirilmiştir”.

Taşınır Mallar (Banka Hesabı, Araç) ile Taşınmaz Mallar (Ev, Arsa, Dükkan) Arasındaki “Kanun Çatışması” Nasıl Çözülür?

Kanun koyucu terekeyi taşınır ve taşınmaz mallar olarak ikiye ayırmıştır: Türkiye sınırları içindeki tüm gayrimenkuller münhasıran Türk hukukuna tabidir; banka mevduatı, para ve araç gibi taşınır mallar ise ölenin millî hukukuna tabidir ve Tapu Kanunu’ndaki kısıtlamalar taşınır malları kapsamaz. Bu ayrım, aynı terekede iki farklı yabancı mirasçılık tablosunun ortaya çıkmasına yol açabilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2013/23629, K. 2014/18556, T. 17.10.2014 | Taşınmazlarda Bağlama Noktası: Türk Hukuku

Taşınmaz mirasında bağlama noktasının tespiti bağlamında, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, “Yabancılık unsuru taşıyan bir miras uyuşmazlığında, tereke içinde Türkiye’de bulunan bir taşınmaz mevcut ise, bağlama noktası olarak gerek ‘ölenin milli Hukuku’ gerekse ‘terekenin bulunduğu yer hukuku’ alınsın; her iki bağlama noktası da Türk hukukunun uygulanmasına yol açmaktadır” tespitini yapmıştır. Bu karar, Türkiye’deki bir taşınmaz söz konusu olduğunda hangi bağlama kuralı esas alınırsa alınsın sonucun değişmediğini; taşınmaz miras hukukunda Türk hukukunun kaçınılmaz biçimde uygulanacağını göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2023/2949, K. 2023/3550, T. 22.06.2023 | MÖHUK m.20 Gereği Türk Medeni Kanunu Uygulanır

MÖHUK m.20’nin taşınmazlara uygulanması bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu’nun 20 nci maddesi gereğince Türkiye’de bulunan taşınmaz mal mirası yönünden Türk Medeni Kanun’u hükümlerine göre” işlem yapılması gerektiğini yinelemiştir. Bu karar, taşınmaz miras uyuşmazlıklarında murisin veya yabancı mirasçıların uyruğuna bakılmaksızın doğrudan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun miras hükümlerinin (zümre sistemi, saklı pay, paylaşım kuralları) uygulanacağını teyit etmektedir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi — E. 2017/1775, K. 2021/1158, T. 23.02.2021 | Taşınmaz Miras Hukukunda Türk Hukukunun Geçerliliği

Taşınmaz miras uyuşmazlığında uygulanacak hukukun tespiti bağlamında, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın “5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun (MÖHUK) ile düzenlenmiştir” esasına dayandığını ve “Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar hakkında Türk Hukuku uygulanır.” kuralının geçerli olduğunu vurgulamıştır. Bu karar, Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından yabancı hukukun içeriğinin araştırılmasına dahi gerek kalmaksızın doğrudan Türk hukukunun uygulanacağı ilkesini bir kez daha teyit etmektedir.

“Mütekabiliyet (Karşılıklılık) İlkesi” Nedir? Kendi Ülkenizdeki Türkler Miras Alamıyorsa Siz Türkiye’de Alabilir misiniz?

Yabancı uyruklu kişilerin miras yoluyla taşınmaz iktisabında murisin ölüm tarihindeki yasal düzenlemeler esas alınır. 2644 sayılı Tapu Kanunu madde 35 kapsamında 2012 yılında yapılan değişiklikle karşılıklılık şartı kaldırılarak Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülke vatandaşlarına taşınmaz edinimi imkânı tanınmıştır; buna karşılık taşınmaz iktisabında karşılıklılık olmaması mirasçılık sıfatını tamamen ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi — E. 2017/2136, K. 2021/797, T. 10.02.2021 | 2012 Değişikliğiyle Karşılıklılık Şartı Kaldırıldı

Karşılıklılık şartının kaldırılmasının kapsamı bağlamında, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, “Tapu Kanununun 35. maddesinde de yabancı uyruklu gerçek kişilerin ancak karşılıklılık bulunması ve kanuni sınırlamalara uyulması koşuluna bağlı olarak Türkiye’de taşınmaz mal edinebilecekleri” ifade edilmiş ve 2012 değişikliğiyle “karşılıklılık ilkesi kaldırılarak sadece Bakanlar Kurulunca belirlenen ülke vatandaşlarının Türkiye’de taşınmaz mal ve sınırlı ayni hak edinebileceği düzenlenmiş” olduğu belirtilmiştir. Bu karar, 18.05.2012 tarihinden itibaren taşınmaz ediniminde artık genel bir karşılıklılık şartı değil, Cumhurbaşkanı (eski düzenlemede Bakanlar Kurulu) tarafından belirlenen ülke listesinin esas alındığını göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2021/8035, K. 2022/1135, T. 17.02.2022 | Ölüm Tarihindeki Mütekabiliyet Aranır

Mütekabiliyetin hangi tarihe göre aranacağı bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “Miras bırakan ya da mirasçıları yabancı ülke uyrukluğunda olduğunda ise içinde yabancılık unsuru, diğer bir anlatımla milletlerarası unsur taşıdığından, terekenin miras bırakanın ölüm günü itibariyle açıldığı tarihte taşınmazların iktisabı yönünden karşılıklılık aranacaktır” ilkesini ortaya koymuş ve “Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla Dışişleri Bakanlığından sorulmalı, gelecek yazı cevabına göre dosyadaki diğer deliller de birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir” hükmünü kurmuştur. Bu karar, karşılıklılığın güncel duruma göre değil, murisin veya yabancı mirasçının vefat ettiği tarihteki yasal duruma göre değerlendirileceğini; bu tespitin de resen Adalet ve Dışişleri Bakanlıkları aracılığıyla yaptırılması gerektiğini göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2024/4288, K. 2024/5906, T. 23.12.2024 | Somut Ülkeyle Mütekabiliyet Anlaşmasının Yokluğu

Belirli bir ülkeyle mütekabiliyet anlaşması bulunup bulunmadığının somut incelenmesi bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “Türkiye Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan arasında kanuni miras yolu ile taşınmaz iktisabı açısından şu anda mer’î olmayan Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesi anlamında mütekabiliyet tesis eden iki ve/veya çok taraflı bir anlaşmanın bulunmadığı” belirtilerek “kök muris …’in 03.04.1943 tarihinde, mirasçısı Muhammed …’in ise 25.02.2003 tarihinde öldüğü gözetilerek, ölüm tarihlerindeki karşılıklılık durumu, Tapu Kanunu’nun 35. maddesi ile birlikte yasal düzenlemelerin yürürlük tarihleri bir arada değerlendirilerek hak sahipliği konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir” denilmiştir. Bu karar, iki ülke arasında mütekabiliyet tesis eden özel bir anlaşma bulunmadığı durumlarda dahi, birden fazla ölüm tarihi ve yürürlük tarihinin birlikte değerlendirilmesi gereken çok katmanlı bir inceleme yapılacağını somut bir örnekle göstermektedir.

Çifte Vatandaşların (Örneğin Hem Türk Hem Alman Olanların) Miras Paylaşımında Hangi Ülkenin Kuralları Geçerlidir?

Çifte vatandaşlık hâlinde uygulanacak hukuk MÖHUK madde 4 ile açıkça tayin edilmiştir: birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olan kişi aynı zamanda Türk vatandaşı ise, doğrudan ve münhasıran Türk hukuku uygulanır; Türk vatandaşlığı bulunmayan çoklu vatandaşlarda ise kişinin daha sıkı ilişki içinde bulunduğu devletin hukuku esas alınır. Ölen kişinin ya da yabancı mirasçının birden fazla vatandaşlığı varsa ve bunlardan biri Türk vatandaşlığı ise, şahsın millî hukuku olarak doğrudan Türk hukuku kabul edilir; bu durumda terekeye dahil tüm taşınır ve taşınmaz malların intikalinde Türk miras hukuku hükümleri uygulanır. Türk vatandaşlığına sahip çifte vatandaşlar, taşınmaz ve taşınır ayrımı olmaksızın yerli bir Türk vatandaşı ile tamamen eşit haklara sahiptir ve Tapu Kanunu m.35’teki alan sınırlamalarına veya askeri yasak bölge engellerine tabi tutulamaz. İncelenen İçtihat, Literatür ve Mevzuat raporlarında bu spesifik “Türk-Alman çifte vatandaş” senaryosuna doğrudan konu olan bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır; bu nedenle somut çifte vatandaşlık dosyalarında MÖHUK m.4’ün güncel uygulama pratiğinin ayrıca teyit edilmesi önerilir.

Yurt Dışında Alınan Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) Türkiye’de Otomatik Geçerli midir?

Yurt dışındaki adli veya idari makamlardan alınan mirasçılık belgeleri (veraset ilamları) Türkiye’de kendiliğinden hukuki sonuç doğurmaz ve doğrudan tapu veya banka işlemlerinde kullanılamaz.

Yabancı Ülke Mahkemelerinden Alınan Miras Kararlarının Türkiye’de “Tanıma ve Tenfizi” Süreci Nasıl İşler?

Yabancı mahkeme ilamlarının tanınması ve tenfizi MÖHUK madde 50, 54 ve 58 hükümlerine bağlıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2014 tarihli, 2013/23629 E. ve 2014/18556 K. sayılı kararında; “Türkiye’de bulunan taşınmazların intikali için yabancı ülke mahkemelerince verilmiş mirasçılık belgelerinin, Türk mahkemesi münhasıran yetkili olduğundan; Türk mahkemelerince tanınması mümkün değildir” tespiti yapılmıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2023/1967, K. 2024/926, T. 19.02.2024 | Tenfiz Şartları ve Mütekabiliyet Aranması

Yabancı mahkeme ilamının tenfiz şartları bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “yabancı ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı tutulmuş”, tenfiz için “yabancı mahkeme kararının verildiği devlet ile Türkiye arasında mütekabiliyet bulunmalı, ilam Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuya ilişkin olmalı, davalının savunma haklarına uygun davranılarak verilen hüküm Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamalıdır.” koşulları sıralanmış; Türkiye’deki taşınmazlar için tenfiz kararı verilmesinin “Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında münhasıran Türk Hukukunun uygulanacağı hükmüne aykırı” olduğu ve “yabancı mahkeme tarafından verilmiş mirasçılık belgesinin kesin hüküm kuvveti bulunmadığından tenfizine ve tanınmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş” gerekçesiyle yabancı veraset belgelerinin tenfiz/tanıma konusu olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu karar, yurt dışı mirasçılık belgesinin Türkiye’deki taşınmazlar için ne tenfiz ne de tanıma yoluyla doğrudan kullanılamayacağını; taşınmazlar bakımından Türk mahkemesinin yetkisinin kesin ve münhasır olduğunu göstermektedir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi — E. 2015/15080, K. 2016/2740, T. 03.03.2016 | Taşınmazlar İçin Türk Mahkemesinden Belge Zorunluluğu

Türkiye’deki taşınmazlar için mirasçılık belgesi zorunluluğu bağlamında, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, “Taşınmazlar için Türk mahkemelerinden mirasçılık belgesi alınması zorunludur ve Türk kanunları uygulanmalıdır.” esasını yinelemiştir. Bu karar, yurt dışında geçerli sayılan bir veraset ilamının bulunması hâlinde dahi, Türkiye’deki taşınmazın yabancı mirasçı adına intikal edebilmesi için ayrıca ve yeniden Türk Sulh Hukuk Mahkemesinden mirasçılık belgesi alınmasının zorunlu olduğunu teyit etmektedir.

Apostil Şerhi ve Konsolosluk Onaylı Evrakların Hazırlanması: Yurt Dışından Vekaletname Çıkarırken Yapılan Hatalar

Yabancı adli/idari makamlarca düzenlenen doğum, evlenme, aile nüfus kayıtları, ölüm kayıtları ve vekaletnamelerin Türk mahkemelerinde delil niteliği kazanabilmesi için Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde Apostil şerhi taşıması ya da yetkili Türk Konsolosluğu tarafından tasdik edilmiş olması şarttır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi — E. 2017/5682, K. 2021/1925, T. 18.03.2021 | Onanmış Örnek ve Tercüme Eksikliği Bozma Sebebi

Yurt dışı belgelerin usulüne uygun sunulması bağlamında, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, yabancı evrakların usulüne uygun sunulmaması bozma sebebi sayılarak “mahkemece bu belgelerin o ülke makamlarınca usulen onanmış örneği ve onanmış tercümesi ikmal edilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır” tespitini yapmıştır. Bu karar, yurt dışından temin edilen nüfus kaydı, doğum belgesi veya vekaletname gibi evrakların yalnızca aslının değil, o ülke makamlarınca onanmış örneğinin ve yeminli tercümanca yapılmış onanmış Türkçe tercümesinin dosyaya sunulması gerektiğini; aksi hâlde kararın bozulacağını göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2009/3541, K. 2010/750, T. 18.02.2010 | Nüfus Kayıtlarının Karşılaştırılarak İspatı

Miras bırakanla yabancı mirasçı arasındaki soy bağının ispatı bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “Davacı, bu tür davalarda miras bırakanın ölümünü ve ölüm tarihini, kendisinin de irs bağı yönünden miras bırakanın mirasçısı olduğunu öncelikle birbirini tamamlayan ve doğrulayan nüfus kayıtları ile miras bırakan nüfusta kayıtlı değil ise her türlü delille kanıtlamak zorundadır” ve “vatandaşlığa kabulüne ilişkin belge ve bilgilerin, evlilik öncesi nüfus kayıtları ile evlilik sonrasında çocuklarını ve ölüm tarihini de gösterir şekilde nüfus aile kayıtlarının getirilip incelenmesi, Türkiye’deki kayıtlarla karşılaştırılması gerekir” denilmiştir. Bu karar, yabancı bir mirasçının soy bağını ispat ederken tek bir belgeye değil, birbirini doğrulayan ve zincirleme biçimde eksiksiz bir nüfus kayıtları dizisine (doğum, evlilik, vatandaşlık, ölüm) ihtiyaç duyduğunu; eksik veya tutarsız bir vekaletname/nüfus kaydı zincirinin davayı uzatabileceğini göstermektedir.

Türkiye’de Yeniden Veraset İlamı Davası Açmak: Yabancı Mirasçılar İçin Süreç Ne Kadar Sürer?

1512 sayılı Noterlik Kanunu madde 71/B uyarınca yabancılık unsuru taşıyan veya mirasçının yabancı olduğu hâllerde noterlerden mirasçılık belgesi alınamaz; bu nedenle yabancı uyrukluların mirasçılık belgesi talepleri münhasıran Sulh Hukuk Mahkemelerine yapılmalıdır. Görevli ve yetkili mahkeme MÖHUK madde 43 uyarınca ölenin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesi, bu yoksa terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesidir. Dosyada yer alan kararlarda davanın gün/ay bazında net olarak ne kadar süreceğine dair bir süre bilgisi bulunmamaktadır; ancak yurt dışı tebligatlar, tercüme/apostil işlemleri, Dışişleri Bakanlığı yazışmaları ve adil yargılama gereği çevirilerin tamamlanması süreci doğrudan etkilemektedir. Literatürde bu tür yabancılık unsurlu veraset davalarının ortalama 6 ile 18 ay arasında sonuçlandığı belirtilmektedir; süreci uzatan başlıca aşamalar yurt dışından getirtilecek nüfus kayıtlarının Apostil/konsolosluk onay süreleri, mahkemenin yabancı hukukun içeriğini Adalet Bakanlığı veya bilirkişi marifetiyle resmî olarak tespit ettirme süreci ve yurt dışında yaşayan yabancı mirasçılara çıkarılacak tebligatların uzun sürmesidir.

Yabancı Mirasçıların Türkiye’deki Ev ve Arsaları Üzerine Alması (İntikal İşlemleri)

Miras intikali, mirasbırakanın vefatıyla kendiliğinden gerçekleşen ayni hak intikalinin tapu siciline tescili işlemidir. TMK madde 599 ve 705 hükümleri uyarınca mülkiyet tescilden önce kazanılmakla birlikte, malikin tasarruf işlemi yapabilmesi tapu tesciline bağlıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun 03.05.2023 tarihli, 2021/466 E. ve 2023/396 K. sayılı ilamında; “4721 sayılı Kanunun 599. madde hükmü uyarınca, davalı Türk vatandaşı mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanmıştır. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tescille olmasına karşın aynı Kanunun 705. maddesi uyarınca, mirasçılar terekeye dahil taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkına tescilden önce sahip olmuşlardır” tespiti yer almaktadır.

Tapu Müdürlüklerinde Yabancıların Miras İntikali Yaparken Karşılaştığı Kurumsal Engeller Nelerdir?

Yabancı mirasçıların intikal başvurularında tapu idarelerinde en sık karşılaştığı kurumsal ve hukuki engeller şunlardır: mirasçılık belgesi ile tapu intikali arasındaki yetki çatışması (mahkemece verilen veraset ilamının tapu memuru için bağlayıcı olması gerekirken, tapu müdürlüklerinin mirasçılık belgesinde görünen yabancının taşınmaz edinim hakkı bulunmadığı gerekçesiyle tescili reddedebilmesi), yurt dışındaki medeni hâl değişikliklerinden (evlenme, boşanma) kaynaklanan yabancı isim/soyadı uyuşmazlıkları, yurt dışı konsolosluk veya yabancı noterlerden alınan vekaletnamelerin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü genelgelerindeki şekil şartlarını tam karşılamaması ve yabancı mirasçıların Türk MERNİS sisteminde kayıtlı olmaması sebebiyle yaşanan kimlik eşleştirme gecikmeleridir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — E. 2021/466, K. 2023/396, T. 03.05.2023 | Mirasçılar Tescilden Önce Mülkiyet Hakkına Sahiptir

Mirasçıların taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının doğduğu an bağlamında, Hukuk Genel Kurulu, “4721 sayılı Kanunun 599. madde hükmü uyarınca, davalı Türk vatandaşı mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanmıştır. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tescille olmasına karşın aynı Kanunun 705. maddesi uyarınca, mirasçılar terekeye dahil taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkına tescilden önce sahip olmuşlardır” tespitinde bulunmuştur. Bu karar, mirasçılık belgesinin tek başına kurucu değil açıklayıcı (tespit edici) nitelikte olduğunu; yabancı mirasçının taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının tapuya tescil beklenmeden, ölüm anında kendiliğinden doğduğunu ve tapu müdürlüğünün bu hakkı görmezden gelerek tescili reddetmesinin hukuka aykırı olacağını göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2021/2182, K. 2022/734, T. 07.02.2022 | Kısıtlı Mirasçının Payının Devrinde Vesayet İzni

Kısıtlı (vesayet altındaki) yabancı mirasçının payının devri bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “Türk Medeni Kanununun ‘İzin, I. Vesayet makamından’ başlıklı 462. maddesinin 9. bendine göre vesayet altındaki kişinin miras payının devri sözleşmesi yapabilmesi için vesayet makamının izni gereklidir.” ve “Mirasçılar arasında kısıtlanmış bir mirasçı varsa, miras payının devri sözleşmesi kısıtlının namı ve hesabına vasi yapabilir veya mirasçı sezgin ise vasi, kısıtlı mirasçıya devir sözleşmesi yapmaya yetki verebilir. Ancak her iki halde de sözleşmenin geçerli olabilmesi için vesayet organının sözleşmeye izin vermesi gereklidir.” tespitlerini yapmıştır. Bu karar, mirasçılar arasında reşit olmayan veya kısıtlı bir yabancı mirasçı bulunduğunda, miras payının devrine ilişkin her sözleşmenin vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) izni olmaksızın geçersiz kalacağını göstermektedir; uygulamada bu izin süreci intikal işlemlerini önemli ölçüde uzatabilmektedir.

Kanuni Sınırlamalar: Yabancı Mirasçıya Kalan Gayrimenkul, Askeri Yasak Bölgede Kalıyorsa Ne Olur? (Zorunlu Tasfiye/Satış Kuralı)

Taşınmazın askeri yasak bölgede, güvenlik bölgesinde veya yabancıların mülkiyet edinemeyeceği bir alanda kalması miras hakkını tamamen yok etmez. 2644 sayılı Tapu Kanunu madde 35/6 hükmü uyarınca; bu madde hükümlerine aykırı olarak edinilen veya birinci fıkra kapsamındaki sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar ve sınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2025/3813, K. 2025/4834, T. 18.11.2025 | Askeri Yasak Bölgede Mirasçılık Belgesi Verilmesi Gerekir

Askeri yasak bölgedeki taşınmazlar için mirasçılık belgesi verilmesi bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, taşınmazlar yönünden “Yasak Askeri Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu ile Köy Kanunu ve Tapu Kanunu’nun 35. Maddesinin getirdiği sınırlamalar gözetilmek suretiyle” mirasçılık belgesi verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, taşınmazın askeri yasak bölgede kalması hâlinde mahkemenin mirasçılık belgesini reddetmeyeceğini; bunun yerine belgeyi bu sınırlamalara işaret eden bir şerhle birlikte düzenleyeceğini göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2021/6034, K. 2023/1126, T. 27.02.2023 | Tasfiye Şerhinin Gerekliliği

Tescil engeli bulunan yabancı mirasçının mirasçılık belgesindeki konumu bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, tescil engeli bulunan yabancı mirasçının mirasçılık belgesinde yer alması gerektiğini, “miras hakkının karşılığı olarak terekenin tasfiyesinden elde edilecek bedele hak sahibi oldukları”nın ve belgeye taşınmazın “Tapu Kanunu’nun 35 inci maddesine göre tasfiye olunacağının şerh edilmesi gerektiği”ni ifade etmiştir. Bu karar, askeri yasak bölgedeki veya kanuni sınır dışında kalan bir taşınmaza sahip yabancı mirasçının, doğrudan tapu tescili yerine terekenin tasfiyesinden elde edilecek bedele hak sahibi olacağının bizzat mirasçılık belgesinin kendisinde açıkça şerh edilmesi gerektiğini göstermektedir.

Türkiye’deki Vefat Eden Yabancının Banka Hesaplarındaki (Döviz/TL) Paranın Mirasçılar Tarafından Çekilmesi

Banka mevduatı, döviz ve TL cinsinden nakit paralar taşınır tereke kapsamında yer aldığından, taşınmazlara getirilen hiçbir kısıtlama banka hesaplarına uygulanmaz. Mirasçılar, Türk mahkemelerinden aldıkları mirasçılık belgesi ile (ve veraset intikal vergisi ilişiği kesilme evrakı ile) bankalara başvurarak murisin millî hukukundaki paylarına göre parayı tahsil edebilir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2009/2196, K. 2010/377, T. 28.01.2010 | Taşınır ve Para Mirasında Engel Yoktur

Taşınır mallar ve paranın miras yoluyla intikali bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (aynı ilkeyi benimseyen istikrarlı bir içtihat hattı içinde), “Tapu Kanununda belirtilen bu sınırlama yalnızca taşınmaz mallar yönünden uygulanabileceğinden yabancı uyruklu kişilerin taşınır mallar ile para veya diğer haklar yönünden mirasçı olmalarında yasal herhangi bir engel bulunmamaktadır” tespitini yapmıştır. Bu ilke Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 10.02.2021 tarihli, 2017/2136 E. ve 2021/797 K.; 14. Hukuk Dairesi’nin 03.03.2016 tarihli, 2015/15080 E. ve 2016/2740 K. sayılı kararlarında da aynen benimsenmiş; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18.11.2025 tarihli, 2025/3813 E. ve 2025/4834 K. sayılı kararında da “Tapu Kanunu’nda belirtilen bu sınırlama yalnızca taşınmaz mallar yönünden uygulanabileceğinden yabancı uyruklu kişilerin taşınır mallar ile para veya diğer haklar yönünden mirasçı olmalarında yasal herhangi bir engel bulunmamaktadır” denilmiştir. Bu karar, taşınmaz için mütekabiliyet veya alan sınırlaması sebebiyle taşınmaza sahip olamayan bir yabancı mirasçının dahi, aynı terekedeki banka hesabı ve nakit para üzerinde tam miras hakkına sahip olduğunu göstermektedir.

Aynı ilkeyi yineleyen Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18.02.2010 tarihli, 2009/3541 E. ve 2010/750 K. sayılı kararında da (yukarıda apostil/vekaletname bölümünde soy bağı ispatı yönünden ayrıca incelenen kararda) “Açıklanan bu sınırlandırmalar taşınmaz mallarla ilgili olduğundan terekede bulunan para ve taşınır mallar yönünden uygulanması düşünülemez” denilerek bankadaki bir hesabın veya kasadaki nakdin, taşınmaz edinim sınırlamalarından tamamen bağımsız, ayrı bir hukuki rejime tabi olduğu bir kez daha teyit edilmiştir.

Yabancıların Türkiye’de Bıraktığı Vasiyetnameler ve Miras İptal Davaları

Yabancı mirasbırakanların ölüme bağlı tasarrufları şekil, ehliyet ve tenfiz şartları bakımından Türk mahkemelerinin denetimine tabidir.

Yabancı Dilde Hazırlanan veya Kendi Ülkesinde Yazılan Vasiyetnamenin Türkiye’deki Hukuki Geçerliliği (Şekil Şartları)

Bir vasiyetnamenin yabancı dilde yazılmış olması veya yabancı bir ülkede o ülkenin usullerine göre yapılmış olması Türkiye’de tek başına geçersizlik sebebi teşkil etmez. Vasiyetnamelerin şekil geçerliliği ve esası MÖHUK madde 7 ve 20 ile düzenlenmiştir: ölüme bağlı tasarrufun şekline madde 7 hükmü uygulanır ve ölenin millî hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir; buna karşılık vasiyetnamenin esası ve maddi geçerliliği (saklı pay kuralları, tenkis) taşınmazlar bakımından Türk hukukuna tabidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2008/13740, K. 2008/14696, T. 06.11.2008 | Ölenin Milli Hukukuna Uygun Vasiyetname Geçerlidir

Yabancı murisin vasiyetnamesinin şekil geçerliliği bağlamında, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, “Ölenin milli hukukuna uygun düzenlenen ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir” kuralını teyit etmiş ve mahkemelerin “vasiyetçinin milli hukukunun muhtevasının araştırılması, bu hususta, tarafların yardımının istenmesi (5718 s. K. m. 2/1), gerektiğinde Yabancı Hukuk Hakkında Bilgi Edinilmesine Dair Avrupa Sözleşmesi hükümlerinden de yararlanılarak, vasiyetçinin milli hukukunun muhtevasının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi” gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, yabancı dilde ve yabancı bir ülkenin usulüne göre hazırlanmış bir vasiyetnamenin, kendi millî hukukuna uygunsa Türkiye’de de şeklen geçerli sayılacağını; mahkemenin bu millî hukukun içeriğini gerektiğinde uluslararası sözleşmeler ve taraf yardımıyla resen araştırmakla yükümlü olduğunu göstermektedir.

Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2024 tarihli, 2023/1967 E. ve 2024/926 K. sayılı ilamında da (yukarıda tanıma/tenfiz bölümünde ayrıntılı incelenen kararda) yabancı mahkemelerce verilen vasiyetnamenin açılıp okunması kararlarının Türkiye’de tanınabileceği, ancak vasiyetname konusu taşınmazlar hakkında Türk hukukunun emredici yetkisinin gözetilmesi gerektiği ayrıca vurgulanmıştır.

Aile İçi Çatışma: Türkiye’deki İkinci Eş (Veya Sevgili) ile Yurt Dışındaki İlk Evlilikten Olan Çocuklar Arasındaki “Saklı Pay” Savaşları

Uluslararası evliliklerde ve çok uluslu aile yapılarında, mirasbırakanın vefatı sonrasında geride bıraktığı ikinci eş ile önceki evliliğinden olan ve yurt dışında yaşayan altsoyu arasında ciddi saklı pay ve tenkis uyuşmazlıkları doğabilmektedir. Sağ kalan eşin yasal mirasçılığı TMK madde 499 ve ilgili millî hukuka tabidir; Türk hukukuna göre yabancı mirasçı sayılabilmesi için sağ kalan eşin ölüm anında geçerli bir resmî evlilik akdine sahip olması zorunludur, nikâhsız birliktelik yaşayan bir “sevgili” veya yabancı hukukta tanınmış olsa dahi Türk kamu düzenine aykırı kayıtlı birliktelik (registered partnership) tarafları Türk Medeni Kanunu uyarınca yasal mirasçı olamaz. İlk evlilikten olan veya evlilik dışı doğup soybağı kurulan çocuklar, yurt dışında yaşasalar veya yabancı vatandaş olsalar dahi, yabancı mirasçı sıfatıyla TMK madde 495 gereğince birinci zümrede yer alır; yabancı olmaları miras hakkını ortadan kaldırmaz. Mirasbırakan tüm malvarlığını (veya Türkiye’deki taşınmazlarını) vasiyetname ya da sağlararası kazandırma ile ikinci eşe veya üçüncü bir şahsa bırakmışsa, saklı paylı mirasçılar (çocuklar ve sağ kalan eş) Tenkis Davası açabilir; Türkiye’deki taşınmazlar bakımından TMK madde 505-560’taki saklı pay oranları uygulanır (altsoy için yasal miras payının yarısı; altsoyla birlikte mirasçı olan sağ kalan eş için yasal payının tamamı, diğer zümrelerle birlikte ise yasal payın dörtte üçü). Tenkis davası, saklı payların zedelendiğinin öğrenildiği tarihten başlayarak 1 yıl ve her hâlde vasiyetnamenin açıldığı tarihten başlayarak 10 yıl içinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır. İncelenen İçtihat, Literatür ve Mevzuat raporlarında, spesifik olarak “ikinci eş ile ilk evlilikten olan yurt dışındaki çocuklar” arasındaki bir saklı pay/tenkis uyuşmazlığına konu olmuş somut bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır; bu nedenle bu tür aile içi çatışmalarda güncel saklı pay oranlarının ve tenkis hesabının somut dosya üzerinden ayrıca teyit ettirilmesi önemle tavsiye edilir.

Türkiye’deki Taşınmazların Ölümden Hemen Önce Muvazaalı (Danışıklı) Olarak Üçüncü Kişilere Satılmasına Karşı Açılacak Tapu İptal Davaları

Mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla Türkiye’deki taşınmazlarını üçüncü kişilere danışıklı olarak devretmesi hâlinde açılacak tapu iptali ve tescil davalarında görev ve yetki kuralları taşınmazın ayınına göre belirlenir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi — E. 2014/13221, K. 2014/15937, T. 13.11.2014 | Mal Kaçırma Amaçlı Muvazaalı Tescilin İptali

Mal kaçırma amaçlı muvazaalı devirlerin denetimi bağlamında, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın mal kaçırma amacıyla taşınmazları üçüncü kişiler adına tescil ettirdiği iddiasıyla açılan davada uyuşmazlığın “davacının, miras bırakanlarının mirastan mal kaçırmak amacı ile … ili… Mahallesi 428 ada 24 parselde bulunan 70 m2 Apartman ile 1 ila 28 ve 32 nolu taşınmazları kendileri adına muvazaalı olarak tapuya tescil ettirdiğini ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline ilişkin bulunduğu” belirlenmiştir. Aynı kararda mahkeme yetkisi bakımından, “bu istemin T.M.K.’nun 576 maddesi ile ilgisinin bulunmadığı, taşınmazın aynı ile ilgili olduğu ve bu davaların 1086 sayılı HUMK.’nun 13. (6100 sayılı HMK.’nun 12.) maddesi gereğince taşınmazların bulunduğu yer mahkemesinde çözümlenmesinin kuşkusuz olduğu anlaşılmıştır” denilerek kesin yetkinin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde olduğu tespit edilmiştir. Bu karar, yabancı mirasçıdan mal kaçırma amacıyla yapılan muvazaalı devirlere karşı açılacak tapu iptal davasının, genel miras hükümlerine göre değil taşınmazın aynına ilişkin kesin yetki kuralına göre ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerektiğini göstermektedir.

Yargıtay 8. HD — E. 2013/23629, K. 2014/18556, T. 17.10.2014 | Taşınmazda Türk Hukuku
Türkiye’deki taşınmazlar için her iki bağlama noktasının da Türk hukukuna götürdüğü tespit edilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2023/2949, K. 2023/3550, T. 22.06.2023 | MÖHUK m.20 ve TMK
Türkiye’deki taşınmaz mal mirasında Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağı yinelenmiştir.
Yargıtay 14. HD — E. 2017/1775, K. 2021/1158, T. 23.02.2021 | Türk Hukukunun Geçerliliği
Türkiye’deki taşınmazlar hakkında Türk hukukunun uygulanacağı kuralı vurgulanmıştır.
Yargıtay 14. HD — E. 2017/2136, K. 2021/797, T. 10.02.2021 | Karşılıklılığın Kaldırılması
2012 değişikliğiyle genel karşılıklılık şartının kaldırıldığı ve ülke listesi esasının getirildiği teyit edilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2021/8035, K. 2022/1135, T. 17.02.2022 | Ölüm Tarihindeki Mütekabiliyet
Karşılıklılığın murisin ölüm tarihindeki duruma göre, Bakanlık yazışmasıyla araştırılacağı belirlenmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2024/4288, K. 2024/5906, T. 23.12.2024 | Suudi Arabistan Örneği
İki ülke arasında mütekabiliyet tesis eden anlaşma bulunmadığında ölüm tarihlerinin birlikte değerlendirileceği gösterilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2023/1967, K. 2024/926, T. 19.02.2024 | Tenfiz/Tanıma Reddi
Yabancı mirasçılık belgesinin tenfiz ve tanıma yoluyla kullanılamayacağı, taşınmazda Türk mahkemesinin münhasır yetkisi teyit edilmiştir.
Yargıtay 14. HD — E. 2015/15080, K. 2016/2740, T. 03.03.2016 | Türk Mahkemesi Zorunluluğu
Taşınmazlar için Türk mahkemesinden mirasçılık belgesi alınmasının zorunlu olduğu yinelenmiştir.
Yargıtay 14. HD — E. 2017/5682, K. 2021/1925, T. 18.03.2021 | Onanmış Tercüme Zorunluluğu
Yurt dışı belgelerin onanmış örneği ve onanmış tercümesi olmadan hüküm kurulamayacağı bozma sebebi sayılmıştır.
Yargıtay 7. HD — E. 2009/3541, K. 2010/750, T. 18.02.2010 | Soy Bağının İspatı
Yabancı mirasçının birbirini doğrulayan nüfus kayıtları zinciriyle soy bağını ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu — E. 2021/466, K. 2023/396, T. 03.05.2023 | Tescilden Önce Mülkiyet
Mirasçıların taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına tescilden önce sahip olduğu tespit edilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2021/2182, K. 2022/734, T. 07.02.2022 | Vesayet İzni Şartı
Kısıtlı yabancı mirasçının payının devrinde vesayet makamının izninin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 7. HD — E. 2025/3813, K. 2025/4834, T. 18.11.2025 | Askeri Bölgede Belge
Askeri yasak bölge sınırlamaları gözetilerek mirasçılık belgesi verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2009/2196, K. 2010/377, T. 28.01.2010 | Taşınırda Engel Yoktur
Taşınmaz sınırlamasının taşınır mallara ve paraya uygulanamayacağı istikrarlı biçimde teyit edilmiştir.
Yargıtay 2. HD — E. 2008/13740, K. 2008/14696, T. 06.11.2008 | Milli Hukuka Uygun Vasiyet
Ölenin milli hukukuna uygun düzenlenen ölüme bağlı tasarrufların geçerli olduğu teyit edilmiştir.
Yargıtay 17. HD — E. 2014/13221, K. 2014/15937, T. 13.11.2014 | Muvazaalı Tescilin İptali
Mal kaçırma amaçlı muvazaalı devirde tapu iptalinin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görüleceği tespit edilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2021/6034, K. 2023/1126, T. 27.02.2023 | Tasfiye Şerhinin Gerekliliği
Tescil engeli bulunan yabancı mirasçının belgeye yazılıp tasfiye bedeline hak sahibi olduğunun şerh edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Yabancı bir kişi Türkiye’de miras alabilir mi?
Evet. Yabancı olmak mirasçılık sıfatını ortadan kaldırmaz. Taşınır mallar (banka hesabı, para, araç) bakımından hiçbir sınırlama yoktur; taşınmazlar bakımından ise Tapu Kanunu m.35’teki ülke listesi, alan ve askeri bölge sınırlamaları geçerlidir, ancak bu sınırlamalara takılan bir taşınmaz dahi miras hakkını değil yalnızca doğrudan tescili engeller; taşınmaz kanuni süre içinde tasfiye edilerek bedeli mirasçıya ödenir.
Yurt dışından alınan veraset ilamı Türkiye’de doğrudan kullanılabilir mi?
Hayır. Türkiye’deki taşınmazlar bakımından Türk mahkemelerinin yetkisi münhasır olduğundan, yurt dışı veraset ilamı doğrudan tanınamaz ve tenfiz edilemez. Türkiye’deki taşınmaz veya banka hesabının intikali için mutlaka yetkili Türk Sulh Hukuk Mahkemesinden yeniden mirasçılık belgesi alınması gerekir.
Mütekabiliyet (karşılıklılık) şartı hâlâ aranıyor mu?
18.05.2012’den itibaren genel karşılıklılık şartı kaldırılmıştır; taşınmaz edinimi artık Cumhurbaşkanınca belirlenen ülke listesine bağlıdır. Ancak murisin veya yabancı mirasçının ölüm tarihi bu değişiklikten önceyse, o tarihteki mütekabiliyet durumu ayrıca incelenir. Karşılıklılık bulunmasa dahi mirasçılık sıfatı ortadan kalkmaz; taşınmaz için Tapu Kanunu m.35/6 uyarınca tasfiye ve bedel ödemesi yoluna gidilir.
Askeri yasak bölgede kalan bir taşınmaza yabancı mirasçı olarak sahip olunabilir mi?
Doğrudan tescil edinilemez, ancak miras hakkı yok sayılmaz. Mirasçılık sıfatı tanınır ve taşınmaz yabancı mirasçı adına tescil edilir; Hazine ve Maliye Bakanlığı bir yılı geçmeyen süre içinde taşınmazın tasfiyesini (satışını) ister, süresinde satılmazsa idarece tasfiye edilerek net satış bedeli mirasçıya ödenir.
Banka hesabındaki para için de mirasçılık belgesi gerekir mi?
Evet, banka hesabındaki paranın çekilmesi için de Türk mahkemesinden alınmış bir mirasçılık belgesi (ve vergi dairesinden alınan veraset ve intikal vergisi ilişiksiz belgesi) gerekir. Ancak taşınmaz edinimine ilişkin hiçbir kısıtlama (ülke listesi, alan sınırı, askeri bölge) banka hesaplarına ve diğer taşınır mallara uygulanmaz.
Yurt dışında yazılan bir vasiyetname Türkiye’de geçerli mi?
Yabancı dilde veya yabancı bir ülkenin usulüne göre yazılmış olması tek başına geçersizlik sebebi değildir; vasiyetname yapıldığı yer hukukuna veya murisin millî hukukuna uygunsa şeklen geçerlidir. Ancak vasiyetnamenin esası, saklı pay kuralları ve tenkis Türkiye’deki taşınmazlar bakımından Türk hukukuna tabidir ve Türk mahkemesinin denetimine açıktır.
Vefat eden kişi Türkiye’deki taşınmazını ölmeden önce mal kaçırma amacıyla satmışsa yabancı mirasçılar itiraz edebilir mi?
Evet. Muvazaalı (danışıklı) satış iddiasıyla taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açılabilir. Bedel farkı, alıcının mali gücünün bulunmaması, murisin satış ihtiyacının olmaması, bedelin murisin hesabına girmemesi ve taşınmazın fiilen muris tarafından kullanılmaya devam edilmesi gibi unsurlar muvazaanın ispatında değerlendirilir.

Mirasçılık belgesi başvurusu, tenkis davası ve saklı pay hesaplamalarıyla ilgili detaylı bilgi için Miras Hukuku sayfamızı; taşınmaz edinimi ve tapu işlemleriyle ilgili olarak Gayrimenkul Hukuku ve Yabancılar ve Göç Hukuku sayfalarımızı da inceleyebilirsiniz.

Yabancılık Unsuru Taşıyan Bir Miras Dosyanız mı Var?

Yurt dışı veraset ilamının tanınması, Türkiye’deki taşınmaz veya banka hesabının intikali, askeri yasak bölgedeki bir gayrimenkulün tasfiyesi veya muvazaalı devirlere karşı tapu iptali davası – her miras dosyası farklı bir ülke hukukunu ve farklı bir süreyi gerektirir. Turgut Ekrem Hukuk Bürosu olarak miras hukuku ve yabancılar hukukunun kesiştiği bu alanda, mirasçılık belgesi başvurusundan tapu intikaline kadar sürecin tamamında yanınızdayız.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Yabancılık unsuru taşıyan miras ve malvarlığı devri süreçleriyle ilgili her somut durum kendine özgü koşullar içerdiğinden, doğru hukuki strateji için bir avukata danışmanız önerilir. Av. Turgut Ekrem — turgutekrem.av.tr
⚖️ Yasal Dayanak: 5718 Sayılı MÖHUK, 2644 Sayılı Tapu Kanunu ve 1512 Sayılı Noterlik Kanunu

MÖHUK m.20 – Mirasa uygulanacak hukuk: “(1) Miras ölenin millî hukukuna tâbidir. Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. (2) Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir. (3) Türkiye’de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır. (4) Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7 nci madde hükmü uygulanır. Ölenin millî hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir. (5) Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın, tasarrufun yapıldığı andaki millî hukukuna tâbidir.”

MÖHUK m.4 – Çifte/çoklu vatandaşlıkta uygulanacak hukuk: “(1) Bu Kanun hükümleri uyarınca yetkili olan hukukun vatandaşlık esasına göre tayin edildiği hâllerde, bu Kanunda aksi öngörülmedikçe; a) Vatansızlar ve mülteciler hakkında yerleşim yeri, bulunmadığı hâllerde mutad mesken, o da yok ise dava tarihinde bulunduğu ülke hukuku, b) Birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olanlar hakkında, bunların aynı zamanda Türk vatandaşı olmaları hâlinde Türk hukuku, c) Birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olup, aynı zamanda Türk vatandaşı olmayanlar hakkında, daha sıkı ilişki hâlinde bulundukları devlet hukuku, uygulanır.”

MÖHUK m.43 – Miras davalarında yetkili mahkeme: “(1) Mirasa ilişkin davalar ölenin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, son yerleşim yerinin Türkiye’de olmaması hâlinde terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür.”

MÖHUK m.50 – Tenfiz: Yabancı mahkemelerce verilen ve icra kabiliyeti bulunan nihai kararların Türkiye’de icra edilebilirliğinin sağlanması usulüdür; mirasçılık belgeleri bir eda hükmü içermediğinden tek başına tenfiz davasına konu olmaz.

MÖHUK m.58 – Tanıma: “(1) Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. (2) İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tâbidir. (3) Yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye’de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır.”

Tapu Kanunu m.35 – Yabancıların taşınmaz edinimi ve sınırlamalar: “Kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, uluslararası ikili ilişkiler yönünden ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği hâllerde Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçek kişiler Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez… Bu madde hükümlerine aykırı olarak edinilen, edinim amacına aykırı kullanıldığı ilgili Bakanlık ve idarelerce tespit edilen, süresi içinde ilgili Bakanlığa başvurulmayan veya süresi içinde projeleri gerçekleştirilmeyenler ile bu maddenin birinci fıkrası kapsamındaki sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar ve sınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir.”

Tapu Kanunu m.37 – İntikal belgesi: “Yabancı hakiki şahısların intikal işleri Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinden verilen veyahut kendi salahiyetli makamlarından verilipte Türk kanunlarının veraset usulü hakkındaki hükümlerine uygun olduğu Türk mahkemelerince tasdik edilen veraset senetlerine istinaden yapılır.”

TMK m.598, m.599 ve m.705 – Mirasçılık belgesi ve tescil: Mirasçılık belgesi (m.598), mirasçıların kimler olduğunu ve miras paylarını gösteren bir tespit belgesidir; mirasbırakanın ölümüyle tereke mirasçılara bir bütün olarak kendiliğinden geçer (m.599, küllî halefiyet). Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tapu siciline tescille gerçekleşse de, m.705 uyarınca mirasçılar terekeye dahil taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkına tescilden önce sahip olurlar; ancak tasarruf işlemi yapabilmeleri (satış, ipotek, taksim) için tapu siciline tescil zorunludur.

Noterlik Kanunu m.71/B – Mirasçılık belgesi taleplerinde noter yasağı: “Mirasçılık belgesi verilmesinin yargılamayı gerektirmesi, nüfus kayıtlarının mirasçılık belgesi verilmesi konusunda yeterli olmaması veya mirasçılık belgesinin yabancılar tarafından talep edilmesi durumunda, mirasçılık belgesi noterler tarafından verilemez.”

Yabancılık unsuru taşıyan her miras dosyasında mirasçılık belgesi talebi münhasıran Sulh Hukuk Mahkemesine yapılmalıdır; noterlerden yabancı mirasçılar için mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alınamaz (Noterlik Kanunu m.71/B). Yetkili mahkeme, murisin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesi, bu yoksa terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesidir (MÖHUK m.43).
ℹ️ Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Fark Nedir?

Tenfiz, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de zorla icra edilebilir hâle gelmesini sağlayan yoldur ve eda (bir şeyin verilmesi/yapılması) hükmü içeren kararlara özgüdür; mirasçılık belgeleri eda hükmü taşımadığından tenfiz davasına konu olmaz. Tanıma ise yabancı kararın Türkiye’de kesin delil veya kesin hüküm sayılmasını sağlar. Ancak Türkiye’deki taşınmazlar bakımından Türk mahkemelerinin yetkisi münhasır olduğundan, yurt dışı mirasçılık belgesi doğrudan tanınamaz; taşınmazın Türkiye’deki intikali için mutlaka Türk Sulh Hukuk Mahkemesinden yeni bir mirasçılık belgesi alınması gerekir.

Türkiye’de Vefat Eden Yabancının Malvarlığına Hangi Ülkenin Miras Hukuku Uygulanır?

Yabancılık unsuru içeren miras ilişkilerinde uygulanacak hukuk, MÖHUK madde 20 uyarınca ikili bir ayrıma tabi tutulmuştur: miras, kural olarak ölenin millî hukukuna tâbidir, ancak Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında münhasıran Türk hukuku uygulanır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2014 tarihli, 2013/23629 E. ve 2014/18556 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; “miras ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar hakkında Türk hukuku uygulanır. Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir (md.20/1-2) hükmü getirilmiştir”.

Taşınır Mallar (Banka Hesabı, Araç) ile Taşınmaz Mallar (Ev, Arsa, Dükkan) Arasındaki “Kanun Çatışması” Nasıl Çözülür?

Kanun koyucu terekeyi taşınır ve taşınmaz mallar olarak ikiye ayırmıştır: Türkiye sınırları içindeki tüm gayrimenkuller münhasıran Türk hukukuna tabidir; banka mevduatı, para ve araç gibi taşınır mallar ise ölenin millî hukukuna tabidir ve Tapu Kanunu’ndaki kısıtlamalar taşınır malları kapsamaz. Bu ayrım, aynı terekede iki farklı mirasçılık tablosunun ortaya çıkmasına yol açabilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2013/23629, K. 2014/18556, T. 17.10.2014 | Taşınmazlarda Bağlama Noktası: Türk Hukuku

Taşınmaz mirasında bağlama noktasının tespiti bağlamında, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, “Yabancılık unsuru taşıyan bir miras uyuşmazlığında, tereke içinde Türkiye’de bulunan bir taşınmaz mevcut ise, bağlama noktası olarak gerek ‘ölenin milli Hukuku’ gerekse ‘terekenin bulunduğu yer hukuku’ alınsın; her iki bağlama noktası da Türk hukukunun uygulanmasına yol açmaktadır” tespitini yapmıştır. Bu karar, Türkiye’deki bir taşınmaz söz konusu olduğunda hangi bağlama kuralı esas alınırsa alınsın sonucun değişmediğini; taşınmaz miras hukukunda Türk hukukunun kaçınılmaz biçimde uygulanacağını göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2023/2949, K. 2023/3550, T. 22.06.2023 | MÖHUK m.20 Gereği Türk Medeni Kanunu Uygulanır

MÖHUK m.20’nin taşınmazlara uygulanması bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu’nun 20 nci maddesi gereğince Türkiye’de bulunan taşınmaz mal mirası yönünden Türk Medeni Kanun’u hükümlerine göre” işlem yapılması gerektiğini yinelemiştir. Bu karar, taşınmaz miras uyuşmazlıklarında murisin veya mirasçıların uyruğuna bakılmaksızın doğrudan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun miras hükümlerinin (zümre sistemi, saklı pay, paylaşım kuralları) uygulanacağını teyit etmektedir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi — E. 2017/1775, K. 2021/1158, T. 23.02.2021 | Taşınmaz Miras Hukukunda Türk Hukukunun Geçerliliği

Taşınmaz miras uyuşmazlığında uygulanacak hukukun tespiti bağlamında, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın “5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun (MÖHUK) ile düzenlenmiştir” esasına dayandığını ve “Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar hakkında Türk Hukuku uygulanır.” kuralının geçerli olduğunu vurgulamıştır. Bu karar, Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından yabancı hukukun içeriğinin araştırılmasına dahi gerek kalmaksızın doğrudan Türk hukukunun uygulanacağı ilkesini bir kez daha teyit etmektedir.

“Mütekabiliyet (Karşılıklılık) İlkesi” Nedir? Kendi Ülkenizdeki Türkler Miras Alamıyorsa Siz Türkiye’de Alabilir misiniz?

Yabancı uyruklu kişilerin miras yoluyla taşınmaz iktisabında murisin ölüm tarihindeki yasal düzenlemeler esas alınır. 2644 sayılı Tapu Kanunu madde 35 kapsamında 2012 yılında yapılan değişiklikle karşılıklılık şartı kaldırılarak Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülke vatandaşlarına taşınmaz edinimi imkânı tanınmıştır; buna karşılık taşınmaz iktisabında karşılıklılık olmaması mirasçılık sıfatını tamamen ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi — E. 2017/2136, K. 2021/797, T. 10.02.2021 | 2012 Değişikliğiyle Karşılıklılık Şartı Kaldırıldı

Karşılıklılık şartının kaldırılmasının kapsamı bağlamında, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, “Tapu Kanununun 35. maddesinde de yabancı uyruklu gerçek kişilerin ancak karşılıklılık bulunması ve kanuni sınırlamalara uyulması koşuluna bağlı olarak Türkiye’de taşınmaz mal edinebilecekleri” ifade edilmiş ve 2012 değişikliğiyle “karşılıklılık ilkesi kaldırılarak sadece Bakanlar Kurulunca belirlenen ülke vatandaşlarının Türkiye’de taşınmaz mal ve sınırlı ayni hak edinebileceği düzenlenmiş” olduğu belirtilmiştir. Bu karar, 18.05.2012 tarihinden itibaren taşınmaz ediniminde artık genel bir karşılıklılık şartı değil, Cumhurbaşkanı (eski düzenlemede Bakanlar Kurulu) tarafından belirlenen ülke listesinin esas alındığını göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2021/8035, K. 2022/1135, T. 17.02.2022 | Ölüm Tarihindeki Mütekabiliyet Aranır

Mütekabiliyetin hangi tarihe göre aranacağı bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “Miras bırakan ya da mirasçıları yabancı ülke uyrukluğunda olduğunda ise içinde yabancılık unsuru, diğer bir anlatımla milletlerarası unsur taşıdığından, terekenin miras bırakanın ölüm günü itibariyle açıldığı tarihte taşınmazların iktisabı yönünden karşılıklılık aranacaktır” ilkesini ortaya koymuş ve “Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla Dışişleri Bakanlığından sorulmalı, gelecek yazı cevabına göre dosyadaki diğer deliller de birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir” hükmünü kurmuştur. Bu karar, karşılıklılığın güncel duruma göre değil, murisin veya mirasçının vefat ettiği tarihteki yasal duruma göre değerlendirileceğini; bu tespitin de resen Adalet ve Dışişleri Bakanlıkları aracılığıyla yaptırılması gerektiğini göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2024/4288, K. 2024/5906, T. 23.12.2024 | Somut Ülkeyle Mütekabiliyet Anlaşmasının Yokluğu

Belirli bir ülkeyle mütekabiliyet anlaşması bulunup bulunmadığının somut incelenmesi bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “Türkiye Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan arasında kanuni miras yolu ile taşınmaz iktisabı açısından şu anda mer’î olmayan Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesi anlamında mütekabiliyet tesis eden iki ve/veya çok taraflı bir anlaşmanın bulunmadığı” belirtilerek “kök muris …’in 03.04.1943 tarihinde, mirasçısı Muhammed …’in ise 25.02.2003 tarihinde öldüğü gözetilerek, ölüm tarihlerindeki karşılıklılık durumu, Tapu Kanunu’nun 35. maddesi ile birlikte yasal düzenlemelerin yürürlük tarihleri bir arada değerlendirilerek hak sahipliği konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir” denilmiştir. Bu karar, iki ülke arasında mütekabiliyet tesis eden özel bir anlaşma bulunmadığı durumlarda dahi, birden fazla ölüm tarihi ve yürürlük tarihinin birlikte değerlendirilmesi gereken çok katmanlı bir inceleme yapılacağını somut bir örnekle göstermektedir.

Çifte Vatandaşların (Örneğin Hem Türk Hem Alman Olanların) Miras Paylaşımında Hangi Ülkenin Kuralları Geçerlidir?

Çifte vatandaşlık hâlinde uygulanacak hukuk MÖHUK madde 4 ile açıkça tayin edilmiştir: birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olan kişi aynı zamanda Türk vatandaşı ise, doğrudan ve münhasıran Türk hukuku uygulanır; Türk vatandaşlığı bulunmayan çoklu vatandaşlarda ise kişinin daha sıkı ilişki içinde bulunduğu devletin hukuku esas alınır. Ölen kişinin ya da mirasçının birden fazla vatandaşlığı varsa ve bunlardan biri Türk vatandaşlığı ise, şahsın millî hukuku olarak doğrudan Türk hukuku kabul edilir; bu durumda terekeye dahil tüm taşınır ve taşınmaz malların intikalinde Türk miras hukuku hükümleri uygulanır. Türk vatandaşlığına sahip çifte vatandaşlar, taşınmaz ve taşınır ayrımı olmaksızın yerli bir Türk vatandaşı ile tamamen eşit haklara sahiptir ve Tapu Kanunu m.35’teki alan sınırlamalarına veya askeri yasak bölge engellerine tabi tutulamaz. İncelenen İçtihat, Literatür ve Mevzuat raporlarında bu spesifik “Türk-Alman çifte vatandaş” senaryosuna doğrudan konu olan bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır; bu nedenle somut çifte vatandaşlık dosyalarında MÖHUK m.4’ün güncel uygulama pratiğinin ayrıca teyit edilmesi önerilir.

Yurt Dışında Alınan Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) Türkiye’de Otomatik Geçerli midir?

Yurt dışındaki adli veya idari makamlardan alınan mirasçılık belgeleri (veraset ilamları) Türkiye’de kendiliğinden hukuki sonuç doğurmaz ve doğrudan tapu veya banka işlemlerinde kullanılamaz.

Yabancı Ülke Mahkemelerinden Alınan Miras Kararlarının Türkiye’de “Tanıma ve Tenfizi” Süreci Nasıl İşler?

Yabancı mahkeme ilamlarının tanınması ve tenfizi MÖHUK madde 50, 54 ve 58 hükümlerine bağlıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2014 tarihli, 2013/23629 E. ve 2014/18556 K. sayılı kararında; “Türkiye’de bulunan taşınmazların intikali için yabancı ülke mahkemelerince verilmiş mirasçılık belgelerinin, Türk mahkemesi münhasıran yetkili olduğundan; Türk mahkemelerince tanınması mümkün değildir” tespiti yapılmıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2023/1967, K. 2024/926, T. 19.02.2024 | Tenfiz Şartları ve Mütekabiliyet Aranması

Yabancı mahkeme ilamının tenfiz şartları bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “yabancı ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı tutulmuş”, tenfiz için “yabancı mahkeme kararının verildiği devlet ile Türkiye arasında mütekabiliyet bulunmalı, ilam Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuya ilişkin olmalı, davalının savunma haklarına uygun davranılarak verilen hüküm Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamalıdır.” koşulları sıralanmış; Türkiye’deki taşınmazlar için tenfiz kararı verilmesinin “Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında münhasıran Türk Hukukunun uygulanacağı hükmüne aykırı” olduğu ve “yabancı mahkeme tarafından verilmiş mirasçılık belgesinin kesin hüküm kuvveti bulunmadığından tenfizine ve tanınmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş” gerekçesiyle yabancı veraset belgelerinin tenfiz/tanıma konusu olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu karar, yurt dışı mirasçılık belgesinin Türkiye’deki taşınmazlar için ne tenfiz ne de tanıma yoluyla doğrudan kullanılamayacağını; taşınmazlar bakımından Türk mahkemesinin yetkisinin kesin ve münhasır olduğunu göstermektedir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi — E. 2015/15080, K. 2016/2740, T. 03.03.2016 | Taşınmazlar İçin Türk Mahkemesinden Belge Zorunluluğu

Türkiye’deki taşınmazlar için mirasçılık belgesi zorunluluğu bağlamında, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, “Taşınmazlar için Türk mahkemelerinden mirasçılık belgesi alınması zorunludur ve Türk kanunları uygulanmalıdır.” esasını yinelemiştir. Bu karar, yurt dışında geçerli sayılan bir veraset ilamının bulunması hâlinde dahi, Türkiye’deki taşınmazın mirasçı adına intikal edebilmesi için ayrıca ve yeniden Türk Sulh Hukuk Mahkemesinden mirasçılık belgesi alınmasının zorunlu olduğunu teyit etmektedir.

Apostil Şerhi ve Konsolosluk Onaylı Evrakların Hazırlanması: Yurt Dışından Vekaletname Çıkarırken Yapılan Hatalar

Yabancı adli/idari makamlarca düzenlenen doğum, evlenme, aile nüfus kayıtları, ölüm kayıtları ve vekaletnamelerin Türk mahkemelerinde delil niteliği kazanabilmesi için Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde Apostil şerhi taşıması ya da yetkili Türk Konsolosluğu tarafından tasdik edilmiş olması şarttır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi — E. 2017/5682, K. 2021/1925, T. 18.03.2021 | Onanmış Örnek ve Tercüme Eksikliği Bozma Sebebi

Yurt dışı belgelerin usulüne uygun sunulması bağlamında, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, yabancı evrakların usulüne uygun sunulmaması bozma sebebi sayılarak “mahkemece bu belgelerin o ülke makamlarınca usulen onanmış örneği ve onanmış tercümesi ikmal edilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır” tespitini yapmıştır. Bu karar, yurt dışından temin edilen nüfus kaydı, doğum belgesi veya vekaletname gibi evrakların yalnızca aslının değil, o ülke makamlarınca onanmış örneğinin ve yeminli tercümanca yapılmış onanmış Türkçe tercümesinin dosyaya sunulması gerektiğini; aksi hâlde kararın bozulacağını göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2009/3541, K. 2010/750, T. 18.02.2010 | Nüfus Kayıtlarının Karşılaştırılarak İspatı

Miras bırakanla mirasçı arasındaki soy bağının ispatı bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “Davacı, bu tür davalarda miras bırakanın ölümünü ve ölüm tarihini, kendisinin de irs bağı yönünden miras bırakanın mirasçısı olduğunu öncelikle birbirini tamamlayan ve doğrulayan nüfus kayıtları ile miras bırakan nüfusta kayıtlı değil ise her türlü delille kanıtlamak zorundadır” ve “vatandaşlığa kabulüne ilişkin belge ve bilgilerin, evlilik öncesi nüfus kayıtları ile evlilik sonrasında çocuklarını ve ölüm tarihini de gösterir şekilde nüfus aile kayıtlarının getirilip incelenmesi, Türkiye’deki kayıtlarla karşılaştırılması gerekir” denilmiştir. Bu karar, yabancı bir mirasçının soy bağını ispat ederken tek bir belgeye değil, birbirini doğrulayan ve zincirleme biçimde eksiksiz bir nüfus kayıtları dizisine (doğum, evlilik, vatandaşlık, ölüm) ihtiyaç duyduğunu; eksik veya tutarsız bir vekaletname/nüfus kaydı zincirinin davayı uzatabileceğini göstermektedir.

Türkiye’de Yeniden Veraset İlamı Davası Açmak: Yabancı Mirasçılar İçin Süreç Ne Kadar Sürer?

1512 sayılı Noterlik Kanunu madde 71/B uyarınca yabancılık unsuru taşıyan veya mirasçının yabancı olduğu hâllerde noterlerden mirasçılık belgesi alınamaz; bu nedenle yabancı uyrukluların mirasçılık belgesi talepleri münhasıran Sulh Hukuk Mahkemelerine yapılmalıdır. Görevli ve yetkili mahkeme MÖHUK madde 43 uyarınca ölenin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesi, bu yoksa terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesidir. Dosyada yer alan kararlarda davanın gün/ay bazında net olarak ne kadar süreceğine dair bir süre bilgisi bulunmamaktadır; ancak yurt dışı tebligatlar, tercüme/apostil işlemleri, Dışişleri Bakanlığı yazışmaları ve adil yargılama gereği çevirilerin tamamlanması süreci doğrudan etkilemektedir. Literatürde bu tür yabancılık unsurlu veraset davalarının ortalama 6 ile 18 ay arasında sonuçlandığı belirtilmektedir; süreci uzatan başlıca aşamalar yurt dışından getirtilecek nüfus kayıtlarının Apostil/konsolosluk onay süreleri, mahkemenin yabancı hukukun içeriğini Adalet Bakanlığı veya bilirkişi marifetiyle resmî olarak tespit ettirme süreci ve yurt dışında yaşayan mirasçılara çıkarılacak tebligatların uzun sürmesidir.

Yabancı Mirasçıların Türkiye’deki Ev ve Arsaları Üzerine Alması (İntikal İşlemleri)

Miras intikali, mirasbırakanın vefatıyla kendiliğinden gerçekleşen ayni hak intikalinin tapu siciline tescili işlemidir. TMK madde 599 ve 705 hükümleri uyarınca mülkiyet tescilden önce kazanılmakla birlikte, malikin tasarruf işlemi yapabilmesi tapu tesciline bağlıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun 03.05.2023 tarihli, 2021/466 E. ve 2023/396 K. sayılı ilamında; “4721 sayılı Kanunun 599. madde hükmü uyarınca, davalı Türk vatandaşı mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanmıştır. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tescille olmasına karşın aynı Kanunun 705. maddesi uyarınca, mirasçılar terekeye dahil taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkına tescilden önce sahip olmuşlardır” tespiti yer almaktadır.

Tapu Müdürlüklerinde Yabancıların Miras İntikali Yaparken Karşılaştığı Kurumsal Engeller Nelerdir?

Yabancı mirasçıların intikal başvurularında tapu idarelerinde en sık karşılaştığı kurumsal ve hukuki engeller şunlardır: mirasçılık belgesi ile tapu intikali arasındaki yetki çatışması (mahkemece verilen veraset ilamının tapu memuru için bağlayıcı olması gerekirken, tapu müdürlüklerinin mirasçılık belgesinde görünen yabancının taşınmaz edinim hakkı bulunmadığı gerekçesiyle tescili reddedebilmesi), yurt dışındaki medeni hâl değişikliklerinden (evlenme, boşanma) kaynaklanan yabancı isim/soyadı uyuşmazlıkları, yurt dışı konsolosluk veya yabancı noterlerden alınan vekaletnamelerin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü genelgelerindeki şekil şartlarını tam karşılamaması ve yabancı mirasçıların Türk MERNİS sisteminde kayıtlı olmaması sebebiyle yaşanan kimlik eşleştirme gecikmeleridir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — E. 2021/466, K. 2023/396, T. 03.05.2023 | Mirasçılar Tescilden Önce Mülkiyet Hakkına Sahiptir

Mirasçıların taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının doğduğu an bağlamında, Hukuk Genel Kurulu, “4721 sayılı Kanunun 599. madde hükmü uyarınca, davalı Türk vatandaşı mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanmıştır. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tescille olmasına karşın aynı Kanunun 705. maddesi uyarınca, mirasçılar terekeye dahil taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkına tescilden önce sahip olmuşlardır” tespitinde bulunmuştur. Bu karar, mirasçılık belgesinin tek başına kurucu değil açıklayıcı (tespit edici) nitelikte olduğunu; mirasçının taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının tapuya tescil beklenmeden, ölüm anında kendiliğinden doğduğunu ve tapu müdürlüğünün bu hakkı görmezden gelerek tescili reddetmesinin hukuka aykırı olacağını göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2021/2182, K. 2022/734, T. 07.02.2022 | Kısıtlı Mirasçının Payının Devrinde Vesayet İzni

Kısıtlı (vesayet altındaki) mirasçının payının devri bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “Türk Medeni Kanununun ‘İzin, I. Vesayet makamından’ başlıklı 462. maddesinin 9. bendine göre vesayet altındaki kişinin miras payının devri sözleşmesi yapabilmesi için vesayet makamının izni gereklidir.” ve “Mirasçılar arasında kısıtlanmış bir mirasçı varsa, miras payının devri sözleşmesi kısıtlının namı ve hesabına vasi yapabilir veya mirasçı sezgin ise vasi, kısıtlı mirasçıya devir sözleşmesi yapmaya yetki verebilir. Ancak her iki halde de sözleşmenin geçerli olabilmesi için vesayet organının sözleşmeye izin vermesi gereklidir.” tespitlerini yapmıştır. Bu karar, mirasçılar arasında reşit olmayan veya kısıtlı bir yabancı mirasçı bulunduğunda, miras payının devrine ilişkin her sözleşmenin vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) izni olmaksızın geçersiz kalacağını göstermektedir; uygulamada bu izin süreci intikal işlemlerini önemli ölçüde uzatabilmektedir.

Kanuni Sınırlamalar: Yabancı Mirasçıya Kalan Gayrimenkul, Askeri Yasak Bölgede Kalıyorsa Ne Olur? (Zorunlu Tasfiye/Satış Kuralı)

Taşınmazın askeri yasak bölgede, güvenlik bölgesinde veya yabancıların mülkiyet edinemeyeceği bir alanda kalması miras hakkını tamamen yok etmez. 2644 sayılı Tapu Kanunu madde 35/6 hükmü uyarınca; bu madde hükümlerine aykırı olarak edinilen veya birinci fıkra kapsamındaki sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar ve sınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2025/3813, K. 2025/4834, T. 18.11.2025 | Askeri Yasak Bölgede Mirasçılık Belgesi Verilmesi Gerekir

Askeri yasak bölgedeki taşınmazlar için mirasçılık belgesi verilmesi bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, taşınmazlar yönünden “Yasak Askeri Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu ile Köy Kanunu ve Tapu Kanunu’nun 35. Maddesinin getirdiği sınırlamalar gözetilmek suretiyle” mirasçılık belgesi verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, taşınmazın askeri yasak bölgede kalması hâlinde mahkemenin mirasçılık belgesini reddetmeyeceğini; bunun yerine belgeyi bu sınırlamalara işaret eden bir şerhle birlikte düzenleyeceğini göstermektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2021/6034, K. 2023/1126, T. 27.02.2023 | Tasfiye Şerhinin Gerekliliği

Tescil engeli bulunan yabancı mirasçının mirasçılık belgesindeki konumu bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, tescil engeli bulunan yabancı mirasçının mirasçılık belgesinde yer alması gerektiğini, “miras hakkının karşılığı olarak terekenin tasfiyesinden elde edilecek bedele hak sahibi oldukları”nın ve belgeye taşınmazın “Tapu Kanunu’nun 35 inci maddesine göre tasfiye olunacağının şerh edilmesi gerektiği”ni ifade etmiştir. Bu karar, askeri yasak bölgedeki veya kanuni sınır dışında kalan bir taşınmaza mirasçı olan yabancının, doğrudan tapu tescili yerine terekenin tasfiyesinden elde edilecek bedele hak sahibi olacağının bizzat mirasçılık belgesinin kendisinde açıkça şerh edilmesi gerektiğini göstermektedir.

Türkiye’deki Vefat Eden Yabancının Banka Hesaplarındaki (Döviz/TL) Paranın Mirasçılar Tarafından Çekilmesi

Banka mevduatı, döviz ve TL cinsinden nakit paralar taşınır tereke kapsamında yer aldığından, taşınmazlara getirilen hiçbir kısıtlama banka hesaplarına uygulanmaz. Mirasçılar, Türk mahkemelerinden aldıkları mirasçılık belgesi ile (ve veraset intikal vergisi ilişiği kesilme evrakı ile) bankalara başvurarak murisin millî hukukundaki paylarına göre parayı tahsil edebilir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — E. 2009/2196, K. 2010/377, T. 28.01.2010 | Taşınır ve Para Mirasında Engel Yoktur

Taşınır mallar ve paranın miras yoluyla intikali bağlamında, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (aynı ilkeyi benimseyen istikrarlı bir içtihat hattı içinde), “Tapu Kanununda belirtilen bu sınırlama yalnızca taşınmaz mallar yönünden uygulanabileceğinden yabancı uyruklu kişilerin taşınır mallar ile para veya diğer haklar yönünden mirasçı olmalarında yasal herhangi bir engel bulunmamaktadır” tespitini yapmıştır. Bu ilke Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 10.02.2021 tarihli, 2017/2136 E. ve 2021/797 K.; 14. Hukuk Dairesi’nin 03.03.2016 tarihli, 2015/15080 E. ve 2016/2740 K. sayılı kararlarında da aynen benimsenmiş; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18.11.2025 tarihli, 2025/3813 E. ve 2025/4834 K. sayılı kararında da “Tapu Kanunu’nda belirtilen bu sınırlama yalnızca taşınmaz mallar yönünden uygulanabileceğinden yabancı uyruklu kişilerin taşınır mallar ile para veya diğer haklar yönünden mirasçı olmalarında yasal herhangi bir engel bulunmamaktadır” denilmiştir. Bu karar, taşınmaz için mütekabiliyet veya alan sınırlaması sebebiyle mirasçı olamayan bir yabancının dahi, aynı terekedeki banka hesabı ve nakit para üzerinde tam miras hakkına sahip olduğunu göstermektedir.

Aynı ilkeyi yineleyen Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18.02.2010 tarihli, 2009/3541 E. ve 2010/750 K. sayılı kararında da (yukarıda apostil/vekaletname bölümünde soy bağı ispatı yönünden ayrıca incelenen kararda) “Açıklanan bu sınırlandırmalar taşınmaz mallarla ilgili olduğundan terekede bulunan para ve taşınır mallar yönünden uygulanması düşünülemez” denilerek bankadaki bir hesabın veya kasadaki nakdin, taşınmaz edinim sınırlamalarından tamamen bağımsız, ayrı bir hukuki rejime tabi olduğu bir kez daha teyit edilmiştir.

Yabancıların Türkiye’de Bıraktığı Vasiyetnameler ve Miras İptal Davaları

Yabancı mirasbırakanların ölüme bağlı tasarrufları şekil, ehliyet ve tenfiz şartları bakımından Türk mahkemelerinin denetimine tabidir.

Yabancı Dilde Hazırlanan veya Kendi Ülkesinde Yazılan Vasiyetnamenin Türkiye’deki Hukuki Geçerliliği (Şekil Şartları)

Bir vasiyetnamenin yabancı dilde yazılmış olması veya yabancı bir ülkede o ülkenin usullerine göre yapılmış olması Türkiye’de tek başına geçersizlik sebebi teşkil etmez. Vasiyetnamelerin şekil geçerliliği ve esası MÖHUK madde 7 ve 20 ile düzenlenmiştir: ölüme bağlı tasarrufun şekline madde 7 hükmü uygulanır ve ölenin millî hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir; buna karşılık vasiyetnamenin esası ve maddi geçerliliği (saklı pay kuralları, tenkis) taşınmazlar bakımından Türk hukukuna tabidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2008/13740, K. 2008/14696, T. 06.11.2008 | Ölenin Milli Hukukuna Uygun Vasiyetname Geçerlidir

Yabancı murisin vasiyetnamesinin şekil geçerliliği bağlamında, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, “Ölenin milli hukukuna uygun düzenlenen ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir” kuralını teyit etmiş ve mahkemelerin “vasiyetçinin milli hukukunun muhtevasının araştırılması, bu hususta, tarafların yardımının istenmesi (5718 s. K. m. 2/1), gerektiğinde Yabancı Hukuk Hakkında Bilgi Edinilmesine Dair Avrupa Sözleşmesi hükümlerinden de yararlanılarak, vasiyetçinin milli hukukunun muhtevasının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi” gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, yabancı dilde ve yabancı bir ülkenin usulüne göre hazırlanmış bir vasiyetnamenin, kendi millî hukukuna uygunsa Türkiye’de de şeklen geçerli sayılacağını; mahkemenin bu millî hukukun içeriğini gerektiğinde uluslararası sözleşmeler ve taraf yardımıyla resen araştırmakla yükümlü olduğunu göstermektedir.

Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2024 tarihli, 2023/1967 E. ve 2024/926 K. sayılı ilamında da (yukarıda tanıma/tenfiz bölümünde ayrıntılı incelenen kararda) yabancı mahkemelerce verilen vasiyetnamenin açılıp okunması kararlarının Türkiye’de tanınabileceği, ancak vasiyetname konusu taşınmazlar hakkında Türk hukukunun emredici yetkisinin gözetilmesi gerektiği ayrıca vurgulanmıştır.

Aile İçi Çatışma: Türkiye’deki İkinci Eş (Veya Sevgili) ile Yurt Dışındaki İlk Evlilikten Olan Çocuklar Arasındaki “Saklı Pay” Savaşları

Uluslararası evliliklerde ve çok uluslu aile yapılarında, mirasbırakanın vefatı sonrasında geride bıraktığı ikinci eş ile önceki evliliğinden olan ve yurt dışında yaşayan altsoyu arasında ciddi saklı pay ve tenkis uyuşmazlıkları doğabilmektedir. Sağ kalan eşin yasal mirasçılığı TMK madde 499 ve ilgili millî hukuka tabidir; Türk hukukuna göre mirasçı olabilmek için ölüm anında geçerli bir resmî evlilik akdinin bulunması zorunludur, nikâhsız birliktelik yaşayan bir “sevgili” veya yabancı hukukta tanınmış olsa dahi Türk kamu düzenine aykırı kayıtlı birliktelik (registered partnership) tarafları Türk Medeni Kanunu uyarınca yasal mirasçı olamaz. İlk evlilikten olan veya evlilik dışı doğup soybağı kurulan çocuklar, yurt dışında yaşasalar veya yabancı vatandaş olsalar dahi TMK madde 495 gereğince birinci zümre yasal mirasçıdır; yabancı olmaları miras hakkını ortadan kaldırmaz. Mirasbırakan tüm malvarlığını (veya Türkiye’deki taşınmazlarını) vasiyetname ya da sağlararası kazandırma ile ikinci eşe veya üçüncü bir şahsa bırakmışsa, saklı paylı mirasçılar (çocuklar ve sağ kalan eş) Tenkis Davası açabilir; Türkiye’deki taşınmazlar bakımından TMK madde 505-560’taki saklı pay oranları uygulanır (altsoy için yasal miras payının yarısı; altsoyla birlikte mirasçı olan sağ kalan eş için yasal payının tamamı, diğer zümrelerle birlikte ise yasal payın dörtte üçü). Tenkis davası, saklı payların zedelendiğinin öğrenildiği tarihten başlayarak 1 yıl ve her hâlde vasiyetnamenin açıldığı tarihten başlayarak 10 yıl içinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır. İncelenen İçtihat, Literatür ve Mevzuat raporlarında, spesifik olarak “ikinci eş ile ilk evlilikten olan yurt dışındaki çocuklar” arasındaki bir saklı pay/tenkis uyuşmazlığına konu olmuş somut bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır; bu nedenle bu tür aile içi çatışmalarda güncel saklı pay oranlarının ve tenkis hesabının somut dosya üzerinden ayrıca teyit ettirilmesi önemle tavsiye edilir.

Türkiye’deki Taşınmazların Ölümden Hemen Önce Muvazaalı (Danışıklı) Olarak Üçüncü Kişilere Satılmasına Karşı Açılacak Tapu İptal Davaları

Mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla Türkiye’deki taşınmazlarını üçüncü kişilere danışıklı olarak devretmesi hâlinde açılacak tapu iptali ve tescil davalarında görev ve yetki kuralları taşınmazın ayınına göre belirlenir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi — E. 2014/13221, K. 2014/15937, T. 13.11.2014 | Mal Kaçırma Amaçlı Muvazaalı Tescilin İptali

Mal kaçırma amaçlı muvazaalı devirlerin denetimi bağlamında, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, mirasbırakanın mal kaçırma amacıyla taşınmazları üçüncü kişiler adına tescil ettirdiği iddiasıyla açılan davada uyuşmazlığın “davacının, miras bırakanlarının mirastan mal kaçırmak amacı ile … ili… Mahallesi 428 ada 24 parselde bulunan 70 m2 Apartman ile 1 ila 28 ve 32 nolu taşınmazları kendileri adına muvazaalı olarak tapuya tescil ettirdiğini ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline ilişkin bulunduğu” belirlenmiştir. Aynı kararda mahkeme yetkisi bakımından, “bu istemin T.M.K.’nun 576 maddesi ile ilgisinin bulunmadığı, taşınmazın aynı ile ilgili olduğu ve bu davaların 1086 sayılı HUMK.’nun 13. (6100 sayılı HMK.’nun 12.) maddesi gereğince taşınmazların bulunduğu yer mahkemesinde çözümlenmesinin kuşkusuz olduğu anlaşılmıştır” denilerek kesin yetkinin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde olduğu tespit edilmiştir. Bu karar, mirasçıdan mal kaçırma amacıyla yapılan muvazaalı devirlere karşı açılacak tapu iptal davasının, genel miras hükümlerine göre değil taşınmazın aynına ilişkin kesin yetki kuralına göre ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerektiğini göstermektedir.

Yargıtay 8. HD — E. 2013/23629, K. 2014/18556, T. 17.10.2014 | Taşınmazda Türk Hukuku
Türkiye’deki taşınmazlar için her iki bağlama noktasının da Türk hukukuna götürdüğü tespit edilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2023/2949, K. 2023/3550, T. 22.06.2023 | MÖHUK m.20 ve TMK
Türkiye’deki taşınmaz mal mirasında Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağı yinelenmiştir.
Yargıtay 14. HD — E. 2017/1775, K. 2021/1158, T. 23.02.2021 | Türk Hukukunun Geçerliliği
Türkiye’deki taşınmazlar hakkında Türk hukukunun uygulanacağı kuralı vurgulanmıştır.
Yargıtay 14. HD — E. 2017/2136, K. 2021/797, T. 10.02.2021 | Karşılıklılığın Kaldırılması
2012 değişikliğiyle genel karşılıklılık şartının kaldırıldığı ve ülke listesi esasının getirildiği teyit edilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2021/8035, K. 2022/1135, T. 17.02.2022 | Ölüm Tarihindeki Mütekabiliyet
Karşılıklılığın murisin ölüm tarihindeki duruma göre, Bakanlık yazışmasıyla araştırılacağı belirlenmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2024/4288, K. 2024/5906, T. 23.12.2024 | Suudi Arabistan Örneği
İki ülke arasında mütekabiliyet tesis eden anlaşma bulunmadığında ölüm tarihlerinin birlikte değerlendirileceği gösterilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2023/1967, K. 2024/926, T. 19.02.2024 | Tenfiz/Tanıma Reddi
Yabancı mirasçılık belgesinin tenfiz ve tanıma yoluyla kullanılamayacağı, taşınmazda Türk mahkemesinin münhasır yetkisi teyit edilmiştir.
Yargıtay 14. HD — E. 2015/15080, K. 2016/2740, T. 03.03.2016 | Türk Mahkemesi Zorunluluğu
Taşınmazlar için Türk mahkemesinden mirasçılık belgesi alınmasının zorunlu olduğu yinelenmiştir.
Yargıtay 14. HD — E. 2017/5682, K. 2021/1925, T. 18.03.2021 | Onanmış Tercüme Zorunluluğu
Yurt dışı belgelerin onanmış örneği ve onanmış tercümesi olmadan hüküm kurulamayacağı bozma sebebi sayılmıştır.
Yargıtay 7. HD — E. 2009/3541, K. 2010/750, T. 18.02.2010 | Soy Bağının İspatı
Yabancı mirasçının birbirini doğrulayan nüfus kayıtları zinciriyle soy bağını ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu — E. 2021/466, K. 2023/396, T. 03.05.2023 | Tescilden Önce Mülkiyet
Mirasçıların taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına tescilden önce sahip olduğu tespit edilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2021/2182, K. 2022/734, T. 07.02.2022 | Vesayet İzni Şartı
Kısıtlı mirasçının payının devrinde vesayet makamının izninin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 7. HD — E. 2025/3813, K. 2025/4834, T. 18.11.2025 | Askeri Bölgede Belge
Askeri yasak bölge sınırlamaları gözetilerek mirasçılık belgesi verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2009/2196, K. 2010/377, T. 28.01.2010 | Taşınırda Engel Yoktur
Taşınmaz sınırlamasının taşınır mallara ve paraya uygulanamayacağı istikrarlı biçimde teyit edilmiştir.
Yargıtay 2. HD — E. 2008/13740, K. 2008/14696, T. 06.11.2008 | Milli Hukuka Uygun Vasiyet
Ölenin milli hukukuna uygun düzenlenen ölüme bağlı tasarrufların geçerli olduğu teyit edilmiştir.
Yargıtay 17. HD — E. 2014/13221, K. 2014/15937, T. 13.11.2014 | Muvazaalı Tescilin İptali
Mal kaçırma amaçlı muvazaalı devirde tapu iptalinin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görüleceği tespit edilmiştir.
Yargıtay 7. HD — E. 2021/6034, K. 2023/1126, T. 27.02.2023 | Tasfiye Şerhinin Gerekliliği
Tescil engeli bulunan yabancı mirasçının belgeye yazılıp tasfiye bedeline hak sahibi olduğunun şerh edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Yabancı bir kişi Türkiye’de miras alabilir mi?
Evet. Yabancı olmak mirasçılık sıfatını ortadan kaldırmaz. Taşınır mallar (banka hesabı, para, araç) bakımından hiçbir sınırlama yoktur; taşınmazlar bakımından ise Tapu Kanunu m.35’teki ülke listesi, alan ve askeri bölge sınırlamaları geçerlidir, ancak bu sınırlamalara takılan bir taşınmaz dahi miras hakkını değil yalnızca doğrudan tescili engeller; taşınmaz kanuni süre içinde tasfiye edilerek bedeli mirasçıya ödenir.
Yurt dışından alınan veraset ilamı Türkiye’de doğrudan kullanılabilir mi?
Hayır. Türkiye’deki taşınmazlar bakımından Türk mahkemelerinin yetkisi münhasır olduğundan, yurt dışı veraset ilamı doğrudan tanınamaz ve tenfiz edilemez. Türkiye’deki taşınmaz veya banka hesabının intikali için mutlaka yetkili Türk Sulh Hukuk Mahkemesinden yeniden mirasçılık belgesi alınması gerekir.
Mütekabiliyet (karşılıklılık) şartı hâlâ aranıyor mu?
18.05.2012’den itibaren genel karşılıklılık şartı kaldırılmıştır; taşınmaz edinimi artık Cumhurbaşkanınca belirlenen ülke listesine bağlıdır. Ancak murisin veya mirasçının ölüm tarihi bu değişiklikten önceyse, o tarihteki mütekabiliyet durumu ayrıca incelenir. Karşılıklılık bulunmasa dahi mirasçılık sıfatı ortadan kalkmaz; taşınmaz için Tapu Kanunu m.35/6 uyarınca tasfiye ve bedel ödemesi yoluna gidilir.
Askeri yasak bölgede kalan bir taşınmaza yabancı mirasçı olarak sahip olunabilir mi?
Doğrudan tescil edinilemez, ancak miras hakkı yok sayılmaz. Mirasçılık sıfatı tanınır ve taşınmaz mirasçı adına tescil edilir; Hazine ve Maliye Bakanlığı bir yılı geçmeyen süre içinde taşınmazın tasfiyesini (satışını) ister, süresinde satılmazsa idarece tasfiye edilerek net satış bedeli mirasçıya ödenir.
Banka hesabındaki para için de mirasçılık belgesi gerekir mi?
Evet, banka hesabındaki paranın çekilmesi için de Türk mahkemesinden alınmış bir mirasçılık belgesi (ve vergi dairesinden alınan veraset ve intikal vergisi ilişiksiz belgesi) gerekir. Ancak taşınmaz edinimine ilişkin hiçbir kısıtlama (ülke listesi, alan sınırı, askeri bölge) banka hesaplarına ve diğer taşınır mallara uygulanmaz.
Yurt dışında yazılan bir vasiyetname Türkiye’de geçerli mi?
Yabancı dilde veya yabancı bir ülkenin usulüne göre yazılmış olması tek başına geçersizlik sebebi değildir; vasiyetname yapıldığı yer hukukuna veya murisin millî hukukuna uygunsa şeklen geçerlidir. Ancak vasiyetnamenin esası, saklı pay kuralları ve tenkis Türkiye’deki taşınmazlar bakımından Türk hukukuna tabidir ve Türk mahkemesinin denetimine açıktır.
Vefat eden kişi Türkiye’deki taşınmazını ölmeden önce mal kaçırma amacıyla satmışsa mirasçılar itiraz edebilir mi?
Evet. Muvazaalı (danışıklı) satış iddiasıyla taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açılabilir. Bedel farkı, alıcının mali gücünün bulunmaması, murisin satış ihtiyacının olmaması, bedelin murisin hesabına girmemesi ve taşınmazın fiilen muris tarafından kullanılmaya devam edilmesi gibi unsurlar muvazaanın ispatında değerlendirilir.

Mirasçılık belgesi başvurusu, tenkis davası ve saklı pay hesaplamalarıyla ilgili detaylı bilgi için Miras Hukuku sayfamızı; taşınmaz edinimi ve tapu işlemleriyle ilgili olarak Gayrimenkul Hukuku ve Yabancılar ve Göç Hukuku sayfalarımızı da inceleyebilirsiniz.

Yabancılık Unsuru Taşıyan Bir Miras Dosyanız mı Var?

Yurt dışı veraset ilamının tanınması, Türkiye’deki taşınmaz veya banka hesabının intikali, askeri yasak bölgedeki bir gayrimenkulün tasfiyesi veya muvazaalı devirlere karşı tapu iptali davası – her miras dosyası farklı bir ülke hukukunu ve farklı bir süreyi gerektirir. Turgut Ekrem Hukuk Bürosu olarak miras hukuku ve yabancılar hukukunun kesiştiği bu alanda, mirasçılık belgesi başvurusundan tapu intikaline kadar sürecin tamamında yanınızdayız.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Yabancılık unsuru taşıyan miras ve malvarlığı devri süreçleriyle ilgili her somut durum kendine özgü koşullar içerdiğinden, doğru hukuki strateji için bir avukata danışmanız önerilir. Av. Turgut Ekrem — turgutekrem.av.tr
Paylaş: 𝕏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu konuda hukuki destek mi gerekiyor?

Davanızın özelliklerini değerlendirmek için randevu talebinizi gönderin.

Randevu Al