neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu, failin kasten yaralama kastıyla hareket ettiği ancak öngörülenden daha ağır bir neticenin (kemik kırığı, organ kaybı, hayati tehlike veya ölüm) ortaya çıktığı hallerde TCK m. 87 uyarınca uygulanan, kademeli ve teknik bir ceza artırım rejimidir. Bu suçta ceza, kemik kırığında yarısına kadar, hayati tehlike veya sabit izde bir kat, organ kaybında iki kat artırılmakta; ölüm halinde ise bağımsız ve çok daha ağır bir ceza aralığı devreye girmektedir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun fıkralara göre ceza miktarları, adli tıp raporlarının belirleyiciliği, kasten öldürmeyle arasındaki ince çizgi ve mahkeme süreci bu makalede ele alınmaktadır.

TCK 87/3: Kavgada Kemik Kırılması (Burun, Kol, Çene Kırığı) Durumunda Ceza Nedir?

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun en sık karşılaşılan hali, kavga veya darp sonucunda mağdurda kemik kırığı ya da çıkığı meydana gelmesidir. Bu bölümde kemik kırığının ceza artırımına etkisi ve derecelendirme usulü ele alınmaktadır.

Vücutta Kemik Kırılması veya Çatlak Oluşması Halinde Ceza Ne Kadar Artırılır?

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun kemik kırığı hali, kanunda ayrı ve açık bir hükümle düzenlenmiştir:

⚖️ TCK m. 87/3 – Kemik Kırılması veya Çıkığı

“Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.”

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda bu artırımın uygulanabilmesi için önce temel cezanın doğru fıkradan tayin edilmesi şarttır. Yargıtay, kemik kırığı meydana gelen olaylarda temel cezanın mutlaka TCK m. 86/1 üzerinden belirlenmesi gerektiğini, bu neticenin asla basit tıbbi müdahale (TCK m. 86/2) ile giderilebilir sayılamayacağını istikrarlı biçimde vurgulamaktadır:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/5002, K. 2022/4354, T. 02.06.2022 | Ağır Derece Kemik Kırığında Temel Cezanın TCK 86/1’den Tayini

Karar, sanığın eylemi sonucunda katılanın vücudunda ağır (4.) derece kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralandığı bir olayda, “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama niteliğindeki vücudunda kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği gözetilmeden, sanık hakkında temel cezanın TCK’nin 86/1. maddesi yerine aynı Kanun’un 86/2. maddesi gereğince belirlenmesi” tespitiyle hükmü bozmuştur.

Birden fazla kişinin fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek mağduru yaralaması halinde de neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu bakımından sorumluluk tüm faillere yansır:

Yargıtay 3. Ceza Dairesi — E. 2017/9674, K. 2018/3504, T. 28.02.2018 | İştirak Halinde İşlenen Yaralamada Ağır Neticeden Ortak Sorumluluk

Karar, “fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden tüm faillerin meydana gelen ağır neticeden, dolayısıyla kemik kırığından sorumlu tutulmaları” gerektiğini, sanığın “TCK’nin 86/1, 87/3. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken, yasal olmayan gerekçe ve hatalı uygulama ile TCK’nin 86/2. maddesi gereğince cezalandırılması suretiyle eksik ceza tayini” yapılmasının hukuka aykırı olduğunu kabul etmiştir.

Kırığın “Hayat Fonksiyonlarına Etkisi” Adli Tıp Tarafından Nasıl Derecelendirilir? (1’den 6’ya Kadar Kırık Dereceleri)

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda TCK m. 87/3’teki “yarısına kadar” artırım oranı mahkemenin keyfi takdirine bırakılmamıştır; Adli Tıp Kurumu ve yetkili sağlık kuruluşları, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisini sayısal bir ölçekle derecelendirir:

ℹ️ Kırığın Hayat Fonksiyonlarına Etkisi Derecelendirmesi

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda doktrinde ve Adli Tıp Kurumu raporlarında yerleşik uygulamaya göre, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi 1 ila 6 arasındaki derecelerle sınıflandırılır: Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6). Mahkeme, TCK m. 87/3 uyarınca yapacağı “yarısına kadar” artırımı bu somut dereceye oranlayarak belirlemelidir; artırım oranının keyfi biçimde tayin edilmesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay, bu derecelendirmenin somut bir dosyaya nasıl yansıdığını şöyle açıklamıştır:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/12934, K. 2023/3490, T. 24.05.2023 | Kırık Derecelendirmesinin Adli Tıp Raporuyla Sınıflandırılması

Karar, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu raporuna dayanarak, mağdurdaki “sağ orbita medial duvarı ve tabanında fraktür hatlarına, nazal kemikte parçalı fraktür hatlarına ve nazal septum anteriorda fissür hattına neden olan yaralanmasının” kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığını ve basit bir tıbbi müdahale ile de giderilemeyecek nitelikte olduğunu; “vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık saptandığından; şahısta saptanan kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını ORTA (3) derecede etkileyecek nitelikte olduğu” tespitine dayanarak suç vasfını onamıştır.

Benzer bir derecelendirme, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin bir başka kararında da somutlaştırılmıştır:

Yargıtay 3. Ceza Dairesi — E. 2011/33166, K. 2012/17538, T. 30.04.2012 | “2. Derecede Orta” Kırıkta Temel Cezanın TCK 86/1’den Tayini ve Görevsizlik

Karar, hastane raporunda “kemikte kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin 2. derecede orta” olduğunun yazılı olmasına göre, kemik kırığına neden olan yaralama eyleminin TCK m. 87/3 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, “ağırlaşan neticenin ise basit bir tıbbi müdahale ile giderilmesinin mümkün olmadığı düşünülüp, temel hapis cezasının TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca belirlenmesi” ve “5235 sayılı Yasanın 10, 11 ve 12. maddeleri uyarınca dosyanın Asliye Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı ile gönderilmesi gerektiği” gözetilmeden yargılamaya devam edilmesinin bozmayı gerektirdiğini kabul etmiştir. (Aynı yönde: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2011/32468, K. 2012/13057, T. 02.04.2012; E. 2011/39418, K. 2012/39702, T. 26.11.2012; E. 2011/28171, K. 2012/14941, T. 10.04.2012; E. 2009/20904, K. 2012/3441, T. 06.02.2012.)

Diş Kırılması TCK 87/3 Kapsamında Kemik Kırığı Sayılır mı, Yoksa Basit Yaralama mıdır?

Diş, anatomik olarak kemik dokusundan ayrı değerlendirilen fakat sertliği ve işlevi itibarıyla benzer bir yapı taşıdığından, dişte meydana gelen kırılmanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu kapsamında sayılıp sayılmayacağı somut olayda alınacak adli tıp raporuna göre belirlenir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu kapsamında değerlendirme yapılırken, mahkeme diş kırığının mağdurun çiğneme, konuşma veya estetik görünüm gibi hayat fonksiyonlarını ne ölçüde etkilediğine bakar; bu etki hafif düzeyde kalıyorsa fiil TCK m. 86/1 veya m. 86/2 kapsamında değerlendirilebilirken, kalıcı ve belirgin bir işlev kaybına yol açıyorsa TCK m. 87/1 veya m. 87/2’deki organ işlevi zayıflaması/yitirilmesi hükümleri de gündeme gelebilir. Belirleyici olan dişin anatomik sınıfı değil, somut olayda ortaya çıkan neticenin ağırlığıdır.

Burun veya Çene Kırığı Dosyalarında Hapis Cezası Adli Para Cezasına Çevrilebilir mi?

Genellikle mümkün değildir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun kemik kırığı hali için temel ceza mutlaka TCK m. 86/1 üzerinden (bir yıl altı aydan üç yıla kadar) belirlenir ve bu ceza üzerine TCK m. 87/3’teki artırım eklenir; sonuç ceza neredeyse her zaman TCK m. 50’deki “kısa süreli hapis cezası” eşiğinin (bir yıl veya daha az) üzerinde kalır. Bu nedenle burun veya çene kırığı gibi neticeler doğuran dosyalarda hapis cezasının doğrudan adli para cezasına çevrilmesi istisnai bir ihtimaldir; ancak haksız tahrik (TCK m. 29) gibi bir indirim nedeniyle sonuç ceza bir yılın altına inerse, mahkemenin bu çevirme imkânını ayrıca değerlendirmesi mümkündür.

TCK 87/1: Hayati Tehlike, Yüzde Sabit İz ve Organ Zayıflığı Nasıl Değerlendirilir?

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun bir kat artırım öngören ilk kademesi, mağdurda hayati tehlike, yüzde sabit iz veya duyu/organ işlevinde sürekli zayıflama gibi neticelerin ortaya çıktığı hallerdir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun bu fıkrasında sayılan hallerin tamamı, kanun metninde ayrıca ve açıkça sayılmıştır:

⚖️ TCK m. 87/1 – Bir Kat Artırım Gerektiren Haller

“Kasten yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Konuşmasında sürekli zorluğa, c) Yüzünde sabit ize, d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde dört yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde altı yıldan az olamaz.”

Mağdurun “Hayati Tehlike (Yoğun Bakım)” Geçirmesi Durumunda Hapis Cezası Neden Alt Sınırla (3-5 Yıl) Çarpılır?

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir durum geçirmesi, TCK m. 87/1-d kapsamında bir kat artırımı gerektirir. Kanun koyucu, bu artırımın sonucunda ulaşılacak cezanın belirli bir tabanın altına düşmesini önlemek için ayrıca bir yasal alt sınır koymuştur: yaralama fiili TCK m. 86/1 (temel hal) kapsamında kalıyorsa nihai ceza dört yıldan, TCK m. 86/3’teki nitelikli hallerden biriyle birleşiyorsa altı yıldan az olamaz. “Yaşamını tehlikeye sokan bir durum” unsurunun somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ise yine adli tıp raporuyla tespit edilir; bu unsurun bulunmadığı sonucuna varılması, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun m. 87/1-d bendinin uygulanmasını engeller:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/12934, K. 2023/3490, T. 24.05.2023 | Yaşamı Tehlikeye Sokan Bir Durumun Bulunmadığının Tespiti

Aynı kararda Adli Tıp Kurumu raporu, mağdurdaki yaralanmanın “kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI” ve “kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI” şeklinde iki ayrı tespitte bulunmuş; mahkeme bu rapora dayanarak suçun vasfını neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamanın kemik kırığı haline (TCK m. 87/3) göre belirlemiştir.

Yüzde Sabit İz Ne Demektir? Jilet, Faça veya Dikiş İzi Hangi Durumlarda “Sabit İz” Sayılır?

Doktrinde “yüzde sabit iz” kavramı, yüz sınırları içinde kalan ve belirli bir mesafeden belirgin şekilde fark edilen kalıcı izler olarak tanımlanmaktadır. Halk arasında “faça” olarak da anılan bu iz; jilet, bıçak veya kesici bir cisimle oluşan yaralanmanın iyileşme sürecinin ardından kalıcı, belirgin ve dikkat çekici bir şekilde görünür kalmasıyla oluşur. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu bakımından sabit izin varlığı, tıbbi iyileşme süreci tamamlandıktan sonra (genellikle 6 ay ila 1 yıl içinde) Adli Tıp Şube Müdürlüğü veya İhtisas Kurulunca kesin olarak tespit edilir. Yargıtay, silahla işlenen bir yaralama olayında sabit iz neticesinin nasıl değerlendirildiğini şöyle ortaya koymuştur:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2023/8633, K. 2024/2824, T. 25.04.2024 | Silahla Yaralamada Yaşamsal Tehlike ve Yüzde Sabit İz Neticesi

Karar, sanığın silahtan sayılan sopa ile katılanı birden fazla kez vurarak “kafa derisi ve deri altı dokularda düzensiz kenarlı kesiler, şişlik ve ekimozlar, sırt bölgesinde 2-3 yerde 7-8 cm’lik tren rayı şeklinde lezyonlar ve sol parietalde kırık hattı meydana gelecek şekilde” yaraladığı bir olayda, “katılanın yaralanmalarının yaşamsal tehlike ile yüzde sabit ize neden olduğu” ve “meydana gelen kemik kırığının hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkilediği” tespitiyle suç vasfını neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak kabul etmiştir.

Duyulardan veya Organlardan Birinin İşlevinin “Sürekli Zayıflaması” (Örn: Gözün Görme Yetisinin Azalması) Nasıl İspatlanır?

Doktrinde duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, organın anatomik veya fizyolojik kapasitesinin kalıcı biçimde azalmasını ifade eder; bu, organın tamamen işlevsiz kalmasını gerektirmez, kısmi ve kalıcı bir azalma yeterlidir (örneğin bir gözün görme yetisinin belirgin ölçüde düşmesi). Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu kapsamında bu neticenin ispatı için, suç tarihinden itibaren belirli bir tıbbi iyileşme sürecinin (genellikle 6 ay veya 1 yıl) geçmiş olması ve nihai durumun Adli Tıp Şube Müdürlüğü veya İhtisas Kurulunca kesin olarak tespit edilmesi zorunludur; erken aşamada alınan geçici bir rapor, sürekli zayıflamanın varlığını kanıtlamaya yeterli değildir.

Hamile Kadının Darp Edilmesi Sonucu “Erken Doğum” Yapması TCK 87/1 Kapsamında Nasıl Cezalandırılır?

Gebe bir kadına karşı işlenen ve çocuğunun vaktinden önce doğmasına (erken doğum) neden olan kasten yaralama fiili, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun TCK m. 87/1-e bendi kapsamında değerlendirilir ve ceza bir kat artırılır. Bu halde de yukarıda açıklanan yasal alt sınır uygulanır: temel yaralama TCK m. 86/1 kapsamındaysa ceza dört yıldan, TCK m. 86/3’teki bir nitelikli halle birleşiyorsa altı yıldan az olamaz. Erken doğumun failin fiiliyle nedensellik bağı içinde olduğu, kadın doğum uzmanı ve Adli Tıp Kurumu raporlarıyla ortaya konulmalıdır.

TCK 87/2: Organ Kaybı, Yüzde Sürekli Değişiklik ve En Ağır Yaralama Halleri

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun iki kat artırım öngören kademesi, TCK m. 87/1’dekinden daha ağır ve genellikle geri dönüşü olmayan neticeleri kapsar. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun bu ikinci kademesindeki haller kanunda şöyle sayılmıştır:

⚖️ TCK m. 87/2 – İki Kat Artırım Gerektiren Haller

“Kasten yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde altı yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde dokuz yıldan az olamaz.”

Yüzde Sürekli Değişiklik (Kişinin Yüzünün Tanınmaz Hale Gelmesi) ile Sabit İz Arasındaki Hukuki Fark Nedir?

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda “sabit iz” (TCK m. 87/1-c) ile “yüzün sürekli değişikliği” (TCK m. 87/2-d) birbirinden farklı ağırlıkta iki ayrı neticedir. Sabit iz, yüz sınırları içinde kalan ve belirli bir mesafeden belirgin şekilde fark edilen ancak yüzün genel görünümünü kökten değiştirmeyen kalıcı izleri ifade eder. Yüzün sürekli değişikliği ise yüzün anatomik veya estetik bütünlüğünü ağır biçimde bozan, kişiyi tanınmaz hale getiren veya başkaları nezdinde ürkütücü kılan çok daha ağır bir değişimi ifade eder. Aradaki bu ağırlık farkı, ilkinin bir kat, ikincisinin ise iki kat ceza artırımına tabi tutulmasının temel gerekçesidir; ayrım somut olayda adli tıp uzman raporuyla netleştirilir.

Organlardan Birinin “İşlevini Tamamen Yitirmesi” (Örn: Bir Gözün Kör Olması, Dalağın Alınması) Durumunda Ceza Kaç Kat Artar?

Bir organın işlevinin tamamen yitirilmesi (örneğin bir gözün tamamen kör olması veya dalağın cerrahi olarak alınması), neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun TCK m. 87/2-b bendi kapsamında değerlendirilir ve ceza iki kat artırılır. Bu durum, organın işlevinin yalnızca kısmen azaldığı “sürekli zayıflama” (TCK m. 87/1-a, bir kat artırım) halinden daha ağır bir neticedir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda aynı olayda birden fazla ağır netice bir arada ortaya çıkabilir; bu durumda mükerrer artırım yasağı devreye girer:

Yargıtay 3. Ceza Dairesi — E. 2018/274, K. 2018/14059, T. 01.10.2018 | Organ İşlevinin Sürekli Yitirilmesi ile Kemik Kırığının Birlikte Gerçekleşmesinde Tek Artırım

Karar, sanıkların tek eylemiyle katılanı yaralaması sonucu “duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesi ve kemik kırığı sonuçları birlikte gerçekleştiğinden, sanıkların en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı bir defa cezalandırılması gerekmekte olup, 5237 sayılı TCK’nin 86/1., 87/2-b ve 87/2-son maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK’nin 87/3. maddesi ile artırım yapılmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması” hukuka aykırı bulunmuştur.

⚠️ Mükerrer Artırım Yasağı: Tek Fiil, Tek En Ağır Artırım

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda tek bir fiille birden fazla ağır netice (örneğin hem organ kaybı hem kemik kırığı, ya da hem hayati tehlike hem sabit iz) aynı anda ortaya çıkarsa, TCK m. 44 (fikri içtima) kuralı gereğince yalnızca en ağır cezayı gerektiren fıkra veya bent uyarınca artırım yapılır; diğer ağır neticeler ise TCK m. 61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde gerekçe olarak dikkate alınır. Çifte artırım yapılması mutlak bozma nedenidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu — E. 2011/191, K. 2011/235, T. 22.11.2011 | Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2018/3759, K. 2018/4981, T. 27.11.2018 | Yargıtay 3. Ceza Dairesi — E. 2015/33861, K. 2016/2861, T. 10.02.2016 | En Ağır Sonucu Doğuran Fıkraya Göre Tek Artırım İlkesi

Bu kararlarda Yargıtay, “TCY’nın 86. maddesine göre belirlenen cezanın üzerine 87. maddedeki artırımlar ayrı ayrı uygulanarak en ağır sonucu veren fıkraya göre hüküm kurulmalıdır” ilkesini benimsemiş; birden fazla ağır neticenin varlığı halinde diğer neticelerin, temel cezanın TCK m. 61 uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde gerekçe yapılabileceğini, ayrıca bir artırım nedeni olamayacağını kabul etmiştir.

Yaralama Sonucunda Kişinin Konuşma Yeteneğini Kaybetmesi veya Bitkisel Hayata Girmesinin Yaptırımı Nedir?

Konuşma yeteneğinin tamamen kaybolması veya mağdurun iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa ya da bitkisel hayata girmesi, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun TCK m. 87/2’nin (a) ve (c) bentleri kapsamında en ağır neticeler arasında sayılmıştır ve ceza iki kat artırılır. Bu neticeler geri dönüşü olmayan, kalıcı ve mağdurun hayatını kökten değiştiren sonuçlar olduğundan, kanun koyucu bunları organ işlevinin yalnızca zayıflamasından (bir kat artırım) ayırarak daha ağır bir yaptırıma tabi tutmuştur. Konuşma yeteneğinin kaybı ile “sürekli zorluk” (TCK m. 87/1-b) arasındaki ayrım da aynı mantığa dayanır: zorluk hali bir kat, tam kayıp hali iki kat artırıma tabidir.

Hamile Bir Kadının Darp Sonucu “Çocuğunu Düşürmesi (Düşük Yapması)” Durumunda Verilecek Ağır Cezalar Nelerdir?

Gebe bir kadına karşı işlenen ve çocuğunun düşmesine (düşük) neden olan kasten yaralama fiili, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun TCK m. 87/2-e bendi kapsamında en ağır neticeler arasında değerlendirilir ve ceza iki kat artırılır; verilecek ceza, temel yaralama TCK m. 86/1 kapsamındaysa altı yıldan, TCK m. 86/3’teki bir nitelikli halle birleşiyorsa dokuz yıldan az olamaz. Bu netice, erken doğuma göre (TCK m. 87/1-e, bir kat artırım) çok daha ağır sonuçlandığından iki kat artırım kademesine yerleştirilmiştir; nedensellik bağı kadın doğum uzmanı raporu ve Adli Tıp Kurumu değerlendirmesiyle tespit edilir.

TCK 87/4: Kasten Yaralama Sonucunda Ölüm Meydana Gelmesi (Kasten Öldürmeden Farkı)

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun en ağır hali, kasten yaralama fiilinin faili öngörmediği halde mağdurun ölümüyle sonuçlanmasıdır:

⚖️ TCK m. 87/4 – Kasten Yaralama Sonucunda Ölüm

“Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde on yıldan ondört yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise ondört yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun TCK m. 87/4’ün uygulanabilmesi için temel yaralama fiilinin en az TCK m. 86/1 (veya nitelikli hal varsa m. 86/3) kapsamında olması şarttır. Doktrinde, fiilin yalnızca TCK m. 86/2 (basit tıbbi müdahale ile giderilebilir hafif yaralama) kapsamında kaldığı ancak mağdurun buna rağmen öldüğü haller, en derin tartışma konularından birini oluşturmaktadır:

⚠️ Doktrinde Tartışmalı: BTM Kapsamındaki Yaralamada Ölüm Meydana Gelmesi

Hâkim Yargıtay içtihadı ve doktrindeki baskın görüş, TCK m. 87/4 metninin açıkça “yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde” ve “üçüncü fıkrasına giren hallerde” ifadelerine yer verdiğini, m. 86/2’ye bilinçli olarak atıf yapılmadığını savunur; kanunilik ilkesi gereğince failin eylemi m. 86/2 kapsamındaysa (örneğin hafif bir tokat) ve mağdur örneğin kalp krizi gibi bir sebeple ölmüşse, fail m. 87/4’ten değil, öngörebilirlik durumuna göre taksirle ölüme neden olma suçundan (TCK m. 85) cezalandırılmalıdır. Buna karşılık doktrindeki genişletici/koruma amacı odaklı bir görüş, TCK m. 86/2’nin de m. 86/1’in hafifletici bir netice düzenlemesi olduğunu, BTM ile giderilebilir bir fiilin dahi ölümle sonuçlanması ve taksirin varlığı halinde m. 87/4’ün uygulanabilmesi gerektiğini savunmaktadır. Ancak Yargıtay istikrarlı biçimde birinci (dar yorum) görüşü tatbik etmektedir.

Yargıtay bu ilkeyi somut bir olayda şöyle uygulamıştır:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2020/906, K. 2021/12083, T. 13.09.2021 | TCK 87/4 İçin TCK 86/1 Kapsamında Yaralanma Şartı

Karar, “5237 sayılı TCK’nin 87/4. maddesine göre kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan ceza tayin edilebilmesi için TCK’nin 86/1. maddesi kapsamında bir yaralanmanın mevcut olması gerektiğini” kabul etmiş; maktuldeki yaralanmaların basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir hafiflikte olması durumunda ise “5237 sayılı TCK’nin 22/2 ve 86/2. maddeleri yollaması ile TCK’nin 85/1. maddesi uyarınca ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan cezalandırılması gerektiğini” hükme bağlamıştır.

Öldürme Kastı Olmadan Vurulan Tek Bir Yumrukla Kişi Düşüp Ölürse Bu Cinayet (Kasten Öldürme) Sayılır mı?

Hayır, failin kastının öldürmeye değil yaralamaya yönelik olduğu somut olgularla ortaya konulabiliyorsa, bu netice kasten öldürme değil neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (TCK m. 87/4) kapsamında değerlendirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik kriterlerine göre kastın niteliği şu unsurlarla belirlenir:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/1019, K. 2022/9353, T. 28.11.2022 | Kastın Öldürmeye mi Yaralamaya mı Yönelik Olduğunun Tespit Kriterleri

Karar, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.06.1998 ve 06.02.1996 tarihli kararlarına atıfla, kastın belirlenmesinde şu kriterlerin ölçü alınması gerektiğini kabul etmiştir: “1-) Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı, 2-) Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı, 3-) Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti, 4-) Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı, 5-) Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği, 6-) Olay sonrası mağdura yönelik davranışları.”

Bu kriterlerin somut bir olaya uygulandığı bir başka kararda Yargıtay, silahsız biçimde yumruk ve tekmeyle gerçekleştirilen bir darp eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu olarak nitelendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/2006, K. 2022/6073, T. 04.07.2022 | Silahsız Yumruk ve Tekmeyle Darp Sonucu Ölümde Öldürme Kastının Bulunmaması

Karar, sanıkların “maktulü öldürme kastıyla hareket edip öldürmeye elverişli alet olan bıçak, silah vs. temin edip takip etme imkânları varken bıçak ve silah olmadan sadece maktulü yumruk ve tekme ile darp ettikleri” ve aralarında “öldürmeyi gerektirecek bir husumet bulunmayan” bir olayda, sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğine dair “her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı” gerekçesiyle, eylemin TCK m. 87/4’te tanımlı kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.

Yaralama Amacıyla Hareket Edip Ölüme Sebep Olmanın (TCK 87/4) Cezası Kaç Yıldan Başlar?

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun ölüm hali için ceza, temel yaralamanın hangi fıkra kapsamında kaldığına göre değişen iki ayrı ve bağımsız aralıkta belirlenir: temel fiil TCK m. 86/1 (temel hal) kapsamındaysa ceza on yıldan başlar ve on dört yıla kadar çıkabilir; temel fiil TCK m. 86/3’teki bir nitelikli halle (örneğin silahla veya eşe karşı) birleşiyorsa ceza on dört yıldan başlar ve on sekiz yıla kadar çıkabilir. Bu aralıklar, TCK m. 87/1 ve m. 87/2’deki gibi bir çarpım işlemi değil, kanunun doğrudan öngördüğü bağımsız bir ceza rejimidir.

Kasten Öldürme (TCK 81) ile Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (TCK 87/4) Arasındaki İnce Çizgi Nasıl İspatlanır?

Bu ayrım, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu davalarında savcılık ve savunma için davanın seyrini belirleyen en kritik noktalardan biridir. Yargıtay, motorlu bir araçla çarpma sonucu ölümün gerçekleştiği bir olayda bu ayrımın nasıl yapıldığını şöyle göstermiştir:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/9217, K. 2024/987, T. 15.02.2024 | Araçla Çarpma Sonucu Ölümde Kastın Tespiti

Karar, “sanığın suçta kullandığı araç, çarpmanın şiddeti, aracın yüksekliği ile hedef ve isabet alan vücut bölgesi, maktulün ölümüne neden olan yaranın niteliği, maktul ile sanık arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde” sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğini gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığını; bu nedenle olayın neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (TCK m. 87/4) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Failin olay sonrasındaki davranışı da kastın tespitinde önemli bir kriterdir; mağdura yardım çağrılması, öldürme kastının bulunmadığı yönünde güçlü bir gösterge sayılabilir:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/14904, K. 2023/1612, T. 04.04.2023 | Failin Olay Sonrası Yardım Çağırmasının Kastın Tespitinde Değerlendirilmesi

Karar, sanığın “katılanı yaraladıktan sonra ambulansa haber verip polis ve 112 ekipleri olay yerine gelene kadar beklemiş olması” hususunun da dikkate alınarak, eylemin kasten yaralama olarak vasıflandırılmasında isabetsizlik görülmediğini kabul etmiştir.

Maktulün Önceden Var Olan Hastalığı (Örn: Kalp Krizi) Ölümü Tetiklediyse Sanığın Cezası Düşer mi?

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda bu konu doktrinde açık bırakılmış, tartışmalı bir alandır. Mağdurun önceden var olan bir hastalığı (örneğin kalp yetmezliği veya hemofili) tek başına nedensellik bağını kesmez; ancak ölümün, yaralama fiilinin tipik ve öngörülebilir bir riski olarak gerçekleşip gerçekleşmediğinin ayrıca tespiti gerekir. Fail bu özel hastalığı bilmiyorsa ve öngörebilirlik (taksir) unsuru somut olarak kurulamıyorsa, doktrinde bu durumun beraatle mi sonuçlanacağı yoksa taksirle ölüme sebebiyet hükümlerinin mi uygulanacağı tartışmalı kalmaktadır. Yargıtay, bu tür olaylarda nedensellik bağının mutlaka Adli Tıp Kurumu raporuyla teyit edilmesini şart koşmaktadır:

Yargıtay 3. Ceza Dairesi — E. 2020/11287, K. 2020/15332, T. 03.11.2020 | Nedensellik Bağının Adli Tıp Kurumu Raporuyla Tespiti Zorunluluğu

Karar, “mağdura ait ölüm belgesi, tıbbi dosyası ve yaralanmasına ait tüm tedavi evrakının Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesine gönderilerek mağdurun ölümü ile sanığın eylemi arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığının tespiti bakımından rapor alındıktan sonra” işlem yapılması gerektiğini; bu rapor alınmadan eksik kovuşturmayla hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu kabul etmiştir.

TCK 87 Dosyalarında Şikayet, Uzlaşma ve Mahkeme Süreci (Asliye mi, Ağır Ceza mı?)

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun hangi fıkrasının uygulandığı, yargılamanın hangi mahkemede görüleceğini ve hangi alternatif çözüm yollarının mümkün olduğunu doğrudan belirler.

TCK 87 Kapsamındaki Yaralama Suçları Şikayete Tabi midir? Şikayetten Vazgeçilirse Dava Düşer mi?

Hayır, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu şikayete tabi değildir ve şikayetten vazgeçme davayı düşürmez. Bu suçun temelinde yatan netice (kemik kırığı, hayati tehlike, organ kaybı, ölüm) basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ağırlıkta kabul edildiğinden, temel ceza yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere her zaman TCK m. 86/1 (veya nitelikli hal varsa m. 86/3) üzerinden tayin edilir; TCK m. 86/2’nin şikayete bağlı rejimi bu suçlarda hiçbir zaman uygulama alanı bulmaz. TCK m. 86/1 ve m. 86/3 kapsamındaki fiiller kanunda şikayete tabi kılınmadığından, soruşturma ve kovuşturma re’sen yürütülür; mağdurun (veya ölüm halinde mirasçılarının) şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi kamu davasının seyrini etkilemez.

Kemik Kırığı veya Hayati Tehlike Bulunan Dosyalarda Uzlaşma Hükümleri Uygulanabilir mi?

Hayır, uygulanamaz. Uzlaştırmaya tabi suçların kapsamı kanunda sınırlı sayıda belirlenmiştir ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu bu kapsamın açıkça dışında bırakılmıştır:

⚖️ CMK m. 253/1-b/1 – Uzlaştırma Kapsamındaki Suçlar

“Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88)”

Bu hükümde yalnızca TCK m. 86’nın birinci ve ikinci fıkraları uzlaştırma kapsamına alınmış; hem TCK m. 86/3’teki nitelikli haller hem de neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu madde metninde hiç anılmamıştır. Kemik kırığı, hayati tehlike, organ kaybı veya ölüm neticesi bulunan hiçbir dosyada, taraflar arasında anlaşma sağlansa dahi uzlaştırma yoluyla kamu davasının düşürülmesi mümkün değildir.

Görevli Mahkeme Neresidir? Hangi Fıkralar Asliye Ceza Mahkemesinde, Hangileri Ağır Ceza Mahkemesinde Görülür?

5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun‘un 11 ve 12. maddeleri uyarınca, üst sınırı on yılı aşmayan kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında (TCK m. 87/1, 87/2, 87/3) kural olarak genel görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Buna karşılık, kasten yaralama sonucunda ölümün meydana geldiği (TCK m. 87/4) veya eylemin “kasten öldürmeye teşebbüs” olarak nitelendirilme ihtimalinin bulunduğu dosyalarda, kanunda öngörülen ceza aralığı ve suç vasfı itibarıyla görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir; bu iki suç tipi arasındaki ayrım hakkında kasten öldürme suçu yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

Yukarıda b1-2 bölümünde aktarılan Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararında da vurgulandığı gibi, kemik kırığı bulunan bir neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu dosyası TCK m. 87/3 kapsamına girdiğinde, dosyanın Asliye Ceza Mahkemesine görevsizlik kararıyla gönderilmesi gerekir; soruşturma ve kovuşturma aşamalarında suç vasfındaki değişiklik ihtimaline karşı görev itirazının zamanında ileri sürülmesi önemlidir.

Haksız Tahrik ve Meşru Müdafaa Savunmaları TCK 87 Kapsamındaki Ağır Cezaları Ortadan Kaldırabilir mi?

Bu iki savunma aracının etkisi birbirinden farklıdır. Haksız tahrik, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda cezayı ortadan kaldırmaz, yalnızca indirim sağlar:

⚖️ TCK m. 29 – Haksız Tahrik

“Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”

Yargıtay, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu dosyalarında ilk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığının tespit edilemediği hallerde dahi, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğini kabul etmektedir:

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi — E. 2023/1342, K. 2023/1647, T. 22.05.2023 | İlk Haksız Fiilin Tespit Edilememesi Halinde Sanık Lehine Tahrik

Karar, “sanığın tevil yollu ikrar içeren savunması dikkate alındığında ilk haksız fiilin dosya kapsamı itibariyle hangi taraftan geldiğinin tespit edilememesi göz önüne alınarak ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği” sonucuna varmıştır.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda meşru müdafaa ise haksız tahrikten farklı olarak bir indirim değil, bir hukuka uygunluk nedenidir; şartları tam olarak gerçekleştiğinde faile ceza verilmez:

⚖️ TCK m. 25/1 – Meşru Savunma

“Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.”

Ancak meşru müdafaanın kabulü için savunma ile saldırı arasında orantılılık şartı arandığından, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda bu savunmanın kabulü, somut olayda saldırının ağırlığı ile verilen tepkinin (örneğin kemik kırığına veya hayati tehlikeye yol açan bir karşılığın) orantılı olup olmadığının titizlikle incelenmesine bağlıdır; orantı aşılmışsa TCK m. 27’deki sınırın aşılması hükümleri gündeme gelebilir. Yargıtay, silah artırımı ile birlikte haksız tahrik indiriminin bir arada uygulandığı bir kararında bu iki kurumun aynı dosyada birlikte değerlendirilebileceğini de göstermiştir:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/15513, K. 2024/2516, T. 16.04.2024 | Silah Artırımı ile Haksız Tahrik İndiriminin Birlikte Uygulanması

Karar, katılanın başında abrazyon ve sol el tarak kemiğinde “orta (3.) derecede kırık meydana gelecek şekilde yaralandığı” bir olayda, sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde silah artırımı ve haksız tahrik indiriminin birlikte uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığını kabul etmiştir.

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçuyla Karşılaşınca İzlenmesi Gereken Adımlar

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçuyla mağdur veya şüpheli/sanık sıfatıyla karşılaşan bir kişinin izlemesi gereken adımlar aşağıda sıralanmıştır.

  1. Derhal adli muayeneden geçin: Kemik kırığı, sabit iz, organ işlevi kaybı veya hayati tehlike gibi neticelerin tespiti için hastane ve gerekiyorsa Adli Tıp Kurumu raporu alınmasını sağlayın.
  2. Tıbbi iyileşme sürecini bekleyin: Sürekli zayıflama, işlev kaybı veya sabit iz gibi kalıcı neticelerin kesin tespiti, genellikle 6 ay ila 1 yıllık bir iyileşme süreci sonunda nihai rapor ile mümkün olur.
  3. Delilleri toplayın: Tanık beyanları, kamera kayıtları, kullanılan aracın niteliğine ilişkin kanıtlar ve varsa ilk haksız hareketi gösteren belgeleri saklayın.
  4. Suç duyurusunda bulunun: Mağdursanız, olayı savcılığa bildirin; bu konuda savcılığa şikayet ve suç duyurusu rehberi yazımızdan faydalanabilirsiniz.
  5. İfadeye hazırlanın: Şüpheli veya sanık sıfatıyla karakola çağrılırsanız avukat hakkınızı kullanmayı değerlendirin; ayrıntılı bilgi için karakol ifadesi süreci yazımızı inceleyebilirsiniz.
  6. Görevli mahkemeyi takip edin: Dosyanın Asliye Ceza mı yoksa Ağır Ceza Mahkemesinde mi görülmesi gerektiğini ve gerekiyorsa görevsizlik itirazını bir avukatla değerlendirin.
  7. Hukuki destek alın: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu dosyaları, doğru fıkranın ve artırım hesabının belirlenmesi açısından teknik bilgi gerektirir; sürecin herhangi bir aşamasında bir ceza avukatından destek alın.

Emsal Kararlar

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu uyuşmazlıkları kapsamında incelenen ve Yargıtay karar arama sisteminden de teyit edilebilecek içtihatlardan öne çıkan bazı kararlar aşağıda özetlenmiştir:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/5002, K. 2022/4354, T. 02.06.2022
Kemik kırığı neticesinde temel cezanın mutlaka TCK m. 86/1’den tayin edilmesi gerektiği, TCK m. 86/2’nin uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/12934, K. 2023/3490, T. 24.05.2023
Kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin Hafif (1), Orta (2-3), Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığı derecelendirme sistemi uygulanmıştır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi — E. 2018/274, K. 2018/14059, T. 01.10.2018
Birden fazla ağır netice birlikte gerçekleştiğinde yalnızca en ağır fıkradan tek artırım yapılabileceği, çifte artırımın hukuka aykırı olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2020/906, K. 2021/12083, T. 13.09.2021
TCK m. 87/4’ün uygulanabilmesi için yaralanmanın en az TCK m. 86/1 kapsamında olması gerektiği, aksi halde taksirle ölüme neden olma hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/2006, K. 2022/6073, T. 04.07.2022
Silahsız yumruk ve tekmeyle gerçekleşen darp sonucu ölümde, öldürme kastının bulunmadığı ve TCK m. 87/4’ün uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi — E. 2022/1019, K. 2022/9353, T. 28.11.2022
Kastın öldürmeye mi yaralamaya mı yönelik olduğunun altı temel kritere göre tespit edilmesi gerektiği ortaya konulmuştur.

Sık Sorulan Sorular

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu nedir?
Failin kasten yaralama kastıyla hareket ettiği ancak kastettiğinden daha ağır bir neticenin (kemik kırığı, hayati tehlike, organ kaybı, sabit iz veya ölüm) meydana geldiği hallerde TCK m. 87 uyarınca uygulanan, cezayı kademeli olarak artıran bir suç tipidir.
Kemik kırığı davalarında ceza ne kadar artar?
TCK m. 87/3 uyarınca, temel ceza kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine (hafif, orta, ağır) göre yarısına kadar artırılır. Temel ceza bu neticelerde her zaman TCK m. 86/1 üzerinden belirlenir.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu şikayete tabi midir?
Hayır, şikayete tabi değildir. Bu suçun tabanını oluşturan netice her zaman TCK m. 86/1 (veya nitelikli hal varsa m. 86/3) üzerinden değerlendirildiğinden, soruşturma ve kovuşturma re’sen yürütülür ve şikayetten vazgeçme davayı düşürmez.
Kasten yaralama sonucu ölüm ile kasten öldürme arasındaki fark nedir?
Failin kastı öldürmeye değil yaralamaya yönelikse ve ölüm öngörülmeyen bir netice olarak ortaya çıkmışsa TCK m. 87/4 uygulanır. Kastın belirlenmesinde husumet durumu, kullanılan vasıta, darbe sayısı ve şiddeti, hedef alınan bölge ve failin olay sonrası davranışları esas alınır.
TCK 87 kapsamındaki davalarda uzlaşma mümkün müdür?
Hayır. CMK m. 253/1-b/1 yalnızca TCK m. 86’nın birinci ve ikinci fıkralarını uzlaştırma kapsamına almıştır; TCK m. 87’deki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama halleri uzlaşma kapsamının tamamen dışındadır.

Hukuki Destek Almak İster Misiniz?

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu, doğru fıkranın belirlenmesinden adli tıp raporlarının değerlendirilmesine ve kasten öldürme ayrımının ispatına kadar teknik bilgi gerektiren, sonuçları ağır bir alandır. İster mağdur ister şüpheli/sanık sıfatıyla bu süreçle karşı karşıyaysanız, sürecin herhangi bir aşamasında hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Bu süreçte alanında deneyimli bir İstanbul Ceza Avukatından destek almanız önemlidir.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçuyla ilgili bir soruşturma veya kovuşturma süreciyle karşı karşıyaysanız bir avukattan destek almanızı öneririz. Sorularınız için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. Av. Turgut Ekrem — turgutekrem.av.tr
Paylaş: 𝕏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu konuda hukuki destek mi gerekiyor?

Davanızın özelliklerini değerlendirmek için randevu talebinizi gönderin.

Randevu Al