taksirle yaralama suçu

Taksirle yaralama suçu, TCK m. 89 uyarınca, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, istemediği halde başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olduğu hallerde uygulanan bir suç tipidir. Trafik kazaları, iş kazaları ve hekim hatası (tıbbi malpraktis) gibi olaylarda en sık karşılaşılan ceza hukuku suçlarından biri olan taksirle yaralama suçu, kazanın sonuçlarına (kemik kırığı, organ kaybı, hayati tehlike, birden fazla mağdur) göre kademeli olarak ağırlaşmakta; ayrıca sürücünün “bilinçli taksir” ile mi yoksa “basit taksir” ile mi hareket ettiği cezanın miktarını ve davanın şikayete tabi olup olmadığını doğrudan belirlemektedir. Taksirle yaralama suçunun unsurları, ceza artırım oranları, bilinçli taksir ayrımı, şikayet süresi, uzlaştırma ve HAGB imkânı bu makalede ele alınmaktadır.

TCK 89 Kapsamında Taksirle Yaralama Nedir? Hangi Olaylar Bu Suçu Oluşturur?

Taksirle yaralama suçu, failin bilerek ve isteyerek değil, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucunda mağdurun beden veya ruh bütünlüğüne zarar vermesiyle oluşur:

⚖️ TCK m. 89/1 – Taksirle Yaralama

“Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Taksir kavramı, TCK m. 22/2’de “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanmıştır. Taksirle yaralama suçunun oluşabilmesi için failin icrai veya ihmali hareketinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olması, hareket ile netice (yaralanma) arasında uygun nedensellik bağının (illiyet bağı) bulunması ve neticenin fail tarafından istenmemiş olması gerekir. Trafik kazaları, iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin eksikliğinden kaynaklanan iş kazaları, hekim ve sağlık personeli müdahalelerindeki tıbbi standart sapmaları (tıbbi malpraktis), bina veya yapı bakım yükümlülüğüne aykırılık sonucu cisim düşmesi veya hayvan sahibinin gözetim yükümlülüğünü ihlali gibi ihmali ya da dikkatsiz eylemler neticesinde meydana gelen yaralanmalar taksirle yaralama suçunu oluşturur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi, taksirle yaralama suçunun korunan hukuki değer ve norm ilişkisi bakımından öncelikli uygulanan bir suç olduğunu şöyle açıklamıştır:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu — E. 2018/384, K. 2022/567, T. 20.09.2022 | Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2015/8208, K. 2016/7657, T. 02.05.2016 | Taksirle Yaralamanın Tehlike Suçu Karşısında Öncelikli (Asli Norm) Uygulanması

Ceza Genel Kurulu kararında, taksirle yaralama suçunda korunan hukuki değerin vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğü olduğu, tehlike suçu ile zarar suçunun birleştiği durumlarda “asli norm-tali norm” ilişkisinin geçerli olduğu ifade edilmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi de benzer şekilde “zarar suçunun oluştuğu ahvalde ayrıca tehlike suçundan cezalandırma imkanının bulunmadığı” tespitiyle, somut bir zarar doğuran taksirle yaralama suçunun, soyut bir tehlike suçuna göre öncelikli olarak uygulanacağını kabul etmiştir.

Kasten Yaralama ile Taksirle (Kazayla) Yaralama Arasındaki Hukuki ve Cezai Fark Nedir?

Kasten yaralama ile taksirle yaralama suçu arasındaki temel ayrım, failin manevi unsurunda (kusurluluk biçiminde) toplanmaktadır:

⚖️ TCK m. 21/1-2 ve m. 22/2 – Kast ve Taksir Tanımları

“(1) Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” “(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.” TCK m. 22/2: “Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.”

Kasten yaralamada (TCK m. 86) fail, başkasının beden bütünlüğünü zedelemeyi veya vücuduna acı vermeyi bilmekte ve doğrudan bu neticeyi istemektedir; ya da neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemektedir (olası kast). Buna karşılık taksirle yaralama suçunda fail, kanuni tanımda belirtilen yaralama neticesini kesinlikle istememektedir; fiil, failin göstermekle yükümlü olduğu objektif dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmesi neticesinde gerçekleşmektedir. Cezai yaptırım bakımından kasten yaralama suçunun temel şekli için daha ağır hapis cezaları öngörülmüşken, taksirle yaralama suçunda cezanın alt ve üst sınırları daha düşüktür ve temel şeklinde hapis cezası ile adli para cezası seçimlik olarak düzenlenmiştir.

Failin ağır bir neticeden sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olması gerektiği, Yargıtay tarafından şöyle somutlaştırılmıştır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2023/4426, K. 2023/4605, T. 31.10.2023 | TCK m. 23’teki Kusura Dayalı Sorumluluk İlkesi ve Öngörülemeyen Ağır Netice

Karar, “5237 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesi hükmüyle, hukuk sistemimizdeki netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar açısından kusursuz (objektif) sorumluluk terk edilmiş, bir fiilin, kast edilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için, bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerektiği belirtilerek kusura dayalı sorumluluk olması sağlanmıştır” ilkesine değinmiştir. Somut olayda failin mağdurun kalp hastalığını önceden bildiğine dair delil bulunmadığı ve ağır neticeyi öngöremediği tespit edilerek, eylemin kasten değil taksirle yaralama çerçevesinde değerlendirileceği vurgulanmıştır.

Trafik Kazası Sonucu Yaralanmalarda Sürücünün Kusur Oranı (Asli/Tali Kusur) Cezayı Nasıl Etkiler?

Taksirle yaralama suçunda ceza, sabit bir formülle değil, failin somut kusur derecesine göre belirlenir:

⚖️ TCK m. 22/4 ve m. 53/6 – Kusura Göre Ceza Tayini ve Meslek/Sürücü Belgesi Yasağı

TCK m. 22/4: “Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.” TCK m. 53/6: “Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir.”

Trafik kazalarında taksirle yaralama davalarında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kurallarına aykırılıklar çerçevesinde tespit edilen asli kusur veya tali kusur durumu, mahkemenin temel cezayı alt ve üst sınır arasında belirlerken doğrudan etkilidir. Asli veya tam kusurlu sürücü hakkında ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenirken, tali kusurlu fail hakkında alt sınıra daha yakın bir ceza tayin edilir. Yargıtay, taksirle yaralama suçu dosyalarında bu ayrımı somut olaylarda şöyle uygulamıştır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2023/2840, K. 2024/1328, T. 20.03.2024 | Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi — E. 2017/580, K. 2018/750, T. 07.03.2018 | Asli/Tam Kusurlu Sürücünün Sorumluluğu

İlk kararda, meskun mahalde karşıdan karşıya geçen yayaya çarpan sanığın “kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğu kabul ve tespit edilerek” katılanın vücudunda “5. derecede birden fazla kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı” bir olayda, sanığın TCK m. 89/1, 89/2-b, 62/1, 52/2-4 ve 53/6 uyarınca adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 5 ay süreyle geri alınmasına karar verildiği onanmıştır. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi kararında ise, kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmama kuralını ihlal eden sanığın “asli ve tam kusurlu olduğu” ve mağdurun “basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğundan TCK’nun 89/1 maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği” kabul edilmiştir.

Tali kusurlu sürücülerde ise ceza alt sınıra yakın belirlenmekle birlikte, mahkeme yaralı sayısı ve yaralanmaların ağırlığını da gözetmek zorundadır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2022/3424, K. 2023/1445, T. 04.05.2023 | Tali Kusurlu Sürücüde Alt Sınıra Yakın Ceza Tayini

Karar, kasis ve hız tahdit levhasına rağmen hızını azaltmayan ve ani fren yapması sonucu yolcuların savrularak yaralanmasına neden olan sanığın, “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52 nci maddesinin (b) fıkrasında belirtilen ‘hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak’ kuralını ihlal etmesi nedeniyle tali kusurlu olduğu” tespitiyle, ceza tayininde “suçun işlenmesindeki özellikleri, suç konusunun önem ve değeri, yaralı sayısı ve yaralanmaların niteliği, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kusur durumu nazara alınarak alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılarak” hüküm kurulması gerektiğini kabul etmiştir.

Taksirli suçlarda temel cezanın hangi ölçütlerle belirleneceği, genel bir ilke olarak da ortaya konmuştur:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2021/3237, K. 2025/259, T. 08.01.2025 | Temel Cezanın Belirlenmesinde TCK m. 61/1 ve m. 22/4 Ölçütleri

Karar, “Taksirli suçlar açısından … cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekir” ilkesini ortaya koymuştur. Bu ölçütler, taksirle yaralama suçunun hemen hemen her dosyasında mahkemenin temel cezayı belirlerken başvurduğu genel çerçeveyi oluşturur.

Kaza sonrası maddi/manevi tazminat ve sigorta rücu süreçleri hakkında trafik kazası sigorta rücu davası yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

İş Kazalarında (İnşaat, Şantiye, Fabrika) İşverenin ve İş Güvenliği Uzmanının Ceza Sorumluluğu Nedir?

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca işveren; çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlama, risk değerlendirmesi yapma, koruyucu donanımları temin etme, sağlık raporlarını alma, mesleki eğitimleri sağlama ve gerekli denetimleri yürütme yükümlülüğü altındadır. İş kazalarında birden fazla kişinin (işveren, şantiye şefi, iş güvenliği uzmanı) taksirle yaralama suçu bakımından sorumluluğu şahsidir:

⚖️ TCK m. 22/5 – Birden Fazla Kişinin Taksirle İşlediği Suçlarda Şahsi Sorumluluk

“Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.”

İşverenin, işveren vekilinin, şantiye şefinin veya iş güvenliği uzmanının taksirle yaralama suçu kapsamındaki sorumluluğu; mevzuatın yüklediği gözetim, eğitim, koruyucu donanım kullandırma ve denetim yükümlülüklerine aykırı davranıp davranmadıklarına göre ayrı ayrı belirlenir. İş güvenliği uzmanının tespit ve öneri defterine bildirdiği eksikliklerin işveren tarafından yerine getirilmemesi durumunda işverenin asli sorumluluğu doğarken; uzmanın tehlikeyi öngörmemesi veya bildirmemesi halinde kendi kusuru oranında sorumluluğu incelenir. İş kazalarına ilişkin daha kapsamlı bilgi için iş kazasında işverenin cezai sorumluluğu yazımıza da bakabilirsiniz. Yargıtay, sağlık raporu ve mesleki eğitim eksikliğinin bilinçli taksire nasıl dönüştüğünü şöyle göstermiştir:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2017/1612, K. 2019/3562, T. 14.03.2019 | Sağlık Raporu ve Mesleki Eğitim Eksikliğinde Bilinçli Taksir

Karar, “İş Yeri Tehlike Sınıfları Tebliğine göre icra edilen iş kolunun çok tehlikeli işler kapsamında yer aldığı; 6331 sayılı Kanun’un 15. maddesine göre, çok tehlikeli sınıfta yer olan işlerde çalışacakların yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu almadan işe başlatılamayacakları, 17. maddesine göre ise, mesleki eğitim alma zorunluluğu olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenlerin çalıştırılamayacağı düzenlemelerine yer verildiği” tespitini yapmıştır.

Aynı kararda, “dosya içeriğine göre katılana işveren tarafından koruyucu gözlük verilmediği, çok tehlikeli işte çalışabileceğine dair sağlık raporu alınmadığı, çok tehlikeli bir iş kolunda çalışan katılana icra ettiği faaliyete uygun mesleki eğitimler verilmediği anlaşılmakla, işyeri yetkilisi ve beyanına göre işveren vekili olan sanık hakkında koşulları oluşması sebebiyle TCK’nın 22/3. maddesi gereğince bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi” gerekçesiyle, taksirle yaralama suçuna ilişkin yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Benzer bir bilinçli taksir tespiti, taksirle yaralama suçu bakımından genç işçinin güvenliksiz biçimde tehlikeli işte çalıştırılması olayında da yapılmıştır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2022/8252, K. 2023/1726, T. 18.05.2023 | Genç İşçinin Güvenliksiz Çalıştırılmasında Bilinçli Taksir

Karar, işverenin “genç işçi sayılan mağduru çok tehlikeli kapsamında olan korkuluk tesisatı işinde gerekli güvenlik almadan çalıştırdığı tespit edilmiş bilinçli taksir oluştuğu sonucuna varılarak buna göre uygulamaya yapıldığı” hususunu kabul etmiştir.

Eksik soruşturmayla taksirle yaralama suçu hakkında karar verilemeyeceği ilkesi, maden kazalarında da vurgulanmıştır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2023/5234, K. 2024/630, T. 14.02.2024 | Maden Kazasında Eksik İncelemeyle Karar Verilemeyeceği

Karar, maden sahasında meydana gelen iş kazasında “soruşturma kapsamında ise yalnızca geçici hekim raporunun bulunduğu nazara alındığında, müştekiye ait tüm hastahane kayıtları ile yukarıda belirtildiği üzere müştekiye ait kati raporun da temin edildikten sonra suçun maden sahasında gerçekleşen iş kazası olması da dikkate alınarak bilinçli taksirle işlenip işlenmediği belirlenerek şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken” eksik soruşturmayla verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itirazın reddedilmesini isabetsiz bulmuştur.

Hekim Hatası (Tıbbi Malpraktis) Sonucu Hastanın Zarar Görmesi TCK 89 Kapsamında Mı Yargılanır?

Evet, tıbbi standartlara aykırılık sonucu hastanın zarar görmesi halinde taksirle yaralama suçu gündeme gelir; hekim hatası dosyaları, taksirle yaralama suçu davalarının en teknik ve bilirkişi raporuna en fazla bağımlı olduğu alandır. Hekimin tıbbi müdahalesi tıp biliminin kabul edilen standartlarına, teşhis ve tedavi protokollerine ve özen yükümlülüğüne uygun olmalıdır; bu standarda aykırılık sonucu hastanın beden bütünlüğünün zarar görmesi halinde eylem taksirle yaralama suçunu oluşturur.

Buna karşın, tıbbi standarda tam uyulmasına rağmen tıp biliminin doğası gereği ortaya çıkabilecek öngörülemeyen ve önlenemeyen komplikasyonlar durumunda hekime kusur yüklenemez ve ceza sorumluluğu doğmaz; kusur tespitinde Adli Tıp Kurumu ve uzman bilirkişi raporları esas alınır. Tıbbi ihmal ile komplikasyon ayrımı hakkında ayrıntılı bilgi için tıbbi malpraktis ve komplikasyon hukuki sorumluluk analizi yazımıza bakabilirsiniz. Yargıtay, hekim hatasına dayalı taksirle yaralama suçu dosyalarında dosyanın mutlaka Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiğini şöyle vurgulamıştır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2022/1545, K. 2022/9037, T. 23.11.2022 | Kusur Tespiti İçin Dosyanın Adli Tıp Kurumuna Gönderilmesi Zorunluluğu

Karar, “uygulanan tedavi ve işlemlerde şüphelilerin kusur durumunun tespit edilebilmesi için dosyanın kül halinde adli tıp kurumuna gönderilerek yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği” hükme bağlamıştır.

TCK 89/2 ve 89/3: Kazanın Sonuçlarına Göre Ağırlaşan Cezalar Nelerdir?

Taksirle yaralama suçunda, kazanın mağdur üzerindeki neticesi ağırlaştıkça ceza da kademeli olarak artar:

⚖️ TCK m. 89/2 – Bir Kat Yarı Artırım Gerektiren Haller

“Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.”

⚖️ TCK m. 89/3 – Bir Kat Artırım Gerektiren Haller

“Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.”

Taksirle yaralama suçunun fıkralara göre ceza artırım oranları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Madde FıkrasıYaralanmanın NiteliğiCeza Artırımı
TCK m. 89/2Organ/duyu işlevinin sürekli zayıflaması, kemik kırılması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, hayati tehlike, erken doğumBirinci fıkraya göre belirlenen ceza yarısı oranında (1/2) artırılır
TCK m. 89/3İyileşmez hastalık/bitkisel hayat, organ/duyu işlevinin yitirilmesi, konuşma/çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzün sürekli değişikliği, düşükBirinci fıkraya göre belirlenen ceza bir kat (%100) artırılır
TCK m. 89/4Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmasıDokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası (bağımsız ceza aralığı)

Kaza Sonucunda Mağdurun Kemiği Kırılırsa (Örn: Kol, Bacak Kırığı) Hapis Cezası Yarı Oranında Artar mı?

Evet. TCK m. 89/2-b bendi uyarınca, taksirle yaralama fiilinin mağdurun vücudunda kemik kırılmasına neden olması halinde, birinci fıkraya göre belirlenen temel ceza yarısı (1/2) oranında artırılır. Bu artırım, kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine (hafif, orta, ağır) bakılmaksızın uygulanır; adli tıp raporundaki bu derecelendirme yalnızca mahkemenin temel cezayı alt sınırdan uzaklaştırmasında dikkate alınır. Taksirle yaralama suçu davalarında doğru fıkranın tatbiki konusunda Yargıtay şu tespiti yapmıştır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2024/2632, K. 2024/4907, T. 02.10.2024 | Kemik Kırığı ve Hayati Tehlikede Doğru Fıkranın (89/2) Tatbiki

Karar, “mağdurun vücudunda kemik kırılmasına ve yaşamını tehlikeye sokan taksirle yaralama eylemi nedeniyle temel cezanın anılan düzenleme uyarınca yarı oranında arttırılması” gerektiğini belirtmiş; yerel mahkemenin TCK m. 89/2 yerine bir kat artırım yapmasını kanun yararına bozma sebebi saymıştır.

Mağdurun Hayati Tehlike (Yoğun Bakım) Geçirmesi veya Yüzünde Sabit İz Kalmasının Cezai Karşılığı Nedir?

Mağdurun yoğun bakıma alınması, hayati tehlike geçirmesi veya çehresinde kalıcı/sabit bir izin kalması durumunda da temel ceza TCK m. 89/2 uyarınca 1/2 oranında artırılarak uygulanır. Birden fazla bendin (örneğin hem kemik kırığı hem hayati tehlike) aynı olayda gerçekleşmesi halinde artırım tek bir kez 1/2 oranında uygulanır; ancak bu durum temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde dikkate alınır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2022/3901, K. 2023/537, T. 23.02.2023 | Kemik Kırığı ile Hayati Tehlikenin Birlikte Gerçekleşmesinde Tek Artırım

Karar, mağdurun hem kemik kırığı hem de hayati tehlike geçirmesi neticesinde temel cezanın “TCK 89/2-b-e maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında arttırım yapılmıştır” denilerek tek bir artırımla belirlendiğini onamıştır.

Ağır derecede kemik kırığı ile hayati tehlikenin birlikte bulunduğu bir başka taksirle yaralama suçu dosyasında mahkûmiyet hükmü şöyle onanmıştır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2023/415, K. 2024/1197, T. 13.03.2024 | Hayati Tehlike ve Ağır Derece Kemik Kırığında Mahkûmiyet Hükmünün Onanması

Karar, yayanın hayati tehlike geçirecek ve 6. derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasında verilen mahkûmiyet hükmünü onamıştır.

Trafik veya İş Kazası Sonucu Organ Kaybı (Örn: Gözün Kör Olması, Uzuv Kopması) Durumunda Ceza Kaç Katına Çıkar?

TCK m. 89/3-b bendi uyarınca, taksirle yaralama fiilinin mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine (uzuv kopması, bir gözün kör olması, böbrek kaybı vb.) neden olması halinde, birinci fıkraya göre belirlenen ceza bir kat (%100) artırılır; böylece ceza doğrudan iki katına çıkarılır. Yargıtay, iş kazası sonucu yaşanan uzuv kaybına ilişkin taksirle yaralama suçu dosyasında bu fıkranın nasıl tatbik edildiğini şöyle göstermiştir:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2022/8252, K. 2023/1726, T. 18.05.2023 | İş Kazası Sonucu Uzuv Kaybında TCK m. 89/3 Tatbiki

Aynı dosyada, genç işçinin güvenliksiz çalıştırılması sonucu yaşadığı uzuv kaybı nedeniyle taksirle yaralama suçu bakımından TCK m. 89/3 hükümlerinin tatbik edildiği görülmektedir.

TCK 89/4 Kapsamında: Tek Bir Kazada “Birden Fazla Kişinin” Yaralanması Durumunda Ceza Nasıl Hesaplanır?

TCK m. 89/4 uyarınca, fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde fail, her bir yaralama için ayrı ayrı cezalandırılmaz; doğrudan dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Mahkeme temel cezayı belirlerken yaralanan kişi sayısını ve yaralanmaların ağırlık derecelerini alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak gözetir:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2022/3424, K. 2023/1445, T. 04.05.2023 | Birden Fazla Kişinin Yaralanmasında Alt Sınırdan Uzaklaşma Ölçütleri

Aynı dosyada, birden fazla yolcunun yaralandığı olayda “suçun işlenmesindeki özellikleri, suç konusunun önem ve değeri, yaralı sayısı ve yaralanmaların niteliği, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kusur durumu nazara alınarak alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılarak” ceza belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Taksirle yaralama suçu bakımından önemli bir usuli sınır ise, TCK m. 89/4’ün ancak şikayetçi olan mağdurlar bakımından uygulanabilmesidir:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2012/8265, K. 2013/363, T. 09.01.2013 | Şikayetçi Olmayan Mağdurlar Bakımından TCK m. 89/4’ün Uygulanamaması

Karar, mağdurlardan bir kısmının şikayetçi olmadığı bir dosyada, “sanığın yalnızca katılanı taksirle yaralama suçundan eylemine uyan TCK’nın 89/1, 89/2-b-e, 22/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerekirken birden çok kişiyi taksirle yaralama suçundan TCK’nın 89/4. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi” gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

En Büyük Cezai Risk: “Bilinçli Taksir” ile “Basit Taksir” Arasındaki Fark Nedir?

Taksirle yaralama suçu bakımından uygulamada en çok tartışılan ve sonucu en ağır değiştiren ayrım, basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayrımdır:

⚖️ TCK m. 22/3 – Bilinçli Taksir

“Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.”

Basit taksirde fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmakta ancak kanuni neticeyi hiç öngörmemektedir. Bilinçli taksirde ise fail neticeyi somut olarak öngörmekte, ancak mesleki bilgisine, şansına veya sürüş yeteneğine güvenerek neticenin gerçekleşmeyeceğini düşünmekte ve hareketine devam etmektedir. Taksirle yaralama suçunun bilinçli taksirle işlenmesi hem cezayı üçte birden yarısına kadar artırır hem de aşağıda açıklanacağı üzere davanın şikayete tabi olup olmadığını doğrudan etkiler.

Bilinçli Taksir Nedir? Kazanın “Öngörülmesine Rağmen Olursa Olsun” Denilerek Gerçekleşmesi Nasıl İspatlanır?

Taksirle yaralama suçu ile kasten yaralamayı ayıran en hassas nokta burasıdır: öngörülen neticenin “olursa olsun” denilerek göze alınması ve kabullenilmesi hali, bilinçli taksir değil, TCK m. 21/2’de düzenlenen olası kasttır. Taksirle yaralama suçu bu noktada sona erer ve olay kasten yaralama suçuna dönüşür. Bilinçli taksirde fail neticenin meydana gelmesini kesinlikle istememekte, meydana gelmeyeceğine güvenmektedir; olası kastta ise fail neticeyi göze almakta ve kabullenmektedir. Failin iç dünyasındaki bu durum; olayın gerçekleşme koşulları, teknik veriler (örneğin fren izi bulunup bulunmadığı), failin olay anındaki davranışları ve delillerle ispatlanır.

Alkollü, Ehliyetsiz veya Aşırı Hızla Araç Kullanarak Kaza Yapmak Neden “Bilinçli Taksir” Sayılır?

Sürücünün güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak düzeyde alkollü veya uyuşturucu madde etkisi altında trafiğe çıkması, yasal hız sınırlarını bariz şekilde aşması veya ehliyetsiz araç kullanması durumunda, failin bir kazanın ve yaralanmanın meydana gelebileceğini tecrübi olarak öngördüğü kabul edilir. Fail kaza neticesini öngörmesine rağmen sürüş yeteneğine güvenerek fiiline devam ettiği için eylemi bilinçli taksir olarak nitelendirilir ve taksirle yaralama suçu bakımından cezayı artıran bir unsura dönüşür. Yargıtay bu ilkeyi taksirle yaralama suçu davalarında istikrarlı biçimde uygulamaktadır:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu — E. 2018/384, K. 2022/567, T. 20.09.2022 | Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2021/3237, K. 2025/259, T. 08.01.2025 | Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2016/3493, K. 2018/1219, T. 08.02.2018 | Alkol/Uyuşturucu Etkisinde Araç Kullanmanın Bilinçli Taksir Sayılması

Ceza Genel Kurulu kararında, “1,01 promil ve üzerinde alkol tespit edilen kişilerin ise her koşulda emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde oldukları kabul edilecek ve bu kişiler açısından TCK’nın 179. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki suç oluşacaktır” tespiti yapılmıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, uyuşturucu etkisinde trafiğe çıkan asli ve tam kusurlu sanık hakkında “eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu”nu; bir başka kararında ise “olayın meydana geliş şekli ve tespit edilen alkol promil miktarı itibariyle bilinçli taksir koşullarının oluştuğu”nu kabul etmiştir.

Manevra kurallarının alkollü şekilde ihlal edilmesi de aynı sonuca varılmasını gerektirmiştir:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2017/7324, K. 2019/7383, T. 18.06.2019 | Manevra Kuralı İhlalinde Bilinçli Taksirin Kabulü

Karar, alkollü şekilde manevra kurallarını ihlal eden sanık hakkında “sanığın eylemi bilinçli taksirle gerçekleştirdiğinin kabulü gerekmekle” tespitini yapmıştır.

Kırmızı Işıkta Geçerek Kazaya Sebep Olan Sürücünün Cezası Bilinçli Taksir Nedeniyle Ne Kadar Artırılır?

Kavşakta kırmızı ışık kuralını ihlal ederek kazaya sebebiyet veren failin eylemi doğrudan bilinçli taksir olarak kabul edilir; zira başka bir aracın veya yayanın kavşaktan geçebileceği açıkça öngörülebilir niteliktedir. TCK m. 22/3 uyarınca taksirle yaralama suçu bakımından verilecek ceza üçte birden yarısına kadar (1/3 ile 1/2 arasında) artırılır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2012/3372, K. 2012/26079, T. 04.12.2012 | Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2012/8265, K. 2013/363, T. 09.01.2013 | Kırmızı Işık İhlalinin Bilinçli Taksir Sayılması

İlk kararda, ışık kontrollü kavşakta kırmızı ışıkta durmayıp başka bir araca çarpan sanığın eyleminde “bilinçli taksir koşullarının oluştuğu” açıkça belirtilmiştir. İkinci kararda da kırmızı ışık ihlali eylemi “bilinçli taksirle” işlenen suç olarak nitelendirilmiştir.

İşverenin, İşçinin Uyarısına Rağmen Arızalı Makineyi Çalıştırmaya Devam Etmesi Bilinçli Taksir midir?

Evet. Açık güvenlik risklerine, işçilerin uyarılarına veya yasal zorunluluklara rağmen önlem almadan faaliyete devam edilmesi durumunda iş kazası neticesi öngörülmüş kabul edilerek bilinçli taksir uygulanır. Yukarıda b1-3 bölümünde aktarılan Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararlarında (E. 2017/1612, K. 2019/3562 ve E. 2022/8252, K. 2023/1726) da koruyucu donanım temin etmeyen, sağlık raporu aldırmayan ve mesleki eğitim vermeyen işveren ile gerekli önlemler alınmadan tehlikeli işte işçi çalıştıran işveren hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Bu nedenle taksirle yaralama suçu bakımından işverenin yalnızca “kaza oldu” savunması yeterli değildir; işçinin veya teknik personelin önceden yaptığı yazılı/sözlü uyarılara rağmen üretime devam edilmiş olması, taksirle yaralama suçu dosyalarında bilinçli taksirin en güçlü göstergelerinden biridir.

Şikayet, Uzlaşma ve Asliye Ceza Mahkemesi Süreci Nasıl İşler?

Taksirle yaralama suçunda soruşturma ve kovuşturma usulü, yaralanmanın ağırlığına ve bilinçli taksirin varlığına göre önemli farklılıklar gösterir:

⚖️ TCK m. 89/5 – Şikayete Tabilik

“Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.”

Taksirle Yaralama Suçu Şikayete Tabi midir? 6 Aylık Şikayet Süresi Hangi Tarihten İtibaren Başlar?

Kural olarak evet, taksirle yaralama suçu şikayete tabidir. TCK m. 73/1-2 uyarınca şikayet süresi 6 aydır ve bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar:

⚖️ TCK m. 73/1-2 – Şikayet Süresi

“Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.”

Taksirle yaralama suçu davalarında bu sürenin kaçırılması, davanın kapanmasına doğrudan yol açabilir:

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi — E. 2024/1017, K. 2025/1260, T. 16.10.2025 | 6 Aylık Şikayet Süresinin Geçirilmesi ve Zamanaşımı

Karar, “müştekinin yaralanması gereği TCK’nın 89/1-5 maddeleri uyarınca fiilden itibaren 6 ay içerisinde şikayetçi olması gerekirken 4 yıl sonra şikayet hakkını kullandığı” gerekçesiyle zamanaşımı ve şikayet yokluğunu değerlendirmiştir.

Ancak yaralanmanın hangi fıkraya (89/1, 89/2 veya 89/3) girdiği ve bilinçli taksirin bulunup bulunmadığı netleşmeden şikayete tabi olup olmadığına karar verilemez; bu nedenle kesin doktor raporu alınması usuli bir zorunluluktur:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2025/448, K. 2025/5970, T. 02.07.2025 | Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2025/1096, K. 2025/4033, T. 17.04.2025 | Kesin Doktor Raporu Alınmadan Şikayete Tabi Olup Olmadığının Belirlenememesi

Her iki kararda da Yargıtay 12. Ceza Dairesi, şikayet süresinin değerlendirilmesinde “kesin doktor raporu aldırılıp, yaralanmanın 5237 sayılı Kanun’un 89. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında sayılan nitelikli yaralanma hallerine uyup uymadığının belirlenmesini” ve ardından “olayda bilinçli taksir bulunup bulunmadığın araştırılması” gerektiğini; geçici raporla yetinilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin usule aykırı olduğunu kabul etmiştir.

İstisna: Bilinçli Taksirle Ağır Yaralama Durumunda Şikayetten Vazgeçilirse Kamu Davası Düşer mi?

Hayır, düşmez. TCK m. 89/5 hükmü gereğince, bilinçli taksir halinde yalnızca TCK m. 89/1 kapsamındaki basit yaralanmalarda şikayet aranır. Mağdurun yaralanması TCK m. 89/2 (kemik kırığı, sabit iz, hayati tehlike vb.), TCK m. 89/3 (organ kaybı vb.) veya TCK m. 89/4 (birden fazla kişinin yaralanması) kapsamına giriyor ve eylem bilinçli taksirle işlenmişse, taksirle yaralama suçu şikayete tabi olmaktan çıkar; mağdur şikayetten vazgeçse dahi kamu davası düşmez, Asliye Ceza Mahkemesi yargılamaya re’sen devam eder. Bu ilke, taksirle yaralama suçu dosyalarında Yargıtay tarafından çok sayıda kararda tutarlı biçimde uygulanmıştır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2024/2632, K. 2024/4907, T. 02.10.2024 | Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2021/3237, K. 2025/259, T. 08.01.2025 | Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2021/8301, K. 2025/3980, T. 17.04.2025 | TCK m. 89/5 Gereği Nitelikli Yaralanmalarda Şikayete Tabi Olmama

Bu kararların ortak noktası, “birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz” ilkesinin, TCK m. 89/2 ve 89/3 kapsamındaki nitelikli yaralanmalara bilinçli taksirle sebebiyet veren failler bakımından tutarlı şekilde uygulanmasıdır. 2021/3237 esas sayılı kararda ayrıca, uyuşturucu etkisinde kaza yapan sanık hakkında “müşteki … kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçmişse de bunun sanığın eylemi açısından sonuca etkili olmayacağı” hükme bağlanmıştır.

Aynı ilke, taksirle yaralama suçu dosyalarında kemik kırığı ve hayati tehlike gibi 89/2 kapsamındaki neticelerde de teyit edilmiştir:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2022/3901, K. 2023/537, T. 23.02.2023 | Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2015/8208, K. 2016/7657, T. 02.05.2016 | Bilinçli Taksirle Nitelikli Yaralanmada Şikayetten Vazgeçmenin Sonuç Doğurmaması

İlk kararda “TCK 89/5. maddesi gereğince atılı suç şikayete tabi olmadığından” ve “eylemde bilinçli taksir koşullarının bulunduğu” gözetilerek yargılamaya devam edilmiştir. İkinci kararda ise “TCK’nın 89/2. maddesi kapsamındaki yaralanmaların bilinçli taksirle işlenmesi halinde aynı Kanunun 89/5. maddesi uyarınca şikayete tabi olmadığı” gerekçesiyle, şikayetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararı bozulmuştur.

ℹ️ Basit Taksirde 89/1 Dışı Yaralanmalar da Şikayete Tabidir

Taksirle yaralama suçunda şikayete tabilik yalnızca “yaralanmanın fıkrası”na değil, “yaralanmanın fıkrası + kastın türü” ikilisine bağlıdır. Yaralanma TCK m. 89/2 veya 89/3 kapsamında olsa dahi, eylem basit taksirle (bilinçli taksir olmaksızın) işlenmişse suç yine şikayete tabi kalmaya devam eder; şikayete tabi olmama istisnası yalnızca bilinçli taksirle işlenen nitelikli yaralanmalar için geçerlidir. Bu ayrımın gözden kaçırılması, davanın yanlış usulle (şikayet aranmadan veya gereksiz yere şikayet aranarak) yürütülmesine yol açabilir.

Taksirli Suçlarda Uzlaştırma Bürosu Nasıl Çalışır? Savcılıkta Uzlaşmak Maddi/Manevi Tazminat Hakkını Bitirir mi?

Taksirle yaralama suçu, şikayete bağlı olup olmadığına veya bilinçli taksirle işlenip işlenmediğine bakılmaksızın, tüm halleriyle uzlaştırma kapsamındadır:

⚖️ CMK m. 253/1-b/2 – Uzlaştırma Kapsamındaki Suçlar

“2. Taksirle yaralama (madde 89),”

Soruşturma veya kovuşturma evresinde dosya Uzlaştırma Bürosuna gönderilir. Taraflar bir edim (tedavi masrafı, tazminat, özür vb.) karşılığında veya edimsiz olarak uzlaştıklarında, soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), kovuşturma aşamasında ise düşme kararı verilir. Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç olmak üzere, üzerinde uzlaşılan konuya ilişkin olarak ayrıca hukuk mahkemelerinde maddi veya manevi tazminat davası açılamaz; dolayısıyla uzlaşma, bilinen zararlar bakımından tazminat hakkını fiilen sona erdirir. Taksirle yaralama suçu dosyalarında uzlaştırma prosedürünün savcılık veya mahkemece atlanması, doğrudan bir bozma nedenidir:

Yargıtay 5. Ceza Dairesi — E. 2021/6235, K. 2023/711, T. 07.02.2023 | Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2017/7324, K. 2019/7383, T. 18.06.2019 | Uzlaşma Teklif Edilmeden Yargılamaya Devam Edilmesinin Bozma Nedeni Olması

İlk kararda Yargıtay 5. Ceza Dairesi, “5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddedeki bütün hallerin şikayete tabi olsun veya olmasın 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince uzlaşmaya tabi olduğu” ve “uzlaşma kapsamında olan suç hakkında taraflara uzlaşma teklif edilmediği, kovuşturma aşamasında da aynı Kanun’un 254 üncü maddesi uyarınca bu eksikliğin giderilmediği anlaşılmakla” yargılamaya devam edilmesini hukuka aykırı bulmuştur. İkinci kararda Yargıtay 12. Ceza Dairesi de aynı ilkeyi tekrarlayarak, mağdurların kesin doktor raporları alınıp yaralanmalarının nitelikli olup olmadığı tespit edildikten sonra uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiğini vurgulamıştır.

Kazaya Neden Olan Sabıkasız Sürücünün Hükmün Açıklanması Geri Bırakılır (HAGB) veya Cezası Paraya Çevrilir mi?

Taksirle yaralama suçunda hükmedilen ceza belirli koşulları taşıyorsa HAGB kararı verilebilir:

⚖️ CMK m. 231/5-6 – Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

“(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. (6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.”

Taksirle yaralama suçu dosyalarında mağdurun zararının (tedavi gideri, araç hasarı vb.) tamamen giderilmemiş olması, sabıkasız bir sanık için dahi HAGB kararı verilmesine kesin bir engel oluşturur:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2022/3424, K. 2023/1445, T. 04.05.2023 | Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi — E. 2017/580, K. 2018/750, T. 07.03.2018 | Zararın Giderilmemesinin HAGB’ye Engel Teşkil Etmesi

İlk kararda Yargıtay 12. Ceza Dairesi, “katılanların zararlarının giderilmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kanunen ve takdiren yer olmadığına” karar vermiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi kararında da “katılanın zararı karşılamadığından sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” hükmedilmiştir.

Sanığın zararı karşılayamamış olmasının gerekçesi (örneğin talep edilen bedelin fahiş olduğu iddiası) dahi, HAGB kararının reddini değiştirmeyebilir:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2023/415, K. 2024/1197, T. 13.03.2024 | Fahiş Tazminat Talebinin HAGB Reddini Etkilememesi

Karar, sanık müdafiinin “müvekkilinin HAGB hükümlerinden yararlandırılmamasının nedeni katılanın zararını gidermemek olduğu açıklanmış ise de, katılan bu konuda müvekkilden fahiş bir bedel istemiş olup, müvekkilin bu bedeli ödeme gücü olmadığından bu zararı karşılayamamış olduğuna” dair savunmasına rağmen, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün oy birliğiyle onanmasına karar vermiştir.

HAGB dışında, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi imkânı da taksirle yaralama suçu bakımından ayrıca düzenlenmiştir:

⚖️ TCK m. 50/4 – Hapis Cezasının Adli Para Cezasına Çevrilmesi

“Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.”

⚠️ Basit Taksirde Süre Sınırı Yok, Bilinçli Taksirde 1 Yılla Sınırlı

Basit taksirle işlenen taksirle yaralama suçunda, hükmolunan hapis cezasının süresine bakılmaksızın adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Buna karşılık eylemin bilinçli taksirle işlenmesi halinde, TCK m. 50/4’ün açık hükmü gereğince yalnızca 1 yıl ve daha az süreli (kısa süreli) hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir; daha uzun süreli hapis cezalarının çevrilmesi mümkün değildir. Bu nedenle bilinçli taksirin varlığı, yalnızca şikayet usulünü değil, cezanın infaz şeklini de doğrudan etkiler.

Mahkemenin takdiri indirim uygulayıp uygulamayacağına karar verirken hangi kriterleri gözettiği de ayrıca önem taşır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2023/5048, K. 2023/3877, T. 11.10.2023 | Takdiri İndirim Nedenlerinin Değerlendirilmesinde Ölçütler

Karar, “takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterlerin… failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri…şeklinde sınırlı olarak sayıldığını, ayrıca duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağını ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiğini” vurgulamıştır.

Taksirle Yaralama Suçuyla Karşılaşınca İzlenmesi Gereken Adımlar

Taksirle yaralama suçuyla mağdur veya şüpheli/sanık sıfatıyla karşılaşan bir kişinin izlemesi gereken adımlar aşağıda sıralanmıştır.

  1. Kesin doktor/adli tıp raporu alın: Yaralanmanın TCK m. 89/1, 89/2 veya 89/3 kapsamına girip girmediğinin belirlenmesi, davanın şikayete tabi olup olmadığını doğrudan etkiler; geçici raporla yetinmeyin.
  2. Kaza/olay delillerini toplayın: Kaza tespit tutanağı, kamera kayıtları, tanık beyanları, iş güvenliği raporları veya alkol/promil ölçüm sonuçlarını saklayın; bunlar asli/tali kusur ve bilinçli taksir tespitinde belirleyicidir.
  3. Şikayet süresini kaçırmayın: Basit taksirle işlenen ve TCK m. 89/1 kapsamında kalan yaralanmalarda, fiili ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 aylık şikayet süresi işlemeye başlar.
  4. Suç duyurusunda bulunun: Mağdursanız olayı savcılığa bildirin; bu konuda savcılığa şikayet ve suç duyurusu rehberi yazımızdan faydalanabilirsiniz.
  5. İfadeye hazırlanın: Şüpheli veya sanık sıfatıyla karakola çağrılırsanız avukat hakkınızı kullanmayı değerlendirin; ayrıntılı bilgi için karakol ifadesi süreci yazımızı inceleyebilirsiniz.
  6. Uzlaştırma sürecini takip edin: Taksirle yaralama suçu her halde uzlaştırma kapsamında olduğundan, dosyanızın Uzlaştırma Bürosuna gönderilip gönderilmediğini bir avukatla birlikte kontrol edin.
  7. HAGB ve tazminat imkanlarını değerlendirin: Mağdurun zararının giderilmesi hem HAGB kararı hem de olası ceza indirimi açısından belirleyicidir; ceza infazına ilişkin güncel değişiklikler için 12. Yargı Paketi’ndeki değişiklikler yazımızdan da bilgi alabilirsiniz.
  8. Hukuki destek alın: Taksirle yaralama suçu dosyaları, kusur oranının ve bilinçli taksirin doğru tespiti açısından teknik bilgi gerektirir; sürecin herhangi bir aşamasında bir ceza avukatından destek alın.

Emsal Kararlar

Taksirle yaralama suçu uyuşmazlıkları kapsamında incelenen ve Yargıtay karar arama sisteminden de teyit edilebilecek içtihatlardan öne çıkan bazı kararlar aşağıda özetlenmiştir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu — E. 2018/384, K. 2022/567, T. 20.09.2022
Taksirle yaralama suçunun zarar suçu olarak tehlike suçuna göre öncelikli uygulanacağı ve 1,01 promil üzeri alkolün bilinçli taksir göstergesi olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2023/2840, K. 2024/1328, T. 20.03.2024
Meskun mahalde yayaya çarpan asli kusurlu sürücü hakkında TCK m. 89/1, 89/2-b ve 53/6 uyarınca adli para cezası ve sürücü belgesinin geri alınması onanmıştır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2017/1612, K. 2019/3562, T. 14.03.2019
Sağlık raporu ve mesleki eğitim aldırılmadan çok tehlikeli işte çalıştırılan işçinin yaralanmasında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2024/2632, K. 2024/4907, T. 02.10.2024
Kemik kırığı ve hayati tehlikede temel cezanın TCK m. 89/2 uyarınca yarı oranında artırılması gerektiği, bir kat artırımın kanuna aykırı olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2012/8265, K. 2013/363, T. 09.01.2013
Şikayetçi olmayan mağdurlar bakımından TCK m. 89/4’ün uygulanamayacağı ve kırmızı ışık ihlalinin bilinçli taksir sayılacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi — E. 2021/6235, K. 2023/711, T. 07.02.2023
Taksirle yaralama suçunun şikayete tabi olsun olmasın uzlaştırmaya tabi olduğu ve uzlaşma teklif edilmeden yargılamaya devam edilmesinin hukuka aykırı olduğu kabul edilmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Taksirle yaralama suçu nedir?
Failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, istemediği halde başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olduğu hallerde TCK m. 89 uyarınca uygulanan bir suç tipidir. Trafik kazaları, iş kazaları ve tıbbi malpraktis bu suçun en sık görülen uygulama alanlarıdır.
Taksirle yaralama suçunun cezası nedir?
Temel şeklinde dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Kemik kırığı, sabit iz veya hayati tehlike gibi neticelerde ceza yarısı oranında (TCK m. 89/2), organ kaybı gibi daha ağır neticelerde bir kat (TCK m. 89/3), birden fazla kişinin yaralanmasında ise dokuz aydan beş yıla kadar (TCK m. 89/4) hapis cezası uygulanır.
Bilinçli taksir ile basit taksir arasındaki fark nedir?
Basit taksirde fail neticeyi hiç öngörmez. Bilinçli taksirde ise fail neticeyi öngörür ancak şansına veya yeteneğine güvenerek gerçekleşmeyeceğine inanır. Bilinçli taksir hem cezayı üçte birden yarısına kadar artırır hem de nitelikli yaralanmalarda (TCK m. 89/2, 89/3, 89/4) davayı şikayete tabi olmaktan çıkarır.
Taksirle yaralama suçu şikayete tabi midir?
Kural olarak evet, 6 aylık şikayet süresine tabidir. Ancak yaralanma TCK m. 89/2, 89/3 veya 89/4 kapsamına giriyor ve eylem bilinçli taksirle işlenmişse, suç şikayete tabi olmaktan çıkar ve şikayetten vazgeçme kamu davasını düşürmez.
Taksirle yaralama suçunda uzlaşma ve HAGB mümkün müdür?
Evet. CMK m. 253/1-b/2 uyarınca taksirle yaralama suçu her halde uzlaştırma kapsamındadır. HAGB kararı için ise hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli olması, sanığın sabıkasız olması ve mağdurun zararının tamamen giderilmiş olması şarttır.

Hukuki Destek Almak İster Misiniz?

Taksirle yaralama suçu, kusur oranının doğru tespitinden bilinçli taksir ayrımına, şikayet süresinin hesaplanmasından uzlaştırma ve HAGB imkânlarının değerlendirilmesine kadar teknik bilgi gerektiren bir alandır. İster mağdur ister şüpheli/sanık sıfatıyla bu süreçle karşı karşıyaysanız, sürecin herhangi bir aşamasında hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Taksirle yaralama suçuyla ilgili bir soruşturma veya kovuşturma süreciyle karşı karşıyaysanız bir İstanbul ceza avukatından destek almanızı öneririz. Ümraniye ve Anadolu Yakası’ndaki dosyalar için Ümraniye ceza avukatı sayfamızı da inceleyebilirsiniz. Sorularınız için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. Av. Turgut Ekrem — turgutekrem.av.tr
Paylaş: 𝕏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu konuda hukuki destek mi gerekiyor?

Davanızın özelliklerini değerlendirmek için randevu talebinizi gönderin.

Randevu Al