Israrlı takip suçu, 12.05.2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’na eklenen ve halk arasında “stalking” olarak da bilinen, bir kişinin başka birini fiziken takip etmesi, iletişim araçlarıyla sürekli temas kurmaya çalışması veya üçüncü kişileri araya sokarak baskı kurması hâlinde gündeme gelen bağımsız bir suç tipidir. Özellikle boşanma veya ayrılık süreçlerinde eski eşin ya da sevgilinin bu tür bir takıntılı davranış sergilemesi, mağduru hem fiziksel hem psikolojik olarak ciddi bir tehdit altında bırakabilmektedir. Bu makalede ısrarlı takip suçunun hangi somut davranışlarla oluştuğu, ağırlaştırıcı nedenlerin neler olduğu, mağdurların 6284 sayılı Kanun kapsamında hangi koruyucu tedbirleri talep edebileceği ve haksız yere bu suçla itham edilen kişilerin savunma imkânları güncel Yargıtay içtihatları ışığında ele alınmaktadır.
TCK m. 123/A-1 — Israrlı Takip Suçunun Tanımı: Israrlı bir şekilde fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
TCK m. 123 — Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma (Tamamlayıcı Norm): Israrlı takibin özel unsurları (süreklilik, ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi) oluşmamışsa, eylem daha genel ve tamamlayıcı nitelikteki bu suç kapsamında değerlendirilir; bu suçun uygulanabilmesi için eylemin kanunda ayrıca özel bir suç olarak düzenlenmemiş olması gerekir.
TCK m. 123/A-2 — Ağırlaştırıcı Nedenler: Suçun; ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi, mağdurun okulunu, işini veya yaşadığı yeri değiştirmek zorunda kalması ya da fail hakkında verilmiş bir uzaklaştırma tedbirinin ihlal edilmesi gibi nitelikli hâllerinde, ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak artırılır.
6284 Sayılı Kanun m. 5 — Koruyucu Tedbirler: Mağdur, hâkimden veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluktan; korunan kişiye, bu kişinin bulunduğu konuta, okula veya işyerine yaklaşılmaması ile korunan kişinin iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız edilmemesi gibi koruyucu tedbirler talep edebilir.
CMK m. 253/3 — Uzlaştırma Yasağı: Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) uzlaştırma yoluna gidilemez.
“Sadece Konuşmak İstiyorum” Bahanesi: Hangi Hareketler Israrlı Takip Sayılır?
Israrlı takip suçu, tek bir eylemle değil, süreklilik arz eden bir davranış örüntüsüyle oluşur. Kanun, bu davranışı üç ana biçimde tanımlamaktadır: fiziki takip, iletişim ve bilişim araçlarıyla temas kurma çabası ile üçüncü kişileri araç olarak kullanma. Bu üç seçimlik hareketten herhangi biri, mağdurda ciddi bir huzursuzluk veya güvenlik endişesi yarattığında bu suç gündeme gelir; failin niyetinin “sadece konuşmak” veya “barışmak” olduğunu ileri sürmesi, tek başına bu değerlendirmeyi değiştirmez.
Bu kararda Yargıtay, 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olduğunu, bu suçun oluşması için eylemin kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerektiğini belirtmiştir. Karar, bir eylemin ısrarlı takip suçunun mu yoksa daha hafif olan huzur ve sükun bozma suçunun mu kapsamına gireceğinin, önce ısrarlı takibin özel unsurlarının (süreklilik, ciddi huzursuzluk, güvenlik endişesi) somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılarak belirlenmesi gerektiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Fiziki Takip Nedir? (İş Çıkışında Beklemek, Arabayla Takip Etmek, Kapıya Dayanmak)
Fiziki takip, failin mağduru bizzat, bedensel olarak izlemesi, onun bulunduğu yerlere tekrar tekrar gitmesi veya onunla fiziksel olarak karşılaşma yaratmaya çalışmasıdır. Mağduru araçla takip etmek, evinin etrafında tur atmak, iş çıkışında beklemek veya kapısına dayanmak, bu kategorinin tipik örnekleridir.
Bu kararda, sanığın evine gitmekte olan katılanı arkasından aracıyla farklı zamanlarda takip etmesi, katılanın evi etrafında araçla defalarca tur atması ve katılanın evine sanığın çiçek göndermesi hususları birlikte değerlendirilerek ısrarlı takip suçunun oluştuğu kabul edilmiştir. Karar, tek başına masum görünebilecek bir davranışın (çiçek göndermek gibi) dahi, tekrarlanan araçla takip ve ev çevresinde dolaşma gibi diğer davranışlarla birleştiğinde, bütün olarak ısrarlı takip suçunu oluşturabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Siber Takip (Cyberstalking): Sahte (Fake) Hesaplardan Sürekli Mesaj Atmak ve Engeli Aşmak
Siber takip, failin haberleşme ve iletişim araçlarını veya bilişim sistemlerini (sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları, e-posta gibi) kullanarak mağdurla temas kurmaya çalışmasıdır. Mağdurun failin hesaplarını engellemesine rağmen failin sahte veya yeni hesaplar açarak mesaj göndermeye devam etmesi, bu kategorinin en sık görülen örneğidir.
Bu kararda, katılanın sanığın paylaşımlarından dolayı sosyal medyadan engellemesine karşın sanığın değişik isimlerde yeni hesaplar açarak eylemlerine devam ettiği tespit edilmiştir. Karar, mağdurun failin hesabını engellemesinin ısrarlı takibi durdurmaya yetmediği durumlarda, failin bu engeli aşmak için gösterdiği ısrarlı çabanın bizzat suçun süreklilik unsurunu güçlendiren bir delil olarak değerlendirildiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Üçüncü Kişileri Kullanmak: Ortak Arkadaşları veya Akrabaları Araya Sokarak Baskı Kurmak
Israrlı takip suçu, doğrudan mağdurla temas kurmak yoluyla işlenebileceği gibi, mağdura ulaşmak amacıyla onun yakınlarının veya çocuklarının araç olarak kullanılması suretiyle de işlenebilir. Bu davranış biçimi, mağdurun failden doğrudan bir mesaj almamış olsa dahi, yakın çevresi üzerinden dolaylı bir baskı ve tehdit hissi yaşamasına yol açar.
Bu kararda, sanığın farklı tarihlerde iletme kastıyla katılanın oğlunun kullanımındaki cep telefonuna tehdit içerikli mesajlar gönderdiği tespit edilmiştir. Karar, failin mağdura doğrudan ulaşamadığı durumlarda, mağdurun yakınları üzerinden dolaylı bir temas kurma çabasının da ısrarlı takip suçu kapsamında değerlendirilebileceğini; bu tür bir eylemin mağdurun yakınına yönelik ayrı bir suç oluşturmasının yanı sıra, mağdura yönelik ısrarlı takip suçunun da unsuru sayılabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Suçun Oluşması İçin “Ciddi Huzursuzluk ve Güvenlik Endişesi” Şartı Nasıl İspatlanır?
Israrlı takip suçunun oluşabilmesi için failin davranışının süreklilik arz etmesi ve mağdurda gerçekten ciddi bir huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratmış olması gerekir; tek seferlik, sıradan bir yaklaşım bu eşiği aşmaz. Bu şartın ispatı, somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir.
Bu kararda Yargıtay, suça konu olayda sanığın yalnızca bir kez mağdura polis aracı ile kendisini eve bırakmayı teklif etmesi dışında, ısrar unsurunu oluşturacak şekilde başka bir hukuka aykırı davranışının bulunduğunun sabit olmadığı gerekçesiyle suçun oluşmadığına hükmetmiştir. Karar, tek seferlik ve nezaket sınırları içinde kalan bir yaklaşımın, başka bir tekrar veya ısrar unsuru eklenmediği sürece ısrarlı takip suçunu oluşturmayacağını göstermesi bakımından önemli bir alt sınır belirlemektedir.
Bu kararda Yargıtay, sanığın katılanı özellikle şikâyete konu olan tarihte saat 20.05 ile 00.47 arasında defalarca aradığını ve mesaj attığını, görüşmelerin çoğunun kısa süreli olduğunu, bu görüşmelerin ardından katılanın polisi aradığını ve sanığın katılanın evinin önünde yakalandığını değerlendirerek, sanığın huzur ve sükunu bozma kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerektiğini belirtmiştir. Karar, kısa süreli ve sayıca yoğun aramaların, ardından mağdurun polisi araması ve failin olay yerinde yakalanması gibi somut olguların bir araya gelmesinin, ısrar unsurunun varlığını güçlü biçimde ortaya koyabileceğini göstermektedir.
Boşanılan Eşin veya Eski Sevgilinin Takıntılı Hale Gelmesi (Ağırlaştırıcı Nedenler)
TCK m. 123/A-2 uyarınca, ısrarlı takip suçunun belirli nitelikli hâllerinde ceza altı aydan iki yıla kadar olan temel cezadan daha ağır biçimde, bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak uygulanır. Bu ağırlaştırıcı nedenler arasında en sık karşılaşılanı, failin ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşine karşı bu suçu işlemesidir; zira bu tür ilişkilerde failin mağdurla önceden var olan yakınlığı, takip davranışını daha kolay sürdürmesine ve mağduru daha derinden etkilemesine yol açabilmektedir.
Ayrılık Kararı Verilen veya Boşanılan Eşe Karşı İşlenen Israrlı Takip (1 Yıldan 3 Yıla Hapis)
Evet, failin fiilen ayrı yaşadığı veya boşandığı eşine karşı ısrarlı takip suçunu işlemesi, cezayı bir yıldan üç yıla kadar hapse çıkaran bir ağırlaştırıcı sebeptir.
Bu kararda, fiilen ayrı yaşadığı ve aralarında anlaşmazlık bulunan eşi katılana mesaj çekmek ve 20 kez aramak suretiyle ısrarlı hareket ederek haberleşme ve iletişim araçlarını kullanarak temas kurmaya çalışan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 123/A-1 maddesindeki ısrarlı takip suçundan mahkûmiyet kararı verildiği belirtilmiştir. Karar, evlilik birliği fiilen sona ermiş olsa dahi, taraflardan birinin diğerine bu yoğunlukta ve süreklilikte ulaşmaya çalışmasının, sıradan bir iletişim çabası değil doğrudan ısrarlı takip suçu olarak nitelendirilebileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Mağdurun Korkudan Evini, İşini veya Okulunu Değiştirmek/Bırakmak Zorunda Kalması
Evet, mağdurun failin eylemleri nedeniyle yaşadığı yeri, işini veya okulunu değiştirmek zorunda kalması, hem suçun mağdur üzerindeki etkisinin ciddiyetini gösteren güçlü bir delil hem de ceza tayininde failin aleyhine değerlendirilen bir husustur.
Yukarıda “Siber Takip” başlığında aktarılan Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin E. 2021/15562, K. 2023/635 sayılı kararında, katılanın sanığın eylemlerinden dolayı yaşamakta olduğu yeri terk ederek başka bir ilçeye yerleştiği hususu ayrıca ceza tayininde dikkate alınmıştır. Bu durum, suçun mağdur üzerindeki somut etkisinin, yalnızca soyut bir “huzursuzluk” iddiasıyla değil, mağdurun hayatında yarattığı gerçek ve ölçülebilir bir değişiklikle de ispatlanabileceğini göstermektedir.
Hakkında “Uzaklaştırma Kararı” Varken Mağdura Yaklaşan veya Mesaj Atan Failin Durumu
Evet, fail hakkında önceden bir uzaklaştırma veya koruma tedbiri kararı bulunmasına rağmen mağdura yaklaşması ya da mesaj atmaya devam etmesi, ısrarlı takip suçunu ağırlaştıran ayrı bir sebep olarak öngörülmüştür.
Yukarıda aktarılan Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin E. 2024/1352, K. 2026/566 sayılı kararında, aynı olayda ayrıca Kastamonu Aile Mahkemesinin 03.06.2022 tarihli kararıyla katılana karşı hakkında uzaklaştırma tedbiri uygulanan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 123/A-2,c maddesi uyarınca mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, bir aile mahkemesi tarafından verilmiş tedbir kararının ihlal edilerek takip davranışının sürdürülmesinin, cezayı ağırlaştıran ayrı ve bağımsız bir sebep olarak değerlendirildiğini göstermektedir; bu durumda hem tedbir kararının ihlali hem de asıl suç bir arada değerlendirmeye konu olabilmektedir.
Israrlı Takip Mağdurları İçin Acil Eylem Planı (Koruma ve Şikayet)
Israrlı takip mağduru olduğunu düşünen bir kişinin öncelikli hedefi, hem fiziksel güvenliğini sağlamak hem de ileride açılacak bir ceza davasında işine yarayacak delilleri kaybetmeden toplamaktır.
Savcılığa Sunulması Gereken Hayati Deliller (WhatsApp Ekran Görüntüleri, Arama Kayıtları, Kamera Görüntüleri)
Israrlı takip suçunun ispatı büyük ölçüde somut, tarih ve saat bilgisi içeren delillere dayanır. WhatsApp veya diğer mesajlaşma uygulamalarına ait ekran görüntüleri, arama kayıtları/dökümü, güvenlik kamerası görüntüleri ve varsa tanık beyanları, bu suçun ispatında belirleyici rol oynamaktadır.
Nitekim yukarıda aktarılan Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin E. 2023/1731, K. 2023/4600 sayılı kararında, failin mağduru hangi saatler arasında kaç kez aradığı ve mesaj attığı, aramaların süresi ve mağdurun bu aramalar sonrasında polisi araması gibi zamana dayalı somut veriler, ısrar unsurunun ispatında doğrudan kullanılmıştır. Benzer şekilde, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin E. 2021/15562, K. 2023/635 sayılı kararında da, engellenmesine rağmen yeni hesaplar açılarak mesaj gönderilmesi, sosyal medya üzerinden takip edilebilen ve ekran görüntüsüyle belgelenebilen somut bir süreklilik göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Bu iki karar, arama/mesaj dökümü ve sosyal medya kayıtlarının salt birer “hissiyat” değil, mahkemelerce doğrudan dikkate alınan somut deliller olduğunu göstermektedir.
6284 Sayılı Kanun Kapsamında Derhal “İletişim Araçlarıyla Rahatsız Etmeme ve Uzaklaştırma” Kararı Aldırmak
Evet, ısrarlı takip mağduru, 6284 sayılı Kanun kapsamında hâkimden veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluktan koruyucu tedbir talep edebilir. Bu tedbirler arasında, failin korunan kişinin bulunduğu konuta, okula veya işyerine yaklaşmaması ile korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi yer almaktadır.
Bu kararda, mağdurun şikâyeti üzerine hakkında 6284 sayılı Yasa uyarınca 6 ay süre ile önleyici tedbir kararı alındığı ve ölümle tehdit ile huzur ve sükununu bozma suçlarından kamu davası açıldığı belirtilerek sürecin işleyişi somutlaştırılmıştır. Karar, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu tedbirlerin, ceza soruşturması ve kovuşturmasından bağımsız, ayrı ve daha hızlı işleyen bir güvenlik mekanizması olarak devreye girebildiğini; mağdurun hem tedbir talebinde bulunabileceğini hem de aynı eylemler nedeniyle ayrıca ceza şikâyetinde bulunabileceğini göstermektedir.
Israrlı Takip Suçu Şikayete Tabi midir? Şikayetten Vazgeçilirse Dava Düşer mi?
Hayır, ısrarlı takip suçu şikâyete tabi bir suç değildir; TCK m. 123/A metninde bu suçun takibinin şikâyete bağlı olduğuna dair bir ibareye yer verilmemiştir, bu nedenle suç Cumhuriyet Savcılığı tarafından resen soruşturulur ve kovuşturulur. Bu durumun doğal bir sonucu olarak, mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, kamu davasını kendiliğinden düşürmez; dava resen açılmış olduğundan mağdurun beyanının değişmesi yargılamayı sona erdiren bir sebep değildir, olsa olsa mahkemenin somut olayı değerlendirmesinde dikkate alacağı bir unsur olabilir. Ayrıca CMK m. 253/3 uyarınca ısrarlı takip suçu uzlaştırma kapsamı dışında tutulmuştur; dolayısıyla fail ile mağdur arasında bir uzlaştırma yoluyla da dava sona erdirilemez.
Haksız Yere “Israrlı Takip” ile Suçlananlar İçin Ceza Savunması
Her iletişim çabası veya her ısrarlı görüşme talebi, bu suçu oluşturmaz. Özellikle boşanma, velayet veya nafaka gibi süreçlerin doğal bir parçası olan iletişimlerin haksız yere suç kapsamında değerlendirilmesi riski, savunma açısından dikkatle ele alınması gereken bir noktadır.
Çocuğunu Görmek İçin veya Nafaka İstemek İçin Eski Eşi Aramak “Israrlı Takip” Sayılır mı?
Tek başına ve makul sınırlar içinde kaldığı sürece hayır; ancak bu meşru amaçların ileri sürülmesi, tek başına ve her koşulda otomatik bir beraat garantisi de sağlamaz. Meşru bir amaçla (çocuğu görme, nafaka talebi, barışma çabası gibi) yapılan iletişim girişimlerinin ısrarlı takip suçunu oluşturup oluşturmadığı, iletişimin sıklığına, tarafların o anki hukuki durumuna (örneğin bir tedbir kararının bulunup bulunmadığına) ve mağdurun bu iletişimi sürdürmeme yönündeki uyarılarına göre değerlendirilir.
Bu kararda Yargıtay, yerel mahkemenin “sanığın boşanma aşamasında olduğu eşi olan katılanı aramasının ve barışma çabalarının kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu kapsamında kalmayacağı kabul edilerek sanığın beraatine karar verilmiştir” şeklindeki ilk kararını, dosyadaki tedbir kararları ve mağdurun uyarıları ışığında bozmuştur. Karar, “barışmak istiyorum” veya benzeri meşru görünen bir amacın ileri sürülmesinin, ortada bir koruma tedbiri kararı bulunmasına ve mağdurun tekrar tekrar durması yönünde uyarıda bulunmasına rağmen iletişimin sürdürülmesi hâlinde, savunmayı tek başına haklı çıkarmayacağını göstermesi bakımından son derece önemlidir.
Karşılıklı Tartışma, Hakaretleşme ve Mesajlaşmalar Yargıtay’a Göre Neden “Takip” Sayılmaz?
Çünkü ısrarlı takip suçunun özünde, failin tek taraflı ve sürekli bir biçimde mağdura ulaşmaya çalışması yatar; taraflar arasında karşılıklı olarak sürdürülen bir tartışma, hakaretleşme veya mesajlaşma trafiği, bu tek taraflılık unsurunu büyük ölçüde zayıflatmaktadır. Ayrıca ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi, bu tür karışık ve iki tarafın da kusurlu olabileceği olaylarda savunma açısından belirleyici bir rol oynar.
Bu kararda Ceza Genel Kurulu, sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartının, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesi olduğunu; gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağını hükme bağlamıştır. Karar, özellikle karşılıklı husumet ve mesajlaşmanın bulunduğu, kimin kimi “takip ettiğinin” net olmadığı olaylarda, iddianın şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı durumlarda mahkûmiyet kurulamayacağını göstermesi bakımından savunma stratejisinin temel dayanaklarından biridir.
Bu ilkeyle birlikte değerlendirildiğinde, yukarıda “Suçun Oluşması İçin Ciddi Huzursuzluk Şartı” başlığında aktarılan Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin E. 2023/1653, K. 2023/4645 sayılı kararı da hatırlanmalıdır; zira o kararda da tek seferlik ve tartışmaya açık bir davranışın, başka bir ısrar unsuru eklenmediği sürece mahkûmiyete yeterli görülmediği kabul edilmiştir.
Israrlı Takip Suçu 12.05.2022 Tarihinden Önceki Eylemler İçin Uygulanabilir mi? (TCK m. 7)
Hayır. TCK m. 7 uyarınca, işlendiği zaman yürürlükte bulunmayan bir kanun geriye yürütülerek uygulanamaz; ısrarlı takip suçu 12.05.2022 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, bu tarihten önce gerçekleşmiş eylemler için ısrarlı takip suçundan ceza verilemez. Bu tür eylemler, ancak daha önce yürürlükte olan ve daha hafif bir ceza öngören kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu (TCK m. 123) kapsamında değerlendirilebilir.
Bu kararda Yargıtay, sanığın üzerine atılı ısrarlı takip eyleminin ceza mevzuatımızda suç tipi olarak henüz düzenlenmemiş olduğunu, bu sebeple sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 123/1 ve 43. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken 123/A maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğini belirterek kanun yararına bozma kararı vermiştir. Karar, tarih bakımından uygulama meselesinin salt teorik bir tartışma olmadığını; eylem tarihi 12.05.2022’den önceyse mahkemenin doğrudan bu suçtan hüküm kurmasının hukuka aykırı olacağını ve bunun kanun yararına bozma yoluyla dahi düzeltilebilecek ciddi bir hukuka aykırılık teşkil ettiğini göstermesi bakımından önemli bir savunma dayanağıdır.
Israrlı Takip Suçunda Alınan Ceza Ertelenir mi veya HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) Verilir mi?
Evet, ısrarlı takip suçunun temel hâlinde öngörülen altı aydan iki yıla kadar hapis cezası, TCK m. 51 uyarınca cezanın ertelenmesine veya CMK m. 231 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) konu olabilecek bir süre aralığındadır; ancak bu, otomatik bir sonuç olmayıp sanığın sabıkasız olması ve mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine ulaşması gibi şartların değerlendirilmesini gerektirir.
Bu kararda Yargıtay, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemenin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiğini vurgulamış ve bu değerlendirmenin yapılmamasını bozma nedeni saymıştır. Karar, mahkemenin HAGB uygulanıp uygulanmayacağını değerlendirmeden geçmesinin başlı başına bir usul hatası olduğunu; sanığın bu imkândan yararlanıp yararlanamayacağının mutlaka gerekçelendirilerek karara bağlanması gerektiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Ceza infazı, erteleme ve HAGB uygulamalarındaki güncel değişiklikler hakkında daha fazla bilgi için 12. Yargı Paketi ile HAGB ve tazminat düzenlemelerindeki değişiklikler başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz. Israrlı takip suçu veya buna bağlı bir suçlamayla karşı karşıyaysanız, sürecin doğru yönetilmesi için bir ceza avukatından destek almanız önemlidir.
Israrlı Takip Suçuna İlişkin Emsal Kararlar
Sıkça Sorulan Sorular
Hukuki Destek Almak İster Misiniz?
Israrlı takip mağduruysanız veya haksız yere bu suçla itham ediliyorsanız; koruyucu tedbir talebi, şikayet dilekçesi hazırlama, delil toplama ve ceza savunması konularında profesyonel hukuki destek için vakit kaybetmeden iletişime geçin.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
[…] izleme veya ona ısrarla temas kurma davranışıyla birlikte ortaya çıktığı durumlarda Israrlı Takip (Stalking) Suçu hakkındaki yazımızı da […]