TCK m. 102/2 — Nitelikli Cinsel Saldırı (12 yıl ve üzeri): Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır.
TCK m. 73/1 — 6 Aylık Şikâyet Süresi: Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçlarda şikâyet hakkı, fiil ve failin öğrenildiği günden itibaren 6 ay içinde kullanılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür; geçirilmesi hâlinde kamu davası açılamaz, açılmışsa düşme kararı verilir.
TCK m. 73/6 — Vazgeçmenin Etkisi: Takibi şikâyete bağlı suçlarda mağdurun şikâyetten vazgeçmesi, hüküm kesinleşinceye kadar sanığın kabul etmesi kaydıyla kamu davasının düşmesine yol açar.
Önemli Not — “Eş” Tanımı: Kanun kapsamında “eş” yalnızca resmi (medeni) nikâhlı eşi ifade etmektedir. Dini nikâhlı birliktelikler veya fiilî beraberlikler bu kapsamda değerlendirilmez; o hâllerde suç şikâyete bağlı olmaksızın re’sen soruşturulur.
TBK m. 58 — Kişilik Hakkı İhlali Tazminatı: Asılsız suçlama nedeniyle kişilik hakkı zedelenen sanık, manevi tazminat talebinde bulunabilir.
Eşe karşı cinsel saldırı suçlaması (TCK 102/2), Türk ceza hukukunda özel bir şikâyet rejimine tabi olması, boşanma davalarıyla sıklıkla iç içe geçmesi ve savunma açısından kendine özgü güçlükler barındırması nedeniyle son derece kritik bir alandır. Eşe karşı cinsel saldırı iddiasında mahkûmiyet için mağdur beyanının tutarlı, hayatın olağan akışına uygun ve somut delillerle desteklenmiş olması zorunludur; boşanma sürecinde ortaya atılan soyut iddialar Yargıtay tarafından “husumet” bağlamında titizlikle denetlenmekte, ispat edilemeyen eşe karşı cinsel saldırı iftirası ise iddiayı atan eşi boşanma davasında tam kusurlu kılabilmektedir.
Eşe Karşı Cinsel Saldırı Suçu Nedir? TCK 102/2 Kapsamı
Eşe karşı cinsel saldırı suçu; resmi nikâhlı eşin rızası dışında, vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen eylemdir ve TCK m. 102/2 kapsamında nitelikli cinsel saldırı olarak tanımlanmaktadır. Kanun koyucu, 2014 yılında yapılan değişiklikle eşe karşı cinsel saldırı fiilini açıkça suç olarak düzenlemiş; ancak soruşturma ve kovuşturmayı mağdurun şikâyetine bağlı kılmıştır. Bu düzenleme, eşe karşı cinsel saldırı suçunu genel nitelikli cinsel saldırıdan (şikâyete bağlı olmaksızın re’sen soruşturulan) ayıran temel unsurdur.
| Suç Türü | Kanun Maddesi | Temel Ceza | Şikâyete Bağlı mı? |
|---|---|---|---|
| Eşe karşı nitelikli cinsel saldırı | TCK 102/2 son cümle | 12 yıl ve üzeri hapis | Evet — eş için |
| Üçüncü kişiye nitelikli cinsel saldırı | TCK 102/2 | 12 yıl ve üzeri hapis | Hayır (re’sen) |
| Eşe karşı basit cinsel saldırı | TCK 102/1 | 5–10 yıl hapis | Evet — eş için |
| Cinsel taciz (temas yok) | TCK 105 | 3 ay–2 yıl hapis | Evet |
Eşe karşı cinsel saldırı suçunun kapsamı bağlamında “eşe karşı işlenen ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçu, sanığın katılanı rızası dışında yatağa yatırıp ‘ellerinden tutarak organ sokmak suretiyle katılana cinsel saldırıda bulunduğu’ şeklinde tanımlanmıştır” ve bu suçun oluşabilmesi için rızanın açıkça dışlanmış olması gerektiği netleştirilmiştir.
Eşe karşı cinsel saldırı suçunun şikâyet rejimine ilişkin olarak “TCK 102/2 maddesinde düzenlenen nitelikli cinsel saldırı suçu, ‘Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda’ oluşur ve bu fiilin eşe karşı işlenmesi halinde soruşturma ve kovuşturma ‘mağdurun şikayetine bağlıdır'” hükme bağlanmıştır.
Eşe Karşı Cinsel Saldırıda Ceza Ne Kadar? Şikâyete Bağlılık Kuralı
Eşe karşı cinsel saldırı suçunun temel cezası TCK m. 102/2 uyarınca on iki yıldan az olmamak üzere hapistir. Mahkeme, bu alt sınırdan başlayarak dosyadaki ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenlere göre cezayı belirlemektedir. Eşe karşı cinsel saldırı suçunda şikâyete bağlılık kuralı, mağdurun şikâyeti olmaksızın soruşturma başlatılamayacağı ve şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde —sanığın kabulü şartıyla— davanın düşeceği anlamına gelmektedir.
Şikâyete bağlılık ve dava düşme hükümleri yalnızca resmi (medeni) nikâhlı eşler arasında geçerlidir. Dini nikâhlı veya fiilî birliktelik yaşayan çiftler arasında gerçekleşen aynı nitelikteki eylem re’sen soruşturulur; şikâyetten vazgeçilmesi davayı düşürmez.
Eşe karşı cinsel saldırı cezası bağlamında resmi nikâhlı eşine karşı rızası dışında organ sokmak suretiyle gerçekleştirilen eylem nedeniyle yerel mahkemece “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verildiği ve bu kararın temyiz incelemesinde vakıa tespiti yapıldığı görülmüştür.
6 Aylık Şikâyet Süresi Nedir? Hak Düşümü Nasıl İşler?
Eşe karşı cinsel saldırı suçu şikâyete tabi olduğundan TCK m. 73/1 uyarınca mağdurun, fiili ve faili öğrendiği günden itibaren 6 ay içinde şikâyette bulunması zorunludur. Bu 6 aylık süre hak düşürücü niteliktedir; süre geçirildikten sonra yapılan şikâyet üzerine kamu davası açılamaz, açılmışsa düşme kararı verilmesi gerekir. Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasıyla karşı karşıya kalan sanık açısından 6 aylık sürenin dolup dolmadığının tespiti savunmanın ilk inceleme noktası olmalıdır.
Eşe karşı cinsel saldırı suçunda 6 aylık şikâyet süresi bağlamında “sanığa isnat edilip TCK’nın 102/2. maddesinde düzenlenen eşe karşı nitelikli cinsel saldırı suçunun şikâyete tâbi olduğu ve suç tarihi olan 12.09.2006 tarihinden, şikâyetin gerçekleştiği 27.09.2010 gününe kadar TCK’nın 73/1. maddesinde öngörülen 6 aylık kanuni şikâyet süresinin geçtiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkındaki kamu davasının şikâyet yokluğu nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine hükmolunması” hukuka aykırı bulunmuştur.
Eşe karşı cinsel saldırı şikâyetinin iddia edilen olay tarihinden çok sonra yapıldığı durumlarda, 6 aylık hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı bir avukat aracılığıyla derhal hesaplanmalıdır. Süre dolmuşsa davanın düşmesi talep edilebilir.
Şikâyetten Vazgeçme Kamu Davasını Düşürür mü?
Eşe karşı cinsel saldırı suçunda hüküm kesinleşinceye kadar mağdurun şikâyetten vazgeçmesi, sanığın vazgeçmeyi kabul etmesi kaydıyla kamu davasının düşmesine yol açmaktadır. Sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesi hâlinde dava sürmektedir. Eşe karşı cinsel saldırı davalarında şikâyetten vazgeçme; boşanma anlaşmaları, velâyet ve nafaka düzenlemeleri ile birlikte müzakere konusu hâline gelebilmekte ve bu durum iddianın gerçek niteliği hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
Eşe karşı cinsel saldırı davasında vazgeçme usulü bağlamında “5237 sayılı TCK’nın 102/2. maddesinde düzenlenen resmi nikahlı eşe karşı nitelikli cinsel saldırı suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikâyete tabi olduğu… mağdurun şikâyetten vazgeçmesi durumunda sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulduktan sonra kabulü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği” netleştirilmiştir.
Eşe karşı cinsel saldırı davasında şikâyetten vazgeçme bağlamında “vaki feragat nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu belirlenmiştir… vaki şikâyetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının 5237 sayılı Kanun’un 73 ve 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince DÜŞMESİNE” karar verildiği görülmüştür.
Boşanma Sürecinde Atılan Eşe Karşı Cinsel Saldırı İftirası Nasıl Çürütülür?
Eşe karşı cinsel saldırı iddiasının boşanma davasıyla eş zamanlı ortaya çıkması Yargıtay’ın en dikkatli incelediği senaryodur. Boşanma aşamasındaki şikâyetler “husumet” bağlamında değerlendirilmekte; iddiaların soyut kaldığı ve yan delillerle desteklenmediği durumlarda beraat kararı verilmektedir. Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasının boşanma davası kazanmak amacıyla araçsallaştırıldığının tespiti beraat gerekçesine doğrudan dönüşmektedir.
Eşe karşı cinsel saldırı iddiasında boşanma davası husumeti bağlamında “sanığın atılı suçları işlediği yönünde dosya kapsamında aralarında çekişmeli ve iddialı şekilde boşanma davası devam eden ve bu nedenle husûmet bulunan katılanın soyut ve boşanma davasında kendi tarafını haklı göstermeye çalışır mahiyetteki beyanları dışında, sanığın cezalandırılması için yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla; sanığın atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar vermek gerekmiş” olduğu netleştirilmiştir.
Eşe karşı cinsel saldırı davasında desteksiz beyan bağlamında “anne ile sanık arasında boşanma aşamasında olmalarından kaynaklanan husumet bulunması… mağdurelerin tanık anlatımları ile doğrulanmayan soyut beyanları dışında… kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının anlaşılması” nedeniyle beraat kararı verildiği görülmüştür.
Velâyet veya Tazminat Amacıyla Yapılan Soyut İftiraların Tespiti
Eşe karşı cinsel saldırı şikâyetinin velâyet, nafaka veya tazminat taleplerini güçlendirmek amacıyla araçsallaştırıldığının en güçlü göstergesi, şikâyetten vazgeçme karşılığında maddi talepte bulunulmasıdır. Yargıtay, bu tür “pazarlık unsuru” içeren iddiaları iddianın asılsızlığına karine olarak değerlendirmekte ve eşe karşı cinsel saldırı suçlamasından beraat kararı verilmesinin zeminini oluşturmaktadır.
Eşe karşı cinsel saldırı iddiasında pazarlık unsuru bağlamında “suç duyurusundan önce kadın vekilinin erkek ile telefonda iletişime geçtiği, kadının anlaşmalı boşanmayı istediklerini, maddî ve manevî tazminat ile nafaka taleplerinin olduğunu, bunların karşılanması durumunda kadının suç duyurusunda bulunmayacağını belirterek… bu iddianın itham boyutunda kaldığı tespit edilmiştir” ve kadının tam kusurlu sayıldığı görülmüştür.
Eşe karşı cinsel saldırı şikâyetinden vazgeçme karşılığında maddi talepte bulunulduğuna dair avukat yazışmaları, mesajlar veya tanıklıklar derhal toplanmalı ve dosyaya delil olarak sunulmalıdır. Bu unsur hem ceza hem hukuk davasında belirleyici olabilmektedir.
Şikâyetin Boşanma Dilekçesiyle Eş Zamanlı Yapılması Ne Anlama Gelir?
Eşe karşı cinsel saldırı şikâyetinin boşanma davası açılmadan hemen önce veya hemen sonra yapılması Yargıtay tarafından “hayatın olağan akışına aykırılık” ve “husumet” belgesi olarak değerlendirilmektedir. Gerçek anlamda bir cinsel saldırıya maruz kalan kişinin bu denli senkronize bir zamanlama ile hem hukuki hem cezai yola eş anlı başvurması, beyana olan güveni zedelemekte ve eşe karşı cinsel saldırı suçlamasında beraat gerekçesini güçlendirmektedir.
Eşe karşı cinsel saldırı iddiasında şikâyetin zamanlaması bağlamında “mağdurların sanık hakkında suç duyurusunda bulunduğu tarih boşanma davası açıldıktan sonraki tarih olan 30.09.2015’tir… mağdurların ve müştekilerin boşanma davası açıldıktan sonraki tarihte müracaatta bulunmaları… hayatın olağan akışına aykırı olması şeklinde değerlendirilmiştir” ve beraat kararına zemin hazırladığı görülmüştür.
Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasında şikâyetin zamanlamasının belirleyiciliği bağlamında katılanın cinsel saldırı şikâyetini eşinin kendisine boşanma davası açtığını öğrendikten sonra yapması ve iddiaların somut delillerle desteklenmemesi nedeniyle beraat kararı verildiği görülmüştür.
Olay Sonrası Aynı Evde Yaşamaya Devam Etmek Hukuken Ne İfade Eder?
Eşe karşı cinsel saldırı iddiasına rağmen tarafların aynı konutta ve aynı yatakta yaşamayı sürdürmesi aile hukuku açısından “af” ya da en azından “hoş görü ile karşılama” olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay, bu olguyu eşe karşı cinsel saldırı suçlamasının gerçekliğini sorgulayan ve saldırının iddia edildiği tarihten önceki tüm olayların affedildiğine karine teşkil eden bir davranış biçimi olarak yorumlamaktadır.
Eşe karşı cinsel saldırı iddiasında olay sonrası birlikte yaşama bağlamında “kadının şikayetinden vazgeçmesinden sonra tarafların ortak konutta yaklaşık 10 gün birlikte yaşamaya devam ettikleri, tarafların öncesine ait olaylarla ve işledikleri kusurlu davranışlarıyla ilgili olarak birbirlerini affettiklerinin kabulünün gerektiği sonucuna varmıştır” ve bu süre zarfındaki eylemlerin boşanma davasında kusur olarak ileri sürülemeyeceği netleştirilmiştir.
Eşe Karşı Cinsel Saldırı Davasında İspat: Hangi Deliller Gerekli?
Eşe karşı cinsel saldırı davasında ispat yükü iddia eden tarafa aittir. Yargıtay, mahkûmiyet için soyut beyanın ötesinde somut delil aramaktadır: adli raporlardaki lezyon bulguları, olayla zamanlama uyumlu HTS kayıtları, biyolojik bulgular (DNA) ve mağdurun aşamalardaki tutarlı ifadeleri bu delillerin başında gelmektedir. Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasında fiziksel iz bulunmasa dahi psikolojik değerlendirme raporları ve yan deliller bir arada değerlendirilmektedir. Bununla birlikte Yargıtay, yan delil yokluğunda salt soyut beyanla mahkûmiyet kurulmasından kaçındığını emsal kararlarıyla istikrarlı biçimde ortaya koymaktadır.
Eşe karşı cinsel saldırı davasında yeterli ispat standardı bağlamında “katılanın tutarlı beyanlarını, olay sonrası sıcağı sıcağına yapılan şikayeti ve katılan hakkında düzenlenen adli raporlarda vücudunda beyanları ile uyumlu lezyonların bulunduğu… hususlarını delil olarak kabul etmiştir” ve bu delil bütünü mahkûmiyet için yeterli bulunmuştur.
Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasında delil bütününün önemi bağlamında “katılanın yaralanmasının mahiyetine ilişkin tanzim edilen doktor raporu”, “HTS kayıtları”, “banyo içindeki kağıt havlu parçalarında ve çarşafta saptanan biyolojik bulgular” delil olarak kullanılmış ve eşe karşı cinsel saldırı mahkûmiyetine dayanak oluşturmuştur.
Eşe karşı cinsel saldırı davasında ispat kriterleri bağlamında katılanın eylemden hemen sonra durumu arkadaşları ve akrabalarıyla paylaşması, aynı gün adli makamlara başvurması ve beyanlarının tüm aşamalarda tutarlı olması ispat için yeterli görülmüştür.
WhatsApp Mesajları ve Ses Kayıtları Delil Olarak Kullanılabilir mi?
Eşe karşı cinsel saldırı davasında eşler arasındaki WhatsApp mesajları, ses kayıtları ve benzeri iletişim içerikleri “başka türlü ispat imkânı yoksa” hukuka uygun delil sayılabilmektedir. Ancak mesajların sanığın kendi iradesiyle ve tahrik altında kalmaksızın söylenmiş olması gerekmektedir; aksi durumda bu içerikler ikrar niteliği taşımamakta ve beraat gerekçesine dönüşebilmektedir. Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasında dijital delillerin hukuki değeri, içeriğin bağlamına ve elde ediliş biçimine göre ayrıca değerlendirilmektedir.
Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasında WhatsApp ve mesaj içeriklerinin delil değeri bağlamında “mesajların bunun kendiliğinden yapılan bir ikrar olmayıp, sanığın böyle bir eylemi gerçekleştirdiği iddiası üzerine söylenmiş sözler niteliğinde olduğu… sanığın tahrik altında mesaj gönderdiği yönündeki savunması… beraatine karar verilmesi gerektiği” vurgulanmıştır.
Eşe karşı cinsel saldırı davasında katılan tarafından gönderilen ve “açıkça cinsel ilişkiye girmek istediğini bildiren” mesajlar, cinsel saldırı iddiasını çürüten bir delil olarak değerlendirilerek beraat kararı verildiği görülmüştür.
Ceza Davasındaki Beraat Kararının Boşanma Davasına Etkisi Nedir?
Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasından verilen beraat kararının boşanma davasına etkisi, beraat gerekçesine göre farklılaşmaktadır. Ceza mahkemesinin “olay hiç gerçekleşmemiştir” şeklindeki maddi vakıa tespiti hukuk hâkimini bağlamaktadır. Buna karşın “delil yetersizliği” nedeniyle verilen beraat kararı, hukuk hâkiminin bağımsız kusur incelemesi yapmasına engel değildir. Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasından beraat edilmesi tek başına boşanma davasını sonuçlandırmamakta; ancak iddiayı atan tarafın kusur durumunu doğrudan etkilemektedir.
Eşe karşı cinsel saldırı davasında ceza ve hukuk ayrımı bağlamında “davacı kadının ceza davasında şikâyetten vazgeçmesi eşini cezadan kurtarmaya yönelik olup, boşanma davası yönünden eşini affettiği anlamına gelmez” netleştirilmiş; ceza ve boşanma davalarının birbirinden bağımsız süreçler olduğu vurgulanmıştır.
Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasında ceza dosyasının boşanma davasına yansıması bağlamında ceza dosyasındaki raporlar ve deliller doğrultusunda cinsel şiddet vakıasının ispatlanamadığı gerekçesiyle bu vakıanın erkeğin kusurundan çıkarıldığı görülmüştür.
Asılsız İftira Atan Eşin Boşanma Davasındaki Kusur Durumu
Eşe karşı cinsel saldırı iddiasını ispat edemeyen eş, boşanma davasında tam kusurlu sayılabilmekte ve manevi tazminat yükümlülüğüyle karşılaşabilmektedir. Yargıtay, asılsız ve ispatsız eşe karşı cinsel saldırı iddiasını “evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan ağır kusurlu davranış” olarak nitelendirmektedir. Bu durum, eşe karşı cinsel saldırı suçlamasının iftiraya dönüştüğü dosyalarda dengeyi tamamen aleyhine çevirmektedir.
Eşe karşı cinsel saldırı iddiasının ispatlanamaması bağlamında “kadının bu iddialarını ispatlayamadığını ve bu davranışlarıyla evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olduğunu kabul etmiştir… kadının tam kusurlu olduğu hükme bağlanmıştır… manevî tazminatın davalı-davacıdan alınarak davacı-davalıya ödenmesine karar verilmiş” olduğu görülmüştür.
Savunma Stratejisi: Eşe Karşı Cinsel Saldırı Suçlamasında Ne Yapılmalı?
Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasıyla karşı karşıya kalan kişinin savunması birkaç kritik hat üzerinde eş zamanlı yürütülmelidir.
1. Şikâyet süresini derhal kontrol ettirin: Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasında iddia edilen olay tarihi ile şikâyet tarihi arasında 6 aydan fazla süre geçmişse hak düşümü itirazı en öncelikli savunma aracıdır. Süre dolmuşsa davanın düşmesi talep edilmeli; bu tespit bir avukat tarafından yapılmalıdır.
2. Boşanma ve ceza dosyasının zamanlamasını belgeleyin: Eşe karşı cinsel saldırı şikâyetinin boşanma davası açılması ile eş zamanlı yapıldığı veya sonrasına denk geldiği durumlarda bu kronoloji mahkemeye somut biçimde sunulmalıdır. Dava dilekçesi tarihleri, tebligat belgeleri ve şikâyet tarihi karşılaştırmalı tabloya dönüştürülmelidir.
3. Pazarlık unsurunu ispatlayın: Eşe karşı cinsel saldırı şikâyetinden vazgeçme karşılığında nafaka, tazminat veya velâyet talebi sunulduğuna dair avukat yazışmaları, mesajlar veya tanıklıklar derhal güvence altına alınmalı ve delil olarak dosyaya sunulmalıdır.
4. Olay sonrası birlikte yaşamayı belgeleyin: Eşe karşı cinsel saldırı iddiasından sonra tarafların aynı konutta yaşamaya devam ettiğine dair fatura kayıtları, komşu tanıklıkları ve iletişim geçmişi dosyaya alınmalıdır. Bu durum af olgusuna ve iddianın tutarsızlığına karine oluşturmaktadır.
5. Dijital yazışmaları güvence altına alın: Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasında WhatsApp, SMS ve sosyal medya içeriklerinden rızayı ya da iddianın asılsızlığını ortaya koyanlar ekran görüntüsü ve noter tasdikiyle saklanmalıdır. Özellikle olay öncesi ve sonrasındaki mesajlaşmalar belirleyici delil niteliği taşımaktadır.
6. Adli tıp bulgularını irdeleyin: Eşe karşı cinsel saldırı suçlamasında adli rapordaki tıbbi bulgular ile iddia edilen eylemin niteliği arasındaki uyumsuzluk titizlikle incelenmelidir. Fiziksel bulgu yokluğu ya da yetersizliği mahkûmiyete olan güveni zayıflatan önemli bir argümandır.
- İddia edilen olay tarihi ile şikâyet tarihi arasında 6 ayı aşan süre var mı? (Hak düşümü)
- Şikâyet, boşanma davası açılmadan hemen önce veya sonra mı yapıldı? (Zamanlama analizi)
- Şikâyetten vazgeçme karşılığında maddi talepte bulunuldu mu? (Pazarlık unsuru)
- Olaydan sonra taraflar aynı konutta yaşamayı sürdürdü mü? (Af olgusu)
- Olay öncesi ve sonrasına ait dijital yazışmalar güvence altına alındı mı?
- Adli rapordaki bulgular ile iddia edilen eylemin niteliği uyumlu mu?
- Mağdurun kolluk, savcılık ve mahkeme ifadeleri arasında çelişki var mı?
- Ceza beraatinin “maddi vakıa” mı yoksa “delil yetersizliği” mi olduğu tespit edildi mi?
- Beraat sonrası iftira suçu (TCK 267) ve manevi tazminat davası (TBK 58) planlandı mı?
Emsal Yargıtay Kararları
Sıkça Sorulan Sorular
Hukuki Destek Almak İster Misiniz?
Eşe karşı cinsel saldırı suçlaması, TCK 102/2 savunma stratejisi, 6 aylık şikâyet süresi itirazı, boşanma ve ceza dosyasının koordinasyonu veya beraat sonrası iftira ve tazminat davası konularında profesyonel hukuki destek için vakit kaybetmeden iletişime geçin.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
Bir yanıt yazın