Bir dernek kurmak; sadece yedi kişinin bir araya gelip tüzük imzalamasından ibaret değildir. Kimlerin kurucu olabileceğinden tüzüğün hangi maddeleri zorunlu içermesi gerektiğine, mülki idareye yapılacak bildirimden dernek merkezinin taşıması gereken şartlara ve kuruluştan sonraki ilk altı ay içinde tamamlanması zorunlu işlemlere kadar dernek kuruluşu, her aşamasında ayrı bir hukuki titizlik ister. Küçük bir eksiklik, tüzüğün mülki amirlikçe reddedilmesine, hatta kurulduktan aylar sonra derneğin kendiliğinden sona ermiş sayılmasına yol açabilir. Bu yazıda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 5253 sayılı Dernekler Kanunu, Dernekler Yönetmeliği ve yerleşik Yargıtay/Danıştay/Anayasa Mahkemesi içtihatları ışığında 2026 itibarıyla dernek kuruluşunun tüm aşamalarını ele alıyoruz.
Dernek kuruluşu sürecini baştan sona, 7 pratik adımda özetleyelim:
- Kurucuları belirleyin. Fiil ehliyetine sahip en az 7 gerçek veya tüzel kişi bir araya gelir, kazanç paylaşma amacı gütmeyen ortak ve belirli bir amaç etrafında birleşir.
- Tüzüğü hazırlayın. Derneğin adı, amacı ve faaliyet alanları, üyelik şart ve usulleri, organları ile geçici yönetim kurulu tüzükte eksiksiz ve kapsamlı biçimde yazılır.
- Kuruluş bildirimini (Ek-2) mülki idareye teslim edin. İmzalı bildirim, tüzük ve kurucu belgeleri valiliğe veya kaymakamlığa verilir; dernek tam da bu teslim anında tüzel kişilik kazanır.
- DERBİS kaydını tamamlayın. Geçici yönetim kurulu başkanına DERBİS şifresi tahsis edilir, dernek dernekler kütüğüne işlenir.
- Valiliğin 60 günlük tüzük incelemesini takip edin. Eksiklik bildirilirse 30 gün içinde giderilmelidir; aksi hâlde fesih davası riski doğar.
- Resmi defterleri tasdik ettirin, merkez adresini netleştirin. Karar, üye kayıt ve evrak kayıt defterleri kullanılmadan önce noterden veya dernekler biriminden onaylatılır.
- İlk 6 ay içinde ilk genel kurulu toplayın ve vergi kimlik numarasını alın. Zorunlu organlar bu süre içinde oluşturulmazsa dernek kendiliğinden sona erer; bu yüzden süre mutlaka takvime not edilmelidir.
Aşağıda bu yedi adımın her birini, ilgili mevzuat hükümleri ve konuyu netleştiren yerleşik yargı kararlarıyla birlikte ayrıntılı olarak inceliyoruz.
Dernek Kurmak İçin En Az Kaç Kişi Gerekir ve Kimler Kurucu Olabilir?
Sürecin ilk adımı kurucuların belirlenmesidir. Dernek kuruluşunun ilk ve en temel şartı, yeterli sayıda ve ehliyete sahip kurucunun bulunmasıdır. Anayasa’nın 33. maddesi ile teminat altına alınan dernek kurma hakkı, kural olarak izin sistemine değil serbest kuruluş/normatif bildirim sistemine dayanır; ancak bu serbestlik, kanunda öngörülen asgari kişi sayısı ve ehliyet şartlarından muaf tutulmayı içermez.
⚖️ TMK m.56 ve m.57 – Dernek Tanımı ve Kurma Hakkı
“Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.” (m.56/1) “Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir. Dernek kurucularının fiil ehliyetine sahip olması gerekir.” (m.57)
Kanuni Zorunluluk: En Az 7 Gerçek veya Tüzel Kişi Şartı Nasıl Sağlanır?
5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 2. maddesinin (a) bendi ve 3. maddesinin birinci fıkrası da fiil ehliyetine sahip en az yedi gerçek veya tüzel kişinin önceden izin almaksızın dernek kurabileceğini açıkça teyit eder. Dernek kurma hakkının anayasal temeli ve sınırları, Anayasa Mahkemesi’nin köklü bir kararında şöyle açıklanmıştır.
Anayasa Mahkemesi — Norm Denetimi, E. 1973/3, K. 1973/37, T. 20.12.1973 | Dernek Kurma Özgürlüğünün Anayasal Temeli ve Sınırları
Mahkeme, dernek kurma özgürlüğünün temel bir hak olduğunu vurgulayarak “Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir” kuralını hatırlatmış, bu hakkın ancak “Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlâkın korunması” gerekçeleriyle kanunla sınırlandırılabileceğini ve “Dernekler, kanunun gösterdiği hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir” güvencesinin geçerli olduğunu belirtmiştir. Aynı kararda mülki idarenin denetim yetkisinin kapsamı da ortaya konularak “Derneklerin işlemleri, defterleri, hesapları ve faaliyetleri içişleri Bakanlığınca veya dernek merkezi veya şubesinin bulunduğu yerin en büyük mülkiye âmiri tarafından bizzat veya görevlendireceği memurlar aracılığı ile dernek, merkez, müessese veya eklentilerinde her zaman denetlenebilir” hükmüyle denetim yetkisinin sınırları çizilmiştir.
Yedi kişilik asgari kurucu sayısının tanımı ve bu kuralın hukuk sistemimizdeki yeri, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — E. 2013/1732, K. 2015/897, T. 04.03.2015 | Dernek Tanımı ve Özgürlük Sisteminin Benimsenmesi
Bu yedi kişilik eşiğin hukuki dayanağını Yargıtay Hukuk Genel Kurulu şöyle netleştirmiştir: “en az yedi gerçek kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları” tanımı yapılarak, “hukuk sistemimizde dernek kurma hakkı bakımından özgürlük sisteminin benimsendiği” ifade edilmiştir.
Bu tanımın pratikteki sonucu, kurucuların yalnızca sayısal çokluğu değil aynı zamanda ortak ve belirli bir amaç etrafında iradelerini birleştirmeleridir; kazanç paylaşma amacı güden bir kişi topluluğu dernek olarak nitelendirilemez. Dernek kuruluşuna girişmeden önce kurucuların bu iradeyi net biçimde ortaya koyması, ileride tüzük incelemesinde sorun yaşanmaması açısından önemlidir. Bu hürriyetin kapsamı ve sınırları Danıştay 10. Dairesi’nin bir kararında da netleştirilmiştir.
Danıştay 10. Daire — E. 2018/5251, K. 2021/1860, T. 15.04.2021 | Dernek Kurma ve Üye Olma Hürriyetinin Kapsamı
Danıştay 10. Dairesi de bu hürriyetin sınırlarını aynı çizgide çizmiştir: “Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir” tespiti yinelenerek “Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir” değerlendirmesi yapılmıştır.
Bu genel çerçevenin dışında kalan bir örnek, emeklilerin kurduğu yapıların hukuki niteliğine ilişkindir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bir kararı, sendika ile dernek arasındaki sınırı emekliler bakımından ele almıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — E. 2023/9561, K. 2023/7452, T. 18.05.2023 | Emeklilerin Kurduğu Yapının Sendika Değil Dernek Niteliği Taşıması
Karar, emeklilerin sendika kurma hakkını irdelerken “emekliler tarafından kurulacak sendika bir dernek niteliğinden öteye de geçemeyecektir” tespitini yapmış, konuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvuru hakkında ise “Başvurunun kabul edilemez olduğuna” karar verildiğini belirtmiştir.
Şirketler (Anonim veya Limited Şirketler) Bir Derneğin Kurucu Üyesi Olabilir mi?
Dernek kuruluşuna bir tüzel kişi kurucu olarak dahil olmak isteyen şirketler için de kanun açık bir yol tanımıştır. Evet. 4721 sayılı Kanun’un 56. maddesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 2/(a) ve 3. madde hükümleri gereğince tüzel kişiler de dernek kurucusu olabilir; dolayısıyla fiil ehliyetine sahip ticaret şirketleri (Anonim ve Limited Şirketler) dernek kurucu üyesi veya sonradan üyesi olabilirler. Bu husus Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun bir kararında açıkça teyit edilmiştir: “Fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişiler, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir” (Danıştay İDDK, 23.03.2022 tarihli, E. 2022/182, K. 2022/943 sayılı karar). Tüzel kişilerin kuruculuğuna ilişkin evrak zorunluluğu, Dernekler Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenmiştir.
⚖️ Dernekler Yönetmeliği m.5/1-c – Tüzel Kişi Kurucuya İlişkin Belge Zorunluluğu
“Dernek kurucuları arasında tüzel kişiliklerin bulunması halinde; bu tüzel kişilerin unvanı, yerleşim yeri ve kuruluş belgesi ile tüzel kişiliklerin organları tarafından yetkilendirilen gerçek kişi de belirtilmek kaydıyla bu konuda alınmış kararın örneği” kuruluş bildirimine eklenmelidir.
Tüzel kişiliğin hukuki niteliği ve bu ehliyetin kaynağı, Danıştay 13. Dairesi’nin yakın tarihli bir kararında ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.
Danıştay 13. Daire — E. 2022/1124, K. 2024/2146, T. 14.05.2024 | Tüzel Kişiliğin Oluşumu ve Ehliyetine İlişkin Hukuki Çerçeve
Bu ehliyetin dayanağını Danıştay 13. Dairesi şöyle açıklamıştır: “4721 sayılı ‘Türk Medeni Kanunu’nun 47. maddesinden 53. maddesine kadar tüzel kişiliğin oluşumu ve ehliyetine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup, bu maddelerde; başlıbaşına bir varlık olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal topluluklarının, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanacakları” vurgulanmıştır.
Devlet Memurları (Kamu Çalışanları) Dernek Kurabilir mi veya Yönetime Girebilir mi?
Kamu görevlilerinin dernek kuruluşuna katılıp katılamayacağı sık sorulan bir sorudur. Kural olarak evet. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda genel ve mutlak bir dernek kurma yasağı bulunmamaktadır; özel kanunlarında aksine açık bir kısıtlama bulunmayan memur statüsündeki kamu görevlileri dernek kurabilir, derneklere üye olabilir ve yönetim kurullarında görev alabilir. Bu kuralın istisnası ve kapsamı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararında netleştirilmiştir.
⚖️ 5253 Sayılı Dernekler Kanunu m.3/2 – Memur ve Kolluk Kısıtlaması
“Ancak, Türk Silâhlı Kuvvetleri ve kolluk kuvvetleri mensupları ile kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri hakkında özel kanunlarında getirilen kısıtlamalar saklıdır.”
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu — E. 2022/182, K. 2022/943, T. 23.03.2022 | Tüzel Kişi Kuruculuk Hakkı ve Memur/Asker İstisnası
Karar, tüzel kişilerin kuruculuk hakkını teyit ederken “Fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişiler, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir” ilkesini vurgulamış; devlet memurları bakımından ise “Ancak, Türk Silâhlı Kuvvetleri ve kolluk kuvvetleri mensupları ile kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri hakkında özel kanunlarında getirilen kısıtlamalar saklıdır” hükmünü yinelemiştir. Danıştay 10. Dairesi’nin 15.04.2021 tarihli, E. 2018/5251, K. 2021/1860 sayılı kararında da bu istisna teyit edilmiş, kararda ayrıca “Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir” değerlendirmesinde bulunulmuştur.
Yabancı Uyruklu Kişilerin Türkiye’de Dernek Kurucusu Olmasının Özel Şartları Nelerdir?
Yabancı uyruklu kişilerin de dernek kuruluşuna katılabilmesi mümkündür, ancak buna ek bir şart bağlanmıştır. Dernekler Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, kurucular arasında yabancı uyruklular varsa, bunların Türkiye’de yerleşme hakkına sahip olduklarını gösterir belgelerin örnekleri kuruluş bildirimine eklenmelidir. Bu kapsamda, yabancı gerçek kişilerin Türkiye’de bir derneğin kurucusu olabilmesi için Türkiye’de kanuni yerleşme (ikamet) hakkına sahip bulunmaları şarttır; yerleşme hakkı bulunmaksızın yabancıların kurucu olması mümkün değildir. Buna karşılık, onursal (fahri) üyelikte ikamet şartı aranmaz. Yabancı tüzel kişilerin veya yabancı derneklerin kurucu ya da üye sıfatıyla faaliyete katılımı ise İçişleri Bakanlığı’nın iznine tabidir.
⚖️ Dernekler Yönetmeliği m.5/1-e – Yabancı Uyruklu Kurucu Belgesi
“Kurucular arasında yabancı uyruklular varsa, bunların Türkiye’de yerleşme hakkına sahip olduklarını gösterir belgelerin örnekleri” kuruluş bildirimine eklenmelidir.
Sunulan raporlarda bu özel şart bakımından doğrudan bir yargı kararına rastlanmamıştır; yukarıdaki açıklama, Dernekler Yönetmeliği’nin ilgili hükmüne ve TMK m.93’te düzenlenen yabancıların dernek kurma hakkına ilişkin genel çerçeveye dayanılarak aktarılmaktadır.
Dernek Tüzüğü Nasıl Hazırlanır ve İçinde Hangi Maddeler Olmalıdır?
Kurucular belirlendikten sonra ikinci adıma, tüzüğün kaleme alınmasına geçilir. Dernek tüzüğü, derneğin âdeta anayasası niteliğindedir; organlar arası yetki dağılımını, üyelik şart ve usullerini, faaliyet sınırlarını ve derneğin nasıl temsil edileceğini belirler. Dernek kuruluşunda en çok zaman ve özen gerektiren aşama, tam da bu tüzüğün hazırlanmasıdır; zira tüzükteki her boşluk, ileride yönetimsel bir kilitlenmeye dönüşebilir.
Derneğin Amacı ve Faaliyet Alanları Tüzüğe Neden Çok Kapsamlı Yazılmalıdır?
Dernek kuruluşunda en sık yapılan hatalardan biri, amaç ve faaliyet alanlarının dar yazılmasıdır. 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 30. maddesinin (a) bendi uyarınca dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürülecek çalışma konuları dışında faaliyette bulunamazlar. Derneğin gelecekte yapmayı planladığı projeler, ulusal/uluslararası fon başvuruları, iktisadi işletme işletilmesi, burs verilmesi, yardım toplama veya sosyal tesis kurma gibi tüm çalışma biçimlerinin tüzükte açık ve net şekilde yer alması bu yüzden kritik önem taşır.
⚖️ 5253 Sayılı Dernekler Kanunu m.30/a – Amaç Dışı Faaliyet Yasağı
“Tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları dışında faaliyette bulunamazlar.”
Danıştay 14. Daire — E. 2016/11479, K. 2017/2029, T. 04.04.2017 | Tüzükte Belirlenen Amaç Dışı Faaliyet Yasağının Kapsamı
Karar, “5253 sayılı Dernekler Kanununun” “başlıklı 4. maddesinin (b) fıkrasında,” dernek amacının yer alacağı kuralı anımsatılarak, derneklerin “Tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları dışında faaliyette bulunamayacakları” hükmünü vurgulamıştır.
Tüzükte amaç ve faaliyet alanlarının kapsamlı yazılmasının bir diğer önemli sonucu, derneğin dava ehliyetine ilişkindir. Bu konuyu Danıştay 8. Dairesi ayrıntılı biçimde açıklığa kavuşturmuştur.
Danıştay 8. Daire — E. 2010/7144, K. 2013/6893, T. 03.10.2013 | Tüzük Zorunlu Unsurları ve Derneğin Dava Ehliyeti
Danıştay 8. Dairesi, tüzükte yer alan amaç ve çalışma konularının bağlayıcılığını şöyle vurgulamıştır: “derneklerin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunacakları” ifade edilmiş ve derneklerin dava ehliyetine dair şu içtihat belirtilmiştir: “derneklerin yargı mercileri önünde dava açabilmeleri, tüzüklerinde ‘üyelerinin haklarını korumak için dava açabileceklerine’ yada ‘üyelerinin hak ve menfaatlerini koruma’ ifadelerinden birinin yer almasına bağlıdır”. Aynı kararda, TMK m.58’e atıfla “Her derneğin bir tüzüğü bulunur. Dernek tüzüğünde derneğin adı, amacı, …gelir kaynakları, üyelik koşulları, organları ve örgütü ile geçici yönetim kurulunun gösterilmesi zorunludur” düzenlemesi aktarılmıştır.
Üyelik Şartları, Üyeliğe Kabul ve Üyelikten Çıkarma Prosedürleri Nasıl Belirlenir?
Üyelik kurallarının tüzükte net biçimde belirlenmesi, dernek kuruluşunun sonraki dönemlerdeki uyuşmazlıkları önlemesi bakımından önemlidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 58. ve 63. maddeleri ile 5253 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (c) bendi gereğince dernek tüzüğünde “Derneğe üye olma ve üyelikten çıkmanın şart ve şekilleri” açıkça belirlenmelidir.
⚖️ TMK m.63 – Üyeliğe Zorlama Yasağı
“Hiç kimse, bir derneğe üye olmaya ve hiçbir dernek de üye kabul etmeye zorlanamaz.”
Üyeliğe kabul konusundaki yönetim kurulu takdir yetkisinin sınırları, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin bir kararında somut biçimde ele alınmıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2022/8225, K. 2024/4201, T. 13.06.2024 | Üyeliğe Kabulde Yönetim Kurulunun Şartsız Takdir Yetkisi
Yönetim kurulunun bu takdir yetkisini Yargıtay 8. Hukuk Dairesi somut bir uyuşmazlıkta şöyle teyit etmiştir: “Türk Medeni Kanun’un 63 üncü maddesine göre davalı dernek üye kabulüne zorlanamayacağından ve davacının başvurusu davalı dernek tüzüğüne uygun olarak yetkili organlarca reddedildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.” Aynı kararda “Dernek Tüzüğü’nün 6 ncı maddesinde, yönetim kurulunun üyelik başvurusunu uygun görme veya görmeme hususunda hiçbir şarta tabi olmaksızın kabul veya redde yetkili olduğunun açıkça düzenlendiği” belirtilerek tüzük hükümlerinin bağlayıcılığı teyit edilmiştir.
Üye bildirim yükümlülüğü kapsamında toplanan kişisel verilerin niteliği ve bu verilerin işlenmesine ilişkin denetim yetkisi, son yıllarda hem Danıştay hem de Anayasa Mahkemesi önünde ayrıntılı biçimde tartışılmıştır. Danıştay 10. Dairesi’nin bir kararı, dernek üyeliği verisinin hukuki niteliğini netleştirmiştir.
Danıştay 10. Daire — E. 2018/5008, K. 2021/1870, T. 15.04.2021 | Dernek Üyeliğinin Özel Nitelikli Kişisel Veri Sayılması
Karar, dernek üyeliğinin “özel nitelikli kişisel veri” olduğunu vurgulayarak, “Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi ıcı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir” demiş, “Kanunun tanıdığı açık yetki olmaksızın, temel hak ve özgürlük kapsamındaki kişinin; dava konusu edilen idarenin düzenleme yetkisi kapsamında Yönetmelik değişikliği yoluyla işlenmesine olanak sağlaması anayasal düzenlemeye ve hukuki aykırı nitelik taşımaktadır” ve “Yasaların Geriye Yürümezliği İlkesi” gereğince ilgili yönetmelik değişikliğinin iptaline karar vermiştir.
Aynı konudaki bir başka uyuşmazlıkta Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bildirim yükümlülüğünün kapsamı ile dayanağı arasındaki ilişkiyi incelemiştir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu — E. 2022/18, K. 2022/944, T. 23.03.2022 | Beyanname Yükümlülüğünün Kanuni Dayanağının Sınırları
Karar, “dava konusu Yönetmelik maddelerinde, dayanağı üst hukuk normu olan ve yukarıda ilgili kısmına yer verilen Kanun hükümlerinde yer almayan hususların düzenlendiği, bu haliyle dava konusu düzenlemede bu gerekçeyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır” demiş; buna karşılık “Dernekler Kanunu ile derneklere, denetimin sağlanmasına yönelik bir beyanname düzenleyip verme yükümlülüğünün getirildiği, bu beyannamenin kapsamının ise; yıllık faaliyetleri, gelir ve gider işlemlerinin sonuçları olarak sınırlandırıldığı, yönetmelikle düzenlenmesi öngörülen hususların belirlenmiş olduğu, dolayısıyla yalnızca belirlenen kapsamın esas ve usulleri olarak davalı idareye düzenleme yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Bu yönetmelik değişikliğinin anayasal denetimi, Anayasa Mahkemesi önünde iki ayrı kararla sonuçlanmıştır. İlk kararda mahkeme, üyelik bildirim kuralının anayasaya uygunluğunu onaylamıştır.
Anayasa Mahkemesi — Norm Denetimi, E. 2020/47, K. 2023/36, T. 22.02.2023 | Üyelik Bildirim Kuralının Anayasaya Uygunluğu
Mahkeme, 5253 sayılı Kanun m.23’teki yasal değişikliği incelenerek “kuralların dernek üyeliklerine kabul ve üyelikten ayrılma kayıtlarının belirli bir süre içinde düzenli şekilde işlenmesi suretiyle bu bilgilerin ilgililerce e-devlet veri tabanı üzerinden sorgulanarak kontrolünün yapılmasını da sağlamaya yönelik olduğu” ve “dernek üyeliğine ilişkin bildirim yükümlülüğü kapsamında paylaşılacak kişisel verilerin amacı dışında kullanılmasını ve ifşa edilmesini önleyecek yasal güvencenin sağlandığı” belirterek yasal bildirim kuralını hukuka uygun bulmuştur.
Buna karşılık, aynı konudaki bir başka Anayasa Mahkemesi kararında, denetim yetkisinin sınırsız biçimde bilgi/belge istemesine imkân tanıyan bir düzenleme kısmen iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi — Norm Denetimi, E. 2021/28, K. 2024/11, T. 18.01.2024 | Denetimde Sınırsız Bilgi/Belge İsteme Yetkisinin Kısmi İptali
Mahkeme, denetimde bilgi/belge isteme yetkisinin sınırsız tutulmasının “özel nitelikli kişisel verilerin ilgililerin rızası dışında işlenmesine imkân tanımakta” olduğuna ve “kovuşturmayla ilgisi bulunmayan kişilerin görevden uzaklaştırılmasına neden olunduğu” gerekçelerine dayanarak kimi denetim kurallarını iptal etmiştir.
Dernek Organları (Genel Kurul, Yönetim ve Denetim Kurulu) Tüzükte Nasıl Yapılandırılır?
Dernek kuruluşunun bu aşamasında organların net yetki sınırlarıyla tanımlanması zorunludur. 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 4. maddesi gereğince tüzükte genel kurulun toplanma şekli ve zamanı, görev ve yetkileri, oy kullanma usulleri ile yönetim ve denetim kurullarının asıl ve yedek üye sayıları zorunlu olarak düzenlenmelidir.
⚖️ 5253 Sayılı Dernekler Kanunu m.4(d)(e)(f) – Tüzükte Zorunlu Organ Hükümleri
“d) Genel kurulun toplanma şekli ve zamanı. e) Genel kurulun görevleri, yetkileri, oy kullanma ve karar alma usul ve şekilleri. f) Yönetim ve denetim kurullarının görev ve yetkileri, ne suretle seçileceği, asıl ve yedek üye sayısı.”
Danıştay 4. Daire — E. 2016/21134, K. 2020/3652, T. 12.10.2020 | Tüzükte Yönetim ve Denetim Kurulu Hükümlerinin Zorunluluğu
Bu zorunluluğu Danıştay 4. Dairesi şöyle ifade etmiştir: “Dernekler Kanunu’nun 4. maddesinde; her derneğin bir tüzüğünün bulunacağı ve bu tüzükte bazı hususların belirtilmesinin zorunlu olacağı ifade edildikten sonra, (f) bendinde, yönetim ve denetim kurullarının görev ve yetkileri, ne suretle seçileceği, asıl ve yedek üye sayısının tüzükte zorunlu olarak düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir.” Ayrıca TMK m.85’e atıfla “85. maddesinde ise; yönetim kurulunun derneğin yürütme ve temsil organı olduğu, bu görevin Kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak yerine getirileceği, temsil görevinin yönetim kurulunca üyelerden birine veya bir üçüncü kişiye verilebileceği kuralına yer verilmiştir” kuralı hatırlatılmıştır.
Tüzel kişiliğin organlar aracılığıyla hukuki işlem yapabilme ehliyeti ve organlar henüz oluşmamışken derneğin nasıl temsil edileceği, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin bir kararında ele alınmıştır.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2017/13482, K. 2018/18469, T. 12.11.2018 | Tüzel Kişilerin Organ Ehliyeti ve Kurucular Kurulunun Muhatap Alınması
Organlar henüz oluşmamışken derneğin kimin tarafından temsil edileceği sorusuna Yargıtay 18. Hukuk Dairesi şöyle yanıt vermiştir: “49. maddesinde de tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazandıkları hüküm altına alınmıştır” ve “feshi istenen dernek kurulmuşsa da henüz yetkili organlarını oluşturmadığından, Yargıtay ve Dairemizin içtihatlarına göre, davada taraf olarak kurucular kurulu muhatap alınacaktır” tespiti yapılmıştır. Aynı kararda, tüzel kişilik kazanma anına ilişkin olarak da “Türk Medeni Kanunu’nun 57. maddesinde, herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahip olduğu, 59. maddesinde derneklerin, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkî amirine verdikleri anda kurulmuş olacağı ve tüzel kişilik kazanacakları” vurgulanmıştır.
Standart Tüzük Taslağı Kullanmak İleride Hangi Hukuki Kilitlenmelere Yol Açar?
İnternetten indirilen bir şablonla yürütülen dernek kuruluşu, çoğu zaman ileride ciddi kilitlenmelere yol açar. Tüzükte açıkça hüküm altına alınmayan organ yetkileri, borçlanma limitleri veya temsil kuralları dernek işleyişinde kilitlenmelere yol açar. İsim ve amblem düzenlemeleri de aynı derecede özen ister; nitekim 5253 sayılı Kanun m.29 kapsamında isim ve amblem kullanımına ilişkin katı bir yasak öngörülmüştür.
⚖️ 5253 Sayılı Dernekler Kanunu m.29 – İsim ve Amblem Yasağı
“Derneklerin, mevcut veya mahkeme kararıyla kapatılmış veya feshedilmiş bir siyasî partinin, bir sendikanın veya üst kuruluşun, bir derneğin veya üst kuruluşun adını, amblemini, rumuzunu, rozetini ve benzeri işaretleri ya da başka bir ülkeye ve daha önce kurulmuş Türk devletlerine ait bayrak, amblem ve flamaları kullanamaları yasaktır.”
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2018/784, K. 2019/3407, T. 28.03.2019 | İsim/Amblem Yasağının Kapsamı ve Tüzel Kişilik Kazanma Anı
Karar, isim/amblem yasağını yineleyerek “Derneklerin, mevcut veya mahkeme kararıyla kapatılmış veya feshedilmiş bir siyasî partinin, bir sendikanın veya üst kuruluşun, bir derneğin veya üst kuruluşun adını, amblemini, rumuzunu, rozetini ve benzeri işaretleri ya da başka bir ülkeye ve daha önce kurulmuş Türk devletlerine ait bayrak, amblem ve flamaları kullanamaları yasaktır” hükmünü belirtmiştir. Aynı kararda tüzel kişilik kazanma anına ilişkin olarak da “Dernekler, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkî amirine verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar”, “Dernekler, kuruluş bildirimi ve eklerini mülki idare amirliğine vermek suretiyle tüzel kişilik kazanırlar” ve “Davalı derneğin kütüğe kaydının davacı dernekten önce yapılmış olması, davacı dernekten önce tüzel kişilik kazandığını göstermez” ilkeleri vurgulanmıştır.
İsim benzerliğinin dernek kapatma nedeni sayılıp sayılmayacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun daha önce değinilen kararında da ele alınmıştır: “isim benzerliğinin kapatma nedenleri arasında düzenlenmemesi nedeniyle Anayasanın dernek kurma özgürlüğü ilkesine aykırı olarak; kapatma nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değildir” (Yargıtay HGK, E. 2013/1732, K. 2015/897). Ayrı bir kararda ise mevcut bir dernek adının izinsiz kullanılmasının yaptırımı netleştirilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2022/204, K. 2023/3197, T. 25.05.2023 | Mevcut Dernek Adının Kullanılmasının Yaptırımı
Bu yasağın yaptırımını Yargıtay 8. Hukuk Dairesi net biçimde ortaya koymuştur: “derneklerin, mevcut bir derneğin adını kullanmalarının yasak olduğu” ve “anılan kanun hükmüne göre bu durumun yasaklandığı, yaptırımının ise aynı Kanun’un 32 nci fıkrası gereği öngörülen adli para cezasının yanında derneğin feshine karar verilmesi gerektiği” hükme bağlanmıştır.
Dernek Kuruluş Bildirimi ve Mülki İdare (Valilik/Kaymakamlık) Süreci Nasıl İşler?
Tüzük hazır olduğunda sıra üçüncü adıma, evrakların mülki idareye teslimine gelir. Dernek kuruluşunda kural olarak izin alınmaz; ancak bildirim ve sonrasındaki hukuka uygunluk incelemesi emredici usullere tabidir. Dernek kuruluşunun idari ayağı, tüzüğün ve kurucu belgelerinin mülki idare amirliğine teslimiyle başlar.
Kuruluş Bildirimi Formu (Ek-2) ve Gerekli Evraklar Nereye, Nasıl Teslim Edilir?
Dernek kuruluşunun idari aşamasını başlatan ilk resmi işlem kuruluş bildirimidir. Dernekler Yönetmeliği’nin 5. maddesi gereğince kurucular tarafından imzalanmış kuruluş bildirimi (Ek-2), her sayfası imzalanmış bir adet dernek tüzüğü ve kurucu belgeleri (tüzel kişi yetki belgeleri, yabancı uyrukluların yerleşme belgeleri) derneğin kurulacağı yerin mülki idare amirliğine (İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü veya İlçe Dernekler Büro Şefliği) teslim edilir.
⚖️ Dernekler Yönetmeliği m.5 – Kuruluş Bildirimi ve Ek Belgeler
Kuruluş bildirimi, dernek tüzüğü ve gerekli kurucu belgeleri; derneğin kurulacağı yerin en büyük mülkî idare amirliğine, kurucular tarafından teslim edilir. İdare, evrakları gün ve saat belirterek teslim alır.
DERBİS (Dernekler Bilgi Sistemi) Şifresi Nasıl Alınır ve İlk Kayıt Nasıl Yapılır?
DERBİS kaydı, dernek kuruluşunun dijital ayağını oluşturur. Dernekler Yönetmeliği m.5 uyarınca mülki idare amirliği, evrakları gün ve saat belirterek teslim alır, başvuru sahibine “Alındı Belgesi” verir ve dernek dernekler kütüğüne işlenerek DERBİS sistemine kaydedilir. Geçici yönetim kurulu başkanına DERBİS kullanıcı şifresi tahsis edilerek elektronik bildirim altyapısı açılır; genel kurul sonuç bildirimleri, üye kayıt ve ayrılma bildirimleri ile yıllık beyannameler bundan sonra bu elektronik sistem üzerinden yürütülür.
Evrakların Teslim Edildiği An Dernek Tüzel Kişilik Kazanmış (Kurulmuş) Sayılır mı?
Evet. Dernek kuruluşunda en kritik hukuki an, işte bu teslim anıdır — mülki amirliğin herhangi bir onay veya izin işlemine gerek kalmaksızın, tüzel kişilik kendiliğinden bu anda doğar.
⚖️ TMK m.59 – Tüzel Kişiliğin Kazanılma Anı
“Dernekler, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkî amirine verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar. Kuruluş bildiriminin içeriği ve gerekli belgelerin nelerden ibaret olduğu, yönetmelikte gösterilir.”
Bu kural yargı kararlarında istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin bir kararında bu ilke, derneğin tanımı ve dava ehliyetiyle birlikte bütüncül biçimde ele alınmıştır.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2015/18782, K. 2015/18992, T. 22.12.2015 | Tüzel Kişilik Kazanma Anı, Tanım ve Dava Ehliyeti
Karar, dernek tanımını TMK m.56’ya atıfla “4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 56. maddesinde; derneklerin, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları olduğu” şeklinde aktarmış; dava ehliyeti bakımından “Dernek tüzel kişilik kazanmak kaydıyla hak ve fiil ehliyeti ile hak ve fiil ehliyetinin sonucu olarak bir davada davacı olabilme hakkına da sahiptirler” demiştir. Tüzel kişilik kazanma anına ilişkin olarak ise “kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülki amirine verdikleri anda” ifadesi kullanılmıştır.
Tüzel kişiliğin bu şekilde derhal kazanılması, mülki idarenin sonradan yapacağı incelemenin bir “tescil” veya “izin” niteliği taşımadığı, yalnızca denetleyici nitelikte olduğu anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi’nin somut bir bireysel başvuru kararı, bu ilkeyi ve mülki idarenin sonraki müdahale yetkisini birlikte göstermektedir.
Anayasa Mahkemesi — Bireysel Başvuru, B. No: 2014/14380, T. 06.12.2017 | Tüzel Kişilik Kazanma Anı ve İdarenin Sonraki Bildirim Yetkisi
Karar, tüzel kişilik kazanma anını “4721 sayılı Kanun’un 59. maddesine göre derneklerin kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülki amirine verdikleri anda tüzel kişilik kazandıkları” şeklinde teyit etmiştir. Aynı kararda idarenin sonraki müdahale yetkisine somut bir örnek olarak, “İl Dernekler Müdürlüğünün 6/4/2009 tarihli yazısı ile Tüzük’ün Anayasa’nın ve 4721 sayılı Kanun’un bazı maddelerine aykırı olduğunu belirterek düzeltmelerin yapılması, eksikliklerin giderilmesi ve yeni tüzüğün hazırlanması gerektiğini, aksi takdirde yasal işlem yapılacağını Dernek yönetimine bildirdiği” vakıası aktarılmıştır.
Valilik Tarafından Yapılan Tüzük İncelemesinde Eksiklik Çıkarsa Kaç Gün İçinde Düzeltilmelidir?
Dernek kuruluşu tüzel kişiliğin kazanılmasıyla bitmez; mülki idarenin denetleyici incelemesi bu andan sonra da devam eder. 4721 sayılı Kanun m.60 ve Dernekler Yönetmeliği m.6 uyarınca mülki idare amiri, evrakları altmış gün içinde dosya üzerinden inceler; tüzükte veya belgelerde kanuna aykırılık ya da eksiklik görülürse kuruculara yazılı bildirim yapılır ve kurucular bu tebliğden itibaren otuz gün içinde eksiklikleri gidermekle yükümlüdür. Otuz gün içinde tamamlanmazsa mülki idare amiri, derneğin feshi davası açması için durumu Cumhuriyet savcılığına bildirir.
⚖️ TMK m.60 ve Dernekler Yönetmeliği m.6 – Tüzük İncelemesi Süreleri
Mülki idare amiri, dosyayı altmış gün içinde inceler. Kanuna aykırılık veya noksanlık saptanırsa giderilmesi kuruculardan istenir. Tebliğden itibaren otuz gün içinde eksiklikler giderilmelidir. Otuz gün içinde tamamlanmazsa mülki idare amiri, yetkili asliye hukuk mahkemesinde derneğin feshi davası açması için durumu Cumhuriyet savcılığına bildirir.
Anayasa Mahkemesi — Norm Denetimi, E. 2021/44, K. 2024/172, T. 17.10.2024 | Mülki Amirin Tüzük İnceleme Yetkisinin Anayasaya Uygunluğu
Mahkeme, “Kanun koyucu derneklerin tüzüklerinin incelenmesi hususunda mülki amiri yetkili kılabileceği gibi, bu yetkinin kullanılması açısından ilgili Bakanlıkların görüşünün alınmasını da öngörebilir”, “kural dernek kurma özgürlüğüne sınırlama getirmediği gibi kuralda söz konusu özgürlük bağlamında devletin pozitif yükümlülüğüne aykırı bir yön de bulunmamaktadır” ve “Kuralda mülki amir tarafından hangi konuda ve hangi bakanlıkların görüşüne başvurulacağının açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirsiz olduğu da söylenemez” gerekçeleriyle mülki amirin tüzük inceleme yetkisini Anayasa’ya uygun bulmuştur.
Dernek Merkezi (Adresi) İçin Gereken Fiziki ve Hukuki Şartlar Nelerdir?
Bildirim aşamasıyla eş zamanlı çözülmesi gereken bir diğer pratik konu, dernek merkezinin adresidir. Derneğin yerleşim yeri, yönetim faaliyetlerinin fiilen yürütüldüğü, tebligatların kabul edildiği ve resmi defterlerin muhafaza edildiği yerdir. Dernek kuruluşunda adres seçimi, hem tapu kütüğü hem de mevzuat açısından ayrı bir dikkat gerektirir.
Normal Bir Ev (Mesken) Dernek Merkezi Olarak Gösterilebilir mi? (Kat Malikleri İzni Şartı)
Dernek kuruluşunda en çok gözden kaçırılan noktalardan biri, merkez adresi olarak gösterilecek meskenin tapu niteliğidir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 24. maddesinin ikinci fıkrası, meskende ticari/toplumsal amaçlı yer açılmasını sıkı bir şarta bağlamıştır.
⚖️ 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.24/2 – Meskende Dernek Merkezi Açma Şartı
“Anagayrimenkulün, kütükte mesken olarak gösterilen bağımsız bir bölümünde sinema, tiyatro, kahvehane, gazino, pavyon, bar, kulüp, dans salonu ve emsali gibi eğlence ve toplantı yerleri ve fırın, lokanta, pastahane, süthane gibi gıda ve beslenme yerleri ve imalathane, boyahane, basımevi, dükkan, galeri ve çarşı gibi yerler, ancak kat malikleri kurulunun oybirliği ile vereceği kararla açılabilir.”
Dolayısıyla dernek kuruluşu aşamasında tapu kütüğünde mesken (konut) olarak kayıtlı taşınmazlarda dernek merkezi faaliyeti gösterilebilmesi için ana gayrimenkuldeki tüm kat maliklerinin oybirliği ile karar alması kanuni bir zorunluluktur. Bu oybirliği şartı sağlanmadan yapılan bir dernek merkezi tescili, hem kat malikleri hem de mülki idare nezdinde sorun doğurabilir; bu nedenle kiralık veya satın alınan bir mesken dernek merkezi olarak gösterilmeden önce mutlaka kat malikleri kurulu kararının alınıp alınmadığı kontrol edilmelidir.
Sanal Ofisler veya Paylaşımlı Ofisler (Coworking) Dernek Adresi Olarak Kabul Edilir mi?
Fiziki bir ofis kiralamadan dernek kuruluşunu tamamlamak isteyenler için sanal ve paylaşımlı ofisler bir seçenek olabilir. 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 2. maddesinin (b) bendinde yerleşim yeri, “Derneğin yönetim faaliyetlerinin yürütüldüğü yer” olarak tanımlanmıştır.
⚖️ 5253 Sayılı Dernekler Kanunu m.2/b – Yerleşim Yeri Tanımı
“Derneğin yönetim faaliyetlerinin yürütüldüğü yer.”
Tebligata elverişli olan, fiilen yönetim faaliyetlerinin icra edilebildiği ve kira/hizmet sözleşmesiyle belgelendirilen paylaşımlı ve sanal ofisler mevzuata uygun dernek yerleşim yeri olarak bildirilebilir. Ancak dernek kuruluşunda seçilen adresten bağımsız olarak, resmi defter ve evrakların denetime her zaman hazır tutulabilmesi, yani mülki idarenin talep etmesi halinde bu belgelere fiilen erişilebilmesi şarttır; salt bir posta kutusu adresi bu koşulu sağlamaz.
Dernek Merkezinde Hangi Resmi Defterlerin (Karar, Üye Kayıt, Evrak Kayıt) Bulunması Zorunludur?
Resmi defterlerin eksiksiz tutulması, dernek kuruluşunun tamamlanmasından sonraki en temel idari yükümlülüktür. 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 11. maddesi ve 32. maddesinin (d) bendi uyarınca dernek merkezinde Karar Defteri, Üye Kayıt Defteri, Evrak Kayıt Defteri ve muhasebe türüne göre İşletme Hesabı Defteri veya Yevmiye/Büyük Defter tutulması zorunludur; bu defterlerin kullanılmaya başlanmadan önce dernekler biriminden veya noterden tasdik ettirilmesi gerekir.
⚖️ 5253 Sayılı Dernekler Kanunu m.11 ve m.32/d – Zorunlu Defterler ve Tasdik Yükümlülüğü
Dernekler; Karar Defteri, Üye Kayıt Defteri, Evrak Kayıt Defteri ile muhasebe esasına göre tutulacak defterleri bulundurmak ve bunları kullanılmaya başlanmadan önce dernekler biriminden veya noterden tasdik ettirmek zorundadır. Tasdiksiz defter tutulması idari ve cezai yaptırıma tabidir.
5253 sayılı Kanun m.32/(d) uyarınca tasdiksiz defter tutulması veya hiç defter tutulmaması idari ve cezai cezalara bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin daha önce değinilen 20.12.1973 tarihli, E. 1973/3, K. 1973/37 sayılı kararında da “Derneklerin işlemleri, defterleri, hesapları ve faaliyetleri içişleri Bakanlığınca veya dernek merkezi veya şubesinin bulunduğu yerin en büyük mülkiye âmiri tarafından bizzat veya görevlendireceği memurlar aracılığı ile dernek, merkez, müessese veya eklentilerinde her zaman denetlenebilir” hükmüyle bu denetim yetkisinin kapsamı ortaya konulmuştur.
Dernek Kurulduktan Sonraki İlk 6 Ay İçinde Yapılması Gereken Zorunlu İşlemler Nelerdir?
Tüzel kişilik kazanıldıktan sonra süreç bitmez; son ve en kritik adım, ilk altı ayın zorunlu işlemleridir. Tüzel kişiliğin kazanılmasıyla birlikte geçici yönetim kurulunun kanuni organları oluşturma süreci başlar. Dernek kuruluşunun bu son ve en kritik aşamasında yapılacak hatalar, yeni kurulmuş bir derneğin kendiliğinden sona ermesiyle sonuçlanabilir.
Kurucu (Geçici) Yönetim Kurulunun İlk 6 Aydaki Yetkileri ve Sorumlulukları Nelerdir?
Dernek kuruluşunun bu son evresinde derneği fiilen yöneten organ geçici yönetim kuruludur. TMK m.58 uyarınca tüzükte belirlenen geçici yönetim kurulu; ilk olağan genel kurula kadar derneği yönetir, temsil eder, defter tasdiklerini ve DERBİS işlemlerini yapar, üyelik kayıtlarını yürütür ve derneği yasal süresi içinde ilk genel kurula hazırlar. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin daha önce değinilen 12.11.2018 tarihli, E. 2017/13482, K. 2018/18469 sayılı kararında belirtildiği üzere, organlar oluşana kadar tüzel kişilik adına muhatap geçici kurucular kuruludur.
⚖️ TMK m.58 – Geçici Yönetim Kurulunun Görevi
Tüzükte gösterilen geçici yönetim kurulu, dernek tüzel kişilik kazandığı andan itibaren, dernek organları oluşana ve ilk olağan genel kurul toplanana kadar derneği temsil eder ve yönetir.
İlk Olağan Genel Kurul Toplantısı 6 Ay İçinde Nasıl Hazırlanır ve Kimlere Çağrı Yapılır?
Dernek kuruluşunun yasal olarak tamamlanması, ilk olağan genel kurulun zamanında yapılmasına bağlıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 62. maddesi, ilk olağan genel kurulun yapılması için kesin bir süre öngörmüştür.
⚖️ TMK m.62 – İlk Olağan Genel Kurul Süresi
“Dernekler, 60 ıncı maddenin son fıkrası gereğince yapılan yazılı bildirimi izleyen altı ay içinde ilk genel kurul toplantılarını yapmak ve zorunlu organlarını oluşturmakla yükümlüdürler.”
Bu altı aylık yükümlülük, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin bir kararında hem hatırlatılmış hem de bu sürenin geçirilmesinin sonucuna bağlanmıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/8626, K. 2018/12557, T. 14.05.2018 | İlk Genel Kurul Yükümlülüğü ve Yapılmamasının Sonucu
Karar, altı aylık yükümlülüğü “derneklerin 60. maddenin son fıkrası gereğince yapılan yazılı bildirimi izleyen altı ay içinde ilk genel kurul toplantılarını yapmak ve zorunlu organlarını oluşturmakla yükümlü oldukları” şeklinde belirtmiş; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde ise “ilk genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmaması ve zorunlu organların oluşturulmaması… halinde kendiliğinden sona ereceği, her ilgilinin sulh hakiminden derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespitini isteyebileceği hükme bağlanmıştır” demiştir.
Sürenin başlangıcı için tebligatın geçerliliği şarttır; bu konudaki bir uyuşmazlık Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin bir başka kararında ele alınmıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/8629, K. 2018/12216, T. 07.05.2018 | Geçersiz Tebligat Nedeniyle Altı Aylık Sürenin Başlamaması
Karar, “TMK’nın 62. maddesi gereğince usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen, tebliğden itibaren altı ay içinde ilk genel kurul toplantısını yaparak, zorunlu organlarını oluşturmaması sebebiyle, TMK’nın 87/2. maddesi uyarınca derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespitini istemiş” olan davada, somut olayda “dernek kuruluş bildiriminin mülki amirliğe yapılması üzerine, TMK’nın 60 ve 62. maddeleri uyarınca derneğin kuruluş talebinin kabul edildiğine ilişkin yazılı bildirimin 27/11/2013 tarihinde dernek kurucularından olmakla birlikte dernek adına tebligat almaya yetkili kişiler listesinde adı bulunmayan …’a yapılan tebligatın geçeriz olması nedeniyle TMK’nın 62. maddesinde belirtilen altı aylık sürenin başlamadığı anlaşıldığından” davanın reddi gerektiğine hükmedilmiştir.
Genel kurula çağrı usulüne ilişkin ilkeler, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin yakın tarihli bir kararında ele alınmıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2024/183, K. 2024/1096, T. 22.02.2024 | Genel Kurul Çağrı İlanı Usulü ve Nisap Etkisi
Karar, “genel kurul toplantısının günü, saati, yeri ve gündemi en az bir gazetede genel kuruldan 15 gün önce ilan edilmiş olduğundan artık toplantıya çağrıda usulsüzlükten bahsedilemez” tespitini yapmış; “Çağrıdaki usulsüzlük, alınan kararların salt bu nedenle iptali ya da mutlak butlan sonucunu doğurmamaktadır. Diğer yandan, genel kurul toplantısına çağrılması gereken üyelerin çağrılmamaları nedeniyle gelememeleri hâlinde, toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın yok sayılmasını gerektirir” ilkesini vurgulamıştır.
Genel kurulda alınan kararların, katılmayan veya çağrılmayan üyelerin oyunun sonucu değiştirip değiştirmeyeceği sorusu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında tartışılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — E. 2021/158, K. 2021/229, T. 09.03.2021 | Genel Kurul Kararlarında Oy Birliği ve Azınlık Görüşü
Karar, çoğunluk görüşünde “genel kurulda alınan kararların seçimler dışında olanları oy birliği ile alındığından bu beş üye katılsa ve kararlara red oyu verseydi dahi 44 kabul ile alınan kararlarda sonucun değişmeyeceği, emsal Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğu” gerekçesiyle iptal talebini reddetmiştir. Buna karşılık karşı oyda “Dernek üyesi olmanın kişiye bahsettiği en önemli hak; genel kurula katılım ve yöneticileri seçimin de oy kullanma hakkıdır” ve “Beş üyenin alınan kararlara etkili olup olmaması önemli değildir” görüşü savunulmuştur.
6 Ay İçerisinde Genel Kurul Yapılmazsa Dernek Kendiliğinden Feshedilmiş (Kapanmış) mı Sayılır?
Evet, ancak bu sonucun ne zaman ve hangi şartlarla doğacağı titizlikle ayırt edilmelidir. TMK m.87’nin birinci fıkrasının 2. bendi uyarınca “İlk genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış ve zorunlu organların oluşturulmamış olması” hâlinde dernek kendiliğinden sona erer; her ilgili, sulh hâkiminden derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespitini isteyebilir.
⚖️ TMK m.87/1-b.2 – Derneğin Kendiliğinden Sona Ermesi (İnfisah)
“İlk genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış ve zorunlu organların oluşturulmamış olması” hâlinde dernek kendiliğinden sona erer. Her ilgili, sulh hâkiminden, derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespitini isteyebilir.
Ancak bu infisah kuralının, yalnızca organların fiilen seçilmemesi hâlinde işlediği; buna karşılık organlar süresinde seçilmiş olmasına rağmen sonuç bildiriminin idareye geç ulaştırılmasının derneği kendiliğinden sona erdirmeyeceği, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik bir kararında açık biçimde ortaya konulmuştur. Bu karar, aynı zamanda tüzel kişiliğin kazanılma tarihini ve ilk genel kurul yükümlülüğünü de somut bir olayla birlikte ele alması bakımından, dernek kuruluşunun bu son aşamasındaki en kapsamlı içtihatlardan biridir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2007/8968, K. 2007/10079, T. 14.06.2007 | Bildirim Gecikmesi Tek Başına Kendiliğinden Sona Erme Sonucunu Doğurmaz
Karar, önce tüzel kişilik kazanma tarihini somutlaştırarak “Davalı dernek; kuruluş bildirimini, tüzüğünü ve gerekli diğer belgeleri, yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülki amirine 1.11.2005 tarihinde” “karşılığı vererek, bu tarihte tüzel kişilik kazanmıştır” tespitini yapmıştır. İlk genel kurul yükümlülüğüne ilişkin olarak “Dernekler, 60’ncı maddenin son fıkrası gereğince yapılan yazılı bildirimi izleyen 6 ay içinde ilk genel kurul toplantılarını yapmak ve zorunlu organlarını oluşturmakla yükümlüdürler” hükmünü hatırlatan Daire, esas uyuşmazlıkta ise şu can alıcı ilkeye ulaşmıştır: “Genel kurul sonuçlarına ilişkin bildirimin, Dernekler İl Müdürlüğüne, genel kurulu izleyen 30 gün içinde (Dernekler K.m.23) verilmemiş olması, cezai yaptırım gerektiren bir husus olup, derneğin Türk Medeni Kanununun 87/2. maddesi gereğince kendiliğinden dağıldığının tespitini gerektirmez.”
Vergi Dairesinden Dernek Adına Vergi Kimlik Numarası (VKN) Çıkarma Süreci Nasıl İşler?
Dernek kuruluşunun önemli pratik adımlarından biri, derneğin mali işlemlerini yürütebilmesi için vergi kimlik numarası çıkarmasıdır. Tüzel kişiliğin kazanılmasının (mülki idareden “Alındı Belgesi” temini) ve geçici yönetim kurulu görev dağılımı kararının Karar Defteri’ne işlenmesini müteakip; onaylı tüzük, alındı belgesi, yetki belgesi/imza sirküleri ve dernek merkezi kira kontratı ile merkez adresinin bağlı bulunduğu vergi dairesine müracaat edilir ve dernek tüzel kişiliği adına Vergi Kimlik Numarası (potansiyel VKN) tahsis ettirilir. Bu numara ile dernek kuruluşu sürecinin son halkası tamamlanır: dernek adına banka hesabı açılır ve iktisadi/idari işlemler yürütülür. Sunulan raporlarda bu adıma ilişkin doğrudan bir yargı kararına rastlanmamış olup, süreç mevzuat metnine ve genel idari uygulamaya dayanılarak yukarıdaki şekilde özetlenmektedir.
Kuruluştan Sonraki Her Yıl Tekrarlanan Beyanname Verme Yükümlülüğü Ne Zaman Başlar?
İlk altı ayın zorunlu işlemleri tamamlandıktan sonra, dernek kuruluşu aşamasının ötesine geçip kalıcı bir yükümlülüğe dönüşen bir adım daha vardır: yıllık beyanname verme. Bu yükümlülük, derneğin kurulduğu takvim yılını izleyen ilk yıldan itibaren her yıl tekrarlanır ve yeni kurulan derneklerin sıklıkla gözden kaçırdığı, buna rağmen idari para cezasına bağlanmış ciddi bir sorumluluktur.
⚖️ 5253 Sayılı Dernekler Kanunu m.19 – Yıllık Beyanname Verme Yükümlülüğü
“Dernekler, yıl sonu itibarıyla faaliyetlerini, gelir ve gider işlemlerinin sonuçlarını düzenleyecekleri beyanname ile her yıl Nisan ayı sonuna kadar mülkî idare amirliğine vermekle yükümlüdürler.”
Beyannamenin kapsamı sınırlı tutulmuştur; Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu’nun daha önce değinilen 23.03.2022 tarihli, E. 2022/18, K. 2022/944 sayılı kararında da vurgulandığı üzere “Dernekler Kanunu ile derneklere, denetimin sağlanmasına yönelik bir beyanname düzenleyip verme yükümlülüğünün getirildiği, bu beyannamenin kapsamının ise; yıllık faaliyetleri, gelir ve gider işlemlerinin sonuçları olarak sınırlandırıldığı” hükme bağlanmıştır; idare, beyanname yükümlülüğünü bu kapsamın dışına taşıyan bir düzenleme yapamaz. Beyanname DERBİS üzerinden elektronik olarak doldurulur; süresinde verilmemesi 5253 sayılı Kanun m.32 uyarınca idari para cezası yaptırımına yol açabilir. Bu nedenle dernek kuruluşunu tamamlayıp geçici yönetim kurulundan devralan asıl yönetim kurulunun, ilk genel kuruldan sonraki ilk Nisan ayını takvimine mutlaka not etmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Dernek kuruluşu, mevzuata tam uyum gerektiren, her aşamasında farklı bir uzmanlık alanını (medeni hukuk, idare hukuku, kişisel verilerin korunması) kesen çok yönlü bir hukuki işlemdir. Diğer idare hukuku makalelerimizi inceleyebilir, büromuz hakkında detaylı bilgi için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.
Dernek Kuruluş Sürecinizde Hukuki Destek Alın
Tüzüğün doğru hazırlanması, mülki idareyle olan sürecin eksiksiz yürütülmesi ve ilk altı ayın zorunlu işlemlerinin zamanında tamamlanması, derneğinizin geleceğini doğrudan belirler. Av. Turgut Ekrem Hukuk Bürosu olarak dosyanızı baştan sona titizlikle yürütüyoruz.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp’tan YazınBu makale genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olayınıza özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosya, kendi maddi olguları ve tüzük içeriği çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. Detaylı hukuki danışmanlık için bir avukata başvurunuz. Av. Turgut Ekrem — turgutekrem.av.tr
Bir yanıt yazın