doğum yeri düzeltme davası

Kimlik kartınızda, nüfus cüzdanınızda veya e-Devlet kaydınızda yazan doğum yeri, gerçek doğduğunuz yerden farklıysa, bu küçük görünen fark; vizeden mirasa, emeklilikten tapu işlemlerine kadar pek çok alanda ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Doğum yeri düzeltme davası, nüfus kütüğündeki bu hatalı kaydın mahkeme kararıyla gerçeğe uygun hâle getirilmesini sağlayan özel bir dava türüdür. Bu yazıda, hangi hataların idari yoldan (nüfus müdürlüğüne dilekçeyle) düzeltilebileceğinden, hangilerinin mutlaka mahkeme kararı gerektirdiğine, yurt dışı doğumluların yaşadığı sorunlardan mirasa etkisine, ispat yöntemlerinden dava sürecine kadar konuyu Yargıtay kararları ışığında Doğum Yeri Düzeltme Davası başlığı altında ele alıyoruz.

E-Devlet Üzerinden Doğum Yeri Değiştirilebilir mi?

Hayır — e-Devlet üzerinden doğum yerinin değiştirilmesi yasal olarak mümkün değildir. TMK m.39 ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35/1 maddesi gereğince, kesinleşmiş bir mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez. e-Devlet sistemi yalnızca belirli idari sorgulamaların yapılmasına veya kanunla açıkça yetki verilmiş istisnai ve sınırlı idari taleplerin iletilmesine zemin hazırlar; doğum yeri tashihi gibi kişisel durum sicilinin içeriğini değiştiren işlemler elektronik başvuruyla idari olarak icra edilemez.

⚖️ TMK m.39 – Kişisel Durum Sicilinde Düzeltme

“Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz.”

Nüfus Müdürlüğüne Dilekçe Vererek Sadece Hangi Hatalar Düzeltilebilir?

Kanun, idari yoldan (mahkemeye gitmeden) düzeltilebilecek hataları çok dar bir çerçevede — yalnızca “maddi hata” ile — sınırlandırmıştır. Bir hatanın maddi hata sayılabilmesi için, dayanak belgede (doğum tutanağı, hastane doğum raporu vb.) doğru bilgi yer almasına rağmen, bu bilginin nüfus memuru tarafından kütüğe yanlış, eksik veya mükerrer olarak işlenmiş olması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.11.2021 tarihli, E. 2018/245, K. 2021/1300 sayılı kararı bu ayrımı çok net biçimde ortaya koymuştur.

⚖️ 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.35 – Kayıt Düzeltme İlkesi ve Maddi Hatalar

“(1) Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.”

⚖️ 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.38 – Maddi Hataların Kapsamı ve İdari Düzeltme

“(1) Bu Kanunun 7 nci maddesinde sayılan aile kütüklerine tescil edilmesi gereken bilgilerden; dayanak belgesinde bulunduğu halde nüfus kütüklerine hatalı veya eksik olarak tescil edilen ya da hiç yazılmayan bilgiler veya mükerrer kayıtlar maddî hata kapsamında değerlendirilir. Bu tür maddî hatalar Genel Müdürlükçe ya da nüfus müdürlükleri tarafından düzeltilir veya tamamlanır.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — E. 2018/245, K. 2021/1300, T. 02.11.2021 | İdari Düzeltme ile Yargısal Düzeltmenin Sınırı

Karar, idari yoldan düzeltmenin sınırını şöyle çizmiştir: “nüfus kayıtlarının düzenli ve gerçeğe uygun olarak tutulması kamu düzeni ile yakından ilgilidir” ve “Ancak dayanak belgelerdeki bilgilerin aile kütüklerine işlenmesi sırasında yapılmış bir maddi hata söz konusu değil ise, aile kütüğünün herhangi bir kaydında düzeltme veya değişiklik ancak mahkeme kararı ile yapılabilecektir.”

Emsal Karar Özeti: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, nüfus kayıtlarının kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle idari yoldan düzeltmenin ancak dayanak belgedeki bilginin kütüğe hatalı işlenmesi (maddi hata) hâlinde mümkün olduğunu; dayanak belgenin kendisi gerçeği yansıtmıyorsa bu durumun ancak mahkeme kararıyla düzeltilebileceğini hükme bağlamıştır. Bu ayrım, bir vatandaşın önce nüfus müdürlüğüne mi başvuracağını yoksa doğrudan dava mı açacağını belirleyen en temel kriterdir.

Köyde Doğanlar Şehre Kaydedilmişse Bu Hata Mahkeme Olmadan Düzeltilebilir mi?

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum, köyde doğan bir kişinin doğum yerinin kütükte köyün bağlı olduğu ilçe merkezi olarak gösterilmesidir. Bu durumun mahkemesiz düzeltilip düzeltilemeyeceği ya da bir doğum yeri düzeltme davası açılmasının zorunlu olup olmadığı, tamamen dayanak belgenin içeriğine bağlıdır. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 05.02.2009 tarihli, E. 2008/11343, K. 2009/715 sayılı kararı bu konuyu ayrıntılı biçimde açıklığa kavuşturmuştur.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2008/11343, K. 2009/715, T. 05.02.2009 | Köy/İlçe Adı Tamamlama Talebi

Karar şu şekildedir: “5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasasının Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 29. maddesine göre doğum bildirimi için müracaat edenlerin köyde ve ilçede doğan çocuklarının doğum yeri olarak doğum tutanağına sadece ilçe adı yazılır.” Karar ayrıca şu tespiti içermektedir: “Doğum yeri köy adı olarak yazılmış olanların kayıtları olduğu gibi muhafaza edilir. Ancak; ilgilinin talebi halinde doğum yeri ilçe adı yazılmak suretiyle tamamlanır.” Mahkeme, köy adının eski/yeni isim durumunun ve ilçe adını ekletme talebinin araştırılarak karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, doğum tutanağına yalnızca ilçe adı yazılan ve kütükte bu şekilde kayıtlı kalan kişilerin, talep hâlinde köy adının ilçe adının yanına eklenmesini isteyebileceğini; ancak köy ve ilçe adının mevzuata uygun şekilde tescili dışındaki fiili durum uyuşmazlıklarının (örneğin gerçekte farklı bir yerde doğulduğu iddiasının) mutlaka mahkeme kararı gerektirdiğini hükme bağlamıştır.

Doğum Yeri Değiştirme Davası Hangi Kuruma (Kime Karşı) Açılır?

Mahkeme yoluna gidilmesi gereken hâllerde, dava ilgili yerleşim yerindeki Nüfus Müdürlüğü’ne husumet yöneltilerek açılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24.03.2026 tarihli, E. 2026/424, K. 2026/3093 sayılı kararı, hem maddi hata kavramını hem de davanın husumet ve duruşma usulünü netleştirmiştir.

⚖️ 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.36/1-a – Görevli Mahkeme ve Husumet

“(1) Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usûllere uyulur: a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2026/424, K. 2026/3093, T. 24.03.2026 | Maddi Hata Tanımı ve Davanın Husumet/Duruşma Usulü

Karar, maddi hata kavramını şöyle tanımlamıştır: “olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir” — nüfus müdürlükleri yalnızca dayanak belgesinde yer almasına rağmen tescil esnasında yapılan harf, imla, eksiklik ya da belgeyle uyuşmayan maddi hataları idari dilekçe ile düzeltebilir. Davanın usulüne ilişkin olarak da “Kayıt düzeltme davaları, nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır” ilkesi vurgulanmıştır. Aynı ilke, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25.06.2025 tarihli, E. 2025/4731, K. 2025/6467 sayılı kararında da benimsenmiştir.

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, maddi hata ile mahkemeyi gerektiren düzeltme arasındaki sınırı yeniden teyit etmiş; mahkeme yoluna gidilmesi gereken hâllerde davanın ilgili Nüfus Müdürlüğü’ne husumet yöneltilerek açılacağını ve yargılamanın nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memurunun huzurunda yürütüleceğini hükme bağlamıştır.

Davanın kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle, dava dilekçesinde davalı olarak yalnızca ilgili Nüfus Müdürlüğü’nün gösterilmesi, ayrıca Cumhuriyet savcısının ve nüfus memurunun duruşmada hazır bulunmasının sağlanması gerekir. Detaylı bilgi için aile hukuku alanındaki diğer yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Yurt Dışında Doğanların Nüfusta Türkiye Yazması Hangi Sorunları Yaratır?

Yurt dışında (özellikle Almanya, Bulgaristan gibi ülkelerde) dünyaya gelen vatandaşların Türkiye nüfus kütüğüne tescil edilirken doğum yerlerinin sehven Türkiye’deki bir il/ilçe veya doğrudan “Türkiye” olarak kaydedilmesi, uluslararası alanda ciddi hukuki ve idari çatışmalara yol açmaktadır. Bu sorunun çözümü genellikle bir doğum yeri düzeltme davası açılmasını gerektirir; bu düzeltmelerin Türk mahkemelerinin görev alanına girdiği, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 21.01.2010 tarihli, E. 2009/9992, K. 2010/373 sayılı kararıyla açıkça teyit edilmiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2009/9992, K. 2010/373, T. 21.01.2010 | Yurt Dışı Doğumluların Düzeltmesi Türk Mahkemelerinin Görevidir

Karar şu şekildedir: “Türk vatandaşları ile ilgili Türkiye’deki nüfus kayıtlarında yapılacak düzeltme ve değişiklikler Türk mahkemelerinin yetki ve görev alanına girdiği gözetilerek mahkemece işin esasına girilerek ayrıca lüzum görülen deliller de toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.”

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, yurt dışında doğan Türk vatandaşlarının nüfus kaydındaki hataların düzeltilmesinin Türk mahkemelerinin yetki ve görev alanına girdiğini; mahkemenin işin esasına girip gerekli delilleri toplamadan, salt yazılı gerekçeyle davayı reddedemeyeceğini hükme bağlamıştır.

Bulgaristan veya Almanya Doğumluların Kimliğinde İlçe Yazması Çifte Vatandaşlığa Engel mi?

Bulgaristan veya Almanya doğumlu göçmenlerin ve çifte vatandaşlık hakkı talep eden alt soyların en sık karşılaştığı uyuşmazlıklardan biri, doğum yerinin kütükte idari bağlılık hiyerarşisine göre farklı yazılmasıdır — örneğin Bulgaristan’daki doğum kütüğünde “Asenovgrad” (bağlı ilçe) olarak kayıtlı iken Türkiye nüfus kütüğüne bağlı bulunulan vilayet merkezinin (“Filibe/Plovdiv”) veya sadece Türkiye’deki iskan yerinin yazılmış olmasıdır. Bu tür bir farklılık çifte vatandaşlık hakkını maddi hukuk bakımından kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak yabancı devletin vatandaşlık tespit ve tescil makamları, evraklardaki bu çelişki sebebiyle işlemi durdurabilir veya başvuruyu reddedebilir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 14.12.2009 tarihli, E. 2009/8277, K. 2009/11827 sayılı kararı, doğum yeri kaydına ülke adının eklenmesi zorunluluğunu net biçimde ortaya koymuştur.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2009/8277, K. 2009/11827, T. 14.12.2009 | Yurt Dışı Doğumlarda Ülke Adının da Yazılması Zorunluluğu

Karar şu şekildedir: “Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönergesinin 29. maddesine göre yurt dışında doğanların, doğdukları yer adı ile birlikte ülke adının da yazılması gerektiği halde mahkemece doğum yeri olarak sadece ‘Beyrut’ yazılmış olması da doğru görülmemiştir.” Aynı ilke, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 02.03.2009 tarihli, E. 2008/11351, K. 2009/2036 ve 20.07.2010 tarihli, E. 2010/7421, K. 2010/11245 sayılı kararlarında da aynen benimsenmiştir.

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, yurt dışında doğan vatandaşların nüfus kaydında yalnızca şehir/ilçe adının değil, mutlaka ülke adının da yer alması gerektiğini; ülke adı eksik bırakılan kayıtların uluslararası kayıtlarla tam uyumlu sayılamayacağını hükme bağlamıştır. Doğum yeri düzeltme davası açılırken bu eksikliğin de talep kalemine dahil edilmesi büyük önem taşır.

Ülke adının hiç yazılmamış olması, her zaman davanın yeniden görülmesini gerektirmez. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 13.12.2011 tarihli, E. 2011/9926, K. 2011/12793 sayılı kararı bu noktaya açıklık getirmiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2011/9926, K. 2011/12793, T. 13.12.2011 | Ülke Adı Eksikliği Yeniden Yargılama Gerektirmez

Karar şu şekildedir: “Yurt dışında doğanların doğdukları yer adı ile birlikte ülke adının yazılmaması doğru değil ise de, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden” ifadesiyle, ilçe/şehir adının yanına ülke adının eklenmesi zorunluluğuna hükmedilmiştir.

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, kayıtta ülke adının eksik bırakılmasının hatalı olduğunu ancak bu eksikliğin basit bir tamamlama işlemiyle giderilebileceğini, davanın esastan yeniden görülmesini gerektiren ağır bir usul hatası oluşturmadığını belirtmiştir. Bu, dava sonunda verilen hükmün eksik kalması hâlinde dahi ek bir talep ile sorunun hızlıca çözülebileceğini göstermektedir.

Yabancı Konsolosluklar Doğum Belgesindeki (Apostil) Uyuşmazlık Yüzünden Vizeyi Neden Reddeder?

Yabancı devlet konsoloslukları; vize, oturum izni veya aile birleşimi başvurularında, başvuru sahibinin sunduğu uluslararası doğum belgeleri, tam vukuatlı nüfus kayıt örnekleri ve pasaport arasındaki kimlik verilerinin tam uyumlu olmasını arar. Apostil şerhi, belgeyi imzalayan makamın imza ve mührünün doğruluğunu tasdik eden usuli bir işlemdir; belgenin maddi içeriğindeki doğum yeri uyuşmazlığını kendiliğinden gidermez. Konsolosluk incelemesinde apostilli yabancı doğum belgesindeki doğum yeri ile pasaport/MERNİS kaydındaki doğum yerinin farklı olması, başvuru sahibinin gerçek kimliği ve sunulan belgenin başvuran şahsa ait olup olmadığı yönünde şüphe uyandırır; bu tutarsızlık giderilmeden vize başvurusu güvenlik gerekçesiyle reddedilebilir.

Uygulamada mahkemeler, yabancı ülke makamlarınca düzenlenmiş ve usulüne uygun onaylanmış belgeleri kabul etmektedir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 05.07.2010 tarihli, E. 2010/6221, K. 2010/10073 sayılı kararı buna somut bir örnek teşkil etmektedir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2010/6221, K. 2010/10073, T. 05.07.2010 | Almanya’da Düzenlenen Doğum Sicil Örneğinin Kabulü

Karar şu şekildedir: “dosyaya noter onaylı tercümesi ile birlikte ibraz edilen Federal Almanya Cumhuriyeti Bremen Nüfus İdaresince verilen doğum sicil örneğinden davacının 06.05.1991 tarihinde Almanya Bremen’de doğduğu, adının da Jasmin olarak kaydedildiği dikkate alındığında, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.”

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, yabancı ülke resmi makamınca düzenlenmiş ve noter onaylı tercümesi eklenmiş bir doğum sicil örneğinin, davanın kabulü için yeterli ve güçlü bir delil oluşturduğunu; mahkemenin bu tür usulüne uygun yabancı belgeleri gerekçesiz biçimde reddedemeyeceğini hükme bağlamıştır. Bu emsal, konsolosluklar nezdinde de kabul gören belge standardının mahkeme önünde de geçerli olduğunu göstermektedir.

SGK Yurt Dışı Borçlanması ve Emeklilik Başvurusunda Doğum Yeri Farkı Nasıl Bir Hak Kaybı Yaratır?

Sosyal güvenlik hukukunda yurt dışı hizmet borçlanması ve sözleşmeli ülkeler üzerinden emeklilik tahsislerinde, yabancı sigorta kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasındaki hizmet birleştirme işlemleri kimlik ve sicil uyumuna dayanır. Yurt dışı sigorta merciindeki sigorta başlangıç ve doğum kayıtları ile Türk nüfus kütüğündeki doğum yerinin farklı olması hâlinde, SGK veya ilgili yabancı kurum kişi tespitini doğrulayamadığından hizmet birleştirmesini ve borçlanma tahakkukunu bekletebilir. Bu durum, emeklilik aylığının bağlanmasında gecikmelere, prim gün sayılarının eşleştirilememesine veya hak kazanılan tarihin ötelenmesine bağlı maddi kayıplara neden olabilir. Bu nedenle, yurt dışı borçlanması veya emeklilik başvurusu yapmadan önce nüfus kaydındaki doğum yeri farklılığının giderilmiş olması, sürecin gecikmesini önlemek açısından kritik önem taşır.

Nüfustaki Doğum Yeri Hatası Miras ve Tapu İşlemlerini Nasıl Etkiler?

Nüfus sicili, TMK m.7 uyarınca resmi senet mahiyetinde olup kişinin soybağını, aile bağlarını ve hak sahipliğini ispatlayan ana kaynaktır. Doğum yerindeki maddi veya hukuki yanlışlıklar, mirasbırakan ile mirasçılar arasındaki illiyet bağının resmi makamlarca denetlenmesini zorlaştırarak mülkiyet ve miras intikali süreçlerinde tıkanmalara sebebiyet verebilmektedir. Bu tıkanmaların çözümü çoğu zaman bir doğum yeri düzeltme davası açılmasından geçer.

Doğum Yeri Yanlışlığı Yüzünden Mahkeme Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Vermeyi Reddeder mi?

Genel kural olarak hayır: yalnızca doğum yerinin farklı veya hatalı yazılmış olması, mirasbırakan ile mirasçı arasındaki soybağı ve T.C. kimlik numarası, anne-baba adı, doğum tarihi gibi diğer ayırt edici unsurlar tereddütsüz biçimde uyuşuyorsa veraset ilamı talebinin doğrudan reddine yol açmaz. Ancak mirasbırakanın eski kütük kayıtlarında veya yabancı ülke vatandaşı iken vefat etmesi hâlinde, mirasçı ile muris arasındaki bağ salt doğum yeri ve soyadı çelişkisi yüzünden tespit edilemiyorsa, Sulh Hukuk Mahkemesi veya noterlik mirasçılık belgesi vermekten imtina edebilir.

Bu durumda mahkeme, nüfustaki çelişkinin Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak doğum yeri düzeltme davası ile giderilmesi için süre verebilir. Bu konuda sunulan raporlarda doğrudan bir Yargıtay kararına rastlanmamış olmakla birlikte, uygulamada veraset ilamı sürecinin bu davayla nasıl iç içe geçtiğini gösteren bu ilke, genel miras hukuku bilgisine dayanarak aktarılmaktadır.

Yurt Dışından Kalan Mirasın Türkiye’ye İntikalinde Nüfus Kaydı Çelişkisi Nasıl Çözülür?

Yurt dışında vefat eden bir murisin terekesinde yer alan hak ve alacakların veya taşınmazların Türkiye’ye intikalinde, yabancı veraset makamları ile Türk nüfus kütükleri arasındaki doğum yeri ve kimlik tutarsızlıkları süreci durdurabilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 10.05.2018 tarihli, E. 2017/7446, K. 2018/12417 sayılı kararı, bu tür çelişkilerin çözüm yolunu somut biçimde göstermektedir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/7446, K. 2018/12417, T. 10.05.2018 | Yurt Dışı ve Türkiye Kayıtları Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi

Karar şu şekildedir: “davacının …/…’daki nüfus kaydının anne, baba ve kardeşlerini gösterir şekilde türkçeye çevirisi yapılmış ve resmi kurumlarca onaylanmış örneğinin ilgili birimlerden temini ile bu kaydın Türkiye Cumhuriyeti kayıtları ile örtüşmesi halinde davacının doğum tarihinin de resmi kurumda doğmuş olması nedeni ile … nüfus kaydına göre düzeltilmesi ve … ile …’nun aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yetersiz araştırma ile bu istemlerin reddi doğru görülmemiştir.” Aynı kararda mahkeme, davacının doğum yerini ispatlarken dinlenen tanıkların beyanları ve kolluk araştırmasının da belirleyici olduğunu vurgulamıştır.

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, yurt dışındaki nüfus kaydının resmi tercümesi ve onayı temin edilerek Türkiye kayıtlarıyla karşılaştırılması, aynı kişiye ait olduğunun tespit edilmesi hâlinde mahkemenin düzeltme talebini kabul etmesi gerektiğini; yetersiz araştırmaya dayalı retlerin bozma sebebi olduğunu hükme bağlamıştır. Bu emsal, yurt dışı kaynaklı miras uyuşmazlıklarında izlenecek somut ispat yolunu göstermesi bakımından değerlidir.

Benzer bir uyuşmazlık türü, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 18.04.2013 tarihli, E. 2013/4714, K. 2013/6663 sayılı kararında da ele alınmıştır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2013/4714, K. 2013/6663, T. 18.04.2013 | Kıbrıs ve Türkiye Kayıtlarının Karşılaştırılması

Karar şu şekildedir: “davacının Kıbrıs ve Türkiye’deki nüfus aile kayıt tabloları getirtilip (anne-baba ve kardeşleri gösterir) kayıtlar karşılaştırılarak ve her iki kaydın aynı kişiye ait olduğunun da tespiti halinde davacının göstereceği durumu bilen başka tanıklar dinlenerek ve gösterilecek kanıtlar toplanarak bir karar verilmesi gerekirken” denilerek aynı kişi olduğunun tespiti ve kayıtların uyumlaştırılması gerektiği ifade edilmiştir.

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, iki farklı ülkedeki nüfus kayıtları arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde, mahkemenin her iki ülkedeki aile kayıt tablolarını getirterek karşılaştırması ve gerektiğinde tanık dinleyerek aynı kişiye ait olduğunu tespit etmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu yöntem, özellikle Kıbrıs, Bulgaristan ve Almanya gibi çok sayıda vatandaşımızın bulunduğu ülkelerdeki miras uyuşmazlıklarında sıklıkla uygulanmaktadır.

Tapu Dairesinde Taşınmaz Satışı Yapılırken Eski ve Yeni Kimlik Bilgileri Uyuşmazsa Ne Olur?

Tapu Sicil Müdürlükleri, taşınmaz devir ve tescil işlemlerinde mülkiyet hakkının güvenliği gereği tapu kütüğündeki malik bilgileri ile kimlik belgesini sıkı biçimde karşılaştırır. Tapu kütüğündeki malik bilgileri ile ibraz edilen kimlikteki doğum yeri bilgisi arasında uyuşmazlık bulunması veya geçmiş kamulaştırma/intikal evrakları ile kimliğin örtüşmemesi hâlinde, tapu müdürlüğü işlemi durdurarak hak sahibinden bilgilerin aidiyetini tevsik eden belge talep eder. Sunulan raporlarda bu konuda doğrudan bir Yargıtay kararına yer verilmemiştir; ancak genel tapu ve kadastro uygulaması gereği, tapudaki kayıt ile kimlik arasındaki fark Nüfus Müdürlüğünden alınacak vukuatlı kayıtla giderilemiyorsa, ilgilinin Asliye Hukuk Mahkemesinde kayıt düzeltme davası açarak kaydı resmi olarak teyit ettirmesi gerekir.

Mahkemede Gerçek Doğum Yeri Hangi Delillerle İspatlanır?

TMK m.7 uyarınca resmi sicillerin aksinin ispatı kural olarak herhangi bir şekil şartına bağlanmamıştır. Kamu düzenine ilişkin olan bu davada, yani doğum yeri düzeltme davasında, hâkim re’sen araştırma ilkesini işletir ve her türlü yasal delili serbestçe değerlendirir.

⚖️ TMK m.7 – Resmi Sicil ve Senetlerin İspat Gücü

“Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, herhangi bir şekle bağlı değildir.”

Yabancı Ülke Makamlarından Alınan Formül A (Doğum Belgesi) Nasıl Geçerli Sayılır?

Milletlerarası Kişisel Durum Komisyonu (CIEC) sözleşmelerine taraf ülkelerden temin edilen Formül A (Uluslararası Doğum Kayıt Örneği), çok dilli standart bir belge niteliğinde olduğundan, ayrıca tercümeye ve apostil tasdikine gerek olmaksızın Türk mahkemeleri ve resmi makamları nezdinde doğrudan geçerli ve kesin delil gücüne sahiptir; bu belge, açılacak doğum yeri düzeltme davasının en güçlü dayanaklarından biridir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 25.09.2014 tarihli, E. 2014/7171, K. 2014/13337 sayılı kararı, benzer nitelikte konsolosluk onaylı bir belgenin nasıl değerlendirileceğini örneklemektedir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2014/7171, K. 2014/13337, T. 25.09.2014 | Konsolosluk Onaylı Tercüme Belgenin Kabulü

Karar şu şekildedir: “Davacı vekilince ibraz edilen tercüme belge, K..Nüfus Dairesi’nce düzenlenmiş olup yapılan tercümenin T.C. B… Başkonsolosluğu’nca onaylandığı, bu hali ile resmi makamlarca düzenlenmiş belge olduğu ve davacının doğum yerinin K.. olarak gösterildiği anlaşıldığından mahkemece sözkonusu belge esas alınarak davanın kabulü gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.”

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, T.C. Başkonsolosluğu’nca onaylanmış bir tercüme belgenin resmi makamca düzenlenmiş belge niteliğinde sayılacağını ve mahkemenin bu belgeyi esas alarak davayı kabul etmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. CIEC üyesi olmayan ülkelerden alınan doğum belgeleri için de, belgenin yetkili makamca düzenlenmiş olması, apostil şerhi taşıması (veya konsolosluk tasdikinden geçmesi) ve yeminli tercüman marifetiyle Türkçe noter onaylı tercümesinin mahkemeye sunulması yeterli kabul edilmektedir.

Türkiye’de Hastanede Doğanlar Geçmiş Yıllara Ait Doğum Raporunu Nereden Bulabilir?

Doğumu sağlık kuruluşunda gerçekleşen ancak nüfusa farklı veya hatalı tescil edilen kişilerin geçmişe dönük doğum raporları, davanın en kesin ispat vasıtasıdır. Doğumun gerçekleştiği kamu veya özel hastanenin arşiv birimine dilekçeyle başvurularak doğum kütük defteri veya doğum raporu örneği talep edilebilir; şahsi başvurularda arşivden ulaşılamayan belgeler için ise dava dilekçesinde doğum yapılan hastane ve tarih belirtilerek mahkeme kanalıyla İl Sağlık Müdürlüğü ve ilgili hastane başhekimliği arşivlerine resmi müzekkere yazılması talep edilir; mahkeme bu kayıtları re’sen celbeder. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.06.2023 tarihli, E. 2023/2537, K. 2023/2999 sayılı kararı, bu araştırma sürecinin nasıl işletileceğini göstermektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2023/2537, K. 2023/2999, T. 07.06.2023 | Doğum Tutanağının Getirtilmesi ve Delillerin Bütün Olarak Değerlendirilmesi

Karar, öncelikle davacının ilk tesciline dayanak teşkil eden doğum tutanağı ve belgelerin ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden getirtilmesi gerektiğini, resmi belgelere ulaşılamaması hâlinde ise “davacının gösterdiği ve göstereceği tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi” gerektiğini belirtmiştir. Aynı kararda mahkeme, nüfus kayıtlarının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve “hakimin kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği bulgulara göre, kayıtlarla çelişki yaratmayacak şekilde karar verilmesinin zorunlu olduğu” hususunu da vurgulamıştır.

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mahkemenin öncelikle davacının ilk tescil dayanağı olan doğum tutanağını resmi kanaldan getirtmesi gerektiğini; bu mümkün olmadığında ise davacının sunduğu ve sunacağı tüm delillerin (doğum raporu, tanık, arşiv kaydı vb.) bir arada değerlendirilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Aynı ilke, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 25.05.2017 tarihli, E. 2017/2167, K. 2017/7773 sayılı kararında da benimsenmiştir.

Hastane Kaydı Olmayanlar (Köy Doğumları) İçin Hangi Akrabalar Mahkemede Şahitlik Yapabilir?

Sağlık kuruluşu dışında (evde/köyde) gerçekleşen ve hiçbir resmi tıbbi kaydı bulunmayan doğumlarda tanık beyanları hayati önem taşır. Doğum olayına bizzat şahitlik etmiş veya doğum anında orada bulunan anne, baba, kardeşler, doğum yaptıran köy ebesi, komşular ve dönemin köy/mahalle muhtarı tanık olarak dinlenebilir; tanığın akraba olması beyanının geçerliliğini ortadan kaldırmaz, zira doğum gibi aile içi mahrem bir olayı en iyi bilebilecek kişiler yakın aile fertleridir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E. 2017/7446, K. 2018/12417 sayılı kararında yer alan ikinci tespit ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 19.06.2014 tarihli, E. 2014/10148, K. 2014/10928 sayılı kararı, tanık delilinin bu davalardaki gücünü göstermektedir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2014/10148, K. 2014/10928, T. 19.06.2014 | Hakimin Tüm Delilleri Toplama ve Tanık Dinleme Yükümlülüğü

Karar şu şekildedir: “Hakim tarafların beyanlarına bağlı kalmaksızın gerekli gördüğü tüm delilleri toplayıp inceleyip ve irdeleyerek doğru sicil oluşturmak mecburiyetindedir” ve “davacı tarafın delillerinin tamamı toplanıp, gösterdiği tanıklar da dinlenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.”

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, hâkimin taraf beyanlarıyla sınırlı kalmayıp gerekli gördüğü tüm delilleri (tanık dahil) toplayarak doğru sicili oluşturması gerektiğini; davacının gösterdiği tanıkların dinlenmemesinin eksik inceleme sayılacağını hükme bağlamıştır. Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E. 2017/7446, K. 2018/12417 sayılı kararında da “dinlenen tanıkların beyanlarından ve kolluk araştırmasından davacının …’ta doğduğu, 1960 doğumlu olarak bilindiği, … ve … kızı olduğu anlaşılmaktadır” denilerek tanık anlatımlarının ve kolluk araştırmasının doğum yerini ispattaki gücü somut biçimde ortaya konulmuştur.

Doğum Yeri Düzeltme Davası Ne Kadar Sürer ve Hangi Mahkemeye Açılır?

Doğum yeri düzeltme davasının görevli ve yetkili mahkemesi, kanunda kesin biçimde belirlenmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 28.02.2022 tarihli, E. 2022/2513, K. 2022/3142 sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 08.11.2013 tarihli, E. 2013/16284, K. 2013/15341 sayılı kararı bu kuralı ve yerleşim yeri yurt dışında olan davacılar bakımından uygulanışını net biçimde göstermektedir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi — E. 2022/2513, K. 2022/3142, T. 28.02.2022 | Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi ve Yurt Dışı Yerleşik Davacı Örneği

Karar şu ilkeyi ortaya koymuştur: “5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin 1/a bendine göre nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılması gerekir.” Yerleşim yeri yurt dışında olan bir davacı için mahkeme somut olayda şu tespiti yapmıştır: “Dosya kapsamından, nüfus kaydının düzeltilmesi istenilen …’in yerleşim yeri ve mernis adresinin ‘Dortmund/Almanya Federal Cumhuriyeti’ olduğu, nüfusa kayıtlı olduğu yerin ise Alaca/Çorum olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın Alaca Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.”

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, doğum yeri düzeltme davasının yetkili mahkemesinin, davacının MERNİS’e kayıtlı yerleşim yeri adresine göre belirleneceğini; yurt dışında yaşayan bir vatandaşın davasının dahi, Türkiye’de nüfusa kayıtlı olduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesinde (yerleşim yeri adresine göre değil, nüfus kaydının bulunduğu yere göre) görülmesi gerektiğini somut bir örnekle açıklığa kavuşturmuştur. Bu, dava dilekçesinin doğru mahkemeye hitaben yazılması açısından kritik bir noktadır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi — E. 2013/16284, K. 2013/15341, T. 08.11.2013 | Görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir

Karar şu şekildedir: “5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesinin 1/a bendinde, nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının düzeltmeyi isteyen şahısların yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmıştır” ve davanın “Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.”

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, doğum yeri düzeltme davalarının kesin olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, Sulh Hukuk veya İdare Mahkemesinde açılamayacağını teyit etmiştir. Nüfus kütüğünün tutulması idari bir işlem niteliği taşısa da, kişisel durum sicilinin özel hukuk niteliği taşıması nedeniyle uyuşmazlığın adli yargıda çözülmesi gerekir.

Asliye Hukuk Mahkemesindeki Nüfus Davaları Tek Celsede Biter mi?

Davanın tek celsede sonuçlanması, tamamen delil durumunun eksiksiz olmasına bağlıdır. Davacı, dava dilekçesiyle birlikte uluslararası geçerli Formül A belgesini veya resmi hastane doğum raporunu onaylı tercümeleriyle eksiksiz sunmuşsa ve Nüfus Müdürlüğü temsilcisinin katıldığı ilk duruşmada araştırılacak başkaca bir husus kalmamışsa dava tek celsede karara bağlanabilir. Buna karşılık, hastane arşiv yazışması gerektiren, köy muhtarlığı tahkikatı yapılacak olan, tanık dinlenmesi gereken veya yabancı adli makamlarla yazışma yapılan karmaşık dosyalarda süreç birden fazla celseye yayılır. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 05.07.2011 tarihli, E. 2011/6352, K. 2011/8239 sayılı kararı ile Yargıtay 15.12.2016 tarihli, E. 2015/14053, K. 2016/12995 sayılı kararı, davanın kamu düzenine ilişkin niteliğini ve hâkimin araştırma yükümlülüğünü vurgulamaktadır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2011/6352, K. 2011/8239, T. 05.07.2011 | Kamu Düzeni ve Doğru Sicil Oluşturma Mecburiyeti

Karar şu şekildedir: “5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasası’na göre açılan bu tür kayıt düzeltme davaları kamu düzenini yakından ilgilendirmektedir. Hakim doğru sicil oluşturmak mecburiyetindedir.” Aynı Daire, somut olaydaki iddianın her türlü delille kanıtlanabileceğini de vurgulamıştır.

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, doğum yeri düzeltme davalarının kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle hâkimin taraf beyanlarıyla yetinmeyip doğru sicili oluşturana kadar araştırmayı sürdürmek zorunda olduğunu; bu nedenle delil durumu net olmayan dosyaların tek celsede kapanamayabileceğini hükme bağlamıştır. Aynı ilke, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.11.2012 tarihli, E. 2012/548, K. 2012/763 sayılı kararında da benimsenmiş; kayıtların doğru olmadığının zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her türlü delille (resmi kayıt, belge, tanık) ispatlanabileceği vurgulanmıştır. Aynı yönde Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin E. 2011/38, K. 2011/4301 ve E. 2012/4923, K. 2012/5684 sayılı kararları da bulunmaktadır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2015/14053, K. 2016/12995, T. 15.12.2016 | Re’sen Araştırma ve Serbest Delil Takdiri

Karar şu şekildedir: “Dava hatalı nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkin olup, kamu düzenine ilişkin olan bu tür davalar her türlü kanıtla ispatlanabilir, hâkim maddi olguları re’sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder.”

Emsal Karar Özeti: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, doğum yeri düzeltme davalarında hâkimin maddi olguları kendiliğinden (re’sen) araştırma ve topladığı kanıtları serbestçe değerlendirme yetkisine sahip olduğunu teyit etmiştir. Bu geniş araştırma yetkisi, davanın süresini delil durumuna göre uzatabilen ama sonuçta gerçeğe en yakın kararı garanti eden bir usuli güvencedir.

Mahkeme Karar Verdikten Sonra Karar E-Devlet ve Nüfus (MERNİS) Sistemine Ne Zaman İşlenir?

5490 sayılı Kanun’un 35/1 maddesi uyarınca kaydın düzeltilmesi için mahkeme kararının kesinleşmesi şarttır. Kesinleşme süreci, kararın taraflara (davacıya, Nüfus Müdürlüğüne ve Cumhuriyet Savcılığına) tebliği ve istinaf kanun yolu süresinin dolmasıyla tamamlanır. Doğum yerinin düzeltilmesine ilişkin karar kesinleştikten sonra, mahkeme yazı işleri doğrudan ilgili İlçe Nüfus Müdürlüğü’ne gönderilir; nüfus idaresi kararı teslim aldıktan sonra sisteme işler ve değişiklik MERNİS üzerinden e-Devlet sistemine anlık olarak yansır. Sunulan raporlarda bu işlemin somut gün sayısına ilişkin bir Yargıtay içtihadı bulunmamakla birlikte, süreç Mevzuat metnine ve genel idari uygulamaya dayanarak yukarıdaki şekilde özetlenebilir.

Dava Bittikten Sonra Pasaport, Ehliyet ve Kimlik Kartı Nasıl Yenilenir?

Mahkeme kararının kesinleşip MERNİS sistemine tescil edilmesinin ardından kişinin hukuki kimlik bilgisi güncellenmiş olur. İlgili kişi herhangi bir İlçe Nüfus Müdürlüğünden randevu alarak, kesinleşmiş mahkeme karar örneği ve biyometrik fotoğraf ile başvurur; yeni T.C. kimlik kartı basılarak adrese teslim edilir. Kimlik kütüğü güncellendiği için eski pasaport ve sürücü belgeleri geçerliliğini yitirmez, ancak resmi işlemlerde çelişki doğmaması adına Nüfus Müdürlüğünden randevu alınarak bu belgelerin de yenilenmesi önerilir; pasaport ve ehliyet için harç/değerli kâğıt bedelleri ödenerek güncel doğum yeri bilgisini içeren yeni belgeler tanzim ettirilir.

Sık Sorulan Sorular

Doğum yeri e-Devlet üzerinden değiştirilebilir mi?

Hayır. TMK m.39 ve 5490 sayılı Kanun m.35/1 gereğince, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinde hiçbir kayıt değiştirilemez. e-Devlet yalnızca idarece sınırlı yetkiyle yapılabilecek istisnai işlemlere zemin hazırlar; doğum yeri tashihi bunların dışındadır ve mutlaka Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmasını gerektirir.

Doğum yeri düzeltme davası hangi mahkemeye ve kime karşı açılır?

Dava, 5490 sayılı Kanun m.36/1-a uyarınca davacının nüfusa kayıtlı olduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesinde, ilgili Nüfus Müdürlüğü husumet gösterilerek açılır. Yargılama nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memurunun huzurunda yürütülür ve Cumhuriyet savcısı da davada hazır bulunabilir.

Nüfus müdürlüğüne dilekçeyle hangi hatalar düzeltilebilir?

Yalnızca “maddi hata” niteliğindeki eksiklikler idari yoldan düzeltilebilir: dayanak belgede doğru bilgi bulunmasına rağmen nüfus memurunun bu bilgiyi kütüğe yanlış, eksik veya mükerrer işlemesi. Dayanak belgenin kendisi gerçeği yansıtmıyorsa veya beyan yanlışsa, düzeltme ancak mahkeme kararıyla yapılabilir.

Yurt dışında doğan bir Türk vatandaşının doğum yeri nasıl düzeltilir?

Yurt dışı doğumlu vatandaşların Türkiye’deki nüfus kayıtlarının düzeltilmesi Türk mahkemelerinin görev alanına girer. Kayıtta yalnızca şehir/ilçe adı değil, mutlaka doğduğu ülkenin adı da yer almalıdır. İspat için yabancı ülke makamınca düzenlenmiş, noter veya konsolosluk onaylı tercümeli doğum belgesi ya da Formül A sunulması gerekir.

Mahkemede doğum yeri hangi delillerle ispatlanır?

TMK m.7 gereği resmi sicillerin aksi herhangi bir şekle bağlı olmaksızın ispatlanabilir. Doğum raporu, hastane arşiv kaydı, uluslararası Formül A belgesi, aşı kartı, okul kayıtları, muhtarlık kayıtları ve tanık beyanları gibi her türlü yasal delil kullanılabilir; hâkim re’sen araştırma yaparak kanıtları serbestçe değerlendirir.

Hastane kaydı olmayan (köy doğumu) kişiler doğum yerini nasıl ispatlar?

Sağlık kuruluşu dışında gerçekleşen doğumlarda tanık beyanları hayati önem taşır. Doğuma şahitlik eden anne, baba, kardeşler, köy ebesi, komşular ve dönemin muhtarı tanık olarak dinlenebilir. Tanığın akraba olması beyanının geçerliliğini ortadan kaldırmaz; hâkim bu beyanları kolluk araştırması ve muhtarlık kayıtlarıyla denetleyerek karar verir.

Dava ne kadar sürer, tek celsede biter mi?

Süre, delil durumunun eksiksiz olup olmamasına bağlıdır. Dava dilekçesiyle birlikte Formül A veya onaylı hastane doğum raporu eksiksiz sunulmuşsa ve ilk duruşmada araştırılacak başka husus kalmamışsa dava tek celsede karara bağlanabilir. Tanık dinlenmesi, hastane arşiv yazışması veya yabancı makamlarla yazışma gereken dosyalarda süreç birden fazla celseye yayılır.

Karar kesinleştikten sonra kimlik, pasaport ve ehliyet nasıl yenilenir?

Kesinleşen karar mahkeme yazı işlerince doğrudan ilgili Nüfus Müdürlüğüne gönderilir ve MERNİS sistemine işlenir. Kişi, İlçe Nüfus Müdürlüğünden randevu alarak kesinleşmiş karar örneği ve biyometrik fotoğrafla yeni kimlik kartı çıkartabilir; eski pasaport ve ehliyet geçerliliğini yitirmez ancak çelişki doğmaması için bunların da güncel bilgilerle yenilenmesi önerilir.

Doğum yeri düzeltme davası, hem idari başvuru sınırlarının hem de yargısal ispat kurallarının doğru bilinmesini gerektiren teknik bir süreçtir. Diğer aile hukuku makalelerimizi inceleyebilir, büromuz hakkında detaylı bilgi için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Doğum Yeri Düzeltme Davanız İçin Hukuki Destek Alın

Hangi hatanın idari yoldan, hangisinin mahkeme kararıyla düzeltilebileceğinin doğru tespiti, sürecin hızını doğrudan belirler. Av. Turgut Ekrem Hukuk Bürosu olarak dosyanızı baştan sona titizlikle yürütüyoruz.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp’tan Yazın

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olayınıza özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosya, kendi delil durumu ve maddi olguları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. Detaylı hukuki danışmanlık için bir avukata başvurunuz. Av. Turgut Ekrem — turgutekrem.av.tr

Paylaş: 𝕏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu konuda hukuki destek mi gerekiyor?

Davanızın özelliklerini değerlendirmek için randevu talebinizi gönderin.

Randevu Al