yaş düzeltme davası

Nüfus kütüğündeki doğum tarihi gerçeği yansıtmıyorsa – emeklilik yaşına yaklaşan bir vatandaş için, altyapı lisansı almaya çalışan genç bir sporcu için ya da ailesi erken evlilik onayı arayan bir ergen için – çözüm tek bir yoldan geçer: yaş düzeltme davası. Ancak bu dava, herkesin sandığı gibi basit bir “dilekçe ver, tarihini değiştir” işlemi değildir; kamu düzenine ilişkin, hâkimin re’sen araştırma yaptığı, kemik yaşı tespitine ve kardeşlerin doğum kayıtlarına kadar uzanan sıkı bir ispat rejimine tabidir. Bu makalede, doğum tarihi düzeltmenin kesin şartlarını, Adli Tıp Kurumu’nun kemik yaşı tespitindeki bilimsel sınırlarını, emeklilik/spor/evlilik amaçlı taleplerin gerçek sonuçlarını ve İstanbul Anadolu Adliyesi’ndeki dava sürecini güncel Yargıtay içtihatlarıyla birlikte ele alıyoruz.

Nüfusta Yaş Değiştirmenin (Doğum Tarihi Düzeltmenin) Kesin Şartları Nelerdir?

⚖️ Yasal Dayanak: NHK m.35/1 – Kesinleşmiş Mahkeme Hükmü Şartı

“(1) Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.”

Bir yaş düzeltme davasının kabul edilebilmesi, soyut iddia ve beyanların ötesinde maddi gerçeğin objektif, bilimsel ve resmi delillerle kanıtlanmasına bağlıdır. Dava hâkime yeni bir yaş yaratma veya kişiye dilediği doğum tarihini seçme hakkı tanımaz; davanın gayesi, mevcut sicil kaydının fiili ve biyolojik gerçeklikle örtüşmediğinin ortaya konulmasıdır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2013/2162, K. 2013/6818, T. 18.04.2013 | Kamu Düzeni İlkesi ve Sağlık Kurulu Raporunun Üstünlüğü

Yaş düzeltme davalarının hukuki niteliği bağlamında, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, “Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesine göre açılan kayıt düzeltme davaları nitelikleri itibariyle kamu düzeniyle yakından ilgili bulunmaktadır. Hakim, tarafların beyanlarıyla bağlı kalmayarak her somut olayda gerçeği araştırıp doğru sicili oluşturmak mecburiyetindedir” tespitini yapmış ve “Bu durum karşısında tek itibar edilecek belge, bilimsel nitelikte olan sağlık kurulu raporudur” diyerek davanın ispat rejimini netleştirmiştir.

En Büyük Engel: Hastanede veya Doğumevinde Doğanların Yaş Değiştirme Davası Açamaması (Resmi Kayıt Kuralı)

Doğumun bir sağlık kurumunda gerçekleştiğine dair resmi doğum tutanağı veya doğum belgesinin varlığı halinde, bu kayıt aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge niteliğindedir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında, doğumun sağlık kuruluşunda gerçekleştiğinin resmi kayıtlarla sabit olması durumunda, doğum belgesine aykırı şekilde yaş düzeltmesi yapılamayacağı açıkça hükme bağlanmıştır; resmi doğum belgesinin aslı getirtilmeli, sahtelik veya tahrifat iddiası bulunmadığı müddetçe resmi kayıt esas alınmalıdır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2009/1671, K. 2009/5965, T. 04.06.2009 | Doğum Raporu ile İddia Edilen Kişinin Aynılığının Tam Olarak Tespiti Şarttır

Hastane kaydının kişi kimliğiyle örtüşmesinin denetimi bağlamında, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, “Yargıtay uygulamaları da gözetilerek doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen küçüğün Adli Tıp Kurumuna sevkedilerek gerçek yaşının saptanması, özellikle yukarıda sözü edilen doğum raporundaki 14.12.2001 olan doğum tarihinin, yaşının düzeltilmesi istenilen küçüğün yaşına uygun olup olmadığının açıkça belirlenmesi; öte yandan davacı tarafın göstereceği tanıkların da dinlenerek, davacı …’in hastanede doğurduğu ileri sürülen çocuk ile yaşının düzeltilmesi istenilen çocuğun aynı kişi olup olmadığı konusunda bilgilerinin alınması, toplanacak tüm bu kanıtlardan sonra oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken yetersiz araştırma ve eksik inceleme sonucu istem gibi karar verilmesi doğru görülmemiştir” tespitiyle bozma kararı vermiştir.

Evde/Köyde Doğan ve Nüfusa Sonradan Yazdırılan Kişilerin Yaş Düzeltme Hakları

Bu senaryoda açılacak yaş düzeltme davasının ispat yükü farklı işler. Özellikle kırsal alanlarda veya sağlık personeli müdahalesi olmaksızın evde gerçekleşen doğumlarda, çocukların doğum anında nüfusa tescil ettirilmemesi ve yıllar sonra bildirime dayalı olarak kütüğe yazdırılması sıklıkla görülür. Resmi bir doğum belgesinin bulunmadığı bu hallerde, TMK m.30/2 uyarınca doğum olayının ve gerçek tarihin her türlü delille ispatı mümkündür; mahkeme bu kapsamda doğum tutanaklarını, ilkokula başlama ve diploma kayıtlarını, aşı kartlarını ve aile kütüğündeki tescil tarihlerini titizlikle inceler. Ancak evde doğmuş ve geç tescil edilmiş olmak davacıya dilediği tarihi talep etme serbestisi vermez; ileri sürülen doğum tarihinin kişinin fiili doğumundan önce tescil edilmiş olması gibi hukuki ve mantıksal imkânsızlıklara yol açmaması gerekir. İncelenen üç raporda bu spesifik senaryoya (resmi doğum kaydı bulunmayan, sonradan tescil edilen kişi) özgü bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır; bu bölüm Literatür raporunun genel doktriner çerçevesinden derlenmiştir.

Kardeş Engeli: İddia Edilen Yeni Doğum Tarihi ile Kardeşin Doğum Tarihi Arasında En Az 180 Gün (6 Ay) Olma Zorunluluğu

Nüfusta yapılacak bir yaş düzeltme davasında talep edilen tarihin, aynı anneden doğan diğer kardeşlerin doğum tarihleriyle biyolojik ve mantıksal çelişki oluşturmaması gerekir. Bir kadının iki canlı doğum arasındaki asgari fizyolojik süresi 180 gün (yaklaşık 6 ay) olarak kabul edilmektedir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/8400, K. 2018/11283, T. 12.04.2018 | 180 Günlük Kuralın Tanımı

Kardeş engelinin tıbbi dayanağı bağlamında, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, “düzeltilen doğum tarihi ile daha önce kütüğe geçirilmiş ana ve baba bir kardeşlerden birinin doğum tarihi arasında yüzseksen günden daha az bir zaman olamayacağı (NHKUY.m. 33/1-a) gibi, bir kadının bu süre içerisinde iki kez doğum yapmasının tıbben mümkün olmadığı” ilkesini benimsemiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2011/10383, K. 2012/459, T. 23.01.2012 | Somut Örnek: 3 Ay 21 Günlük Fark Davanın Reddini Gerektirir

Kardeş engelinin somut uygulaması bağlamında, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, “Mahkemece bir kadının bu süre içerisinde iki kez doğum yapmasının tıbben mümkün olmadığı da gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir” tespitini yapmış; somut olayda “doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilen Naile ile aynı anneden doğduğu anlaşılan kardeşi 24.07.1981 doğumlu … arasında düzeltilen doğum tarihine göre 3 ay 21 günlük bir zaman farkı bulunmaktadır” gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur. Aynı Daire, ilgilinin doğum tarihi ile tanığın dinlendiği tarih arasında uzunca bir zaman geçtiğinde beyanlarda yanılgı olasılığı bulunabileceğini ve kamu düzeni ile ilgili resmi kaydın mücerret iddiaya dayanılarak değiştirilemeyeceğini de aynı kararda vurgulamıştır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2010/9603, K. 2010/14593, T. 05.11.2010 | 180 Günden Az Süre Tespit Edilirse Dava Kabul Edilir

Kardeş engelinin tersine işleyişi bağlamında, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, “incelenen nüfus kayıt tablosuna göre de yaşının düzeltilmesi istenen … ile kız kardeşi … arasında 180 günden az süre bulunduğu anlaşılmaktadır” tespitini yapmış; “Bu durum karşısında …’un kayıtlı yaşının gerçeğe uygun bulunduğunu kabul etmek mümkün değildir. Toplanan delillere göre dava kanıtlanmış bulunduğundan mahkemece davanın kabulü yerine reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir” diyerek, mevcut kayıttaki 180 günden az çelişkinin bizzat yaş düzeltme davası yoluyla giderilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

İkiz kardeşler bakımından ise farklı bir teknik denetim uygulanır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/8727, K. 2018/11300, T. 12.04.2018 | İkiz Kardeşlerin Kemik Yaşı Karşılaştırmalı Tespit Edilir

İkizlik iddiasının denetimi bağlamında, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, “Dosyada bulunan ve doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen … ve kayden ikiz kardeşi Adem’e ait kemik grafileri de çekilmek suretiyle düzenlenen … Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 10.11.2015 günlü sağlık kurulu raporlarından …’nin 18 (onsekiz) …’in 16 (onaltı) yaş ile uyumlu olup ikiz olmadıkları… anlaşıldığından; …’nin nüfus kütüğünde 10.06.1999 olan doğum tarihinin istemle bağlı kalmayarak raporlara göre ve nüfus kayıtları ile çelişki yaratmayacak şekilde, ay ve günü baki kalmak kaydıyla doğum yılının 1998 olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, sağlık kurulu raporları gözardı edilip yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir” tespitiyle bozma kararı vermiştir. Aynı Dairenin 26.10.2017 tarihli 2017/5953 E. sayılı kararında da, ikiz olduğu iddia edilen kardeşlerin birlikte tam teşekküllü bir sağlık kuruluşuna sevk edilerek heyet raporu alınması gerekliliğine işaret edilmiştir.

Yaş Değiştirme Davası Hayatta Kaç Kez Açılabilir? (TMK Kapsamında Tek Seferlik Dava Hakkı)

⚖️ Yasal Dayanak: NHK m.36/1-b – Haklı Sebeple Yeniden Düzeltme (7039 Sayılı Kanunla Değişik)

“b) (Değişik: 19/10/2017-7039/9 md.) Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. Ad değişikliği hâlinde, nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir.”

5490 sayılı Kanun’un mülga 36. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir” kuralı, Anayasa Mahkemesi’nin 30.03.2012 tarihli, 2011/34 E. ve 2012/48 K. sayılı kararıyla hak arama hürriyetine aykırı bulunarak iptal edilmiş ve 7039 sayılı Kanun’la yukarıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir. Dolayısıyla yaş düzeltme davasının hayatta kesin olarak yalnızca bir kez açılabileceği yönündeki bilgi artık geçerliliğini yitirmiştir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi — E. 2021/18817, K. 2024/1502, T. 22.02.2024 | İkinci Kez Düzeltmenin Önünde Kanuni Engel Kalmamıştır

Yasal değişiklik sonrasındaki uygulama bağlamında, Yargıtay 9. Ceza Dairesi, “nüfus kayıtlarında aynı konuda ikinci defa düzeltme yapılmasının önünde kanuni bir engel kalmamış” olduğunu tespit etmiştir. Aynı kararda, hastane heyet raporunda “02.08.2012 tarihli Aydın Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu raporunda 31.07.2012 tarihinde çekilen grafilere göre kemik yaşının patolojik olarak on sekiz yaş üzeri olarak değerlendirildiğinin” tespit edilmesi üzerine “ay ve gün baki kalmak koşulu ile doğum tarihinin ‘1994’ olarak düzeltilmesi” yönündeki uygulama incelenmiş ve onanmıştır.

Davanın Belkemiği: Adli Tıp Kurumu ve Kemik Yaşı (Röntgen) Tespiti

Bir yaş düzeltme davasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasındaki en önemli bilimsel ispat vasıtası radyolojik ve adli tıbbi incelemelerdir. Hâkim, kamu düzenine tabi bu davalarda salt taraf beyanları veya tanık anlatımlarıyla bağlı kalmayıp kişinin fiziksel ve kemik gelişimini gösteren tıbbi raporları temin etmekle yükümlüdür; bu yükümlülük ceza yargılamasında da aynen geçerlidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu — E. 2023/146, K. 2025/379, T. 08.10.2025 | Ceza Yargılamasında Bilimsel Yaş Tespiti Usulü

Yaş tereddüdünün ceza yargılamasında çözümü bağlamında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, “İlgili Nüfus Müdürlüğünden katılanın MERNİS doğum tutanağı celp edilerek hastane doğumlu olup olmadığının tespiti ile radyoloji uzmanının da katılımıyla tam teşekküllü bir hastaneden sağlık kurulu raporu aldırılıp, gerekli görülmesi hâlinde Adli Tıp Kurumundan görüş sorularak katılanın suç tarihindeki gerçek yaşının bilimsel olarak belirlenmesinden sonra, tespit olunan gerçek yaşla ilgili olarak gerekmesi hâlinde hüküm fıkrasında yapılacak tespite istinaden sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinin gerektiği” ilkesini benimsemiştir. Ceza mahkemeleri bu tespiti, CMK m.218/2 uyarınca kendi yargılaması içinde bekletici sorun yapmaksızın doğrudan yapma yetkisine sahiptir.

Mahkeme Kemik Yaşını Nasıl Tespit Eder? (Tam Teşekküllü Devlet Hastanesi veya Adli Tıp Kurumu Sevki)

Bir yaş düzeltme davası açıldığında mahkeme, yaş tashihi taleplerinde ilgilinin bizzat fizik muayenesini yaptırmak ve epifiz hatlarının kapanma durumunu (kemik gelişimi) incelemek üzere kişiyi tam teşekküllü bir devlet hastanesine veya Adli Tıp Kurumu’na sevk eder. Sağlık kuruluşunda sol el bileği, dirsek, omuz, leğen kemiği ve köprücük kemiği gibi epifiz hatlarının kapanma dereceleri gösteren kemik grafileri çekilir ve Greulich-Pyle Atlası veya Tanner-Whitehouse gibi yöntemlerle kemik olgunlaşması analiz edilir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2011/5353, K. 2011/7158, T. 14.06.2011 | Adli Tıp’tan Rapor Alınması Zorunludur

Kemik yaşı raporunun zorunluluğu bağlamında, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, “mahkemece konu ile ilgili olarak yaşının düzeltilmesi istenenin gerçek yaşının doğru bir şekilde saptanması bakımından Adli Tıp’tan rapor da alınıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir” tespitiyle bozma kararı vermiştir. Hastane raporu ile dosya kapsamı arasında tereddüt veya çelişki doğması halinde, dosya nihai mütalaa için Adli Tıp Kurumu’nun ilgili İhtisas Kurulu’na intikal ettirilir.

Biyolojik Sınır: 25 Yaşından Büyüklerin Kemik Gelişimi Durduğu İçin Kemik Yaşı Tespiti Neden Yapılamaz?

25 yaşını aşan davacılar açısından bir yaş düzeltme davasının en zorlu tarafı budur: insan anatomisinde iskelet sistemi ve kemik epifiz hatlarının kapanması biyolojik olarak 20 ila 25 yaş civarında tamamlanır. Köprücük kemiğinin (klavikula) sternal ucunun kemikleşmesiyle birlikte vücuttaki radyolojik olarak izlenebilecek tüm büyüme noktaları kapanır; bu nedenle 25 yaşını doldurmuş bireylerde kemik grafileri üzerinden kesin ve tek bir yaş tayini yapılması tıbben imkânsızdır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2015/2525, K. 2015/16269, T. 11.11.2015 | 25 Yaşa Kadar Yaş Tespiti Bilimsel Olarak Mümkündür

Kemik yaşı tespitinin üst sınırı bağlamında, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, “Adli Tıp Kurumunun kararlılık kazanmış bilimsel görüşlerine göre, 25 yaşa kadar yaş tespiti yapılabileceğinden, B.. K..’nın alınacak heyet raporu ile yaşının belirlenmesi gerekirken” davanın reddedilmesinin hatalı olduğuna hükmetmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/6737, K. 2017/17368, T. 21.12.2017 | 22 Yaş Sonrası Spesifik Tayin Yapılamaz

Kemik yaşı tespitinin hassasiyet sınırı bağlamında, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, “22 yaştan sonra spasifik olarak kemik yaşı tayini yapılamadığı, bu yüzden kemik yaşlarının 22 yaşından büyük olarak değerlendirildiği bildirilmiş” olduğunu ve “kayden 25 yaşın üzerinde olan davacıların bu yaşlarının düzeltilmesi için mevcut bilgi ve belgelerin yeterli sayılamayacağı”nı belirtmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/2334, K. 2017/10070, T. 06.07.2017 | 25 Yaş Üzerinde Mevcut Bilgi ve Belgeler Yetersiz Sayılır

25 yaş sınırının katı uygulanışı bağlamında, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, “25 yaşından sonra tıbben yaş tespitinin mümkün olmadığı gibi kayden 25 yaşın üzerinde olan davacının bu yaşının düzeltilmesi için mevcut bilgi ve belgelerin yeterli sayılamayacağı, kaldı ki daha önce yaş düzeltimine dair …2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1995/845-842 sayılı dosyasında hükme esas alınan …Devlet Hastanesi’nin 01.11.1995 tarihli raporda davacının yaşının 30 olduğunun tespit edildiği, bu raporun aksini kanıtlayacak bir delilinde olmadığı anlaşılmakla” davanın reddi gerektiğine hükmetmiştir. Aynı ilkeyi Yargıtay 18. Hukuk Dairesi de 2011/10383, 2011/8926 ve 2009/13984 esas sayılı kararlarında, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de 2017/2145 ve 2017/8400 esas sayılı kararlarında tekrarlamıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/2262, K. 2017/7701, T. 25.05.2017 | 25 Yaş Kuralının İstisnası: Resmi Belgelerin Varlığı

25 yaş sınırının istisnası bağlamında, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, “Her ne kadar 25 yaşından sonra yaş tespitinin yapılamayacağı Yargıtay uygulamalarında tespit edilmiş ise de”, “varsa davacının göstereceği tanıkları da dinlendikten sonra oluşacak kanaate göre bir karar vermek gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir” diyerek, diploma veya resmi kayıtlarla çelişen durumlarda tanık ve sair delillerin toplanması gerektiğini vurgulamıştır.

Dış Görünüşün (Fiziksel Yapının) Nüfus Kaydıyla ve Kemik Yaşı Raporuyla Uyumlu Olması Kriteri

Davacının morfolojik ve fiziksel gelişiminin talep edilen yaş ile uyumlu olması şarttır; hâkimin yaşı düzeltilecek kişiyi duruşmada bizzat müşahede etmesi ve dış görünüşü hakkındaki kanaatini tutanağa yazması beklenir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — E. 2010/395, K. 2010/369, T. 07.07.2010 | Dış Görünüş ve Tanık Beyanının Birlikte Değerlendirilmesi

Dış görünüş kriterinin uygulanışı bağlamında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, “Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulunun 12.02.2009 günlü rapor içeriğinde M… Ş…’nun vücut gelişimine göre 19 yaş ile uyumlu olduğunun bildirildiği, dinlenen tanığın da iddiayı doğrular mahiyette beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır” tespitini yapmıştır. Aynı kararda, kardeşler arasındaki sıralamanın (kimin abla/ağabey olarak bilindiğinin) değişmesinin davanın doğrudan reddini gerektirmeyeceği, “yaşının düzeltilmesi istenen M…’in kayıtlarda ablası olarak görünen D…’nın her zaman dava açarak yaşının düzeltilmesini talep etme hakkı bulunmaktadır. Hal böyle olunca, D…’nın abla olarak bilinmesinin sonuca etkisi bulunmamaktadır” denilerek ayrıca belirtilmiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2011/8926, K. 2011/9504, T. 29.09.2011 | Klinik ve Radyolojik Değerlendirmenin Birlikte Yapılması Gerekir

Klinik muayene ile radyolojik bulgunun birlikte değerlendirilmesi bağlamında, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, “Bitlis Devlet Hastanesince verilen 16.12.2010 günlü sağlık kurulu raporunda klinik ve radyolojik olarak 16 yaş ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir” şeklindeki heyet raporuna dayanarak davanın kabulü gerektiğine hükmetmiştir; bu karar dış görünümün tek başına değil, kemik grafisi bulgularıyla birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Emeklilik, Spor Lisansı ve Evlilik İçin Açılan Yaş Davalarının Sonuçları

Uygulamada bir yaş düzeltme davası çoğunlukla soyut bir kütük tashihinden ziyade belirli hukuki, mali veya mesleki kazanımlar elde etmek maksadıyla açılmaktadır. Ancak nüfus kaydının düzeltilmesi kararı her özel hukuk veya idare hukuku alanında otomatik olarak geçmişe etkili sonuç doğurmaz.

EYT ve SGK Kabusu: Mahkeme Kararıyla Yaş Büyütmek Emeklilik Yaşını Öne Çeker mi? (5510 Sayılı Kanun Madde 57 İstisnaları)

⚖️ Yasal Dayanak: 5510 Sayılı Kanun m.57 – Yaş Düzeltmelerinin Sigortada Dikkate Alınması

“Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının (…) ilk defa malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olduğu tarihte, nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri (…) esas alınır. İş kazası, meslek hastalığı, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği veya sigortalıların bu Kanuna ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış kanunlara tâbi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz.”

Vatandaşların en çok yanılgıya düştüğü husus, yaş büyütme davası yoluyla emeklilik yaşının erkene çekilebileceği veya Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) kapsamındaki şartların bu yolla tamamlanabileceği inancıdır. Kanun sigortalılık başlangıcından sonraki yaş düzeltmelerini kesinlikle nazara almaz; kurum emeklilik yaşını kişinin ilk sigortalı olduğu tarihteki eski doğum tarihine göre hesaplar. İstisna yalnızca, ilk defa sigortalı tescil edilmeden önce açılıp kesinleşmiş yaş düzeltme kararları ile idarenin tescil esnasında yaptığı belgelenebilir maddi yazım hatalarının düzeltilmesi hallerinde söz konusudur.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — E. 2022/14400, K. 2022/16580, T. 22.12.2022 | Sigorta Öncesi Açılan Dava İstisnası ve Sigorta Sonrası Ret Örneği

Sigorta başlangıcı öncesi istisnasının uygulanışı bağlamında, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, “Davacının yaşının düzeltilmesine ilişkin davanın sigorta başlangıç tarihinden önce açılmış olması, dosyada alınan sağlık kurulu rapor tarihinin ve kararın verildiği tarihin de sigorta başlangıcından önce olması, ayrıca davacının ilkokula başlangıç tarihi ile askerlik tarihlerinin düzeltilmiş yaşına uygun olması ve doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davanın kayıt tashihi olduğu dikkate alınarak değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması yerinde değildir” tespitini yapmıştır. Aynı kararda, sigorta başlangıcından SONRA kesinleşen bir düzeltmenin reddedildiği somut örneğe de yer verilmiştir: “Davacının 15.02.2021 tarihli tahsis talebi, sigortalı işe başlangıç tarihinin 22.08.1988 tarihi olması, mahkeme kararının çalışmaya başlamasından sonra kesinleşmesi nedeniyle düzeltilmiş doğum tarihinin emeklilik hesabında dikkate alınamayacağı, bu sebeple emeklilik şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedilmiştir”.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — E. 2025/663, K. 2025/11793, T. 15.09.2025 | Diploma ve Okul Kayıtlarına Dayalı “Kayıt Tashihi” İstisnası

Klasik yaş tashihi ile kayıt tashihi arasındaki ayrım bağlamında, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, “Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.05.2017 tarih ve 2017/35 E. 2017/152 K. sayılı ‘resmi kayıtlar esas alınarak’ yaşın düzeltildiği yönündeki karar gerekçesi, davacıya ait okula başlama ve bitirme kayıtları, resmi kayıtlar ve mahkeme direnme kararındaki gerekçeler gözetildiğinde direnme kararının yerinde olduğu” sonucuna varmış; “diploma, okul kayıtları gibi resmi kayıtların esas alınması suretiyle doğum yılının düzeltilmesi halinde davanın klasik yaş tashihi değil kayıt tashihi ile ilgili olduğu, aksi haldeki kabulün hayatın olağan akışına aykırı olduğu” gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. Bu ayrım, resmi kayıtlara (diploma, okul kaydı) dayanan tashihlerin sigorta başlangıcından sonra da emeklilikte geçerli sayılabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.

Profesyonel Sporcular (Futbol/Basketbol) İçin Altyapı Lisansı Aşamasında Açılan Yaş Küçültme Davaları

Spor amaçlı açılan bir yaş düzeltme davasında da aynı kısıtlar geçerlidir. Spor kulüplerinin altyapı kategorilerinde (U15, U17, U19 vb.) yaş sınırlarına takılan sporcuların lisans alabilmek veya genç kategorilerde müsabakalara katılabilmek amacıyla yaş küçültme talebiyle yargıya başvurdukları bilinmektedir. Ancak Türkiye Futbol Federasyonu ve ilgili spor federasyonlarının talimatları gereğince, lisans tescilinden sonra mahkeme kararıyla yapılan yaş küçültmeleri kural olarak spor müsabakalarındaki yaş kategorisi tayininde geçerli sayılmamaktadır. Mahkemeler de salt sportif menfaat temin etmek amacıyla ileri sürülen ve biyolojik verilerle (kemik grafileri, hastane kayıtları) doğrulanmayan gerçeğe aykırı yaş küçültme taleplerini re’sen araştırma ilkesi kapsamında reddetmektedir. İncelenen yargı kararları ve mevzuat bilgi notu kapsamında, profesyonel sporcuların veya altyapı lisans süreçlerinde bulunan kişilerin yaş küçültme davalarına ilişkin özel bir düzenleme veya emsal karara rastlanmamıştır; bu tür başvurularda da genel kayıt düzeltme usulleri, kamu düzeni kriterleri ve 25 yaş sınırı kuralları aynen uygulanmaktadır.

Erken Evlilik (Nikah) ve Reşit Olma (18 Yaş) Amacıyla Aile Onayıyla Açılan Yaş Büyütme Başvuruları

TMK m.11 uyarınca erginlik kural olarak 18 yaşın doldurulmasıyla başlar; TMK m.124 uyarınca da evlenme yaşı kural olarak 17, olağanüstü hallerde mahkeme izniyle 16’dır. Uygulamada 18 yaşından küçük bireylerin erken evlenebilmesi veya velayet/vesayetten bağımsız işlem yapabilmesi amacıyla aileler tarafından yaş büyütme davaları açılabilmektedir. Ancak bir yaş düzeltme davası bir “evlenme izni” veya “kazai rüşt” davası değildir; mahkeme evlenme niyetinden bağımsız olarak gerçek doğum tarihini araştırır ve kişinin nüfusa geç tescil edildiği bilimsel ve resmi delillerle kanıtlanmadığı müddetçe, sırf evliliğe imkân tanımak maksadıyla yaş büyütme kararı verilemez. Bu değerlendirme, yaş tespitinin ceza sorumluluğuna etkisini konu alan Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 30.05.2023 tarihli, 2021/3712 E. ve 2023/3647 K. sayılı kararında da örneklenmiştir; anılan kararda mağdurenin bilimsel olarak düzeltilen yaşına göre suç tarihinde 15 yaşından büyük olduğu tespit edilerek hüküm buna göre kurulmuş ve onanmıştır – bu da yaş tespitinin sonucunun, davayı açan tarafın beklentisine göre değil, bilimsel bulguya göre belirlendiğini göstermektedir. İncelenen üç raporda evlenme izni prosedürüne ilişkin başkaca özel bir veri yer almamaktadır.

İstanbul Anadolu Adliyesi Süreci: Görevli Mahkeme, Şahitler ve Karar

İstanbul Anadolu Adliyesi yargı çevresinde (Kartal, Pendik, Maltepe, Tuzla, Kadıköy, Ümraniye, Sultanbeyli ve mülhak ilçeler) ikamet eden vatandaşların yaş düzeltme davasıları, 5490 sayılı Kanun’un usuli kuralları çerçevesinde yürütülür.

Nüfus Müdürlüğüne Karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde Açılacak Davanın Hazırlık Aşaması

⚖️ Yasal Dayanak: NHK m.36/1-a – Görevli Mahkeme ve Taraf Teşkili

“a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları (…) nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır.”

Buna göre görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise davacının yerleşim yeri (ikametgâh) adresinin bulunduğu yer mahkemesidir; örneğin ikametgâhı Kartal, Pendik veya Tuzla’da bulunan bir davacı davasını İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açmalıdır. Dava, ilgilinin yerleşim yeri İlçe Nüfus Müdürlüğü’ne husumet yöneltilerek açılır; duruşmalar nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuruyla yürütülür ve Cumhuriyet savcısının da kamu adına davada yer alma yetkisi bulunmaktadır. Dava açılmadan önce tam vukuatlı aile nüfus kayıt tablosu, varsa doğum tutanakları, ilk tahsil kayıtları ve kardeşlerin doğum listesi temin edilerek dilekçeye eklenmeli, soybağı uyuşmazlığı içeren talepler (Aile Mahkemesinin görev alanına giren) ile nüfus kaydı düzeltme talepleri usul ekonomisi ve görev kuralları gereği birbirine karıştırılmamalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2023/2910, K. 2023/3074, T. 07.06.2023 | Hâkimin Takdir Yetkisinin Sınırları

Hâkimin takdir yetkisinin denetimi bağlamında, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, “4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde hâkimin takdir yetkisi düzenlenmiştir. Buna göre; kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir” tespitini yapmış; “İleri sürülen kanun yararına bozma sebeplerinin delillerin takdiri ve değerlendirilmesi kapsamında olduğu, verilen kesinleşmiş olan kararda maddî hukukun yanlış tespit edilmiş olması veya kanunda açıklanan hususlara açık bir aykırılık hali bulunmadığı”nı belirterek, usulüne uygun toplanan delillere dayalı kararların istikrarını vurgulamıştır.

Doğum Tarihini Kesin Olarak Bilen Şahitlerin (Ebe, Köy Muhtarı, Büyük Akrabalar) Duruşmadaki Beyanlarının Önemi

Bu tür bir yaş düzeltme davasında, özellikle resmi hastane doğum kaydı bulunmayan veya 25 yaşını aştığı için kemik grafisi kesin sonuç vermeyen davacılar yönünden tanık delili hayati önem taşır. Mahkemece dinlenecek tanıkların; doğumu bizzat yaptıran geleneksel ebe, doğum anında hazır bulunan komşular, o tarihteki köy muhtarı veya azaları ile davacının doğum tarihini ailedeki diğer somut olaylarla (deprem, sel, askerlik, büyük kardeşin evliliği gibi) ilişkilendirerek doğrudan görgüsüne dayalı aktarabilecek yaşça büyük akrabalar olması gerekir. Tanıkların soyut ve ezbere beyanları yeterli olmayıp, doğum zamanını nereden ve nasıl bildiklerini gerekçelendirmeleri, beyanlarının nüfus kayıtlarıyla ve mevsimsel/kronolojik olgularla çelişmemesi zorunludur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/2145, K. 2017/5843, T. 19.04.2017 | Hâkim Kayıtlar Arasında Çelişki Yaratmamaya Özen Göstermelidir

Tanık beyanlarının resmi kayıtlarla uyumu bağlamında, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, “mahkemelerin tarafların veya tanıkların beyanları ile bağlı kalmaksızın gerçeği araştırıp doğru sicil oluşturmak mecburiyetinde olduğu”nu vurgulamış ve “Hakim nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken, kayıtlar arasında çelişki meydana getirmemeye ve hayatın doğal akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermesi gerekir” ilkesini benimseyerek, tanık beyanına dayalı bir düzeltmenin dahi diğer kayıtlarla “nüfus kayıtlarında çelişki meydana getirmekte” olup olmadığının denetlenmesi gerektiğini belirtmiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2013/3056, K. 2013/4007, T. 18.03.2013 | Tanık Beyanı Sağlık Kurulu Raporuyla Örtüştüğünde Davanın Kabulü Gerekir

Tanık beyanı ile bilimsel raporun birlikte değerlendirilmesi bağlamında, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, “hakim istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği bulgulara göre doktor raporları, tanık anlatımları ve tüm diğer belgeleri birlikte değerlendirerek diğer kayıtlarla çelişki yaratmayacak şekilde karar vermek durumundadır” ilkesini benimsemiş ve somut olayda “Dosya kapsamında toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve 16.11.2011 tarihli sağlık kurulu raporundan …’in rapor tarihi itibari ile 19 yaş civarında olduğu anlaşıldığına göre” davanın kabulü gerektiğine hükmetmiştir.

Hastane Kaydı Yoksa ve Şahit/Kemik Yaşı Uyumluysa “Tek Celsede” Karar Alma Stratejisi

Yaş düzeltme davalarında kamu düzeni ve re’sen araştırma ilkesi geçerli olduğundan, yargılamanın seyri mahkemenin delilleri toplama hızına bağlıdır. Davanın en kısa sürede (mümkünse tek celsede veya iki celsede) neticelendirilmesi şu usuli stratejinin eksiksiz işletilmesine bağlıdır: dava dilekçesinde tüm resmi kurum kayıtlarının (okula başlama belgesi, aşı kartı, askerlik tescil belgesi) eksiksiz sunulması ve ilgili İlçe Nüfus Müdürlüğü’nden dayanak doğum tutanağı ile aile kütüğünün tensiple birlikte celp edilmesi; tensip zaptı ile birlikte veya hemen akabinde davacının tam teşekküllü devlet hastanesine sevkinin talep edilerek kemik grafisi ve heyet raporunun ilk duruşma gününe kadar dosyaya kazandırılması; doğum olayını bizzat bilen tanıkların duruşma günü mahkeme salonunda hazır bulundurulması. Resmi hastane doğum belgesinin bulunmadığı, hastane sağlık kurulu raporunun taleple örtüştüğü, tanık beyanlarının kemik yaşı raporuyla tam uyum sağladığı ve kardeşlerle 180 günlük biyolojik süre sınırının ihlal edilmediği tespit edildiğinde, mahkemece ek bir tahkikata gerek görülmeksizin ilk celsede davanın kabulüne karar verilmesi usulen mümkün hale gelmektedir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2013/2162, K. 2013/6818

Yaş düzeltme davalarının kamu düzeniyle yakından ilgili olduğunu ve tek itibar edilecek belgenin bilimsel nitelikteki sağlık kurulu raporu olduğunu ortaya koyan temel karar.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2009/1671, K. 2009/5965

Hastane doğum raporundaki çocuk ile yaşı düzeltilmek istenen çocuğun aynı kişi olup olmadığının ayrıca araştırılması gerektiğini vurgulayan bozma kararı.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/8400, K. 2018/11283

Kardeşler arasında 180 günden az bir zaman olamayacağı kuralını NHKUY m.33/1-a’ya dayandırarak tanımlayan referans karar.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2011/10383, K. 2012/459

Kardeşler arasında tespit edilen 3 ay 21 günlük farkın biyolojik imkânsızlık teşkil ettiğini somut olayla gösteren bozma kararı.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2010/9603, K. 2010/14593

Mevcut kayıtta kardeşle 180 günden az süre tespit edildiğinde davanın reddedilmeyip kabul edilmesi gerektiğini gösteren ters yönlü örnek.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/8727, K. 2018/11300

İkiz kardeşlerin ayrı ayrı kemik grafisiyle karşılaştırmalı incelenmesi gerektiğini, ikizlik iddiasının tıbben doğrulanmasını arayan karar.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi — E. 2021/18817, K. 2024/1502

Aynı konuda ikinci kez düzeltme yapılmasının önünde artık kanuni bir engel bulunmadığını teyit eden güncel karar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu — E. 2023/146, K. 2025/379

Ceza yargılamasında yaş tereddüdünün bilimsel ve resmi delillerle çözülmesi gereken usulü ayrıntılı biçimde ortaya koyan güncel içtihat.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2011/5353, K. 2011/7158

Adli Tıp’tan rapor alınmadan verilen ret kararının hatalı olduğunu, gerçek yaşın bilimsel yöntemle saptanması gerektiğini belirleyen bozma kararı.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2015/2525, K. 2015/16269

Adli Tıp Kurumu’nun yerleşik görüşüne göre 25 yaşa kadar yaş tespitinin bilimsel olarak mümkün olduğunu teyit eden karar.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/6737, K. 2017/17368

22 yaştan sonra spesifik kemik yaşı tayininin yapılamadığını, 25 yaş üzerindeki taleplerde mevcut belgelerin yetersiz kalacağını belirleyen karar.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/2334, K. 2017/10070

25 yaş üzerindeki davacılarda kemik yaşı tespitinin tıbben imkânsız olduğunu ve mevcut eski tıbbi kayıtların esas alınacağını gösteren yerleşik karar.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/2262, K. 2017/7701

25 yaş kuralına rağmen, resmi belge ve tanık delili varsa mahkemenin ek araştırma yaparak karar vermesi gerektiğini belirten istisna kararı.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — E. 2010/395, K. 2010/369

Dış görünüş ve tanık beyanının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, kardeş sıralamasının tek başına davayı etkilemeyeceğini gösteren karar.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2011/8926, K. 2011/9504

Sağlık kurulu raporunda klinik ve radyolojik değerlendirmenin birlikte yapılması gerektiğini somut bir örnekle gösteren karar.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — E. 2022/14400, K. 2022/16580

Sigorta başlangıcından önce açılan davanın istisna teşkil ettiğini, sonra kesinleşen bir kararın ise emeklilik hesabında dikkate alınamayacağını gösteren karar.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — E. 2025/663, K. 2025/11793

Diploma ve okul kayıtlarına dayanan düzeltmelerin klasik yaş tashihinden farklı bir “kayıt tashihi” olduğunu ayıran güncel direnme kararı.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2023/2910, K. 2023/3074

TMK m.4 uyarınca hâkimin takdir yetkisinin hukuka ve hakkaniyete göre kullanılması gerektiğini ve usulüne uygun kararların istikrarını vurgulayan karar.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — E. 2017/2145, K. 2017/5843

Hâkimin nüfus kaydı düzeltirken kayıtlar arasında çelişki yaratmamaya özen göstermesi gerektiğini belirleyen ilke kararı.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi — E. 2013/3056, K. 2013/4007

Tanık beyanlarının sağlık kurulu raporuyla tam örtüştüğü hallerde davanın kabulü gerektiğini somut yaş tespitiyle gösteren karar.

Sık Sorulan Sorular

Hastanede doğduğuma dair resmi kayıt varsa yaş düzeltme davası açabilir miyim?
Kural olarak hayır. Doğumun sağlık kuruluşunda gerçekleştiğine dair resmi doğum tutanağı veya doğum belgesi mevcutsa, bu belge sahteliği ispat edilinceye kadar geçerli resmi senet niteliğindedir ve Yargıtay bu belgeye aykırı yaş düzeltmesine izin vermemektedir.
Kemik yaşı tespiti kaç yaşına kadar yapılabilir?
Kemik epifiz hatları biyolojik olarak 20-25 yaş civarında kapandığından, Adli Tıp Kurumu’nun yerleşik bilimsel görüşüne göre 25 yaşa kadar yaş tespiti yapılabilir. 25 yaşından büyük olduğu kayden sabit kişilerde kemik grafisiyle kesin bir yaş tayini artık tıbben mümkün değildir.
Kardeşimle aramda 180 günden az fark varsa ne olur?
Bu durum “kardeş engeli” olarak adlandırılır. Bir kadının iki canlı doğum arasındaki asgari fizyolojik süresi 180 gün kabul edildiğinden, talep edilen tarih ile kardeşin doğum tarihi arasında 180 günden az bir fark varsa (ikizlik iddiası hariç) bu biyolojik imkânsızlık teşkil eder ve dava reddedilir; ancak mevcut kayıtta böyle bir çelişki tespit edilirse davanın kabulü gerekebilir.
Yaş düzeltme davasını hayatımda birden fazla kez açabilir miyim?
Evet. “Ancak bir kere açılabilir” kuralı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve 7039 sayılı Kanun’la NHK m.36/1-b yeniden düzenlenmiştir. Haklı bir sebebin (yeni bilimsel delil, maddi hata) varlığı halinde aynı konuda ikinci kez dava açılması yasal olarak mümkündür.
Mahkeme kararıyla yaşımı büyütürsem emeklilik yaşım öne çekilir mi?
Kural olarak hayır. 5510 sayılı Kanun m.57 uyarınca sigortalılık başlangıcından sonra alınan yaş büyütme kararları SGK ve emeklilik hesabında dikkate alınmaz. İstisna yalnızca, ilk sigortalı tescilinden önce açılıp kesinleşen davalar veya idarenin belgelenebilir maddi yazım hatasını düzeltmesi hallerinde söz konusudur.
Yaş düzeltme davasında hangi mahkeme görevli ve yetkilidir?
Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme davacının yerleşim yeri mahkemesidir. Dava, ilgilinin yerleşim yeri İlçe Nüfus Müdürlüğü’ne husumet yöneltilerek açılır; duruşmalar nüfus müdürü veya görevlendireceği memurun huzuruyla yürütülür.
Tanık beyanı tek başına yaşımı düzeltmeye yeter mi?
Kural olarak hayır. Tanık beyanları yardımcı bir delil niteliğindedir ve tek başına resmi kaydın değiştirilmesine yetmez; ancak sağlık kurulu/kemik yaşı raporuyla desteklendiğinde ve nüfus kayıtlarıyla çelişki yaratmadığında hükme esas alınabilir.
Yaş küçültme davası spor lisansı için geçerli midir?
Lisans tescilinden sonra mahkeme kararıyla yapılan yaş küçültmeleri, ilgili spor federasyonlarının talimatları gereğince kural olarak müsabakalardaki yaş kategorisi tayininde geçerli sayılmaz. Mahkemeler de salt sportif menfaat amacıyla ileri sürülen, biyolojik verilerle doğrulanmayan talepleri reddetmektedir.

Bu makalede ele alınan yaş düzeltme davası, Turgut Ekrem Hukuk Bürosu’nun Aile Hukuku alanındaki çalışmalarının bir parçasıdır.

Doğum Tarihinizin Düzeltilmesi İçin Doğru Delil Stratejisini mi Arıyorsunuz?

Resmi hastane kaydının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, kardeş engeli riskinin önceden hesaplanması ve kemik yaşı sevkinin doğru zamanlanması, davanın tek celsede sonuçlanma ihtimalini doğrudan artırır. Dosyanızı birlikte değerlendirelim.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp’tan Yazın
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olayınıza özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Yaş düzeltme davasının açılması, kemik yaşı sevki veya tanık/delil stratejisi için mutlaka bir avukata danışınız. — Av. Turgut Ekrem – turgutekrem.av.tr
Paylaş: 𝕏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu konuda hukuki destek mi gerekiyor?

Davanızın özelliklerini değerlendirmek için randevu talebinizi gönderin.

Randevu Al