Sınır dışı kararı, Göç İdaresi’nin veya valiliğin bir yabancıyı Türkiye sınırları dışına çıkarma ve genellikle belirli bir süre ülkeye girişini yasaklama yönünde verdiği idari bir işlemdir. Kapınıza gelen tebligatta “sınır dışı etme kararı” yazdığını gördüğünüzde ya da bir yakınınız bu kararla karşı karşıya kaldığında akan saatler hayati önem taşır: elinizde yalnızca yedi gün vardır ve bu süre kaçırıldığında karar kesinleşir. Bu makalede sınır dışı kararının hangi gerekçelerle verildiği, yedi günlük iptal davası süresinin neden “hayat öpücüğü” niteliğinde olduğu, hangi yabancıların dava açsa dahi ya da hiçbir şekilde sınır dışı edilemeyeceği ve giriş yasağının nasıl kaldırılabileceği güncel Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararları ışığında ele alınmaktadır.
6458 sayılı Kanun m. 54/1 — Sınır Dışı Etme Sebepleri: Kanun, hangi yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınacağını (a) ile (k) arası bentlerde tahdidi (sınırlı sayıda) olarak belirlemiştir; idare bu bentlerin dışına çıkarak kıyas yoluyla yeni bir sebep türetemez.
6458 sayılı Kanun m. 53/3 — İptal Davası ve Otomatik Durma: Yabancı veya avukatı, sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde dava açabilir; dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilemez. Mahkemenin bu konuda verdiği karar kesindir.
6458 sayılı Kanun m. 55/1 — Sınır Dışı Edilemeyecek Yabancılar: 54. maddedeki sebeplerden biri bulunsa dahi; ölüm cezası, işkence veya kötü muamele riski, ciddi sağlık sorunu, hamilelik, hayati tedavi süreci ve insan ticareti mağduriyeti gibi hâllerde sınır dışı etme kararı alınamaz.
6458 sayılı Kanun m. 4 — Mutlak Geri Gönderme Yasağı (Non-Refoulement): Hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez.
6458 sayılı Kanun m. 57 — İdari Gözetim: Kaçma veya kamu düzenini tehdit riski bulunan yabancılar hakkında valilikçe azami altı ay (gerekirse altı ay daha uzatılabilir) idari gözetim kararı verilebilir; bu karara karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir.
Sınır Dışı (Deport) Kararı Kimler İçin, Hangi Gerekçelerle Verilir?
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesinin birinci fıkrası, sınır dışı kararı verilecek yabancıları tahdidi olarak saymıştır. Anayasa Mahkemesi (B. No: 2021/4791, T. 6/3/2024), “kamu düzeni ve millî güvenlik yönünden tehlikeli olduğu tespit edilen yabancıların sınır dışı edilmesinin bu yaptırımlar arasında en başta geldiğini” belirterek idarenin bu konudaki egemenlik yetkisini teyit etmiş; ancak bu yetkinin keyfîliğe karşı yargısal denetime tabi olduğunu da eklemiştir.
| Sınır Dışı Sebebi (Özet) | Kanun Maddesi |
|---|---|
| TCK m. 59 kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler | m. 54/1-a |
| Terör örgütü veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi | m. 54/1-b |
| Giriş, vize veya ikamet işlemlerinde sahte belge / gerçek dışı bilgi kullananlar | m. 54/1-c |
| Geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar | m. 54/1-ç |
| Kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar | m. 54/1-d |
| Vize / vize muafiyeti süresini 10 günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler | m. 54/1-e |
| İkamet izni iptal edilenler | m. 54/1-f |
| İkamet izni süresini kabul edilebilir mazeret olmaksızın 10 günden fazla aşanlar | m. 54/1-g |
| Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler | m. 54/1-ğ |
| Yasal giriş/çıkış hükümlerini ihlal edenler veya buna teşebbüs edenler | m. 54/1-h |
| Hakkında giriş yasağı varken Türkiye’ye geldiği tespit edilenler | m. 54/1-ı |
| Uluslararası koruma başvurusu reddedilen/hariçte tutulan ve kalma hakkı bulunmayanlar | m. 54/1-i |
| İkamet uzatma başvurusu reddedilip 10 gün içinde çıkış yapmayanlar | m. 54/1-j |
| Uluslararası kuruluşlarca tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler | m. 54/1-k |
Vize İhlali (Overstay) ve Kaçak Duruma Düşmek Doğrudan Deport Sebebi midir?
Evet, kural olarak. 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (g) bentleri uyarınca, vize veya vize muafiyeti süresini ya da ikamet izni süresini kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın on günden fazla aşan (overstay) yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır.
Ancak kanun, kendiliğinden çıkış yapmak isteyenlere önemli bir kaçış kapısı tanımıştır. 6458 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca; “vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılara, idari para cezalarını ödemiş olmaları ve Bakanlıkça belirlenen ihlal sürelerini aşmamaları kaydıyla, Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınmayabilir.” Aynı şekilde 56. madde kapsamında tanınan “Türkiye’yi Terke Davet” süresi (15-30 gün) içinde kendiliğinden çıkış yapan ve idari para cezasını ödeyen yabancıya da giriş yasağı uygulanmayabilir. Buna karşılık kolluk tarafından sokakta veya işyerinde yakalanarak kaçak durumu resen tespit edilen yabancılar bu yumuşatılmış rejimden yararlanamaz; sınır dışı etme ve idari gözetim işlemleri doğrudan tatbik edilir.
Kaçak Çalışma: Çalışma İzni Olmayan Yabancıların İşyerinde Yakalanması ve İşverenin Sorumluluğu
6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi gereğince, çalışma izni olmadan çalıştığı denetimde tespit edilen yabancılar hakkında doğrudan sınır dışı etme kararı alınır. Bu durumun idari ve mali sonuçları 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu’nun 23. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.
Maddenin sekizinci fıkrası uyarınca “çalışma izni bulunmadan çalıştığı tespit edilen yabancılar sınır dışı edilmek üzere İçişleri Bakanlığına bildirilir.” İşverenin mali sorumluluğu ise dokuzuncu fıkrada şu şekilde düzenlenmiştir: “işveren veya işveren vekili, çalışma izni bulunmayan yabancının ve varsa eş ve çocuklarının konaklama giderlerini, ülkelerine dönmeleri için gerekli masrafları ve gerektiğinde sağlık harcamalarını karşılamak zorundadır.” Bu giderler Göç İdaresi bütçesinden karşılanırsa, 6183 sayılı Kanun uyarınca işverenden tahsil edilir. Ayrıca hem kaçak çalışan yabancıya hem de izinsiz çalıştıran işverene 6735 sayılı Kanun’un 23/5. maddesi kapsamında ayrı ayrı idari para cezası uygulanır; işverenin işyerindeki denetim tutanağının usule aykırılığını veya yabancının fiilen çalışmadığını (örneğin misafir/müşteri olduğunu) ispatlaması hâlinde işlem iptal ettirilebilir.
Sahte Belge veya Yanıltıcı Bilgi Kullanımı da Doğrudan Sınır Dışı Sebebi midir?
Evet. 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, Türkiye’ye giriş, vize veya ikamet izni işlemlerinde gerçek dışı bilgi veya sahte belge kullanan yabancıları ayrı ve doğrudan bir sınır dışı sebebi olarak düzenlemiştir. Uygulamada bu bent en sık; sahte evlilik (muvazaalı evlilik) yoluyla ikamet izni alınmaya çalışılması, sahte iş teklifi veya diploma sunulması ya da başka bir kişinin kimlik bilgileriyle işlem yapılması hâllerinde uygulanmaktadır. İdare mahkemesinde açılacak iptal davasında, isnat edilen sahtecilik iddiasının somut delillerle (bilirkişi incelemesi, resmî kurum yazışmaları) desteklenip desteklenmediği titizlikle incelenmelidir; zira idarenin bu bent kapsamında da soyut şüpheyle değil somut tespitle hareket etmesi gerekir.
(Bu başlık, konuyla yakından ilgili ve pratikte sık karşılaşılan bir soru olduğu için ek olarak eklenmiştir.)
Suça Karışan Yabancılar: Adli Bir Olayda (Örn: Kavga, Kazaya Karışma) Beraat Edilse Bile Deport Kararı Alınır mı?
Evet, alınabilir. Anayasa Mahkemesi (B. No: 2020/13340, T. 19/1/2022), yabancıların ülkeye kabulü ve sınır dışı edilmesinin devletin egemenlik yetkisi kapsamında olduğunu vurgulayarak “yabancı uyruklu bir kişinin sınır dışı edilmesini gerektiren durumların mutlaka suç niteliği taşıması ve bunun yargı kararıyla belirlenmiş olması zorunluğu bulunmadığı” tespitinde bulunmuştur. Buna göre idare, adli ceza yargılamasından bağımsız olarak yabancının kamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit oluşturup oluşturmadığını kendi takdiriyle değerlendirebilir.
Ancak bu yetki sınırsız değildir. Anayasa Mahkemesi (B. No: 2021/4791, T. 6/3/2024 ve B. No: 2018/36798, T. 17/11/2021), idarenin soyut iddialarla işlem tesis edemeyeceğini, yabancının somut eylemlerini ortaya koyması gerektiğini belirtmiştir. Bu noktada adli yargılamada verilen bir beraat kararı büyük önem taşır: beraat, isnat edilen fiilin sübut bulmadığını veya iddianın tamamen asılsız olduğunu gösteriyorsa, idare mahkemesinde açılacak iptal davasında sınır dışı işleminin sebep unsurunun maddi temelden yoksun olduğunu ispatlayan en güçlü delil hâline gelir.
“Kamu Düzenini ve Güvenliğini Bozmak” (G-87 vb. Kodlar) Ne Demektir ve Hangi Durumlarda Uygulanır?
Kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturma, 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenmiştir. Uygulamada bu bent, genel güvenlik gerekçeli “G-87” tahdit kaydı veya millî güvenlik gerekçeli “G-82” tahdit kaydı gibi kodlarla birlikte uygulanır.
Anayasa Mahkemesi (B. No: 2018/36798, T. 17/11/2021 ve B. No: 2021/4791, T. 6/3/2024), “Devletin kamu düzenini ve millî güvenliği korumak üzere yabancıların ülkeye girişini ve ikamet etmesini denetleme konusundaki takdir yetkisinin daha geniş olduğu kabul edilmelidir” ilkesini vurgulamakla birlikte, “kamu makamlarının soyut şekilde kişinin millî güvenlik bakımından tehlike oluşturduğunu ileri sürmeleri de yeterli değildir; kamu makamlarının mutlaka somut olayın koşulları içinde kişinin millî güvenliği tehlikeye atacak nitelikteki faaliyetlerde bulunduğuna dair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunması gerekir” kuralını getirmiştir.
Bu kararda Anayasa Mahkemesi, incelediği bir yargı kararını aktararak “yapılan araştırmada başvurucu hakkında somut bir tespitin olmadığı, ilgili kaydın sehven konulmuş olabileceği” gerekçesine dayanıldığını belirtmiş ve somut delile dayanmayan tahdit kodunun idari yargıda iptal edilmesiyle birlikte “bireysel başvuruya konu edilen genel güvenlik tahdit kodu nedeniyle sınır dışı etme kararının uygulanma ihtimalinin ortadan kalktığı” sonucuna varmıştır. Karar, bir tahdit kodunun sistemde görünmesinin tek başına gerçeği yansıtmayabileceğini; idarenin somut delil sunamadığı durumlarda kodun büyük olasılıkla idari hata (sehven kayıt) olabileceğini göstermesi bakımından önemlidir (Bkz. ayrıca AYM, B. No: 2017/5973, T. 13/1/2022).
Deport Kararını Otomatik Durduran Hayat Öpücüğü: İptal Davası (7 Günlük Kritik Süre)
Sınır dışı kararına karşı idari yargıda iptal davası açılması, idari yargılama usulündeki genel “davanın açılması yürütmeyi durdurmaz” kuralına 6458 sayılı Kanun’un getirdiği hayati bir istisnadır. Bu istisna sayesinde, süresi içinde açılan bir dava, ayrıca yürütmeyi durdurma kararı beklemeden sınır dışı işlemini kendiliğinden askıya alır.
Valiliğin (Göç İdaresinin) Verdiği Sınır Dışı Kararına Karşı 7 Gün İçinde İdare Mahkemesinde Dava Açmak Neden Hayatidir?
6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Bu yedi günlük süre hak düşürücü niteliktedir; kararın yabancıya tebliğ edildiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar.
Bu kararda mahkeme, sınır dışı kararına karşı öngörülen dava açma süresinin hak düşürücü olduğunu ve “mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir” kuralı uyarınca idare mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolunun kapalı olduğunu vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi de (B. No: 2020/18122, T. 17.07.2024 ve B. No: 2019/42965, T. 15/3/2022) aynı doğrultuda karar vermiştir. Karar, bu davada tek bir hukuki mücadele hakkının bulunduğunu; yedi günün kaçırılması hâlinde ne itiraz ne de istinaf yoluyla telafi imkânı kalmadığını göstermesi bakımından kritik önem taşımaktadır.
Sınır Dışı Kararına İtiraz ve İptal Davası Hangi Mahkemede ve Hangi Belgelerle Açılır?
Dava, kararı tesis eden valiliğin (İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün) bulunduğu yerdeki yetkili İdare Mahkemesinde açılır. Mahkemeye başvuran kişi, ayrıca sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirmek zorundadır. Mahkemeye yapılan başvurularda savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır; duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır ve başvurular, dosyanın tekemmülünden veya ara karar ya da duruşma yapılması gereken hâllerde bunların tamamlanmasından itibaren on beş gün içinde sonuçlandırılır.
- Sınır dışı etme kararının tebliğ evrakı (kararın kendisi ve tebliğ tarihini gösteren belge)
- Varsa isnat edilen fiile ilişkin adli dosya, beraat kararı veya soruşturma evrakı
- m. 55 kapsamında ileri sürülecek sağlık raporu, hamilelik belgesi veya insan ticareti mağduriyeti belgesi (uygunsa)
- Menşe ülkedeki risk iddiasını destekleyen ülke raporları (BM, Uluslararası Af Örgütü vb.) (uygunsa)
Davanın fiilen açıldığına dair mahkeme tevzi formu veya derkenar belgesi, fiziki sınır dışı işlemini (uçağa bindirilme riskini) ivedilikle engellemek amacıyla kararı alan valiliğe, İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne ve yabancının tutulduğu Geri Gönderme Merkezi’ne (GGM) derhal bildirilmelidir; bu bildirim çoğu zaman avukatın ilk ve en acil işidir.
(Bu başlık, kullanıcıların en çok aradığı pratik “nasıl dava açılır” sorusuna doğrudan cevap vermek amacıyla ek olarak eklenmiştir.)
İptal Davası Açıldığı Anda Sınır Dışı Kararı (Uçağa Bindirilme) Otomatik Olarak Durur mu?
Evet. 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi açıktır: “Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.” Anayasa Mahkemesi (B. No: 2020/13340, T. 19/1/2022), dava açılmasıyla birlikte “yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancının sınır dışı edilmesine ilişkin işlemin kanun gereği otomatik olarak askıya alındığı” tespitini yapmıştır.
Bu, ayrıca 2577 sayılı İYUK m. 27 kapsamında bir “yürütmenin durdurulması” kararı verilmesine gerek bırakmayan, kanundan doğan otomatik bir askıya alma (icranın ertelenmesi) hâlidir (AYM, B. No: 2020/7458, T. 2/6/2020; B. No: 2019/24388, T. 2/5/2023). Uygulamada yine de fiziki deport riskini anında engellemek için davanın açıldığına dair belgenin ilgili valiliğe ve GGM’ye faks, UYAP veya elden derhal iletilmesi tavsiye edilir.
Dava Açılmasına Rağmen Yabancı Geri Gönderme Merkezinde (GGM) Tutulmaya Devam Eder mi?
Sınır dışı kararına karşı iptal davası açılması sınır dışı etme fiilini (ülkeden çıkarılmayı) otomatik olarak durdursa da, sınır dışı kararı ile idari gözetim kararı birbirinden bağımsız iki ayrı idari işlemdir. Yabancı hakkında 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesi uyarınca tesis edilmiş bir idari gözetim kararı varsa, bu kişi doğrudan tahliye edilmez ve GGM’de tutulmaya devam eder.
Bu kararda Anayasa Mahkemesi, 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesinin ikinci fıkrasına atıfla “hakkında idari gözetim kararı alınan yabancıların, yakalamayı yapan kolluk birimince geri gönderme merkezlerine kırk sekiz saat içinde götürülmesi” gerektiğini vurgulamış; ayrıca yabancı veya avukatının 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine itirazda bulunabileceğini teyit etmiştir. Karar, idari gözetimin sınırsız bir tutulma olmadığını; hem yakalamadan GGM’ye götürülmeye kadarki sürecin hem de itiraz hakkının kanunla güvence altına alındığını göstermesi bakımından önemlidir.
İdari gözetim süresi azami altı ay olup, yabancının iş birliği yapmaması durumunda en fazla altı ay daha uzatılabilir (m. 57/3); gözetimin devamında zaruret olup olmadığı ise valilikçe her ay düzenli olarak değerlendirilir (m. 57/4; AYM, B. No: 2016/35009, T. 2/5/2019).
Bu kararda Anayasa Mahkemesi, idari gözetimin “istisnai bir yol” olduğunu, “demokratik hukuk devletinin gerekli ve makul kıldığı ölçüde denetlenebilmesi” gerektiğini belirtmiş ve sınır dışı etme sürecinde uygulanan idari gözetim işleminin “gerekli özen” içinde yürütülmediği hâllerde hak ihlali doğacağına hükmetmiştir. Karar, GGM’de tutulma süresinin uzaması veya sürecin gereksiz yere ağırdan alınması durumunda, bizzat idari gözetimin kendisinin bir hak ihlali konusu olabileceğini göstermesi bakımından önemlidir; idari gözetimden doğan zararlar için ayrıca idari yargıda tam yargı davası açılabilir (AYM, B. No: 2016/23744, T. 15/5/2020; B. No: 2019/37667, T. 16/3/2022).
İstisnalar: Dava Açılsa Bile Sınır Dışı Edilecek (Otomatik Durmayan) Yabancılar Kimlerdir?
Bu başlık altındaki soru aslında bir “tuzak sorudur”: Türkiye hukukunda böyle bir istisna artık yürürlükte değildir. Ancak geçmişte var olan ve hâlâ pek çok kişiyi yanlış yönlendiren bu eski kuralı bilmek, güncel korumanın değerini anlamak açısından önemlidir.
Terör Örgütü Yöneticisi, Üyesi veya Destekçisi (54/1-b) İddiasıyla Yakalananların Deport Süreci Nasıl İşler?
Geçmiş yasal düzenlemede (676 sayılı KHK ve 7070 sayılı Kanun döneminde), 54. maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri kapsamındaki kişiler için dava açılmasının sınır dışı işlemini durdurmayacağı yönünde bir istisna bulunmaktaydı (AYM, B. No: 2016/43088, T. 3/12/2020; B. No: 2018/13225, T. 5/10/2022).
Bu kararda Anayasa Mahkemesi açıkça şu tespiti yapmıştır: “7196 sayılı Kanun’un 75. maddesiyle 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesi değiştirilmiş, bu değişiklikle yukarıda belirtilen üç bent kapsamındaki sınır dışı işlemlerine ilişkin istisna kaldırılmıştır. Buna göre hakkında sınır dışı etme kararı alınan bir yabancı bu işleme karşı yedi gün içinde iptal davası açtığında her hâlükârda dava süresince sınır dışı etme işlemi otomatik olarak duracaktır.” Karar, terör örgütü isnadıyla (54/1-b), kamu düzeni gerekçesiyle (54/1-d) veya uluslararası terör örgütü ilişkisi iddiasıyla (54/1-k) sınır dışı kararı verilmiş olsa dahi, süresinde açılan davanın işlemi otomatik olarak durdurduğunu kesin biçimde ortaya koyması bakımından son derece önemlidir (Bkz. ayrıca AYM, B. No: 2022/7007, T. 02.10.2025).
Kamu Düzeni ve Güvenliği Açısından Tehdit Oluşturanlar İçin İdare Mahkemesi Süreci Durdurmazsa Ne Yapılmalıdır?
İdare mahkemesinde açılan iptal davası, kamu düzeni ve güvenliği gerekçeli (54/1-d) işlemlerde de kanun gereği durdurucu etkiye sahiptir. İdare mahkemesinin davayı kesin olarak reddetmesi hâlinde veya telafisi imkânsız bir risk ortaya çıktığında, olağan kanun yollarının tamamlanmasını müteakip derhal Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunulmalıdır (AYM, B. No: 2019/42965, T. 15/3/2022).
Bu kararda Anayasa Mahkemesi, usul güvencelerinin bir gereği olarak “idari makamlar tarafından alınan sınır dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine tarafların etkili katılımının sağlanması gerektiği” kuralını vurgulamıştır (Bkz. ayrıca AYM, B. No: 2020/2000, T. 31/1/2023). Karar, mahkemenin sadece “hızlı” değil aynı zamanda “etkili” bir denetim yapmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu; sürecin sadece şeklen işletilmesinin yeterli olmadığını göstermesi bakımından önemlidir.
Bu İstisnai Durumlarda Deportu Durdurmak İçin Anayasa Mahkemesine (AYM) Acil Tedbir Başvurusu Nasıl Yapılır?
İdare mahkemesince davanın reddedilmesi durumunda ya da sınır dışı işleminin derhal icra edilme tehlikesinin bulunduğu acil hâllerde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 73. maddesi uyarınca bireysel başvuru ile birlikte geçici tedbir talebinde bulunulur. Tedbir talebinde, Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında ölüm cezası, işkence veya kötü muamele tehdidinin varlığına ilişkin somut dayanaklar sunulmalıdır (AYM, B. No: 2016/24126, T. 17/11/2021; B. No: 2022/7007, T. 02.10.2025).
Bu kararda Anayasa Mahkemesi, “başvuru konusu olayda sınır dışı işleminin gerçekleştirilmesi hâlinde başvurucunun yaşamı ile maddi ve manevi bütünlüğünün tehlikeye düşeceği ileri sürülmüş, Anayasa Mahkemesi tarafından başvurunun değerlendirme sürecinde sınır dışı işleminin gerçekleştirilmesi telafisi imkânsız sonuçlara neden olabileceğinden sınır dışı işleminin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir” tespitinde bulunmuştur. Karar, AYM’nin yalnızca teorik bir denetim mercii olmadığını; somut ve inandırıcı bir risk ortaya konduğunda fiilen ve hızla devreye girerek sınır dışı işlemini durdurabildiğini göstermesi bakımından son derece önemlidir.
İnsani Boyut: Hakkında Sınır Dışı Kararı Alınamayacak Yabancılar Kimlerdir?
6458 sayılı Kanun’un 55. maddesinin birinci fıkrası, 54. madde kapsamındaki sınır dışı sebeplerinden biri bulunsa dahi, aşağıdaki kişiler hakkında sınır dışı etme kararı alınmasını kanunen yasaklamıştır.
| Korunan Grup | Kanun Maddesi |
|---|---|
| Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezası, işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza/muamele riski bulunanlar | m. 55/1-a |
| Ciddi sağlık sorunları, yaş veya hamilelik nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler | m. 55/1-b |
| Hayati tehlike arz eden hastalığı için Türkiye’de tedavisi süren ve menşe ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar | m. 55/1-c |
| Mağdur destek sürecinden yararlanan insan ticareti mağdurları | m. 55/1-ç |
| Tedavileri tamamlanıncaya kadar psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları | m. 55/1-d |
Kendi Ülkesine Gönderildiğinde İşkence Görme veya İdam Edilme Riski Olanlar Sınır Dışı Edilebilir mi?
Hayır. 6458 sayılı Kanun’un 4. maddesinde düzenlenen geri gönderme yasağı mutlaktır ve hiçbir istisnaya tabi değildir: “Bu Kanun kapsamındaki hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez.”
Bu kararda Anayasa Mahkemesi, “bir yabancının hakkında yapılan yargılama nedeniyle ölüm cezasına mahkûm edilebileceği ve Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında yasaklanan bir fiil veya cezayla karşılaşabileceği bir ülkeye sınır dışı edilmesi hâlinde yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edilmiş olacağını” hükme bağlamıştır.
Bu kararlarda Anayasa Mahkemesi, “sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğini iddia etmesi hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığının ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiğini” belirtmiştir; ayrıca “yabancının nereye sınır dışı edileceğinin sınır dışı etme kararında yer almaması hâlinde sınır dışı edileceği ülkede riskin bulunup bulunmadığının yargı mercilerince değerlendirilemeyeceği” tespitinde bulunmuştur (Bkz. ayrıca AYM, B. No: 2020/2000, T. 31/1/2023). Karar, hedef ülke belirtilmeden verilen bir sınır dışı kararının başlı başına usul yönünden sakat olduğunu; idarenin ayrıca “güvenli üçüncü ülke” tayin etmesi gerektiğini göstermesi bakımından önemlidir (AYM, B. No: 2022/7007, T. 02.10.2025).
Bu kararda Danıştay, yabancının “ülkesine dönmesi durumunda farklı düşünceye sahip gruplar tarafından öldürülme, işkence veya onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı anlaşılmakta olup, bu nedenle davacının sınır dışı edilemeyeceği” değerlendirmesini yapmış ve sınır dışı kararı iptal edildiğinde buna bağlı olarak verilen “ülkeyi terke davet” işleminin de hukuka aykırı hâle geleceğini belirtmiştir. Karar, tek bir iptal talebinin, birbirine bağlı birden fazla idari işlemi (hem sınır dışı kararını hem de terke davet işlemini) aynı anda ortadan kaldırabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Bu kararda Anayasa Mahkemesi, gönüllü geri dönüş hâllerinde dahi “geri gönderilen ülkedeki riskin bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk seviyesinde olduğu kabul edildiğinde, bu pozitif yükümlülüğün dönüş kararı öncesi başvurucunun yeterli düzeyde bilgilendirilip bilgilendirilmediğinin, yani bu dönüşün bilinçli olup olmadığının belirlenmesi şeklinde ortaya çıktığını” belirtmiştir. Karar, “gönüllü” imzalanan bir geri dönüş formunun dahi, yabancı gerçek riskler hakkında yeterince bilgilendirilmemişse idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Hamile Yabancı Kadınlar, Yaşlılar veya Ağır Hastalığı Olup Seyahat Edemeyecek Durumda Olanların Hakları Nelerdir?
6458 sayılı Kanun’un 55. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince, ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülen yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınamaz. Bu durumun tam teşekküllü sağlık kuruluşlarından alınacak sağlık raporlarıyla belgelenmesi gerekir; hamileliğin riskli evresinde bulunulması, yeni doğum yapılmış olması veya seyahatin anne ve cenin sağlığını tehdit etmesi hâllerinde tesis edilen sınır dışı kararları idare mahkemelerince iptal edilmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca idare, bu kişilerden belirli bir adreste ikamet etmelerini veya düzenli bildirimde bulunmalarını talep edebilir ve gerektiğinde insani ikamet izni düzenlenir.
Türkiye’de Hayati Bir Tedavi Gören Yabancıların Sağlık Sebebiyle Deport Kararını Durdurması Mümkün müdür?
Evet. 6458 sayılı Kanun’un 55. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, hayati tehlike arz eden hastalıkları (örneğin onkoloji/kanser tedavisi, diyaliz, organ nakli sonrası takip, ağır cerrahi operasyonlar) için tedavisi Türkiye’de devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede bu tedaviye erişim imkânı bulunmayan yabancılar hakkında sınır dışı kararı alınması kanunen yasaktır.
İdare mahkemesine açılacak iptal davasında; hastalığın hayati tehlike arz ettiğini gösteren ayrıntılı epikriz ve sağlık kurulu raporlarının, tedavinin kesilmesi hâlinde yaşam hakkının doğrudan tehlikeye gireceği tespitinin ve menşe ülkede ilgili ilaç, tıbbi donanım veya sağlık altyapısının bulunmadığına ilişkin resmî/uluslararası raporların birlikte sunulması, sınır dışı işleminin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesini sağlar.
Sınır Dışı Edilen (Deport Edilmiş) Yabancı Türkiye’ye Tekrar Nasıl Dönebilir?
Sınır dışı edilen veya gönüllü çıkış yapan bir yabancının Türkiye’ye yeniden yasal giriş yapabilmesi; adına konulan giriş yasağının süresinin dolması, idari/istisnai izinler veya yargısal iptal süreçleri ile mümkündür.
Deport Edilen Yabancının Pasaportundaki Giriş Yasağı (Tahdit Kodu) Kaç Yıl Sürer?
6458 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca: “Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir.” Giriş yasağının süresi, ihlalin türüne ve konulan tahdit kodunun mahiyetine göre idarece belirlenir; uygulamada basit vize veya ikamet ihlallerinde daha kısa süreler (V/Ç serisi kodlar), kamu düzeni, millî güvenlik veya terörle irtibat şüphesi taşıyan kayıtlarda ise (G-87, G-82 gibi) beş yıla veya on yıla kadar uzayabilen, kimi zaman süresiz nitelik taşıyan tahditler uygulanabilmektedir.
Meşruhatlı Vize (Evlilik, Çalışma, Eğitim Vizesi) İle Deport Süresi Bitmeden Türkiye’ye Giriş Yapılabilir mi?
Evet. 6458 sayılı Kanun’un 9. maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca Göç İdaresi Başkanlığı, giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir.
Bu kararda Anayasa Mahkemesi, konuyu şu şekilde açıklığa kavuşturmuştur: “30/6/2020 tarihli ve 2020/17 sayılı Tahdit Kodlarına İlişkin Genelge’de; Göç İdaresi Başkanlığı tarafından uygulanan N-82 tahdit kodunun bir giriş yasağı kararı olmadığı, İçişleri Bakanlığının izin ve bilgisi dâhilinde yabancının Türkiye’ye girişine izin verilebileceği, bu doğrultuda dış temsilcilikler aracılığıyla Göç İdaresi Başkanlığına istizan edilerek verilmiş özel meşruhatlı vize hamili yabancıların ‘N’ kodu saklı tutularak ülkeye girişlerine izin verileceği” öngörülmüştür. Karar, giriş yasağı sicilde görünmeye devam etse bile, dış temsilcilikler aracılığıyla alınacak evlilik, çalışma, eğitim veya sağlık meşruhatlı vizeyle yasal girişin mümkün olabileceğini somut bir idari mekanizmayla göstermesi bakımından son derece pratik ve önemlidir.
Bu yolu kullanmak isteyen yabancıların, ikamet ettikleri ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği veya Başkonsolosluğu üzerinden meşruhatlı vize başvurusunda bulunması ve vize ihlalinden kaynaklanan idari para cezalarını ödemiş olması gerekmektedir.
İdare Mahkemesinde Açılacak “Tahdit Kodunun İptali” Davası İle Giriş Yasağı Nasıl Tamamen Kaldırılır?
Hukuka aykırı veya somut delilden yoksun olarak tesis edilen tahdit kodlarına ve giriş yasağı işlemlerine karşı, Ankara İdare Mahkemelerinde Göç İdaresi Başkanlığı’na husumet yöneltilerek iptal davası açılır.
Anayasa Mahkemesi (B. No: 2018/36798, T. 17/11/2021 ve B. No: 2021/4791, T. 6/3/2024) içtihadı gereğince, “yargı makamlarının temel hak ve özgürlüklerin keyfîliğe karşı gerçekten ve etkili şekilde korunmasını sağlama görevleri gereği kamu makamlarınca müdahale ile ilgili olarak ileri sürülen sebepleri inceleyerek konuyla ilgili beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dair gerekçelerini kararlarında göstermeleri zorunludur.” Aynı içtihatta ayrıca “sınır dışı edilen yabancının ülkede güçlü ailevi bağlara sahip olduğu durumlarda aile hayatı ile sınır dışı veya ülkeye girişin yasaklanması kararı bağlamında gözetilen kamusal menfaat arasında adil bir denge kurulması gerektiği” vurgulanmıştır.
Mahkeme, davalı idareden tahdit kodunun dayanağı olan tüm bilgi, belge ve istihbari kayıtları celbeder; idare somut ve hukuken geçerli bir delil sunamazsa veya kodun sehven ya da hatalı konulduğu anlaşılırsa, tahdit kodu ve giriş yasağı iptal edilir. İptal kararıyla birlikte yabancı hakkındaki giriş yasağı sicilden tamamen silinir ve kişi genel vize rejimi çerçevesinde herhangi bir ek izne gerek kalmaksızın Türkiye’ye giriş hakkı kazanır (AYM, B. No: 2017/5973, T. 13/1/2022; B. No: 2018/36105, T. 26/5/2021).
Sınır Dışı Kararına İlişkin Emsal Anayasa Mahkemesi ve Danıştay Kararları
Aşağıdaki kararlar, sınır dışı işlemleri ve ilişkili uyuşmazlıklarda güvenle atıf yapılabilecek, başvuru/esas-karar numaraları doğrulanmış Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Hukuki Destek Almak İster Misiniz?
Hakkınızda veya bir yakınınız hakkında sınır dışı etme kararı verildiyse zaman aleyhinize işliyor demektir. Yedi günlük hak düşürücü süre içinde iptal davası açma, idari gözetim kararına itiraz ederek GGM’den tahliye talep etme, Anayasa Mahkemesi’ne acil tedbir başvurusu yapma veya tahdit kodunun iptali için dava açma konularında profesyonel hukuki destek için vakit kaybetmeden iletişime geçin.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
[…] etme kararından bağımsız olduğu için bu iki süreç genellikle birlikte yürütülür; sınır dışı kararı iptal davası ile tahdit kodunun kaldırılması davası, aynı sürede açılabilecek olsa da farklı hukuki […]
[…] ihlaline düşen yabancı hakkında tesis edilebilecek yaptırımlar şunlardır: doğrudan sınır dışı etme kararı; kaçma-kaybolma riski gerekçesiyle idari gözetim altına alınarak Geri Gönderme Merkezine sevk […]