ölümlü iş kazası

Ölümlü iş kazası sonucunda işverenin cezai sorumluluğu, TCK 85’te düzenlenen taksirle öldürme suçu çerçevesinde belirlenir; ancak bu sorumluluk yalnızca bir unvana sahip olmakla değil, failin işçinin sağlık ve güvenliğini koruma konusundaki “garantörlük” sıfatına, dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlal edilmesine ve bu ihlal ile ölüm neticesi arasında kurulacak illiyet bağına dayanır. Ölümlü iş kazası dosyalarında işveren, şantiye şefi ve İSG uzmanının birlikte yargılanması sıkça karşılaşılan bir durumdur; zira TCK 22/5 uyarınca her fail yalnızca kendi kusuru oranında sorumlu tutulur. İşçinin kendi ihmali (baret takmaması, izinsiz makine kullanması gibi) işvereni her zaman sorumluluktan kurtarmaz; ancak bazı durumlarda illiyet bağını kesebilir. Bu makalede ölümlü iş kazası sonucunda işverenin, şantiye şefinin ve İSG uzmanının cezai sorumluluğu, garantörlük paylaşımı, işçi kusuru ve ceza davasının tazminat davasına etkisi güncel Yargıtay kararlarıyla ele alınmaktadır.

⚖️ Yasal Dayanak: TCK 85, TCK 22/5 ve 6331 Sayılı Kanun

TCK m. 85/1: Taksirle bir kişinin ölümüne neden olan fail 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

TCK m. 85/2: Birden fazla ölüm veya bir ölümle birlikte yaralanma hâlinde ceza 2 yıldan 15 yıla kadar hapistir.

TCK m. 22/5 (Kusurun Şahsiliği): Birden fazla kişinin taksirli eylemiyle bir netice meydana gelmişse, her fail kendi kusuru oranında sorumlu tutulur; herkes için ayrı ayrı temel ceza belirlenir.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 4-5: İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu kapsamda gerekli her türlü önlemi almak, organizasyonu kurmak ve denetlemekle yükümlüdür.

6331 Sayılı Kanun m. 8: İş güvenliği uzmanı, tespit ettiği eksiklikleri işverene yazılı olarak bildirmekle yükümlüdür.

CMK m. 67/6: Taraflar, bilirkişi raporlarına karşı “bilimsel mütalaa” sunabilir.

TBK m. 74: Hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kusur oranı veya beraat kararıyla doğrudan bağlı değildir; ancak kesinleşmiş ceza kararındaki maddi vakıalar hukuk hâkimini bağlar.

İş Kazalarında Patron, Şantiye Şefi ve İSG Uzmanı Neden Birlikte Yargılanır?

Ölümlü iş kazası dosyalarında patron, şantiye şefi ve İSG uzmanının aynı dosyada yargılanmasının temel nedeni TCK 22/5 uyarınca “kusurun şahsiliği” ilkesidir. Birden fazla kişinin taksirli eylemi bir arada bulunuyorsa, her biri kendi ihmali üzerinden ayrı ayrı değerlendirilir ve sorumlu tutulur; ölümlü iş kazası dosyalarının büyük çoğunluğunda birden fazla failin bulunması, bu ilkenin uygulama alanını genişletmektedir. Bu nedenle yalnızca tek bir sorumlu (örneğin sadece şantiye şefi) üzerinden hüküm kurulması, tüm kusur paylarının bütüncül olarak değerlendirilmemesi anlamına geleceğinden eksik inceleme sayılır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2022/6144, K. 2025/4726, T. 21.05.2025 | Müteahhidin Asli Kusuru

İnşaat müteahhidinin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması, kişisel koruyucu donanım sağlamaması ve gerekli uzmanları istihdam etmemesi nedeniyle asli kusurlu olduğu ve TCK 85/1 uyarınca mahkûm edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Daire, sorumluluğun doğması için failin eylemi ile ölüm neticesi arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunması gerektiğini de ayrıca hatırlatmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu — E. 2013/654, K. 2015/75, T. 31.03.2015 | İlliyet Bağının Zorunluluğu

Ölümlü iş kazasında sorumluluğun doğması için failin eylemi ile ölüm neticesi arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması gerektiği belirtilmiştir. Kurul, bu bağın somut delillerle (bilirkişi raporu, tanık beyanları) ayrıca ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır.

Şantiyede veya Fabrikada Gerçekleşen Ölümlerde “Garantörlük” (Koruma) Yükümlülüğü Kime Aittir?

6331 sayılı Kanun m. 4 ve 5 uyarınca işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü “garantör” konumundadır; bu yükümlülük yalnızca ekipman sağlamayı değil, bu tedbirlerin fiilen uygulanıp uygulanmadığını denetlemeyi de kapsar. Bu garantörlük kavramı, ihmal suretiyle öldürme suçunda (TCK 83) aranan koruma yükümlülüğüne benzer bir mantıkla işler; ancak ölümlü iş kazasında sorumluluk kasıtlı değil taksirli bir ihmale dayandığından, suç TCK 85 kapsamında değerlendirilir. Garantörlük tek bir kişide değil, görev dağılımına göre birden fazla kişide (işveren, şantiye şefi, İSG uzmanı) paylaşılmış olabilir; ölümlü iş kazası soruşturmalarının çoğunda bu paylaşımın doğru tespiti, dosyanın kaderini belirler. Nitekim ölümlü iş kazası davalarında mahkemeler, garantörlüğün hangi görev tanımına bağlı olduğunu iş sözleşmeleri ve organizasyon şemaları üzerinden ayrıca incelemektedir.

Sorumlu TarafSorumluluk Kapsamı
Asıl İşverenOrganizasyonun yapılması, denetim sisteminin kurulması ve koordinasyon
Alt İşveren (Taşeron)Kendi işçilerinin kişisel koruyucu donanım kullanımını aktif denetleme
Şantiye Şefiİş güvenliği önlemlerinin bizzat alınıp denetlenmesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2023/4199, K. 2025/9082, T. 23.12.2025 | Asıl İşverenin Organizasyon Sorumluluğu

Asıl işverenin, iş sağlığı ve güvenliği için gerekli organizasyonu kurma ve denetim sistemini oluşturma yükümlülüğü nedeniyle sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir. Daire, bu yükümlülüğün taşerona devredilmiş olsa dahi asıl işvereni tamamen sorumluluktan kurtarmayacağını vurgulamıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2021/1139, K. 2025/5418, T. 18.06.2025 | Alt İşverenin Denetim Yükümlülüğü

Alt işverenin (taşeronun), kendi işçilerinin kişisel koruyucu donanım kullanımını aktif olarak denetleme yükümlülüğü altında olduğu belirtilmiştir. Daire, bu denetimin sadece ekipman dağıtmakla sınırlı olmadığını, fiilen kullanılıp kullanılmadığının izlenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2012/33597, K. 2013/19203, T. 03.09.2013 | Şantiye Şefinin Bizzat Önlem Alma Yükümlülüğü

Şantiye şefinin iş güvenliği önlemlerini bizzat alma ve denetleme yükümlülüğü altında olduğu belirtilmiştir. Daire, şantiye şefinin sahadaki fiilî yönetim yetkisinin, onu doğrudan bir garantör konumuna taşıdığını vurgulamıştır.

Asıl İşveren ile Alt İşveren (Taşeron) Arasındaki Sorumluluk Paylaşımı Ceza Dosyasına Nasıl Yansır?

İş hukukundaki “müteselsil sorumluluk” ilkesi ceza hukukunda geçerli değildir; asıl işverenin cezai sorumluluğu için, alt işverenin çalışma alanında fiilî denetim yetkisinin bulunması veya organizasyonel bir kusurunun tespit edilmesi şarttır. Ceza dosyasında, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması ve kontrolünün kime ait olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeler ve fiilî uygulama birlikte incelenerek netleştirilmelidir; bu inceleme eksik yapılırsa hüküm bozma nedeni oluşturur. Ölümlü iş kazası dosyalarında bu netleştirme, genellikle sözleşme metinleri, saha tutanakları ve tanık beyanlarının birlikte incelenmesini gerektirir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2023/4199, K. 2025/9082 | Eksik İnceleme ile Hüküm Kurulması

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin kontrolünün kime ait olduğu sözleşmeler ve fiilî uygulama üzerinden netleştirilmeden hüküm kurulmasının bozma nedeni sayıldığı belirtilmiştir. Daire, bu netleştirmenin yapılmaması hâlinde kusur paylaşımının hatalı belirlenebileceğini vurgulamıştır.

İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Uzmanının Verdiği Uyarı Raporları Şirket Müdürünü Hapis Cezasından Kurtarır mı?

Ölümlü iş kazası dosyalarında İSG uzmanının rolü, çoğu zaman sorumluluğun kimde toplanacağını belirleyen kritik bir unsurdur.

İSG uzmanı, 6331 sayılı Kanun m. 8 uyarınca tespit ettiği eksiklikleri yazılı olarak bildirmekle yükümlüdür. Düşme riskine karşı gerekli bildirimleri yapan ve bu ihtarnameleri şantiye şefine onaylatan bir İSG uzmanı, kendi kusursuzluğunu ispatlayarak beraat edebilir; ancak bu durum tam tersine, uyarıyı alıp gereğini yapmayan işveren veya şirket müdürünün sorumluluğunu “bilinçli taksir” düzeyine çıkarabilir. Dolayısıyla İSG uzmanının raporu, kendisi için koruyucu, ihmalkâr üst yönetici için ise aleyhe bir delil işlevi görür; ölümlü iş kazası dosyalarında bu yazılı belgelerin varlığı veya yokluğu, sorumluluğun kimde olduğunu büyük ölçüde belirler.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi — E. 2017/4561, K. 2018/1469, T. 09.05.2018 | İSG Uzmanının Beraati

Düşme riskine karşı gerekli bildirimleri yazılı olarak yapan ve bu ihtarnameleri şantiye şefine onaylatan İSG uzmanının kusursuz olduğunun kabul edilerek beraat kararı verildiği belirtilmiştir. Mahkeme, yazılı ve imzalı bildirimin, İSG uzmanının kendi yükümlülüğünü yerine getirdiğinin en güçlü kanıtı olduğunu vurgulamıştır.

İşçinin Kendi İhmali (Kusuru) Sonucu Meydana Gelen Ölümcül Kazalar

İşçinin kendi ihmali (bareti takmaması, emniyet kemerini bağlamaması vb.) her zaman işvereni sorumluluktan kurtarmaz; işverenin yalnızca ekipman sağlamak değil, bu ekipmanın kullanılmasını denetleme ve eğitim verme yükümlülüğü de vardır. Ölümlü iş kazası davalarında bu denge, işveren savunmasının en tartışmalı noktalarından birini oluşturur. Ancak işçinin tamamen öngörülemez ve atipik bir hareketi, istisnai olarak illiyet bağını kesebilir.

İşçinin Verilen Bareti, Emniyet Kemerini veya Koruyucu Ekipmanı Kendi İsteğiyle Takmaması Durumunda Patron Ceza Alır mı?

Kural olarak evet, patron yine ceza alabilir; çünkü işverenin yükümlülüğü ekipmanı sağlamakla sınırlı değildir, kullanılmasını sıkı biçimde denetlemeyi ve eğitim vermeyi de kapsar. Ancak işveren ekipmanı sağlamış, düzenli denetim yapmış, yazılı uyarılarda bulunmuş ve buna rağmen işçi ekipmanı gizlice çıkarmışsa, bu istisnai durumda illiyet bağının kesildiği kabul edilerek işverenin beraatine karar verilebilir. Ölümlü iş kazası davalarında bu istisnanın kabul edilmesi için işverenin denetim faaliyetini somut belgelerle (tutanak, imzalı eğitim formu) ispatlaması gerekir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — E. 2021/10247, K. 2022/8184, T. 31.05.2022 | Ekipman Sağlanmış Olmasına Rağmen Kullanılmaması

İşverenin ekipmanı sağlamış ve sıkı denetim yapmış olması hâlinde, işçinin emniyet kemerini bağlamamasının işverenin beraatine yol açabileceği belirtilmiştir. Daire, işverenin somut ve belgeli denetim faaliyetinin, illiyet bağının kesilmesi değerlendirmesinde belirleyici olduğunu vurgulamıştır.

İşçinin Eğitimi Olmayan Bir Makineyi İzinsiz Kullanması Sonucu Ölmesi (Kaçınılmazlık / İlliyet Bağının Kesilmesi)

Eğitimi ve görevlendirmesi bulunmayan bir işçinin, talimat dışı ve yetkisiz biçimde bir araç veya makine kullanması durumunda, bu davranışın işveren açısından öngörülebilir olup olmadığı tartışılarak sorumluluk belirlenir. Böyle bir kullanım, işverenin hiçbir şekilde öngöremeyeceği ve önleyemeyeceği “atipik bir nedensellik” olarak değerlendirilirse işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırabilir; ancak işyerinde bu tür yetkisiz kullanımların önceden bilinip göz yumulduğu tespit edilirse sorumluluk devam eder. Ölümlü iş kazası dosyalarında bu tür atipik davranışların işveren tarafından önceden bilinip bilinmediği, tanık beyanları ve işyeri kayıtlarıyla ayrıca araştırılır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — E. 2024/3133, K. 2025/4758, T. 21.05.2025 | İzinsiz Makine Kullanımında İlliyet Tartışması

Eğitimi ve görevlendirmesi olmayan bir işçinin talimat dışı ve yetkisiz şekilde makine kullanması durumunda illiyet bağının tartışılarak sorumluluğun belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Daire, işverenin bu tür kullanımı önceden bilip bilmediğinin veya engelleyip engellemediğinin ayrıca araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — E. 2025/3974, K. 2025/12641, T. 29.09.2025 | Nedensellik Bağının Kesilme Halleri

Mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin kusurunun uygun illiyet bağını kesebileceği belirtilmiştir. Daire, bu hâllerin istisnai olduğunu ve somut olayda titizlikle ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır.

Adli Tıp veya İş Güvenliği Bilirkişilerinin Hazırladığı “Kusur Dağılımı” Raporlarına Nasıl İtiraz Edilir?

Ölümlü iş kazası davalarının neredeyse tamamında dosyanın seyrini bilirkişi raporları belirler.

Bilirkişi raporları mahkemeyi bağlayıcı değildir; hâkim delilleri serbestçe takdir eder. Taraflar, CMK 67/6 uyarınca bilirkişi raporuna karşı “bilimsel mütalaa” (uzman görüşü) sunarak itiraz edebilir. Raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde, mahkemenin bu çelişkiyi gidermek amacıyla üniversitelerden veya A sınıfı uzmanlardan oluşan yeni bir heyetten rapor alması gerekir. Ölümlü iş kazası davalarında bilirkişi raporuna itiraz, çoğu zaman savunmanın en etkili aracıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu — E. 2013/654, K. 2015/75 | Bilirkişi Raporunun Bağlayıcı Olmaması

Bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı olmadığı ve hâkimin delilleri serbestçe takdir edeceği belirtilmiştir. Kurul, raporun yalnızca bir delil değerlendirme aracı olduğunu ve mahkemenin gerekçeli olarak raporun aksine karar verebileceğini vurgulamıştır.

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi — E. 2019/32, K. 2020/1163, T. 29.06.2020 | Çelişkili Raporlarda Yeni Heyet Zorunluluğu

Bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde mahkemenin üniversitelerden veya A sınıfı uzmanlardan oluşan yeni bir heyetten rapor alması gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme, çelişkili raporlardan birinin keyfi biçimde esas alınamayacağını vurgulamıştır.

Ceza Davasının İş Mahkemesindeki Tazminat (Destekten Yoksun Kalma) Davasına Etkisi

6098 sayılı TBK m. 74 uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kusur oranı veya beraat kararıyla doğrudan bağlı değildir; ancak ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararındaki maddi vakıalar (kazanın oluş şekli, failin kimliği gibi) hukuk hâkimini bağlar. Ölümlü iş kazası sonrası açılan tazminat davalarında bu ceza-hukuk etkileşimi, davanın stratejisini büyük ölçüde şekillendirir.

Ceza Mahkemesinin Vereceği Beraat veya Mahkumiyet Kararı, İşçinin Ailesinin Açacağı Milyonluk Tazminat Davasını Nasıl Bağlar?

Ölümlü iş kazasında ceza davası ile tazminat davası birbirinden bağımsız yürüse de, aralarındaki etkileşim davanın stratejisini doğrudan şekillendirir.

Ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararındaki maddi olgu tespitleri (kazanın nasıl gerçekleştiği, olay yerinde kimlerin bulunduğu gibi) hukuk hâkimini bağlar; ancak kusur oranının kendisi bağlayıcı değildir, iş mahkemesi bu oranı yeniden değerlendirebilir. Buna karşılık ceza mahkûmiyeti, tazminat davası için güçlü bir delil teşkil eder ve davacı tarafın işini büyük ölçüde kolaylaştırır. Öte yandan, ceza mahkemesinde sanığın şahsi kusurunun bulunmadığına dair kesinleşmiş bir beraat kararı, tazminat davasının reddine gerekçe oluşturabilir. Ölümlü iş kazasından kaynaklanan tazminat taleplerinde işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından, 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — E. 2015/4421, K. 2016/7366 | Maddi Olgu Bağlayıcılığı

Ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararındaki maddi vakıaların (kazanın oluş şekli, failin kimliği) hukuk hâkimini bağladığı belirtilmiştir. Daire, bu bağlayıcılığın yalnızca maddi olgularla sınırlı olduğunu, hukuki nitelendirme ve kusur oranının iş mahkemesince ayrıca değerlendirilebileceğini vurgulamıştır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — E. 2021/324, K. 2021/15267 | Ceza Mahkûmiyetinin Güçlü Delil Sayılması

Ceza mahkûmiyetinin, tazminat davasında işveren aleyhine güçlü bir delil teşkil ettiği belirtilmiştir. Daire, bu güçlü delil karinesinin davacı tarafın ispat yükünü önemli ölçüde hafiflettiğini vurgulamıştır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — E. 2023/14087, K. 2024/12249, T. 03.12.2024 | Şahsi Kusur Yokluğunun Tazminat Davasına Etkisi

Ceza mahkemesinde sanığın şahsi kusurunun bulunmadığına dair kesinleşmiş beraat kararının, tazminat davasının reddine gerekçe olabileceği belirtilmiştir. Daire, bu durumun otomatik bir red sebebi olmadığını, iş mahkemesinin dosyayı yine de kendi bütünlüğü içinde değerlendirmesi gerektiğini de eklemiştir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — E. 2024/12354, K. 2024/13655, T. 24.12.2024 | Zamanaşımı Süresi

İş kazalarında işverenin sorumluluğunun sözleşmeye aykırılığa dayandığı ve bu nedenle 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Daire, bu sürenin iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başladığını vurgulamıştır.

Emsal Yargıtay Kararları

Aşağıdaki kararlar, ölümlü iş kazası dosyalarında garantörlük paylaşımı, illiyet bağı ve ceza-tazminat ilişkisi bakımından en sık başvurulan emsalleri özetlemektedir.

Y. 12. CD — E. 2022/6144, K. 2025/4726 | Müteahhidin Asli Kusuru
İSG önlemlerini almayan müteahhidin asli kusurlu sayıldığı belirtilmiştir. Karar, illiyet bağının ayrıca ispatlanması gerektiğini de vurgulamaktadır.
CGK — E. 2013/654, K. 2015/75 | İlliyet Bağı ve Bilirkişi Raporu
İlliyet bağının zorunlu olduğu ve bilirkişi raporlarının hâkimi bağlamadığı belirtilmiştir. Bu iki ilke, ölümlü iş kazası dosyalarının temel değerlendirme çerçevesini oluşturmaktadır.
Y. 12. CD — E. 2023/4199, K. 2025/9082 | Asıl İşveren Organizasyonu
Asıl işverenin organizasyon ve denetim yükümlülüğünün bulunduğu, eksik incelemenin bozma nedeni sayıldığı belirtilmiştir. Karar, asıl-alt işveren ilişkisinin netleştirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Y. 12. CD — E. 2021/1139, K. 2025/5418 | Alt İşverenin Denetimi
Alt işverenin koruyucu donanım kullanımını denetleme yükümlülüğü olduğu belirtilmiştir. Karar, taşeron sorumluluğunun sınırlarını göstermektedir.
Y. 12. CD — E. 2012/33597, K. 2013/19203 | Şantiye Şefinin Yükümlülüğü
Şantiye şefinin önlemleri bizzat alma yükümlülüğü olduğu belirtilmiştir. Karar, sahadaki fiilî yönetimin garantörlük doğurduğunu göstermektedir.
İstanbul BAM 19. CD — E. 2017/4561, K. 2018/1469 | İSG Uzmanının Beraati
Yazılı bildirim yapan İSG uzmanının beraat ettiği belirtilmiştir. Karar, yazılı ihtarın koruyucu delil değerini göstermektedir.
Y. 10. HD — E. 2021/10247, K. 2022/8184 | Ekipman Sağlanmasına Rağmen Kullanılmaması
Sıkı denetim yapılmış olmasının işverenin beraatine yol açabileceği belirtilmiştir. Karar, denetimin belgelenmesinin önemini göstermektedir.
Y. 12. CD — E. 2024/3133, K. 2025/4758 | İzinsiz Makine Kullanımı
Yetkisiz makine kullanımında illiyet bağının tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Karar, atipik davranışların sorumluluğu nasıl etkileyebileceğini göstermektedir.
Y. 10. HD — E. 2025/3974, K. 2025/12641 | Nedensellik Bağının Kesilmesi
Mücbir sebep veya üçüncü kişi kusurunun illiyet bağını kesebileceği belirtilmiştir. Karar, istisnai sorumluluktan kurtulma hâllerini listelemektedir.
Bursa BAM 10. CD — E. 2019/32, K. 2020/1163 | Çelişkili Raporlarda Yeni Heyet
Çelişkili bilirkişi raporlarında yeni heyet alınması gerektiği belirtilmiştir. Karar, savunma stratejisi için bilimsel mütalaanın önemini göstermektedir.
Y. 10. HD — E. 2015/4421, K. 2016/7366 | Maddi Olgu Bağlayıcılığı
Ceza mahkemesi kararındaki maddi olguların hukuk hâkimini bağladığı belirtilmiştir. Karar, ceza-hukuk davası etkileşiminin sınırlarını netleştirmektedir.
Y. 10. HD — E. 2021/324, K. 2021/15267 | Güçlü Delil
Ceza mahkûmiyetinin tazminat davasında güçlü delil sayıldığı belirtilmiştir. Karar, davacı lehine önemli bir ispat kolaylığı sağlamaktadır.
Y. 10. HD — E. 2023/14087, K. 2024/12249 | Şahsi Kusur Yokluğu
Şahsi kusuru bulunmadığına dair beraatin tazminat davasının reddine gerekçe olabileceği belirtilmiştir. Karar, ceza beraatinin hukuk davasındaki dolaylı etkisini göstermektedir.
Y. 10. HD — E. 2024/12354, K. 2024/13655 | Zamanaşımı
İşverenin sorumluluğunda 10 yıllık genel zamanaşımının uygulandığı belirtilmiştir. Karar, tazminat taleplerinde süre hesaplaması için temel referanstır.

Sıkça Sorulan Sorular

Ölümlü iş kazasında işverenin cezası nedir?
Ölümlü iş kazasında TCK 85/1 uyarınca işverenin cezası 2 yıldan 6 yıla kadar hapistir. Birden fazla işçinin öldüğü veya yaralandığı hâllerde TCK 85/2 uyarınca ceza 2 yıldan 15 yıla kadar çıkabilir.
Ölümlü iş kazasında patron, şantiye şefi ve İSG uzmanı neden birlikte yargılanır?
TCK 22/5 uyarınca kusurun şahsiliği ilkesi gereği her failin kendi kusuru ayrı ayrı değerlendirilmelidir; bu nedenle tüm potansiyel sorumlular aynı dosyada yargılanır.
İşçi bareti takmadıysa işveren yine de sorumlu olur mu?
Genellikle evet; işverenin ekipman sağlamanın ötesinde kullanımını denetleme yükümlülüğü vardır. Ancak işveren sıkı denetim yapmış ve buna rağmen işçi ekipmanı gizlice çıkarmışsa istisnai olarak beraat mümkündür.
İSG uzmanı her zaman sorumlu tutulur mu?
Hayır. Eksiklikleri yazılı olarak bildiren ve gereğini işverene ilettiğini ispatlayan İSG uzmanı beraat edebilir; sorumluluk bu durumda uyarıyı dikkate almayan işverene kayabilir.
Ceza mahkemesindeki beraat, tazminat davasını da düşürür mü?
Otomatik olarak düşürmez, ancak sanığın şahsi kusurunun bulunmadığına dair kesinleşmiş beraat kararı, tazminat davasının reddi için güçlü bir gerekçe oluşturabilir.
İş kazası tazminat davasında zamanaşımı süresi nedir?
İşverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır.

Bu konuda hukuki destek almak isterseniz İstanbul Ceza Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Ölümlü İş Kazası Nedeniyle Soruşturma mı Geçiriyorsunuz?

Ölümlü iş kazası dosyalarında garantörlük yükümlülüğünün kime ait olduğunun, kusur dağılımının ve illiyet bağının doğru tespit edilmesi; hem ceza davasının hem de sonrasında açılacak tazminat davasının sonucunu doğrudan belirler. Ölümlü iş kazası soruşturmalarının ilk aşamasında toplanan deliller genellikle dosyanın tamamına yön verir. Doğru savunma stratejisi için bir iş kazası avukatı ile erken aşamada görüşülmesi büyük önem taşır.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp ile Yazın
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Ölümlü iş kazası ile ilgili her somut durum, garantörlük paylaşımı ve delil durumu bakımından kendine özgü koşullar içermekte olup, doğru hukuki strateji geliştirmek için bir avukatla görüşülmesi önerilir. Ölümlü iş kazası dosyalarında erken hukuki destek almak, hem ceza davasının hem de tazminat davasının seyrini olumlu etkileyebilir. Av. Turgut Ekrem — turgutekrem.av.tr
Paylaş: 𝕏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu konuda hukuki destek mi gerekiyor?

Davanızın özelliklerini değerlendirmek için randevu talebinizi gönderin.

Randevu Al