tahdit kodu

Tahdit kodu, pasaportunuzda hiçbir mühür veya işaret olmamasına rağmen sınır kapısında ya da bir ikamet izni başvurusunda aniden karşınıza çıkıp hayatınızı durma noktasına getirebilen görünmez bir idari kayıttır. Uçaktan indiğiniz an pasaport kontrol memurunun “sizi ülkeye kabul edemiyoruz” demesi, yıllardır yaşadığınız Türkiye’ye tatilden dönerken kapıda alıkonulmanız ya da ikamet izni başvurunuzun hiç beklemediğiniz bir gerekçeyle reddedilmesi – bunların hepsinin arkasında sistemde kayıtlı bir tahdit kodu olabilir. Bu makalede tahdit kodunun ne olduğunu, havalimanında karşılaşıldığında hangi adımların izlenmesi gerektiğini, en sık rastlanan V-84, G-87, Ç-114, G-78 ve V-70 kodlarının hukuki anlamlarını, Ankara idare mahkemelerinde açılacak iptal davası sürecini ve mahkeme sonucunu beklemeden meşruhatlı vize ile Türkiye’ye giriş imkânını güncel Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarıyla birlikte eksiksiz olarak ele alıyoruz.

Yasal Dayanak: 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) ve 2577 Sayılı İYUK

YUKK m.9 – Giriş yasağı yetkisi:

“(1) Genel Müdürlük, Türkiye dışında olup da kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir. (6) Genel Müdürlük giriş yasağını kaldırabileceği gibi, yasak saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin de verebilir.”

YUKK m.10 – Tebligat:

Giriş yasağına ilişkin tebligat; Türkiye dışında olup kamu düzeni/güvenliği nedeniyle yasaklananlara sınır kapısındaki yetkili makamlarca, sınır dışı edilenlere ise valiliklerce yapılır. Tebligat içeriğinde yabancının karara karşı itiraz haklarının nasıl kullanılacağı ve yasal hakları gösterilmelidir.

YUKK m.33/1-ç, m.36/1-c, m.40/1-ç – Giriş yasağının ikamet iznine etkisi:

Hakkında geçerli sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı bulunanlara kısa dönem ikamet izni verilmez; verilmişse iptal edilir, süresi bitenler uzatılmaz. Aynı kural aile ikamet izni (m.36/1-c) ve öğrenci ikamet izni (m.40/1-ç) bakımından da geçerlidir.

2577 sayılı İYUK m.7 – 60 günlük dava açma süresi:

Danıştay ve idare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür. Bu süre, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

Tahdit kodunun/giriş yasağının iptali davasında genel süre 60 gündür (İYUK m.7). Buna karşılık sınır dışı etme kararına karşı 6458 sayılı Kanun m.53/3 uyarınca 7 günlük özel ve kesin dava açma süresi uygulanır. Bu iki süre rejimi kesinlikle birbirine karıştırılmamalıdır; sınır kapısında imzalanan belgenin bir sınır dışı kararı mı yoksa doğrudan bir giriş yasağı/kabul edilmeme işlemi mi olduğu ilk anda netleştirilmelidir.

YUKK m.9/6 ve m.11/3 – Meşruhatlı vize:

Genel Müdürlük giriş yasağını kaldırabileceği gibi, yasak saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin de verebilir. “Vizeler, Türkiye’ye giriş için mutlak hak sağlamaz” (m.11/3).

Tahdit Kodu (Giriş Yasağı) Nedir ve Havalimanında Karşılaşıldığında Ne Yapılmalıdır?

Tahdit kodu; Göç İdaresi Başkanlığı, valilikler veya güvenlik birimleri tarafından yabancı uyruklu şahıslar hakkında oluşturulan idari kayıtların genel adıdır. Bu kayıtlar; Türkiye’ye giriş yasağı, ülkeye girişin ön izne bağlanması, vize ve ikamet izni başvurularının değerlendirilmesinde esas alınacak kriterler ya da idari olayların sisteme işlenmesi niteliğinde olabilmektedir. Tahdit kodunun doğuracağı hukuki sonuç yalnızca kodun teknik isminden anlaşılamaz; dayandığı idari işlem, işlem tarihi, tebliğ şekli, geçerlilik süresi ve idarenin somut gerekçesi bir bütün olarak incelenmelidir. 6458 sayılı Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişi Genel Müdürlükçe yasaklanabilir. Aynı maddenin altıncı fıkrası uyarınca Genel Müdürlük giriş yasağını kaldırabileceği gibi, yasak saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin de verebilir.

Havalimanında veya sınır kapısında tahdit kodu ya da Türkiye’ye giriş yasağı işlemiyle karşılaşılması durumunda yabancı veya vekili tarafından şu belgeler temin edilmeli ve adımlar izlenmelidir: giriş yasağı veya kabul edilmeyen yolcu kararının yazılı bir örneği; tebliğ formu ve tebliğ tarihi; tahdit kodunun niteliği ve geçerlilik süresi; giriş yasağı işleminin hukuki dayanağı; varsa ödenmemiş idari para cezası veya kamu alacağı dökümü; önceki sınır dışı etme, vize veya ikamet işlemlerine dair bilgi ve belgeler; pasaport ve yabancı kimlik numarasıyla sorgulanan sistem kayıtları. 6458 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca giriş yasağına ilişkin tebligat; Türkiye dışında olup kamu düzeni/güvenliği nedeniyle yasaklananlara sınır kapısındaki yetkili makamlarca, sınır dışı edilenlere ise valiliklerce yapılır. Tebligat içeriğinde yabancının karara karşı itiraz haklarını nasıl kullanacağı ve yasal hakları gösterilmelidir. Yalnızca sözlü beyanlarla yetinilmemeli, yazılı tebliğ evrakı alınmalı ve içeriği bilinmeyen belgeler kontrol edilmeden imzalanmamalıdır.

Göç İdaresi Başkanlığı veya İstihbarat Tarafından Konulan Tahdit Kodları Yabancının Pasaportuna Nasıl İşlenir?

Tahdit kodları yabancının fiziksel pasaportuna damgalanmaz veya fiziken yazılmaz; mevzuatta böyle bir işlemi öngören bir hüküm bulunmamaktadır. Tahdit kodları; GöçNet ve emniyet/sınır kontrol veri tabanlarına dijital kayıt olarak işlenir. Bu nedenle yabancının pasaportunda herhangi bir şerh yer almaması, hakkında tahdit kodu veya giriş yasağı bulunmadığı anlamına gelmez; sınır kapısında pasaport optik okuyucudan geçirildiğinde yabancının kimlik, soyisim ve pasaport numarasıyla eşleşen sistem uyarısı ekran üzerinde belirir.

Danıştay 10. Daire – E. 2018/3756, K. 2023/3866, T. 21.06.2023

Danıştay 10. Daire, idarenin soyut değerlendirmelerinin yeterli olmadığını vurgulayarak “bu durumda, davacı hakkında yurda giriş yasağı uygulanmasına neden olacak somut bir tespitin bulunmadığı dikkate alındığında, dava konusu işlemin iptali istemine yönelik davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır” tespitini yapmıştır. Bu karar, idarenin sistem üzerinde bir tahdit kodu tesis etmesinin tek başına yeterli olmadığını, kararın dayandığı somut olgunun (fiil, tarih, kişiyle bağlantı) idare mahkemesi önünde kanıtlanması gerektiğini gösteren temel bir emsaldir. Avukat için pratik sonucu şudur: dava dilekçesinde idareden, tahdit kodunun dayandığı somut bilgi ve belgenin dosyaya sunulmasını talep etmek davanın seyrini büyük ölçüde belirler.

Anayasa Mahkemesi – B. No: 2018/36798, T. 17/11/2021

AYM, güvenlik gerekçesiyle tesis edilen işlemlere dair “kamu makamlarının soyut şekilde kişinin millî güvenlik bakımından tehlike oluşturduğunu ileri sürmeleri de yeterli değildir; kamu makamlarının mutlaka somut olayın koşulları içinde kişinin millî güvenliği tehlikeye atacak nitelikteki faaliyetlerde bulunduğuna dair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunması gerekir” tespitini yapmıştır. Bu ilke, “istihbarat böyle diyor” savunmasının tek başına bir tahdit kodunu hukuka uygun kılmadığını, mahkemenin idareden somut ve denetlenebilir veri talep etmesi gerektiğini ortaya koyar. Aynı ilke AYM’nin 27.11.2024 (B. No: 2021/2290) ve 28.01.2026 (B. No: 2021/14332) tarihli kararlarında da yinelenmiştir; bu üç karar birlikte, istihbari bilgiye dayalı tahdit kodu işlemlerinde yargısal denetimin çıtasını netleştirmektedir.

Sınır Kapısında (Havalimanında) İmzalatılan “İncommunicado (Giriş Yasağı) Tebliğ Formu” Neden Dikkatle İncelenmelidir?

Mevzuatta “incommunicado” ismiyle düzenlenmiş özel bir form bulunmamakla birlikte, sınır kapısında yabancıya tebliğ edilen tüm belgeler hukuken tebliğ işlevi görmektedir. Bu formların incelenmesinde dikkat edilmesi gereken temel hususlar şunlardır: kararın ve tebliğin tam tarihi; giriş yasağının gerekçesi ve süresi; varsa tahdit kodunun açıklaması; işlemi tesis eden makam; başvurulacak yargı yolu ve hak düşürücü dava açma süresi; imzalanan belgenin yalnızca tebellüğ şerhi mi yoksa kararın kabulü anlamına gelen bir beyan mı içerdiği. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca dava açma süresi, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlar. Sınır kapısında imza atılan tarih dava açma süresinin başlangıcını tayin ettiğinden, hak kaybının önlenmesi için belgenin bir sureti mutlaka alınmalıdır.

Tahdit Kodu Sadece Türkiye’ye Girişi mi Engeller, Yoksa Mevcut Oturum (İkamet) İznini de Otomatik Olarak İptal Eder mi?

Hayır, otomatik değildir. Tahdit kodlarının oturum iznine etkisi, kodun geçerli bir giriş yasağı veya sınır dışı kararı teşkil edip etmediğine göre değişir. 6458 sayılı Kanun’un 33. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca, hakkında geçerli sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı bulunanlara kısa dönem ikamet izni verilmez; verilmişse iptal edilir, süresi bitenler uzatılmaz. Aynı kural 36. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca aile ikamet izni bakımından, 40. maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca ise öğrenci ikamet izinleri bakımından da geçerlidir.

Danıştay 10. Daire – E. 2016/938, K. 2021/4947, T. 20.10.2021

Danıştay 10. Daire, ikamet izni ve giriş yasağı ilişkisine dair “6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 33. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinde, hakkında geçerli giriş yasağı kararı bulunan yabancılara kısa dönem ikamet izni verilemeyeceğinin düzenlendiği dikkate alındığında” mahkemenin işlem tarihinde aktif bir giriş yasağı bulunup bulunmadığının esas alınması gerektiğini tespit etmiştir. Karar, geçmişteki tahdit kaydının kaldırılması halinde “işlem tarihi itibarıyla davacı hakkında yurda giriş yasağı bulunmadığı açıktır” tespitiyle, idarenin “davacı hakkında yurda giriş yasağı bulunduğu” gerekçesine dayalı ret işleminin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Bu içtihat, tahdit kaydının sistemde görünmesinin değil, işlem tarihinde fiilen geçerli bir giriş yasağı olup olmadığının belirleyici olduğunu gösterir; kaldırılmış eski bir kodun ikamet başvurusuna gerekçe yapılması hukuka aykırıdır.

Pratikte hukuki netice, kodun niteliğine ve dayandığı idari işleme göre üç farklı kategoride ortaya çıkar: doğrudan giriş yasağı oluşturan kodlar (G-87, Ç-141 vb.) hakkında geçerli bir giriş yasağı veya sınır dışı etme kararı bulunan yabancının ikamet izni verilmez ya da verilmişse iptal edilir; bildirici/statü kaydı niteliğindeki kodlar (örneğin izinsiz çalışma nedeniyle ikamet izninin iptal edildiğini bildiren V-69 kodu gibi) kod tek başına iptal doğurmaz, iptal kararının sisteme girilmiş sonucudur; ön izne bağlama kodları (N-82 vb.) ise doğrudan bir giriş yasağı veya otomatik ikamet iptali doğurmaz, ülkeye giriş veya ikamet başvurusunu ön izne tabi tutar.

En Çok Karşılaşılan Yabancı Tahdit Kodları ve Hukuki Anlamları

Tahdit kodları 6458 sayılı Kanun metninde tek tek liste hâlinde düzenlenmemiştir; kanun, giriş yasağının ve ikamet işlemlerinin hukuki çerçevesini belirlemekte, kodların teknik açıklamaları ise idarenin iç yönergeleri, GöçNet veri tabanı sınıflandırmaları ve uygulama genelgeleriyle kategorize edilmektedir. Bu nedenle kodun anlamı ile kodun hukuki sonucu birbirinden ayrılmalıdır; aşağıda uygulamada en sık karşılaşılan beş kod grubu ve bunlara ilişkin güncel yargı içtihadı yer almaktadır.

V-84 Kodu (Vize/İkamet İhlali): Ülkeden Çıkarken Para Cezasının Ödenmemesi Halinde Konulan 1 ila 5 Yıllık Giriş Yasağı

V-84 kodu, ikamet veya vize süresini ihlal eden yabancıların çıkışta para cezalarını ödememeleri veya yasal kalış sürelerini aşması durumunda 6458 sayılı Kanun’un 9., 15., 54. ve 102. maddeleri çerçevesinde tesis edilen koddur. Ancak V-84 kodunun her olayda kesin 1 ila 5 yıllık süreyle uygulanacağı yönünde genel bir kural bulunmamaktadır; süre, ihlalin süresine ve cezanın ödenip ödenmediğine göre belirlenir.

Danıştay 10. Daire – E. 2020/3217, K. 2020/5912, T. 08.12.2020

Danıştay 10. Daire, idari para cezasının ödenememesi sebebiyle beş yıllık giriş yasağı tesis edilmesini ölçülülük ilkesi yönünden incelemiş ve “Anayasanın 17. maddesine göre, seyahat özgürlüğü de dahil olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin, yabancılar için milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabileceği, dolayısıyla, Kanunda öngörülmeyen bir sınırlama neden ve yönteminin idari düzenleme ile getirilmesinin olanaklı bulunmadığı” tespitini yapmıştır. Aynı kararda mahkeme, “salt yurt dışına çıkış yapacağı esnada üzerinde yeterli parasının olmadığından bahisle hakkında verilen cezalı ikamet harcı ile ikamet tezkere bedeli olan 407,65 TL + DEF tutarındaki para cezasını ödeyememesi nedeniyle Ç-120 suç tahdit kodu belirlenerek davacının ülkeye girişinin 5 yıl yasaklanmasına yönelik işlemin ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayacağı” gerekçesiyle “anılan düzenleme esas alınarak tesis edilen ve yasal dayanağı bulunmayan dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı” sonucuna varmıştır. Bu karar, yalnızca birkaç yüz liralık ödenmemiş bir harç/ceza nedeniyle yıllarca süren bir giriş yasağının ölçüsüz ve hukuka aykırı olabileceğini gösteren güçlü bir emsaldir.

Danıştay 10. Daire – E. 2016/3056, K. 2021/1050, T. 10.03.2021

Danıştay 10. Daire, “Anayasa ile güvence altına alınan seyahat özgürlüğünün ancak ilgili anayasa maddesinde gösterilen neden veya nedenlere bağlı olarak kanunla sınırlanabileceği, dolayısıyla, Kanunda öngörülmeyen bir sınırlama neden ve yönteminin idari düzenleme ile getirilmesine olanak bulunmadığı” ilkesini tekrarlamış ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin son fıkrası hükmüyle “idari yargı yerlerine, yasalara açıkça aykırı düzenlemeleri, bu düzenlemeler dava konusu edilmeyip, sadece uygulama işlemleri dava konusu edilmiş olsa bile, ihmal etmek suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesine olanak tanınması karşısında” bir takım fiiller nedeniyle belirli sürelerde yurda giriş yasağı konulmasını öngören genelgenin dikkate alınmaması gerektiğini vurgulamıştır. Bu karar, idare mahkemesinin somut davada kanuna aykırı bir genelgeyi doğrudan iptal etmese dahi, o genelgeye dayanan uygulama işlemini denetlerken genelgeyi tamamen göz ardı edebileceğini gösterir – yani “genelgede öyle yazıyor” savunması tek başına bir giriş yasağını hukuka uygun kılmaz.

G-87 Kodu (Genel Güvenlik Tehdidi): Hiçbir Suça Karışmadığı Halde Yabancı İş İnsanları Neden Bu Kodla Karşılaşır?

G-87 kodu, genel güvenlik ve kamu düzeni gerekçeleriyle Türkiye’ye giriş yasağı tesisinde kullanılan veri giriş kodudur. İş insanları; ticari bağlantıları, seyahat ettikleri riskli güzergâhlar veya uluslararası istihbarat bültenleri nedeniyle haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet olmasa dahi bu kodla karşılaşabilmektedir. Bunun başlıca sebepleri şunlardır: riskli kabul edilen coğrafyalarla (çatışma bölgeleri, ambargolu ülkeler) yapılan ticari faaliyetler, para transferleri veya sık seyahatler; üçüncü ülke istihbarat kayıtları üzerinden iletilen ve somutlaştırılmamış şüpheli kişi eşleşmeleri; yabancının ticari ortaklarının veya şirket çalışanlarının adli/istihbari kayıtlara geçmiş olması sebebiyle tesis edilen “şüphe ve irtibat” bildirimleri.

Danıştay 10. Daire – E. 2020/4631, K. 2024/5214, T. 21.11.2024

Danıştay 10. Daire, G-87 kodunun niteliğine ilişkin olarak “G-87 tahdit kodunun (Genel Güvenlik) Türkiye’nin kamu düzeni veya güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancılar hakkında Türkiye’ye giriş yasağı alınmasında esas alınan veri girişi kodu olduğunu” ve bu kodun “jeopolitik konumu gereği Türkiye’yi çatışma bölgelerine geçiş güzergahı için kullanan, böylece ülkeye giriş çıkış yapan yabancıların, ülkeye giriş yapmalarını, ülkeyi güzergah olarak kullanmalarını, ülkede terör faaliyetlerinde bulunmalarını önlemek amacıyla” kullanıldığını belirtmiştir. Ancak aynı kararda mahkeme, “anılan idareler tarafından verilen ara kararı cevaplarında davacı hakkında tahdit kodu konulmasına gerekçe teşkil edecek somut bilgi ve belge sunulamadığı” tespitinde bulunarak, “davacı hakkındaki tahdit kodlarının hangi gerekçeler ile kaldırıldığı da araştırılarak yeniden bir karar verilmesi gerektiği” sonucuna varmıştır. Bu karar, mahkemenin idareye ara karar yazarak somut bilgi/belge talep etme yetkisini fiilen kullandığı ve idarenin bu talebi karşılayamadığında kodun sebep unsurundan yoksun kaldığı net biçimde gösteren güçlü bir emsaldir.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi – E. 2018/1133, K. 2018/1462, T. 05.12.2018

Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi, “Yabancılar Hukuku açısından devletin hükümranlık hakları dikkate alındığında, anılan madde ile yabancıların ülkeye girişi ve ülkede kalıp, kalmaması konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açıktır” ve “G-87 tahdit kodunun (Genel Güvenlik) Türkiyenin kamu düzeni veya güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiyeye girmesinde sakınca görülen yabancılar hakkına Türkiyeye giriş yasağı alınmasında esas alınan veri girişi kodu olduğu” ifade etmiş; istihbari raporların kamu güvenliği riskini somutlaştırması halinde “hakkında istihbari bilgiler bulunduğu anlaşılan davacının, ülkemizdeki kamu düzeni ve güvenliğinin riske atılmaması amacıyla idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında tesis edilen dava konusu yurda giriş yasağı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır” demiştir. Bu karar, G-87 kodunun her zaman iptal edilmesi gereken bir işlem olmadığını; istihbari raporun somut, güncel ve kişiye özgü risk unsurları içerdiği hâllerde idarenin takdir yetkisinin mahkemece de desteklenebileceğini göstermektedir – dava stratejisi kurulurken bu ihtimal de gözetilmelidir.

Anayasa Mahkemesi – B. No: 2021/2831, T. 15/2/2023

AYM, devletin egemenlik takdiri ile usul güvenceleri arasındaki dengeyi şu şekilde çizmiştir: “Anayasa vatandaşlara ülkeye giriş ve ülkeden çıkarılma konusunda mutlak bir hak vermiş iken yabancılar farklı bir rejime tabi tutulmuştur. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus, devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin yabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışı etmekte takdir yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur.” Aynı kararda AYM, “kamu düzeni veya güvenliğine tehdit oluşturan eylem ya da davranışların çeşitli ve öngörülemez niteliğinden kaynaklanan durum nedeniyle kanun koyucunun kavramların içeriğini tek tek belirlememesi, diğer yandan egemenlik yetkisi kapsamında da bu sebeplere dayalı olarak bir yabancıyı sınır dışı etmek istemesi makul karşılanmalıdır” ancak “kamu makamları sınır dışı etme kararına gerekçe teşkil eden eylem ve davranışları somut şekilde belirlemeli, ayrıca bunlar da 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen sınır dışı sebepleriyle makul seviyede ilintili olmalıdır” tespitini yapmıştır. Bu karar, devletin egemenlik yetkisinin sınırsız bir keyfilik anlamına gelmediğini, her G-87 işleminin somut ve makul bir bağlantıya dayanması gerektiğini teyit eder.

Anayasa Mahkemesi – B. No: 2018/36105, T. 26/5/2021

AYM, MİT yazısına istinaden tesis edilen bir G-87 koduna ilişkin olarak, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün Millî İstihbarat Teşkilatı’nın yazısına dayanarak ülkeye giriş yasağı koyduğu bir olayda, ilk derece mahkemesince “yapılan araştırmada başvurucu hakkında somut bir tespitin olmadığı, ilgili kaydın sehven konulmuş olabileceği gerekçesine” dayanılarak işlemin iptal edildiğini; AYM’nin ise “kişinin yaşamının tehlikeye girebileceğine, kötü muameleye tabi tutulacağına veya aile bütünlüğünün bozulacağına dair risk bulunan bir ülkeye sınır dışı edilmesine karar verildiği durumlarda bu kapsamdaki ihlal iddialarının incelenebilmesi için sınır dışı kararının uygulanmış olması ya da uygulanmasının önünde bir engel bulunmaması gerekir” ve “bireysel başvuruya konu edilen genel güvenlik tahdit kodu nedeniyle sınır dışı etme kararının uygulanma ihtimalinin ortadan kalktığı” gerekçesiyle başvurunun düşmesine karar verdiğini tespit etmiştir. Bu karar, bir G-87 kodu ilk derece mahkemesinde zaten iptal edilmişse, aynı konudaki bireysel başvurunun konusuz kalacağını ve bu durumda enerjinin idare mahkemesi sürecine odaklanması gerektiğini gösterir.

Anayasa Mahkemesi – B. No: 2021/7144, T. 13.05.2025

AYM, sınır dışı ve tahdit süreçlerinde “bir yabancının sınır dışı edileceği ülkede Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı gerekçelerin gösterildiği hâllerde yabancının sınır dışı edilmesi kötü muamele yasağını ihlal edebilir” uyarısı yapmış; yargı mercilerinin “gerçek riskin varlığı konusunda titiz bir inceleme yapmalıdır” yükümlülüğünü yerine getirmeyerek “başvurucunun bireysel koşullarını, menşe ülkedeki güncel insan hakları durumunu ve uluslararası raporları dikkate almaksızın karar vermiş; geri gönderilmesi hâlinde maruz kalabileceği riske ilişkin özenli ve titiz bir değerlendirme yapmamıştır” tespitiyle hak ihlali kararı vermiştir. Bu karar, G-87 gibi güvenlik temelli kodların bazen bir yabancının menşe ülkesine geri gönderilmesi riskiyle iç içe geçebildiğini ve böyle durumlarda derece mahkemelerinin yalnızca “kamu güvenliği tehdidi” gerekçesini değil, geri gönderme riskini de ayrıca ve titizlikle değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir.

Ç-114 Kodu (Hakkında Adli İşlem Yapılanlar): Savcılıktaki Ceza Dosyanızdan Beraat Etseniz Bile Kod Sistemde Kalır mı?

Kısmen – otomatik olarak silinmez, ancak beraat kodun hukuki dayanağını ortadan kaldırır. Ç-114 kodu, Türkiye’de adli soruşturma veya kovuşturmaya konu olan yabancılar hakkında uygulanan süreli tahdit kodudur. Ceza mahkemesinden beraat kararı alınması veya takipsizlik verilmesi, idari bir işlem olan tahdit kodunu sistemden otomatik olarak silmez; ancak kodun hukuki dayanağını (sebep unsurunu) ortadan kaldırır. İdarenin beraat kararına rağmen kodu re’sen kaldırmaması hâlinde idare mahkemesinde iptal davası açılmalıdır.

Anayasa Mahkemesi – B. No: 2020/34963, T. 29.07.2025

AYM, bu kararında Ç-114 ve G-87 kodlarının uygulanışını şöyle belirtmiştir: “Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, başvurucu hakkında 15/10/2014 tarihinde Ç-114 (haklarında adli işlem yapılan yabancılar-süreli yurda giriş yasağı) ve 23/10/2014 tarihinde G-87 (genel güvenlik nedeniyle yurda giriş yasağı) tahdit kodları oluşturmuştur.” Aynı kararda idarenin kamu güvenliğini koruma amacına değinilerek “somut olayda, Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol-Europol Dairesi Başkanlığı’nın… yazısı göz önünde bulundurularak terörist faaliyetlere iştiraklerin önlenmesi, çatışma bölgelerine seyahatlerin engellenmesi ve ülke güvenliğinin korunması bağlamında, davacı hakkında devlet güvenlik birimlerinin raporları dikkate alınmak suretiyle hükümranlık yetkisi dahilinde tesis olunduğu anlaşılan dava konusu işlemde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır” denilmiş, sınır dışı değerlendirmelerinde ise “ispat külfetinin başvurucuya ait olduğu” belirtilmiştir. Bu karar, Ç-114 ve G-87 kodlarının birlikte tesis edildiği durumlarda, başvurucunun sadece beraat kararını sunmasının yeterli olmayabileceğini; G-87 boyutunun ayrıca ve bağımsız olarak çürütülmesi gerektiğini gösterir.

G-78 ve V-70 Kodları: Sahte Evlilik Şüphesi veya İkamet İzni İhlallerinde Aile Bütünlüğünün Korunması Mümkün müdür?

Evet, mümkündür – ölçülülük ilkesi ve aile hayatına saygı hakkı bu kodlara karşı en güçlü savunma zeminini oluşturur. V-70 tahdit kodu uygulamada formalite (sahte/anlaşmalı) evlilik şüphesiyle konulmaktadır. G-78 kodunun teknik ayrıntıları mevcut karar metinlerinde ayrıca tanımlanmamıştır. Yargı kararları, yalnızca V-70 koduna veya soyut şüpheye dayanılarak işlem yapılamayacağını, idarenin somut delil sunmak zorunda olduğunu açıkça belirtmektedir.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi – E. 2017/685, K. 2017/788, T. 04.10.2017

Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi, “ülkeye yasal giriş ve çıkış hükümlerini ihlal eden, yalan beyanda bulunan ve bu eylemleri nedeniyle de hakkında sınırdışı kararı verilen davacının çalışma izin başvurusuna İçişleri Bakanlığı tarafından olumsuz görüş verilmesi neticesinde başvurusunun reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği” gerekçesiyle Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğuna ve istinaf isteminin reddiyle onanmasına karar vermiştir. Somut olayda Ç-120 (Vize ve İkamet İhlali) ve Ç-113 (Yasadışı Giriş-Çıkış Yapan) kodlarının birlikte tesis edildiği görülmüştür. Bu karar, birden fazla ihlal kodunun (giriş-çıkış ihlali + yalan beyan) bir araya geldiği durumlarda mahkemenin idareye daha geniş bir takdir alanı tanıyabileceğini göstermektedir; savunma stratejisinde her kodun ayrı ayrı çürütülmesi önem taşır.

Anayasa Mahkemesi – B. No: 2019/40761, T. 15/2/2024

AYM, N-82 kodunun niteliğini açıklayarak “N-82 tahdit kodunun bir giriş yasağı kararı olmadığı, İçişleri Bakanlığı’nın izin ve bilgisi dâhilinde yabancının Türkiye’ye girişine izin verilebileceğini” ve “Anayasa vatandaşlara ülkeye giriş ve ülkeden çıkarılma konusunda mutlak bir hak vermiş iken yabancılar farklı bir rejime tabi tutulmuştur” ifadelerine yer vermiş; “başvurucular, haklarında uygulanan başvuru konusu tüm işlemlere karşı idari yargıda iptal davası süreci başlatmış ve derece mahkemeleri başvurucuların iddialarının esası hakkında, göç ve sınır kontrolleriyle ilgili idarenin geniş takdir yetkisini de dikkate alarak bir değerlendirme yapmıştır” gerekçesiyle yargısal güvencelerin sağlandığı sonucuna varmıştır. Bu karar, N-82 gibi “ön izne bağlama” niteliğindeki kodların doğrudan bir giriş yasağı olmadığını, dolayısıyla V-70/G-78 ile karıştırılmaması gerektiğini netleştirir.

Danıştay 10. Daire – E. 2016/2024, K. 2021/2317, T. 17.05.2021

Danıştay 10. Daire, “davacıya kısa süreli ikamet tezkeresi verilmemesini gerektirecek, Türkiye’de ikamet etmesine engel teşkil edebilecek nitelikte davalı idarece somut bilgi ve belgeye dayalı tespit yapılmadan davacının sadece formalite evlilik kodunu gerekçe göstererek kısa süreli ikamet tezkeresi verilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı” tespitini yapmış ve davacının Türk vatandaşı ile evliliğinin formalite evlilik olmadığının, çekişmeli bir şekilde boşandıklarının mahkeme kararıyla sabit olduğu tespitiyle davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir. Bu karar, V-70 (formalite evlilik) kodunun tek başına, somut delil sunulmadan bir ikamet izni reddine dayanak yapılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır; evliliğin gerçekliğine ilişkin mahkeme kararı gibi resmi belgeler dosyaya sunulduğunda idarenin soyut şüphesi çürütülebilir.

Danıştay 10. Daire – E. 2016/1634, K. 2021/4944, T. 20.10.2021

Danıştay 10. Daire, “bu tahdidin dayanağının davalı idarece somut olarak ortaya konulamadığı, nitekim boşanma davası sonucunda davacı lehine yoksulluk nafakasına hükmedildiği görülmektedir” ve “kısa dönem ikamet izni verilmesi açısından davacının gerekli şartları sağlayıp sağlamadığı hususunda değerlendirme yapılarak işlem tesis edilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu tesis edilen işlemde hukuk uygunluk bulunmadığı” sonucuna vararak işlemi iptal etmiştir. Bu karar, boşanma davasında yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olmasının dahi evliliğin gerçekliğine işaret eden güçlü bir delil olarak kabul edildiğini gösterir; V-70 kodunun somutlaştırılmadığı her durumda idarenin eksik inceleme yaptığı ileri sürülebilir.

Danıştay 10. Daire – E. 2016/2616, K. 2021/2318, T. 17.05.2021

Danıştay 10. Daire, aile birliğinin korunması bakımından “Türk vatandaşı ile evli olan davacının, ülkemizde ailesiyle birlikte ayrılmaz bir bağ oluşturduğu, küçük çocuğunun annesi olarak çocuğunun ve eşinin yanında olmasının gerekliliğinin önemi göz önüne alındığında, Türkiye’de kalışının engellenmesinin aile bağlarının kopmasına neden olabileceği ve aile hayatının zarar göreceği” ve “giriş yasağının dayanağı Ç-120 tahdit kaydının da idarece kaldırıldığı anlaşıldığından, davacı hakkında giriş yasağı konulmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle işlemi iptal etmiştir. Bu karar, küçük çocuğu bulunan ve Türk vatandaşı eşiyle birlikte yaşayan bir yabancı için aile bütünlüğünün, giriş yasağının kaldırılmasında belirleyici bir ağırlık taşıdığını göstermesi bakımından son derece kıymetlidir.

Danıştay 10. Daire – E. 2022/5776, K. 2024/4048, T. 15.10.2024

Danıştay 10. Daire, buna karşılık aile ikamet izninde kamu güvenliği sınırını da çizmiş ve “Türk vatandaşı bir kimsenin yabancı eşinin aile ikamet izni başvurusunun kabul edilmesi veya uzatılabilmesi için 6458 sayılı Kanun’un 7. maddesi, dolayısıyla anılan maddenin atıfta bulunduğu 15. maddesi kapsamına girmemesi (kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından sakıncalı görülmemesi) gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır” tespitini yapmıştır. Somut olayda davacı hakkında ABD adli makamlarınca yürütülen bir tahkikata esas teşkil etmek üzere “Suç Örgütüne Üye Olma ve Dolandırıcılık” suçlarından ABD İnterpol birimince yer tespiti amaçlı mavi bülten düzenlendiği, bu bültene istinaden M-kodlu tahdit kaydının tanzim edildiği ve dava konusu işlem tarihi itibarıyla davacı hakkında bu tahdit kaydının geçerli olduğu tespit edilmiştir. Bu karar, G-78/V-70 gibi aile temelli kodların aksine, yabancı hakkında uluslararası bir mavi bülten (Interpol kaydı) bulunduğunda aile bağlarının tek başına yeterli bir savunma oluşturmayabileceğini gösterir – her dosyanın kendi somut koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesi – B. No: 2019/438, T. 27/7/2022

AYM, aile hayatına saygı hakkının gözetilmesi gerektiğini belirterek “Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır”, “hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler”, “sınır dışı edilen yabancının ülkede güçlü ailevi bağlara sahip olduğu durumlarda aile hayatı ile sınır dışı işleminin uygulanması bağlamında gözetilen kamusal menfaat arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir” ve “İdare Mahkemesi tarafından idari işlemin başvurucunun aile hayatı üzerinde doğuracağı etkiler bakımından bir inceleme ve dengelemenin yapılmamış olduğu, aile hayatına saygı hakkı ile ilgili hiçbir gerekçeye yer verilmediği görülmektedir” tespitinde bulunmuştur. Bu karar, idare mahkemesinin bir giriş yasağı veya sınır dışı davasında yalnızca “kamu düzeni tehdidi var mı yok mu” sorusuna değil, aynı zamanda “bu işlem aile hayatını nasıl etkiliyor” sorusuna da gerekçeli biçimde cevap vermesi gerektiğini ortaya koyar.

Anayasa Mahkemesi – B. No: 2021/14332, T. 28.01.2026

AYM, bu ilkeyi yinelemiş ve “devletin egemenliğinden kaynaklanan yabancıların ülkeye girişi ve ikametini denetleme yetkisi bu konuyla ilgili konulmuş kanun hükümlerine aykırı davrananlara caydırıcı yaptırımlar kapsamında kamu düzeni ve millî güvenlik yönünden tehlikeli olduğu tespit edilen yabancıların sınır dışı edilmesi mümkündür” ancak “sınır dışı edilen yabancının ülkede güçlü ailevi bağlara sahip olduğu durumlarda aile hayatı ile sınır dışı veya ülkeye girişin yasaklanması kararı bağlamında gözetilen kamusal menfaat arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir” tespitini yapmıştır. Aynı kararda AYM, “bir yabancının terörist faaliyetlerle ilgili olarak ve millî güvenliğin korunması amacıyla sınır dışı edilmesinde veya ülkeye girişinin yasaklanmasında kamu makamlarının mutlaka somut olayın koşulları içinde kişinin millî güvenliği tehlikeye atacak nitelikteki faaliyetlerde bulunduğuna dair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunması gerekir” ve “yargılama makamlarının da kamu makamlarınca müdahale ile ilgili olarak ileri sürülen sebepleri inceleyerek konuyla ilgili beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dair gerekçelerini kararlarında göstermeleri zorunludur” ilkelerini pekiştirmiştir. Bu güncel karar, G-78/V-70 kodlarına karşı açılan davalarda aile hayatı argümanının hem AYM hem de derece mahkemeleri nezdinde istikrarlı biçimde korunan bir zemin olduğunu göstermektedir.

Tahdit Kodunun Kaldırılması: Ankara İdare Mahkemelerinde İptal Davası Süreci

Tahdit kodunun ve giriş yasağının kaldırılması sürecinde idari başvuru ve dava yolları şu şekildedir: idari başvuru (İYUK m.11 / YUKK m.9/6, dava açma süresini durdurur) ya da doğrudan iptal davası (Ankara idare mahkemeleri, İYUK m.7 uyarınca 60 gün). 6458 sayılı Kanun’un 9. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca Genel Müdürlükten yasağın kaldırılması istenebilir; bu başvuru 2577 sayılı İYUK’un 11. maddesi kapsamında işlemeye başlamış dava açma süresini durdurur. İdarenin 30 günlük yasal cevap süresi içinde ret cevabı vermesi veya sessiz kalması (zımni ret) hâlinde kalan süre içinde dava açılır. Tahdit kodları merkezi idare (Göç İdaresi Başkanlığı) tarafından tesis edildiğinden, uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemeleridir. Tahdit kodunun ve giriş yasağının hukuki sonuçları, sınır dışı etme kararından bağımsız olduğu için bu iki süreç genellikle birlikte yürütülür; sınır dışı kararı iptal davası ile tahdit kodunun kaldırılması davası, aynı sürede açılabilecek olsa da farklı hukuki rejimlere tabidir.

Tahdit Kodunun Kaldırılması İçin Açılacak İptal Davasında 60 Günlük Hak Düşürücü Süre Ne Zaman Başlar?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi gereğince idare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gündür. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re’sen gözetilir; idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin (tebliğin) yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. İdari dava açılmadan önce 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca idareye yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur; başvurunun reddi veya 30 gün içinde cevap verilmeyerek zımnen reddi hâlinde kalan süre işlemeye devam eder. Sınır dışı etme kararlarına karşı 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrasında 7 günlük özel dava açma süresi öngörülmüş olup, tahdit koduna/giriş yasağına karşı açılacak genel iptal davalarındaki 60 günlük süre bu özel süreyle karıştırılmamalıdır.

Danıştay 10. Daire – E. 2016/1185, K. 2021/4942, T. 20.10.2021

Danıştay 10. Daire, giriş yasağı davalarının niteliğini şöyle ortaya koymuştur: “davanın konusunun sınır dışı etme işlemi olmadığı, dolayısıyla sınır dışı etme kararlarına yönelik Mahkemelerce verilen kararların kesin olduğu yönünde düzenleme ihtiva eden 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 53. maddesi, 3. fıkrasının bakılan davada uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşıldığından…” Bu karar, tahdit kodu/giriş yasağı davalarının 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesindeki 7 günlük kesin dava açma süresine ve istinaf/temyiz yasağına tabi olmadığını, bunun yerine İYUK m.7’deki genel 60 günlük süreye ve olağan kanun yollarına (istinaf, temyiz) tabi olduğunu netleştiren temel bir usul emsalidir. Bu ayrımı gözden kaçırmak, davanın süre veya kanun yolu bakımından reddiyle sonuçlanabilir.

Mahkeme Sürecinde İdarenin Sunduğu “Gizli İstihbari Bilgi” veya “Soyut Şüphe” Savunması Nasıl Çürütülür?

İdarenin takdir yetkisi mutlak olmayıp somut bilgi ve belgelere dayanmalıdır. Dava sürecinde adli beraat/takipsizlik kararları, Türkiye’deki ticari veya ailevi bağlar, seyahat kayıtları ve istihbari iddianın soyutluğu ortaya konularak savunma çürütülür.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi – E. 2019/2560, K. 2020/220, T. 12.02.2020

Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi, “Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir” hükmüne atıfla “söz konusu takdir yetkisinin kullanılmasında somut bilgi ve belgelerle kişinin ülkeye girişinin yasaklanabileceği, bu yetkinin keyfi olarak kullanılamayacağı tabiidir” ilkesini ortaya koymuş, somut delil bulunan durumlarda ise “söz konusu güvenlik birimlerinin raporları dikkate alınmak suretiyle hükümranlık yetkisi dahilinde tesis olunduğu anlaşılan yurda giriş yasağı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır” değerlendirmesinde bulunmuştur. Bu karar, “gizli istihbari bilgi” savunmasının davacı avukatı için iki yönlü bir strateji sunduğunu gösterir: mahkemeden idareye ara karar yazarak raporun somut içeriğini talep etmesini istemek ve raporun soyut/genel nitelikte kaldığını (kişiye özgü olay bağlantısı kurulamadığını) vurgulamak.

Aynı doğrultuda Danıştay 10. Daire’nin yukarıda değinilen (21.06.2023, E. 2018/3756, K. 2023/3866) kararında, Genel Müdürlüğün ilgili kurumlardan görüş alarak giriş yasağı koyabileceği kuralı anımsatılarak, somut tespit bulunmaması hâlinde davanın reddi kararının hukuka aykırı bulunduğu vurgulanmıştır.

Anayasa Mahkemesi – B. No: 2021/2290, T. 27.11.2024

AYM, derece mahkemelerinin gerekçeli denetim zorunluluğunu şu şekilde ifade etmiştir: “Bir yabancının terörist faaliyetlerle ilgili olarak ve millî güvenliğin korunması amacıyla sınır dışı edilmesinde veya ülkeye girişinin yasaklanmasında kamu makamlarının mutlaka somut olayın koşulları içinde kişinin millî güvenliği tehlikeye atacak nitelikteki faaliyetlerde bulunduğuna dair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunması gerekir”; “yurda giriş yasağı tahdit kararı ile ilgili idari ve yargısal kararda yer verilen gerekçelerin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı bağlamında ilgili ve yeterli olmadığı, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması hususundaki kamusal menfaat ile başvurucunun özel hayatına ve aile hayatına saygı hakkı arasında bir dengeleme yapılmadığı gibi kararlarda yer verilen unsurların bu dengelemeye imkân verecek kadar ayrıntılı ve açık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” Bu karar, yalnızca “millî güvenlik” ibaresinin kararda geçmesinin yeterli olmadığını; kararın hem somut bilgiye hem de aile/özel hayat dengelemesine dair ayrıntılı gerekçe içermesi gerektiğini gösteren güçlü bir usul emsalidir.

Yukarıda değinilen Anayasa Mahkemesi (17/11/2021, B. No: 2018/36798) kararında da yargı makamlarının temel hak ve özgürlüklerin keyfîliğe karşı gerçekten ve etkili şekilde korunmasını sağlama görevleri gereği kamu makamlarınca müdahale ile ilgili olarak ileri sürülen sebepleri inceleyerek konuyla ilgili beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dair gerekçelerini kararlarında göstermeleri zorunlu tutulmuştur.

Anayasa Mahkemesi – B. No: 2018/6254, T. 29/6/2021

AYM, 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesi kapsamında “kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar” ile “Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar” hakkında sınır dışı işlemi yapılabileceğini, “kamu sağlığı, kamu düzeni veya güvenliği açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancılar hakkında yurda giriş yasağı alınmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı”nı belirtmiş; ancak somut olayda “başvurucunun devletin kamu düzenini korumak üzere yabancıların ülkeye girişini ve ikamet etmesini denetleme konusundaki takdir yetkisinin kötüye kullanıldığını gösteren somut ve ikna edici deliller de sunamamıştır” tespitini yapmıştır. Bu karar, dava dilekçesinde soyut “hukuka aykırı” iddiasının yeterli olmadığını; başvurucunun da kendi tarafında idarenin takdir yetkisini kötüye kullandığını gösteren somut ve ikna edici karşı deliller sunması gerektiğini hatırlatan dengeli bir emsaldir.

İptal Davası Devam Ederken Yabancının İşine veya Ailesine Dönebilmesi İçin “Yürütmeyi Durdurma (YD)” Kararı Nasıl Alınır?

2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte (kümülatif) gerçekleşmesi zorunludur. Dava açılması idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Açık hukuka aykırılık; idarenin somut bilgi/belge sunamaması, kanuni dayanağı olmayan genelgelerle işlem yapılması veya işlem tarihinde geçerli bir giriş yasağı bulunmaması iddialarıyla temellendirilir. Telafisi güç veya imkânsız zarar unsuru ise; aile birliğinin fiilen dağılması, küçük çocuğun anne/babasından ayrı kalması, ticari faaliyetlerin durması veya eğitimin aksaması gibi olguların resmi belgelerle (evlilik cüzdanı, nüfus kayıtları, ticaret sicil gazetesi, okul kaydı) mahkemeye sunulmasıyla ispatlanır. Yürütmenin durdurulması kararı verildiğinde, dava konusu tahdit kodu/giriş yasağı işlemi dava sonuna kadar icra kabiliyetini yitirir ve yabancının ülkeye girişinin önündeki hukuki engel geçici olarak kalkar; bununla birlikte YD talebinin kabulü tek başına vize, giriş veya ikamet izni verileceği anlamına gelmez, YD kararının kapsamı dava konusu işlemin niteliğine göre belirlenir.

Mahkemeyi Beklemeden Acil Çözüm: “Meşruhatlı Vize” ile Türkiye’ye Giriş

Meşruhatlı vize, hakkında giriş yasağı bulunan yabancıların belirli ve meşru bir amaçla (çalışma, öğrenim, evlilik, tedavi vb.) Türkiye’ye giriş yapabilmelerine olanak tanıyan özel açıklamalı vizedir. 6458 sayılı Kanun’un 9. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca Genel Müdürlük, giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için ülkeye girişine izin verebilmektedir.

Tahdit Kodu ve Giriş Yasağı Pasaportta Dururken “Meşruhatlı Vize” (Özel Amaçlı Vize) Nedir ve Nasıl Alınır?

6458 sayılı Kanun’un 11. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca “vizeler, Türkiye’ye giriş için mutlak hak sağlamaz.” Kanun’un 15. maddesinin ikinci fıkrasına göre ise vize verilmeyecek yabancılar kapsamında olunsa dahi Bakanın onayıyla vize verilebilir. Meşruhatlı vize, yabancının vatandaşı olduğu veya yasal olarak ikamet ettiği ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği/Başkonsolosluğu üzerinden bizzat başvurularak alınır. Başvuru süreci şu adımlardan oluşur: vize başvurusu genel turistik amaçla yapılamaz, aile birleşimi, çalışma, eğitim, resmi görev, tedavi veya ticari zorunluluk gibi somut bir gerekçeye dayanmalıdır; konsolosluk mülakatında tahdit kodunun varlığı gizlenmemeli, kodun haksızlığı veya acil geliş gerekçesi belgelenmelidir; dış temsilcilik başvuruyu Göç İdaresi Başkanlığı’na iletir, Genel Müdürlük veya İçişleri Bakanlığı izin verirse vize etiketine özel şerh düşülerek vize basılır. Önemle belirtmek gerekir ki bu vize giriş yasağını tamamen silmez; giriş yasağı sistemde baki kalmak üzere yabancıya vize süresi boyunca yasal giriş ve kalış hakkı tanır.

Danıştay 10. Daire – E. 2016/3743, K. 2021/4455, T. 30.09.2021

Danıştay 10. Daire, idarenin meşruhatlı vize uygulamasına ilişkin olarak, “Türkiye’ye giriş yasağı kapsamında bulunan yabancıların yasak süresi içerisinde ülkemize gelmek istemeleri hâlinde ülkelerinde bulunan dış temsilciliklerimizden amacına uygun özel meşruhatlı vize talebinde bulunmaları gerektiği” savunmasını aktarmış ve mahkemece dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir. Aynı doğrultuda Danıştay 10. Daire’nin 20.10.2021 tarihli, E. 2016/1185, K. 2021/4942 sayılı kararında da idarenin, davacının vize ihlalinden kaynaklanan para cezasını ödemek ve özel meşruhatlı vize alarak giriş yasağı süresi dolmadan ülkemize girebileceği yönündeki yaklaşımı karara yansıtılmıştır. Bu iki karar birlikte, meşruhatlı vizenin salt teoride değil, idarenin kendi savunmasında dahi “giriş yasağını aşmanın resmi yolu” olarak tanımlandığını göstermektedir; giriş yasağı devam eden bir yabancı için mahkeme sürecini beklemeden meşruhatlı vize başvurusu her zaman paralel bir seçenek olarak değerlendirilmelidir.

Evlilik, Eğitim, Çalışma veya Hayati Sağlık Tedavisi Sebebiyle Yapılan Meşruhatlı Vize Başvuruları G-87 veya Ç-114 Kodlarını Aşabilir mi?

Kısmen – meşruhatlı vize başvurusu G-87 veya Ç-114 gibi güvenlik veya adli işlem kodlarını kendiliğinden veya otomatik olarak ortadan kaldırmaz; ancak idarenin takdir yetkisini olumlu yönde kullanmasını sağlayan en güçlü hukuki ve insani mekanizmadır. Başvuru nedenlerine göre değerlendirme şu şekildedir: evlilik ve aile birliği gerekçesinde Türk vatandaşı eşin varlığı, evlilik cüzdanı, müşterek çocukların nüfus kayıtları sunulmalıdır ve AYM içtihatları (27.11.2024, 17.11.2021, 28.01.2026) gereğince idare aile hayatına saygı hakkı ile kamu yararı arasında dengeleme yapmak zorundadır; hayati sağlık tedavisinde YUKK m.55 uyarınca ciddi sağlık sorunları bulunan, tedavisi kendi ülkesinde mümkün olmayan yabancılar özel koruma altındadır ve Türkiye’deki hastaneden alınan kabul belgesi ile tedavi planı sunulduğunda meşruhatlı vize verilme ihtimali yükselir; çalışma izninde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan onaylanan çalışma izni meşruhatlı çalışma vizesinin temel dayanağıdır; eğitimde ise Türkiye’deki bir üniversiteye kayıt veya kabul mektubu ile eğitim meşruhatlı vizesi talep edilebilir. Sonuç olarak G-87/Ç-114 kodu sistemde kalmaya devam etse dahi, somut ve ikna edici bir insani/hukuki gerekçe sunulduğunda Bakanlık onayıyla giriş sağlanabilir.

Türk Konsolosluklarından Alınan Meşruhatlı Vize İle Ülkeye Giren Yabancı Yeniden İkamet İzni Başvurusu Yapabilir mi?

Evet, ancak koşullu olarak. Meşruhatlı vizeyle Türkiye’ye yasal giriş yapan yabancı, vizenin sağladığı kalış süresi içinde ve amacına uygun olarak ikamet izni başvurusunda bulunabilir. Ancak giriş yasağı hukuken devam ediyorsa, 6458 sayılı Kanun’un 33/1-ç maddesi gereğince kısa dönem ikamet izni talebi reddedilebilir.

Danıştay 10. Daire – E. 2016/594, K. 2021/4945, T. 20.10.2021

Danıştay 10. Daire, ikamet türü geçişlerinde meşruhatlı vize dayatılması meselesini incelemiş ve “aile ikamet izninden kısa dönem ikamet iznine geçişlerde, geçerli ikamet izninin verilmesine esas olan gerekçenin sona ermesi veya değişikliğe uğramasından dolayı yeni kalış amacına uygun ikamet izni almak üzere yapılacak başvurularda ikamet izni başvurularının istisnai olarak valiliklere yapılabileceğinin kurala bağlandığı” ve “17/08/2013 tarihine kadar geçerli aile ikamet izni bulunan davacının, 6458 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca bu ikamet izni kapsamında vize alarak ülkemize geldikten sonra, söz konusu ikamet izninden kısa dönem ikamet iznine geçmek amacıyla tekrar yurt dışına çıkmasına gerek olmadan valiliğe başvuruda bulunmasında hukuki bir engel bulunmadığı” tespitiyle, geçerli ikamet hakkı olan yabancıdan mükerrer şekilde özel meşruhatlı vize istenemeyeceğini hüküm altına almıştır. Bu karar, giriş yasağı hukuken sona ermiş veya hiç var olmamış bir yabancının, salt ikamet türü değiştirmek için tekrar yurt dışına çıkıp meşruhatlı vize almaya zorlanamayacağını gösterir – idarenin bu yönde bir talebi ölçüsüz bir bürokratik engel teşkil eder.

Buna karşılık yukarıda değinilen Danıştay 10. Daire’nin (20.10.2021, E. 2016/938, K. 2021/4947) kararında da belirtildiği üzere, ikamet izni başvurusunun değerlendirilmesinde esas alınacak husus işlem tarihinde fiilen geçerli bir giriş yasağının bulunup bulunmadığıdır; giriş yasağı meşruhatlı vizeyle aşılmış olsa dahi sistemde kayıt baki kaldığından, ikamet izni başvurusuyla eş zamanlı olarak Ankara idare mahkemelerinde açılmış olan tahdit kodunun kaldırılması davasının takip edilmesi veya idari başvuru ile kodun terkininin sağlanması, kalıcı bir çözüm için şarttır.

Bu Makalede Kullanılan Emsal Kararların Özeti
  • Danıştay 10. Daire, E. 2018/3756, K. 2023/3866 (21.06.2023): Somut tespit bulunmadan tesis edilen giriş yasağı hukuka aykırıdır.
  • AYM, B. No: 2018/36798 (17/11/2021): Soyut millî güvenlik iddiası yeterli değildir; somut ve ciddi bilgi sunulmalıdır.
  • Danıştay 10. Daire, E. 2016/938, K. 2021/4947 (20.10.2021): İşlem tarihinde fiilen geçerli giriş yasağı esas alınmalıdır.
  • Danıştay 10. Daire, E. 2020/3217, K. 2020/5912 (08.12.2020): Ödenmemiş para cezası nedeniyle 5 yıllık giriş yasağı ölçülülük ilkesine aykırıdır.
  • Danıştay 10. Daire, E. 2016/3056, K. 2021/1050 (10.03.2021): Kanunda öngörülmeyen giriş yasağı sınırlaması yalnızca genelgeyle getirilemez.
  • Danıştay 10. Daire, E. 2020/4631, K. 2024/5214 (21.11.2024): İdarenin ara kararlara rağmen somut bilgi sunamaması G-87 kodunu sakatlar.
  • Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi, E. 2018/1133, K. 2018/1462 (05.12.2018): Somut risk ortaya koyan istihbari raporlar giriş yasağına dayanak oluşturabilir.
  • AYM, B. No: 2021/2831 (15/2/2023): Devletin egemenlik yetkisi vardır; ancak sınır dışı/giriş yasağı gerekçeleri somut ve makul olmalıdır.
  • AYM, B. No: 2018/36105 (26/5/2021): G-87’ye dayalı işlem yerel mahkemece iptal edilmişse bireysel başvuru konusuz kalır.
  • AYM, B. No: 2021/7144 (13.05.2025): Geri gönderme riski bireysel koşullar ve raporlarla titizlikle incelenmelidir.
  • AYM, B. No: 2020/34963 (29.07.2025): Ç-114 ve G-87 kodlu işlemlerde ispat külfeti başvurucudadır; her kod ayrı çürütülmelidir.
  • Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi, E. 2017/685, K. 2017/788 (04.10.2017): Birden fazla ihlal kodu birlikte tesis edilmişse idareye geniş takdir alanı tanınabilir.
  • AYM, B. No: 2019/40761 (15/2/2024): N-82 kodu doğrudan giriş yasağı değil, girişin ön izne bağlanmasıdır.
  • Danıştay 10. Daire, E. 2016/2024, K. 2021/2317 (17.05.2021): V-70 formalite evlilik kodu tek başına ikamet reddine yetmez.
  • Danıştay 10. Daire, E. 2016/1634, K. 2021/4944 (20.10.2021): Yoksulluk nafakasına hükmedilmiş evlilikte V-70 reddi hukuka aykırıdır.
  • Danıştay 10. Daire, E. 2016/2616, K. 2021/2318 (17.05.2021): Türk vatandaşı eş/çocukla aile birliği ve kaldırılan Ç-120 tahdidi dikkate alınmalıdır.
  • Danıştay 10. Daire, E. 2022/5776, K. 2024/4048 (15.10.2024): Geçerli M-kodlu mavi bülten kaydı aile ikamet izninin reddinde dikkate alınabilir.
  • AYM, B. No: 2019/438 (27/7/2022): Sınır dışı/giriş yasağı işlemlerinde aile hayatına saygı hakkı ile kamu menfaati dengelenmelidir.
  • AYM, B. No: 2021/14332 (28.01.2026): Millî güvenlik gerekçesi somut bilgiyle kanıtlanmalı, aile hayatı gözetilmelidir.
  • Danıştay 10. Daire, E. 2016/1185, K. 2021/4942 (20.10.2021): Giriş yasağı davaları YUKK m.53/3’teki kesinlik kuralına tabi değildir; genel 60 günlük süre uygulanır.
  • Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi, E. 2019/2560, K. 2020/220 (12.02.2020): İdarenin takdir yetkisi somut bilgi ve belgelerle sınırlıdır, keyfi olamaz.
  • AYM, B. No: 2021/2290 (27.11.2024): Millî güvenlik gerekçesinde ciddi bilgi sunulmalı, aile hayatı ile kamu menfaati dengelenmelidir.
  • AYM, B. No: 2018/6254 (29/6/2021): Sahte belge veya kamu düzeni gerekçeli yasaklarda başvurucu da karşı delil sunmalıdır.
  • Danıştay 10. Daire, E. 2016/3743, K. 2021/4455 (30.09.2021): Giriş yasağı süren yabancılar dış temsilciliklerden amacına uygun özel meşruhatlı vize talep edebilir.
  • Danıştay 10. Daire, E. 2016/594, K. 2021/4945 (20.10.2021): İkamet türü geçişinde valiliğe başvuru yeterlidir; gereksiz meşruhatlı vize şartı aranamaz.

Sık Sorulan Sorular

Tahdit kodu sorgulaması nereden yapılır?
Yabancının kendisi veya vekili tarafından il göç idaresi müdürlüklerine ya da e-Devlet üzerinden başvurularak, sınır kapılarında ise pasaport optik okuyucudan geçirilerek tahdit kaydının varlığı öğrenilebilir. Resmi ve hukuken bağlayıcı bilgi için idareye yazılı başvuru yapılması ve alınan cevabın saklanması önerilir.
Tahdit kodunun kaldırılması için avukatla mı, yoksa bizzat mı başvurulmalı?
İdari başvuru bizzat veya vekaletname ile avukat aracılığıyla yapılabilir; ancak Ankara idare mahkemelerinde açılacak iptal davası ve varsa yürütmeyi durdurma talebi teknik bir hukuki süreç olduğundan, özellikle 60 günlük hak düşürücü süre ve delil sunumu bakımından avukatla yürütülmesi hak kaybını önler.
Tahdit kodu davasında yürütmeyi durdurma kararı ne kadar sürede çıkar?
Kanunda kesin bir süre öngörülmemiştir; mahkemenin iş yüküne ve dosyanın aciliyetine göre değişir. Telafisi güç zarar ve açık hukuka aykırılık unsurlarının somut belgelerle desteklendiği dosyalarda mahkemeler bu talebi öncelikli olarak değerlendirebilir.
Giriş yasağı olan bir yabancı Türkiye’ye kaçak yollarla girerse ne olur?
Bu durum 6458 sayılı Kanun m.54 kapsamında yeni bir sınır dışı etme ve giriş yasağı sebebi oluşturur, ayrıca ilgili mevzuat uyarınca ayrı bir idari veya adli yaptırıma konu olabilir. Giriş yasağının hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa doğru yol, meşruhatlı vize başvurusu ve/veya idare mahkemesinde iptal davası açmaktır.
Tahdit kodu iptal davası kazanılırsa giriş yasağı ne zaman kalkar?
Kararın kesinleşmesi ve idareye tebliği ile idare, tahdit kaydını sistemden (GöçNet) terkin etmekle yükümlüdür. Uygulamada kararın idareye ulaştırılması ve sistem güncellemesinin takip edilmesi, gecikmeleri önlemek açısından önemlidir.
Meşruhatlı vize başvurusu reddedilirse itiraz edilebilir mi?
Vize işlemleri dış temsilciliklerin ve Göç İdaresi Başkanlığı’nın takdir yetkisi kapsamında değerlendirildiğinden, ret kararına karşı idari başvuru yolları denenebilir; giriş yasağının kendisi hukuka aykırıysa bu durumda asıl çözüm yolu tahdit kodunun kaldırılması için idare mahkemesinde açılacak iptal davasıdır.
Ç-114 kodu ile G-87 kodu aynı anda bulunabilir mi?
Evet, uygulamada aynı yabancı hakkında birden fazla tahdit kodu eş zamanlı olarak tesis edilebilir; Anayasa Mahkemesi’nin 29.07.2025 tarihli kararında da bu durum örneklenmiştir. Böyle bir durumda her kodun hukuki dayanağının ayrı ayrı incelenmesi ve dava dilekçesinde ayrı ayrı çürütülmesi gerekir.

Hukuki Destek Almak İster Misiniz?

Sınır kapısında beklenmedik bir tahdit kodu veya giriş yasağıyla karşılaştıysanız ya da ikamet izni başvurunuz sistemde kayıtlı eski bir kod nedeniyle reddedildiyse, doğru ve hızlı hukuki adım büyük önem taşır. Büromuz tahdit kodunun kaldırılması için idari başvuru hazırlanması, Ankara idare mahkemelerinde iptal davası ve yürütmeyi durdurma talebi açılması, meşruhatlı vize sürecinin yürütülmesi ve ikamet izni başvurularında acil hukuki destek sağlamaktadır.

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp ile Yazın

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her hukuki uyuşmazlık kendine özgü koşullar içermekte olup hak kaybı yaşamamak adına bir avukattan profesyonel destek almanız önerilir. Av. Turgut Ekrem – turgutekrem.av.tr

Paylaş: 𝕏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu konuda hukuki destek mi gerekiyor?

Davanızın özelliklerini değerlendirmek için randevu talebinizi gönderin.

Randevu Al