İdari gözetime itiraz, bir yakınınızın sokakta durdurulup doğrudan Geri Gönderme Merkezi’ne (GGM) götürüldüğünü öğrendiğiniz an aklınıza gelen ilk ve en somut çıkış yoludur. Telefonu elinden alınmış, kaç gündür haber alamadığınız, “sınır dışı edilecek” denilerek GGM’ye kapatılan bir yabancının aile üyesi ya da avukatıysanız, o ilk saatlerde yaşanan şok ve bilgi karmaşası panik yaratabilir. Bu makalede sırasıyla GGM’ye neden ve nasıl götürüldüğünüzü, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine nasıl itiraz edileceğini, gözetime alternatif olarak imza şartı gibi tedbirlerin nasıl talep edilebileceğini, hamile, çocuklu veya hasta gibi hassas grupların hangi koşullarda tutulamayacağını ve son olarak GGM’den tahliyenin sınır dışı (deport) kararını otomatik olarak ortadan kaldırıp kaldırmadığını güncel Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihatlarıyla birlikte ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
YUKK m.57 – İdari gözetim, süresi ve idari gözetime itiraz mercii:
“(3) Geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi altı ayı geçemez. Ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay daha uzatılabilir. (4) İdari gözetimin devamında zaruret olup olmadığı, valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir. (6) İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir.”
YUKK m.57/A – İdari gözetime alternatif yükümlülükler:
“(1) 57 nci maddenin ikinci fıkrasında sayılan yabancılara ya da idari gözetimi sonlandırılan yabancılara aşağıdaki idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilebilir: a) Belirli adreste ikamet etme b) Bildirimde bulunma c) Aile temelli geri dönüş ç) Geri dönüş danışmanlığı d) Kamu yararına hizmetlerde gönüllülük esasıyla görev alma e) Teminat f) Elektronik izleme. (2) … bu süre yirmi dört ayı geçemez. (6) İdari gözetime alternatif yükümlülüklere uymayan yabancılar idari gözetim altına alınabilir.”
YUKK m.55 – Sınır dışı edilemeyecek yabancılar (hassas gruplar):
“(1) 54 üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz: a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar b) Ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler c) Hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar ç) Mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti mağdurları d) Tedavileri tamamlanıncaya kadar, psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları. (2) Birinci fıkra kapsamındaki değerlendirmeler, herkes için ayrı yapılır.”
YUKK m.53/3 – Sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesinde dava yolu:
“(3) (Değişik: 21/11/2024-7533/36 md.) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. … Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.”
YUKK m.59 – GGM’de iletişim ve sağlık hakları:
“b) Yabancıya; yakınlarına, notere, yasal temsilciye ve avukata erişme ve bunlarla görüşme yapabilme, ayrıca telefon hizmetlerine erişme imkânı sağlanır, c) Yabancıya; ziyaretçileri, vatandaşı olduğu ülke konsolosluk yetkilisi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği görevlisiyle görüşebilme imkânı sağlanır,”
Anayasa Mahkemesi, 08.07.2025 tarihli pilot kararında GGM’lerdeki tutulma koşullarının denetimi için kanunla düzenlenmiş etkili bir başvuru yolunun bulunmadığını tespit ederek TBMM’ye bildirimde bulunmuş; 20.11.2025 tarihli pilot kararında ise idari gözetimden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için de açık ve tereddüt yaratmayacak bir başvuru yolunun kanunla ihdas edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu, mevzuattaki güncel bir yapısal boşluktur; aşağıdaki bölümlerde bu kararlara ayrıca yer verilmektedir.
Yabancı Neden Geri Gönderme Merkezinde (GGM) Tutuluyor? (İlk Şok Anı)
Geri gönderme merkezleri, yabancılar ve göç hukuku kapsamında düzenlenen birer ceza infaz kurumu ya da gözaltı merkezi değildir. Sınır dışı etme kararı tesis edilen yabancıların sevk ve sınır dışı işlemlerinin güvenli biçimde yürütülmesi amacıyla idari gözetim altında tutuldukları özel idari merkezlerdir (YUKK m.58/1). İdari gözetim, hakkında sınır dışı etme kararı alınan her yabancı için kendiliğinden ve otomatik olarak uygulanan bir tedbir değildir; kararın alınabilmesi için m.57/2’de sayılan şartlardan en az birinin somut olarak gerçekleşmesi gerekir: kaçma ve kaybolma riski, Türkiye’ye giriş veya çıkış kurallarının ihlal edilmesi, sahte ya da asılsız belge kullanılması, kabul edilebilir bir mazeret olmaksızın tanınan sürede Türkiye’den çıkılmaması ya da kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturulması.
AYM, idari gözetime alma yetkisinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. ve Anayasa’nın 19. maddesiyle tanınmış istisnai bir yetki olduğunu tespit etmiştir. Karara göre kanuni dayanak olmaksızın belirsiz süreli tutmalar hukuka aykırıdır; başvurucunun idari gözetim şartları, süresi, süresinin uzatılması, ilgiliye tebliği, idari gözetim kararına karşı başvuru yolları, gözetim altına alınan kişinin avukata erişimi ve tercüman yardımından yararlanmasına ilişkin açık bir kanuni düzenleme bulunmadığı yönündeki şikâyeti nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci ve sekizinci fıkralarının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bu karar, idari gözetimin “son çare” niteliğinde ve sıkı usul güvencelerine tabi bir tedbir olduğunu gösterir; dosyada bu güvencelerden herhangi biri eksikse itiraz dilekçesinde açıkça ileri sürülmelidir.
AYM bu kararında idari gözetimin istisnai bir yetki olduğunu yineleyerek, keyfîliği önleyecek yasal ve usuli denetim standartlarına uyulması gerektiğini belirtmiştir. İdari gözetim kararının uygulanması aşamasında da kanuni düzenlemede açıkça ortaya konulmuş ve gerekli özen kriterine uygun biçimde uygulanıp uygulanmadığını denetlemeye imkân veren usule ilişkin güvencelerin keyfilikten uzak şekilde işletilmesi zorunludur. Aynı kararda idarenin yalnızca “kamu düzeni” veya “kamu güvenliği” gibi soyut gerekçeleri tekrarlamasının tutmanın hukukiliğini temellendiremeyeceği ve on ikinci aydan sonra fiilen devam eden tutmanın anayasal/yasal dayanağı bulunmadığı özellikle vurgulanmıştır. Pratikte bu, idarenin “kamu düzeni tehdidi” gibi kalıp ifadeler kullanarak gözetimi sürdürmesinin sulh ceza hâkimliği önünde tek başına yeterli olmadığı, somut delil arandığı anlamına gelir.
Sokakta Çevirmeye Takılan veya Evden Alınan Yabancı Doğrudan Uçağa mı Bindirilir Yoksa GGM’ye mi Götürülür?
Hayır, tek tip ve otomatik bir uygulama yoktur; süreç yakalanan kişinin durumuna göre iki farklı yoldan ilerleyebilir. YUKK m.57/1 uyarınca, 54. madde kapsamındaki (yani hakkında sınır dışı etme kararı alınması gerekebilecek) yabancılar kolluk tarafından yakalandıklarında haklarında karar verilmek üzere derhâl valiliğe bildirilir. Valiliğin sınır dışı etme kararı alıp almayacağına ilişkin değerlendirme ve karar süresi kırk sekiz saati geçemez.
“(1) 54 üncü madde kapsamındaki yabancılar, kolluk tarafından yakalanmaları hâlinde, haklarında karar verilmek üzere derhâl valiliğe bildirilir. Bu kişilerden, sınır dışı etme kararı alınması gerektiği değerlendirilenler hakkında, sınır dışı etme kararı valilik tarafından alınır. Değerlendirme ve karar süresi kırk sekiz saati geçemez.” (YUKK m.57/1)
Valilikçe sınır dışı etme kararıyla birlikte idari gözetim kararı da verilmişse, yakalamayı yapan kolluk birimi yabancıyı kırk sekiz saat içinde geri gönderme merkezine götürmek zorundadır (m.57/2). Buna karşılık her olayda GGM’ye sevk zorunlu değildir: m.60/2 uyarınca, geri gönderme merkezine sevk edilmesine gerek görülmeyen ve sınır dışı işlemleri hızla tamamlanabilecek yabancılar, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü taşra teşkilatının koordinesinde kolluk birimlerince doğrudan sınır kapılarına götürülebilir. Özetle: seyahat belgeleri tam olan ve hakkında idari gözetim kararı alınmayan kişi doğrudan sınır kapısına yönlendirilebilirken, idari gözetim kararı verilen kişi kural olarak kırk sekiz saat içinde GGM’ye nakledilir.
“İdari Gözetim Kararı” Nedir ve Yabancı GGM’de Yasal Olarak En Fazla Ne Kadar Tutulabilir? (6+6 Ay Kuralı)
İdari gözetim kararı, sınır dışı etme işlemlerinin güvenli ve düzenli şekilde yürütülebilmesi amacıyla yabancının kişi hürriyetinin valilik kararıyla sınırlandırılmasıdır. Bu tedbirin azami süreleri YUKK m.57/3’te kesin sınırlara bağlanmıştır: geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi kural olarak altı ayı geçemez; ancak sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde bu süre en fazla altı ay daha uzatılabilir. Uygulamada “6+6 ay kuralı” olarak anılan bu düzenleme, mutlak ve otomatik bir on iki aylık tutma hakkı anlamına gelmez; uzatma için yabancının kusurlu tutumunun somut bilgi ve belgelerle ortaya konması zorunludur.
“(4) (Değişik:6/12/2019-7196/77 md.) İdari gözetimin devamında zaruret olup olmadığı, valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir. Gerek görüldüğünde, otuz günlük süre beklenmez. İdari gözetimin devamında zaruret görülmeyen yabancılar için idari gözetim derhâl sonlandırılır. Bu yabancılara, 57/A maddesi uyarınca idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilir.” (YUKK m.57/4)
AYM, bu kararında 6+6 ay kuralını aynen vurgulayarak “geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi altı ayı geçemez; ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay daha uzatılabilir” ilkesini teyit etmiştir. Aynı kararda AYM, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliklerine itirazda bulunulabileceğini, buna karşılık merkezdeki tutulma koşullarından kaynaklanan zararlar yönünden 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca idari yargıda tam yargı davasına konu edilmesinin mümkün olduğunu belirterek, idari gözetim altında tutulan yabancıların tutulma koşullarını insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı kapsamında incelemiştir. Bu karar, GGM sürecinde iki ayrı hukuki cephenin – sürenin/gözetimin hukukiliği (sulh ceza hâkimliği) ile tutulma koşullarının insanlık dışı olup olmadığı (idare mahkemesi) – birbirinden bağımsız yürütülmesi gerektiğini gösteren temel bir emsaldir.
Danıştay 10. Daire, valiliğin idari gözetimin devamında zaruret olup olmadığını her ay düzenli olarak resen değerlendirme yükümlülüğü bulunduğunu ve zaruret görülmeyen yabancılar için idari gözetimin derhâl sonlandırılması gerektiğini içtihat etmiştir. Karara göre, gözetimi sonlandırılan yabancılara m.57/A uyarınca idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilmelidir. Bu içtihat pratikte büyük önem taşır: eğer idare aylık zaruret değerlendirmesini hiç yapmamış ya da gerekçesiz biçimde “devamına” karar vermişse, bu tek başına sulh ceza hâkimliği önünde tahliye talebini güçlendiren bağımsız bir usul eksikliğidir.
İdari gözetim süresi otomatik olarak on iki aya tamamlanamaz. Nitekim Anayasa Mahkemesi (B. No: 2016/35009, 2/5/2019) kararında, sınır dışı etme sürecinde uygulanması gereken idari gözetimin başlangıcında hukuki dayanağın bulunmadığı, sulh ceza hâkimliğine itiraz sürecinde anılan hukuka aykırılıkların başvuru tarihine kadar tespit edilmediği, on ikinci aydan sonra fiilen tutmanın anayasal ve yasal bir dayanağının bulunmadığı nazara alındığında idari gözetim altında tutmanın kanunilik koşulunu sağladığından söz edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
GGM’deki Yabancının Telefon Kullanması ve Ailesiyle Görüşmesi Neden Zordur? (Avukat Görüşmesinin Aciliyeti)
Bunun temel nedeni, kanunda tanınan iletişim haklarının merkezlerin fiziki kapasitesi ve idari işleyişi nedeniyle uygulamada fiilen daralabilmesidir. Geri gönderme merkezlerindeki yabancıların dış dünya ile iletişimi YUKK m.59/1’in (b) ve (c) bentlerinde yasal güvenceye bağlanmıştır: yabancıya yakınlarına, notere, yasal temsilciye ve avukata erişme ve bunlarla görüşme yapabilme, ayrıca telefon hizmetlerine erişme imkânı sağlanır; ayrıca ziyaretçileri, vatandaşı olduğu ülke konsolosluk yetkilisi ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği görevlisiyle görüşebilme imkânı tanınır.
AYM bu kararında geri gönderme merkezlerindeki fiziki yetersizlikleri somut biçimde tespit etmiş ve “merkezde kişi başına düşen alanın yaklaşık azami 3 m2 olduğu” bulgusuna yer vermiştir. Karar, aşırı yoğunluk ve idari işleyiş nedeniyle yabancıların telefon ve aile iletişimine erişiminde fiili güçlükler yaşanabildiğini ortaya koymaktadır. Bu tespit, ailelerin GGM’deki yakınlarına neden kolayca ulaşamadığını hukuki zeminde açıklayan önemli bir emsaldir ve avukatın erken müdahalesinin salt hukuki değil, aynı zamanda pratik bir zorunluluk olduğunu gösterir.
Bu fiili engeller, avukatla görüşme hakkını hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz. Avukatın gecikmeksizin ifa etmesi gereken temel işlemler şunlardır: idari gözetim kararını, uzatma kararlarını ve tebliğ-tebellüğ evrakını temin etmek; kararın m.57/2 şartlarını somutlaştırıp somutlaştırmadığını denetlemek; sulh ceza hâkimliğine idari gözetime itiraz başvurusunu yapmak; sınır dışı etme (deport) kararının tebliğ tarihini netleştirerek m.53/3 uyarınca yedi günlük hak düşürücü dava açma süresini geçirmeden yetkili idare mahkemesinde iptal davası açmak; sağlık, gebelik, çocukluk, aile birliği ve menşe ülkedeki risklere ilişkin somut delilleri toplamak. Maddi imkânı bulunmayan yabancılara m.57/7 uyarınca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine göre adli yardım kapsamında avukatlık hizmeti sağlanır.
GGM’den Kurtuluş Yolu: Sulh Ceza Hakimliğine İdari Gözetime İtiraz Başvurusu
İdari gözetim altına alınan yabancının salıverilmesini sağlamak için başvurulacak özel yargı yolu sulh ceza hâkimliğine yapılan idari gözetime itirazdır. Bu kanun yolu, idari gözetimin hukuka aykırılığı, ölçüsüzlüğü, sürenin aşılması veya alternatif yükümlülüklerin uygulanabilirliği iddialarını inceler.
AYM, 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliklerine itirazda bulunulabileceğini ve bu düzenlemeyle kanun koyucunun, hukuki niteliği itibarıyla idari bir işlem olduğu hâlde idari gözetim altına alma kararına karşı itiraz mercii olarak sulh ceza hâkimliklerini tayin ettiğini tespit etmiştir. Karar ayrıca, kişinin ihlal iddialarına konu idari gözetim merkezinden ayrılmış olması durumunda tutulma hâlinin sona ereceğinden tutmadan kaynaklanan ihlalin devam ettiğinden söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Pratik sonucu şudur: GGM’den tahliye edilen kişi bakımından “gözetimin hukuksuzluğu” iddiası sulh ceza hâkimliği önünde konusuz kalabilir; bu durumda varsa tazminat talebi ayrı bir tam yargı davasının konusudur.
AYM bu kararında “6458 sayılı Kanun’un 57. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliklerine itirazda bulunulabilmektedir. Bu düzenleme ile kanun koyucu, hukuki niteliği itibarıyla idari bir işlem olduğu hâlde idari gözetim altına alma kararına karşı itiraz mercii olarak sulh ceza hâkimliklerini tayin etmiştir” ilkesini ortaya koymuştur. Aynı kararda AYM, hukuka aykırı olarak idari gözetim altında tutulma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın idari gözetim bireysel başvuru yapılmasından sonra sona ermiş olsa dahi başvurucunun ihlal iddiası hakkında tam yargı davası açması gerektiğine karar vermiş ve bu doğrultuda belirtilen başvuruları başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. Bu ayrım, itiraz sürecinde hangi taleplerin sulh ceza hâkimliğine, hangilerinin idare mahkemesine yöneltilmesi gerektiğini netleştirmesi bakımından kritiktir.
Valiliğin (Göç İdaresinin) Verdiği İdari Gözetim Kararına İtiraz Nereye ve Hangi Sürede Yapılmalıdır?
İdari gözetime itiraz mercii, geri gönderme merkezinin veya kararı alan valiliğin bulunduğu yerdeki yetkili sulh ceza hâkimidir. YUKK m.57/6, idari gözetime itiraz prosedürünü ve süresini şöyle düzenlemektedir:
“(6) İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırır. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir.”
Bu fıkra hükmünde belirli bir gün sayısıyla sınırlandırılmış bir idari gözetime itiraz süresi bulunmamaktadır; kişi idari gözetim altında tutulduğu müddetçe her zaman idari gözetime itiraz edebilir. İdari gözetime itiraz dilekçesi doğrudan yetkili sulh ceza hâkimliğine verilebileceği gibi idareye de teslim edilebilir; idare, dilekçeyi derhâl yetkili hâkime ulaştırmakla yükümlüdür. Hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırmak zorundadır. İdari gözetime itiraz dilekçesine eklenebilecek temel belgeler şunlardır: idari gözetim kararı ve tebliğ belgeleri; sınır dışı etme kararı ve varsa açılan iptal davası tevzi formu/dilekçesi; Türkiye’deki sabit ikametgâhı gösterir kira sözleşmesi, tapu veya noter onaylı muvafakatname; aile birliğini gösteren evlilik cüzdanı, doğum kayıtları ve nüfus evrakları; kimlik, pasaport veya seyahat belgeleri; sağlık raporları, epikrizler veya tedavi evrakları.
AYM, “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenebilecek şekilde hareket serbestliği kısıtlanan bir kişinin tutmanın hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yaptığı bireysel başvurunun, esas olarak sözü edilen kişinin serbest kalmasını amaçladığını” tespit etmiştir. Bu ilkeden hareketle AYM, idari gözetimden doğan zararlar bakımından öncelikle olağan yargı yollarının – yani sulh ceza hâkimliğine idari gözetime itiraz yolunun – tüketilmesi gerektiğini teyit etmiştir. Kısacası, doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne veya başka bir mercie başvurmadan önce mutlaka sulh ceza hâkimliğine idari gözetime itiraz edilmiş olması gerekir; bu adımın atlanması başvurunun usulden reddine yol açabilir.
Sulh Ceza Hakimi “Tahliye” Kararı Verirken Hangi Kriterlere Bakar? (Sabit İkametgah ve Kaçma Şüphesinin Yokluğu)
Sulh ceza hâkimi, idari gözetimin kanuni koşullarının varlığını ve devamındaki zorureti somut deliller üzerinden denetler; soyut iddialar gözetimin devamı için yeterli kabul edilmez.
| Değerlendirme Kriteri | Denetim Kapsamı ve Hukuki Dayanak |
|---|---|
| Kaçma ve Kaybolma Şüphesi | Somut delillere dayanmalı; sabit ikametgâh, aile bağları ve doğrulanabilir iletişim bilgileriyle çürütülebilmelidir. |
| Soyut Gerekçelerin Yetersizliği | Anayasa Mahkemesi (B. No: 2016/35009, 2/5/2019): Kamu düzeni ve kamu güvenliği gibi kavramların soyut tekrarı tutmanın hukukiliğini denetlemeyi engeller. |
| Alternatif Yükümlülüklerin Yeterliliği | Danıştay 10. Daire (24.06.2021, E. 2021/3354, K. 2021/3628): “İdari gözetimin devamında zaruret görülmeyen yabancılar için idari gözetim derhâl sonlandırılır. Bu yabancılara, 57/A maddesi uyarınca idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilir.” |
| Sürenin Aşılması ve Aylık İnceleme | YUKK m.57/3 (azami 6+6 ay kuralı) ve her ay düzenli zaruret değerlendirmesi yapılıp yapılmadığı incelenir. |
| Özel İhtiyaç ve Sağlık Durumu | YUKK m.55 ve m.59/1-a kapsamında yabancının seyahat veya tutulma engeli yaratan sağlık/özel durumları gözetilir. |
Kısacası hâkim, idarenin “kamu düzeni” gibi kalıp gerekçeler yerine dosyaya somut kanıt sunup sunmadığını, aylık zaruret değerlendirmesinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığını ve alternatif tedbirlerin (imza şartı, teminat vb.) amaca yeterli olup olmadığını birlikte değerlendirir.
İtiraz Reddedilirse Yabancı GGM’de Kalmaya Mahkum mudur? (Karara Yeniden İtiraz Hakkı ve Şartların Değişmesi)
Hayır. Sulh ceza hâkiminin idari gözetime itirazı reddetmesi kesin nitelikte olmakla birlikte yabancının merkezde kalmaya mahkûm olduğu anlamına gelmez. YUKK m.57/6’nın son cümlesi ve Danıştay 10. Daire’nin (24.06.2021, E. 2021/3354, K. 2021/3628) kararı gereğince “idari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir.”
AYM, önceki AYM (B.T., B. No: 2014/15769) kararındaki tespitleri yineleyerek idari gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesine göre idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan etkilenenlerin idari yargıda tam yargı davası açabileceğini ifade etmiştir. Somut olayda, Yalova Sulh Ceza Hâkimliği’nin başvurucunun idari gözetim altına alınma kararına karşı yaptığı idari gözetime itirazı 11.11.2019 tarihli kararıyla reddetmiş olmasına rağmen, daha sonra sınır dışı etme kararının idare mahkemesince iptal edildiği tespit edilmiştir. Bu örnek, ilk idari gözetime itirazın reddedilmesinin son söz olmadığını; şartlar değiştiğinde (örneğin sınır dışı kararı idare mahkemesinde iptal edildiğinde) yeniden idari gözetime itiraz edilebileceğini somut biçimde göstermektedir. Yeniden idari gözetime itiraz başvurusunda ileri sürülebilecek yeni durumlar şunlardır: sabit ikametgâh adresinin ve kira sözleşmesinin sonradan temin edilmesi; ailevi bağların veya Türkiye’de doğan çocukların belgelerinin sunulması; yabancının sağlık durumunda kötüleşme meydana gelmesi veya rapor tanzimi; sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılması veya yürütmenin durdurulması; idarenin her ay yapması gereken düzenli zaruret değerlendirmesini ihmal etmesi; idari gözetim süresinin uzaması ve sınır dışı işlemlerinin makul sürede tamamlanamayacağının anlaşılması.
AYM, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulmasının temel bir hak arama özeni olduğunu belirterek, “başvurucu hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği idari gözetim kararına sulh ceza hâkimliği nezdinde itiraz etme konusunda da özen yükümlülüğünü yerine getirmemiştir” tespitiyle olağan idari gözetime itiraz yolunun işletilmesinin zorunluluğunu vurgulamıştır. Bu karar, idari gözetime itiraz hakkının salt kâğıt üzerinde var olmasının yetmediğini, kişinin (veya avukatının) bu yolu fiilen ve özenle kullanması gerektiğini; aksi hâlde sonraki bireysel başvuruların dahi başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilebileceğini göstermektedir.
Hapis (Gözetim) Yerine Özgürlük: İdari Gözetime Alternatif Yükümlülükler
6458 sayılı Kanun’un 57/A maddesi, yabancının GGM’de hürriyetinden yoksun bırakılması yerine denetim altında serbest kalmasını sağlayan alternatif yükümlülükleri düzenler:
“(1) 57 nci maddenin ikinci fıkrasında sayılan yabancılara ya da idari gözetimi sonlandırılan yabancılara aşağıdaki idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilebilir: a) Belirli adreste ikamet etme b) Bildirimde bulunma c) Aile temelli geri dönüş ç) Geri dönüş danışmanlığı d) Kamu yararına hizmetlerde gönüllülük esasıyla görev alma e) Teminat f) Elektronik izleme”
Alternatif yükümlülüklere ilişkin temel kanuni kurallar şunlardır: Azami Süre – m.57/A/2 uyarınca yabancıya birinci fıkradaki yükümlülüklerden bir ya da birkaçının getirilmesi durumunda, bu süre yirmi dört ayı geçemez. Uygulama Zorunluluğu – m.57/A/3 uyarınca, 57 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında olup da idari gözetim altına alınmayan yabancılara bu maddenin birinci fıkrasında sayılan yükümlülüklerden birinin ya da birkaçının getirilmesi zorunludur. İhlal Hâli – m.57/A/6 uyarınca, idari gözetime alternatif yükümlülüklere uymayan yabancılar idari gözetim altına alınabilir.
Yabancının GGM Yerine “İmza Şartı” (Belirli Adreste Bulunma) ile Serbest Bırakılması Nasıl Sağlanır?
Uygulamada “imza yükümlülüğü” olarak adlandırılan tedbir, YUKK m.57/A/1-(a) (belirli adreste ikamet etme) ve m.57/A/1-(b) (bildirimde bulunma) bentlerinin birlikte uygulanmasıdır. Bu kararın alınması için valiliğe talepte bulunulabilir veya sulh ceza hâkimliğine yapılan idari gözetime itiraz dilekçesinde idari gözetimin kaldırılarak alternatif tedbirlere hükmedilmesi talep edilebilir. Talebin kabulü için dosyaya sunulması gereken belgeler şunlardır: doğrulanabilir ve açık ikametgâh adresi (kira kontratı, tapu fotokopisi veya noter tasdikli taahhütname); yabancının düzenli olarak karakola/il göç idaresine giderek bildirimde bulunacağına dair yazılı taahhüdü; varsa Türkiye’deki yasal statülü aile bireylerinin destek beyanları ve nüfus evrakları; sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesinde dava açıldığını gösterir belgeler.
Aile Bağları, Türkiye’deki Gayrimenkuller veya Teminat Yatırma Tahliye Sürecini Nasıl Hızlandırır?
Yabancının Türkiye’de düzenli aile yaşantısının bulunması, çocuklarının eğitim görüyor olması veya gayrimenkul sahibi olması, kaçma ve kaybolma şüphesinin bulunmadığını somut olarak ispatlayan en kuvvetli olgulardır. Bu unsurlar sulh ceza hâkiminin veya idarenin alternatif tedbirleri tercih etmesini kolaylaştırır. Teminat tedbiri ise YUKK m.57/A/1-e ve m.57/A/7 kapsamında uygulanır:
“(7) Yabancıya teminat yükümlülüğü getirilmesi ve yabancının teminat süresi içerisinde mücbir sebepler ve mahkeme sürecinin sona ermemesi halleri saklı kalmak kaydıyla Türkiye’den çıkmaması durumunda teminat Hazineye irat kaydedilir.”
Teminat miktar ve şartları somut karara ve idari usullere göre belirlenir. Mahkeme sürecinin devam etmesi hâlinde teminatın irat kaydedilmeyeceği kanunda açıkça güvence altına alınmıştır. Talep dosyasına eklenecek deliller arasında eş, çocuk veya diğer yakınlarla aile bağını gösteren nüfus ve medeni hâl belgeleri, Türkiye’deki adres kayıtları, tapu veya kira sözleşmesi, düzenli gelir veya geçim kaynağı belgeleri, eğitim ve sağlık bağlantıları ile yakınların kefalet veya destek beyanları sayılabilir.
Elektronik İzleme (Kelepçe) veya Gönüllü Geri Dönüş: Yabancı Kendi Biletini Alırsa GGM Süreci Biter mi?
Hayır. Yabancının kendi uçak biletini alması, GGM sürecini ve sınır dışı işlemlerini kendiliğinden sona erdirmez. Elektronik izleme, YUKK m.57/A/1-f kapsamında öngörülen bir alternatif tedbirdir ve bu karara karşı itiraz yolu m.57/A’nın beşinci fıkrasında düzenlenmiştir:
“(5) Elektronik izleme yükümlülüğüne tabi tutulan yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı bu karara karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru yabancının tabi tutulduğu idari yükümlülüğü durdurmaz. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir.”
YUKK m.60/3 uyarınca seyahat masrafları kural olarak yabancı tarafından karşılanmakta olup bilet alımı yalnızca sınır dışı icra sürecinin bir parçasıdır. Sınır dışı etme ve idari gözetim işlemlerinin hukuki denetimi ile geri gönderme yasağı değerlendirmesi bilet alımıyla ortadan kalkmaz; yani bilet alınmış olsa dahi sınır dışı kararına karşı dava açılıp açılmadığı ve geri gönderme yasağı kapsamında bir risk bulunup bulunmadığı idarece ayrıca kontrol edilir.
AYM, geri gönderilen ülkedeki riskin bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk seviyesinde olduğu kabul edildiğinde gönüllü geri dönüş hâlinde bu pozitif yükümlülüğün, dönüş kararı öncesi başvurucunun yeterli düzeyde bilgilendirilip bilgilendirilmediğinin, yani bu dönüşün bilinçli olup olmadığının belirlenmesi şeklinde ortaya çıktığını tespit etmiştir. Karar, İçişleri Bakanlığı’nın ilgili genelgesinde “gönüllü geri dönüş istek formu”nun dönüş yapmak isteyen yabancının yanı sıra Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği temsilcisi, temsilcinin bulunmaması durumunda Kızılay yetkilisi, Kızılay yetkilisinin de bulunmaması hâlinde valiliklerce uygun görülen sivil toplum kuruluşu temsilcisi veya valilik insan hakları ve eşitlik kurulu görevlileri tarafından imzalanacağına dikkat çekmiştir. Somut olayda başvurucunun, geri gönderilmesinden önce geri göndermeye itiraz etmesini sağlayacak, durdurucu etkisi olan yollardan yararlanamamış ve bir başka ifadeyle bilinçli ve aydınlatılmış olarak feragat ettiği ikna edici bir şekilde ortaya konulmamıştır tespitiyle hak ihlali kararı verilmiştir. Bu karar, GGM’deki bir yabancının “gönüllü” olarak imzalattırılan bir formun her zaman hukuka uygun olmadığını, dönüşün gerçekten özgür iradeyle ve tam bilgilendirmeyle yapılması gerektiğini gösterir.
AYM, kamu makamlarının geri dönüş prosedürünü istismar etmesini engellemek için Gönüllü Geri Dönüş İstek Formu’nun düzenlenmesi konusunda bazı güvenceler belirlendiğini tespit etmiş ve dava sürerken güvencesiz şekilde gönderme yapılmasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Bu karar, idare mahkemesinde sınır dışı kararına karşı dava açılmışken, davanın sonucu beklenmeden yabancının “gönüllü geri dönüş” adı altında ülkesine gönderilmesinin usul güvencelerini ihlal edeceğini net biçimde ortaya koyar; avukatın dava açtıktan sonra idareye bu durumu yazılı olarak bildirmesi büyük önem taşır.
Hassas Gruplar ve Tahliye Garantisi Olan Durumlar (Kimler GGM’de Tutulamaz?)
6458 sayılı Kanun’un 55. maddesi, haklarında 54. madde kapsamında sınır dışı etme gerekçesi bulunsa dahi sınır dışı kararı alınamayacak kişileri düzenlemektedir:
“(1) 54 üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz: a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar b) Ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler c) Hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar ç) Mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti mağdurları d) Tedavileri tamamlanıncaya kadar, psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları. (2) Birinci fıkra kapsamındaki değerlendirmeler, herkes için ayrı yapılır. Bu kişilerden, belli bir adreste ikamet etmeleri, istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmaları istenebilir.”
Bu maddede sayılan kişiler hakkında sınır dışı kararı alınamayacağından, idari gözetim altına alınmaları veya gözetimin sürdürülmesi de hukuki dayanaktan yoksun hâle gelmektedir.
Hamile Kadınlar, Bebekli Anneler veya Ağır Hastalar GGM Koşullarında (İdari Gözetim Altında) Tutulabilir mi?
Hayır. Hamilelik durumu, ileri yaş veya seyahat engeli doğuran ciddi hastalıklar YUKK m.55/1-b ve m.55/1-c uyarınca sınır dışı etme ve buna bağlı idari gözetim için hukuki engel oluşturur. Bebekli anneler bakımından ise çocuğun üstün yararı, aile birliği ve merkezin fiziki koşulları bir arada değerlendirilerek alternatif yükümlülüklere hükmedilmelidir. Kanun’un 59. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince “yabancı tarafından bedeli karşılanamayan acil ve temel sağlık hizmetleri ücretsiz verilir.”
AYM, devletin bu pozitif yükümlülüğünü açıkça ifade ederek “özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin hasta olmaları durumunda devletin kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbi yardımı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır” tespitine yer vermiştir. Karara göre sağlık iddialarının tam teşekküllü hastane raporları, epikrizler veya gebelik takip belgeleriyle ispatlanması hâlinde sulh ceza hâkimliği veya idarece tahliye kararı verilmesi gerekmektedir. Bu karar, hamile veya ağır hasta bir yabancının avukatı için son derece güçlü bir dayanaktır: dosyaya güncel ve tam teşekküllü sağlık raporu sunulduğunda idarenin ya da hâkimin bu belgeyi görmezden gelmesi mümkün değildir.
18 Yaşından Küçük Yabancı Çocuklar (Refakatsiz Çocuklar) Geri Gönderme Merkezine Alınabilir mi?
Hayır. Refakatsiz ve uluslararası koruma başvurusu bulunan çocuklar yetişkinlerle birlikte GGM’de tutulamaz. YUKK m.66 bu konuda özel ve amir koruma usulleri düzenlemiştir:
“(1) Uluslararası koruma başvurusunda bulunan refakatsiz çocuklar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır: a) Refakatsiz çocuklarla ilgili tüm işlemlerde çocuğun yüksek yararının gözetilmesi esastır. Başvuru alındığı andan itibaren, haklarında 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uygulanır. b) Fiziki görünümü ile beyan ettiği yaşı uyumlu görülmeyen yabancıların Bakanlıkça sağlık kuruluşlarında yaş tespiti yaptırılarak on sekiz yaşından küçük olduğu tespit edilenler, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlüklerine teslim edilir. c) Refakatsiz çocuğun görüşü dikkate alınarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından, uygun konaklama yerlerine veya yetişkin akrabalarının veya koruyucu bir ailenin yanına yerleştirilir.”
Ayrıca aileleriyle birlikte bulunan çocukların durumunda YUKK m.59/1-ç uyarınca “çocukların yüksek yararları gözetilir, aileler ayrı yerlerde barındırılır” hükmü uygulanır. Bu konuda içtihat henüz yeknesak biçimde raporlanmış somut esas/karar numaralı bir Anayasa Mahkemesi veya Danıştay kararına dayandırılamamakla birlikte, kanun metninin amir hükmü açıktır: refakatsiz ve uluslararası koruma başvurusu bulunan bir çocuğun yetişkinlerle birlikte GGM’de idari gözetim altında tutulması hukuken mümkün değildir; yaş tespiti sonucu 18 yaşından küçük olduğu belirlenen çocuklar derhâl Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlüklerine teslim edilmelidir.
İşkence veya İnsan Ticareti Mağduru Olduğunu Beyan Eden Yabancılar İçin GGM Süreci Nasıl Durdurulur?
Sınır dışı edileceği ülkede ölüm, işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele riski bulunanlar (m.55/1-a), insan ticareti mağduru destek sürecinde olanlar (m.55/1-ç) ve şiddet mağdurları (m.55/1-d) sınır dışı edilemez. Ayrıca YUKK m.67/2 uyarınca “işkence, cinsel saldırı ya da diğer ciddi psikolojik, bedensel ya da cinsel şiddete maruz kalan kişilere, bu türden fiillerin neden olduğu hasarları giderecek yeterli tedavi imkânı sağlanır.” Sürecin durdurulması için işkence, tehdit, şiddet iddialarına ilişkin menşe ülke raporları ve adli muayene belgelerinin dosyaya sunulması, insan ticareti mağdurları için “Mağdur Destek Programı” kapsamına alınmanın talep edilmesi ve uluslararası koruma kaydı yapılarak geri göndermeme güvencesinin işletilmesi gerekir.
AYM, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının, gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalma riski bulunan yabancıların maddi ve manevi varlıklarının korunması yönünde devlete pozitif yükümlülük yüklediğini belirtmiş; ancak bu yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir (makul) bir iddia ortaya konulması ve kötü muamele riskine ilişkin iddiaların somutlaştırılması gerektiği kuralını getirmiştir. Somut olayda başvurucuların gerek Anayasa Mahkemesine yaptıkları bireysel başvuruda gerek idare mahkemelerinde açtıkları iptal davalarında sınır dışı edilmeleri hâlinde maruz kalacaklarını ileri sürdükleri riske ilişkin somut ve kişisel açıklamalarda bulunmadıkları, buna ilişkin delil sunmadıkları, ülkelerinin genel durumu dışında kendilerinin hangi özel durumlarının risk oluşturduğuna ilişkin somutlaştırma yapmadıkları görülmüştür tespiti yapılmıştır. Bu karar, avukat için kritik bir uyarı niteliğindedir: “ülkemde tehlikedeyim” gibi genel ifadeler yeterli değildir; kişinin adı, kimliği, olayı ile doğrudan ilişkili somut tehdit unsurları (tehdit mesajları, şikâyet tutanakları, tıbbi raporlar) dosyaya konulmalıdır.
AYM, sınır dışı etme kararının uygulanması hâlinde kötü muamele yasağının ihlal edilebileceğine karar verebilmek için geri gönderilen ülkedeki riskin varlığının bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk seviyesinde olduğunun ispatlanması gerektiğini ve bir yabancının sınır dışı edileceği ülkede öldürüleceği veya kötü muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşılaşacağına inanılması için esaslı gerekçeler bulunması durumunda sınır dışı etmeme yükümlülüğünden söz etmek gerektiği ilkelerini vurgulamıştır. Aynı kararda, sınır dışı edilecek kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda koruma sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir karşı çıkma imkânı tanınması gerektiği; bu usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınan sınır dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine tarafların etkili katılımının sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu ilke, işkence veya insan ticareti mağduriyeti iddiasının salt idare tarafından değil, bağımsız bir yargı denetiminden geçirilmesinin şart olduğunu göstermektedir.
İptal Davası ve Tahliyenin Kesişimi: GGM’den Çıkan Yabancı Türkiye’de Kalabilir mi?
GGM’den tahliye edilmek, yabancıya kendiliğinden süresiz ikamet veya Türkiye’de kalma hakkı bahşetmez. Tahliye sonrasında sınır dışı etme kararının mevcudiyeti, tebliğ tarihi, idare mahkemesinde iptal davası açılıp açılmadığı ve varsa alternatif yükümlülüklere uyulup uyulmadığı sürecin devamını belirler. Zira idari gözetim kararı ile sınır dışı etme kararı, birbirinden bağımsız iki ayrı idari işlemdir; sulh ceza hâkimliği yalnızca idari gözetimin hukukiliğini denetlemeye yetkili olup sınır dışı etme kararını iptal etme yetkisine sahip değildir.
AYM, bu dört kararında istikrarlı biçimde idari gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesine göre idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan etkilenenlerin idari yargıda tam yargı davası açabileceğini tespit etmiştir. Aynı içtihat çizgisinde AYM, idare mahkemelerinin idari gözetim kararının hukuka uygunluğunun denetimi konusunda herhangi bir yetkisi bulunmadığından sulh ceza hâkimliğine itiraz edilmeden idari yargıda tam yargı davası açılamayacağını, buna karşılık sulh ceza hâkimliğince idari gözetimin hukuka aykırı bulunup kaldırılması veya idarece sonlandırılması hâllerinde tam yargı davası açılabileceğini açıklamıştır. Sonuç olarak GGM koşullarından kaynaklanan maddi/manevi zararların tazmini bakımından doğru mercii idare mahkemesi, doğru dava türü ise tam yargı davasıdır; ancak bu yola başvurmadan önce sulh ceza hâkimliğine idari gözetime itirazın tüketilmiş olması gerekir.
AYM, 6458 sayılı Kanun’da geri gönderme merkezlerindeki tutulma koşullarını, bu koşulların denetimini ve gözden geçirilmesini, herhangi bir aykırılık tespiti durumunda koşulların düzeltilmesini veya tutulmanın sonlandırılmasını düzenleyen bir hükme yer verilmediğini tespit etmiştir. Karar, yargısal başvuru yolu olarak öngörülen sulh ceza hâkimliklerine başvuru yolunun da idari gözetim kararının hukukiliğinin incelenmesine yönelik bir yol olduğunu, sınır dışı edilmek amacıyla idari gözetim altında tutulan başvurucu açısından etkili idari ve yargısal bir başvuru yolunun bulunmadığı kanaatine ulaşıldığını belirterek pilot karar usulü işletmiş ve geri gönderme merkezlerindeki yetersiz tutulma koşulları nedeniyle ortaya çıkan durumun telafi edilebilmesi için kanuni bir düzenleme ile bu konuda başvurulabilecek bir mercinin oluşturulması gerektiği sonucuna vararak TBMM’ye bildirimde bulunmuştur. Bu karar, GGM’deki fiziki koşullardan (aşırı kalabalık, hijyen, sağlık hizmetine erişim vb.) şikâyetçi olan bir yabancının bugün itibarıyla kanunla düzenlenmiş özel bir “koşul denetimi” davası bulunmadığını, mevcut hukuki imkânların sulh ceza hâkimliğine idari gözetime itiraz ve idare mahkemesinde tam yargı davasıyla sınırlı olduğunu gösterir.
AYM, pilot karar usulü kapsamında hukuka aykırı idari gözetimden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için müracaat edilebilecek etkili bir başvuru yolu bulunmadığını, bu konuya özgü kişilerde tereddüt yaratmayacak şekilde açık bir kanuni düzenlemenin olmadığını, genel nitelikteki düzenlemelerin de uygulamada etkili bir mekanizma oluşturamadığını tespit etmiş ve bu durumun Anayasa’nın 19. maddesinin -ikinci fıkrayla bağlantılı olarak- dokuzuncu fıkrasında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiği sonucuna varmıştır. AYM, sınır dışı edilmek amacıyla idari gözetim altında tutulan yabancılar yönünden tutmanın hukuka aykırılığı nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle başvuru yapılabilecek etkili bir yolun ihdas edilmesi gerektiği tespitini yapmıştır. Pratikte bu, tam yargı davası yolu kanunen mevcut olmakla birlikte GGM’ye özgü zararların tazmini bakımından hâlâ yapısal bir boşluk bulunduğu anlamına gelir; bu nedenle tazminat talebi olan her dosya somut delillerle (fiziki koşullar, sağlığa erişim, iletişim engelleri) titizlikle desteklenmelidir.
İdari Gözetime İtiraz Edip Tahliye Olmak, Sınır Dışı (Deport) Kararını Otomatik Olarak İptal Eder mi?
Hayır. İdari gözetim kararı ile sınır dışı etme kararı iki ayrı idari işlemdir. Sulh ceza hâkimliği yalnızca idari gözetimin hukukiliğini denetlemeye yetkili olup sınır dışı etme kararını iptal etme yetkisine sahip değildir.
AYM, “dava açma süresince veya dava açıldığında karar verilinceye kadar sınır dışı işleminin kendiliğinden duracağı” hükme bağlanmıştır ve bu nedenle iptal davası açmanın “etkili bir yol olmadığı söylenemeyecektir” tespitini yapmıştır. Bu karar, idari gözetime itiraz sonucu tahliye olunsa dahi, sınır dışı kararına karşı süresinde idare mahkemesinde dava açılmamışsa bu kararın hukuken geçerliliğini koruduğunu ve idarenin ileride yeniden sınır dışı işlemini icra edebileceğini gösterir; dolayısıyla tahliye tek başına yeterli bir hukuki güvence değildir.
Aynı doğrultuda yukarıda değinilen Anayasa Mahkemesi (B. No: 2016/22584, 21/4/2021) kararında da “yabancının sınır dışı etme kararına karşı dava açma süresi içinde veya yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilemeyeceğine ilişkin istisnalar kaldırılmıştır” ve “yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı işlemini icra edemeyeceği açıktır” denilmiştir. Bu nedenle idari gözetimden tahliye olan yabancının bir sonraki adımı, sınır dışı kararına karşı süresinde dava açmak olmalıdır; aksi hâlde idare, tahliye sonrasında dahi sınır dışı işlemini yeniden başlatabilir.
GGM’den Çıkan Yabancının İdare Mahkemesinde Açacağı “Deport İptal Davası” ile Yasal Kalış Hakkı Nasıl Korunur?
Sınır dışı kararının iptali davası, idare hukuku kapsamında 7 günlük hak düşürücü süre içinde yetkili idare mahkemesinde açılmalıdır. Dava açıldığında bu durum derhâl sınır dışı kararını alan valiliğe bildirilmelidir.
“(3) (Değişik:21/11/2024-7533/36 md.) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. … Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.” (YUKK m.53/3)
Anayasa Mahkemesi (B. No: 2019/24388, 2/5/2023) kararında da Kanun metni aynen zikredilerek “6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, yabancının sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabileceği, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancının sınır dışı edilemeyeceği öngörülmüştür” tespiti yapılmıştır.
AYM, “Anayasa’da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğini, uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu hususun devletin egemenlik yetkisi kapsamında kaldığını” tespit etmiştir. Aynı kararda ve buna paralel olarak Anayasa Mahkemesi (B. No: 2020/32715, 04.03.2026) kararında, sınır dışı etme işlemini konu alan uyuşmazlıkları içeren yargılamaların Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ortak koruma alanı kapsamında kalmadığının kabulü gerektiği, sınır dışı işlemlerinin suç isnadı veya medeni hak ve yükümlülükle ilgili olmadığından adil yargılanma hakkının konusuna girmediği belirtilmekle birlikte, kötü muamele yasağı ve yaşam hakkı kapsamında bireysel başvuru denetiminin geçerli olduğu vurgulanmıştır. Kısacası, deport kararına karşı açılan idare mahkemesi davası “adil yargılanma hakkı” başlığı altında değil, kötü muamele yasağı ve yaşam hakkı ihlali iddiaları üzerinden değerlendirilir; dava dilekçesinde bu ayrımın gözetilmesi savunmayı güçlendirir.
İdare mahkemesindeki iptal davasında ve müteakip süreçlerde dikkat edilecek diğer yargısal ilkeler şunlardır: Etkili Karşı Çıkma ve Yargısal Denetim Güvencesi – Anayasa Mahkemesi (B. No: 2020/5730, 12.06.2024), Anayasa Mahkemesi (B. No: 2020/18186, 24/1/2024), Anayasa Mahkemesi (B. No: 2016/32270, 7/4/2021) ve Anayasa Mahkemesi (B. No: 2020/7165, 13/4/2022) kararlarında, sınır dışı edilecek kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir karşı çıkma imkânı tanınması gerektiği; Anayasa Mahkemesi (B. No: 2023/26088, 19/3/2024) kararında ayrıca anılan usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınan sınır dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine tarafların etkili katılımının sağlanması gerektiği belirtilmiştir.
AYM, “bir yabancının hakkında yapılan yargılama nedeniyle ölüm cezasına mahkûm edilebileceği ve Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında yasaklanan bir fiil veya cezayla karşılaşabileceği bir ülkeye sınır dışı edilmesi hâlinde yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edilmiş olacağını” belirtmiş ve dava süresince icrayı durduran güvencenin bulunmamasının “etkili başvuru hakkını ortadan kaldırır” nitelikte olduğunu vurgulamıştır. Buna paralel olarak Anayasa Mahkemesi (B. No: 2020/32715, 04.03.2026) kararında da “bir yabancının sınır dışı edileceği ülkede Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı gerekçeleri gösterdiği hâllerde sınır dışı edilmesi kötü muamele yasağını ihlal edebilir” değerlendirmesi yapılmıştır. Bu içtihat, deport davasında yalnızca “hukuka aykırılık” değil, doğrudan yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı temelli argümanların da ileri sürülebileceğini göstermektedir.
AYM, sınır dışı edilecek ülkenin sınır dışı etme kararında yer almaması hâlinde sınır dışı edileceği ülkede yabancının ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalıp kalmayacağının veya yabancının dolaylı olarak menşe ülkesine sınır dışı edilip edilmeyeceğinin yargı mercilerince değerlendirilemeyeceğinin açık olduğu gerekçesiyle kararda gideceği ülkenin gösterilmemesini ağır bir usul ihlali saymıştır. Aynı kararda AYM, başvurucunun bireysel başvuru yapılmasından önce tutulmakta olduğu geri gönderme merkezinden salıverilmiş olmasına rağmen, kötü koşullarda ve hukuka aykırı olarak idari gözetim altında tutulduğunun tespiti ve idari gözetim altında tutulmasından doğan zararlarının tazmini için bireysel başvuru yapmadan önce tazminat davası açmamış olması nedeniyle başvuruyu reddetmiştir. Bu ikili tespit avukat için iki ayrı pratik uyarı içerir: sınır dışı kararında “gönderileceği ülke” açıkça yazılı değilse bu tek başına ciddi bir usul sakatlığıdır; ayrıca GGM koşullarından doğan zarar iddiası varsa bireysel başvuru öncesinde mutlaka idare mahkemesinde tam yargı (tazminat) davası açılmış olmalıdır.
Ayrıca Anayasa Mahkemesi (B. No: 2020/33319, 30.07.2025) kararında da yukarıda değinilen “sınır dışı edileceği ülkenin belirtilmemesi” ilkesi, sağlık hakkına ilişkin tespitle birlikte tekrarlanmış ve güvenli üçüncü ülke belirlenmeden karar verilmesinin usul güvencelerini zedelediği vurgulanmıştır. Netice itibarıyla, GGM’den tahliye süreci sulh ceza hâkimliği nezdindeki idari gözetime itirazla yürütülürken, sınır dışı kararının iptali ve Türkiye’de yasal kalış hakkının muhafazası YUKK m.53/3 uyarınca idare mahkemesinde açılacak iptal davası ile sağlanmalıdır. Tahliye kararı alınması sınır dışı davasını gereksiz kılmadığı gibi, idare mahkemesindeki 7 günlük hak düşürücü dava açma süresi tahliye beklenmeksizin titizlikle takip edilmelidir.
- AYM, B. No: 2013/9673 (21/1/2015): İdari gözetimin istisnai bir yetki olduğu, kanuni düzenleme eksikliğinin Anayasa m.19 ihlali oluşturduğu.
- AYM, B. No: 2016/35009 (2/5/2019): Soyut gerekçelerin tutmayı hukukileştiremeyeceği, 12 aydan sonra fiili tutmanın hukuka aykırı olduğu.
- AYM, B. No: 2014/15769 (30/11/2017): 6+6 ay kuralı ve sulh ceza hâkimliğine idari gözetime itiraz/tam yargı davası ayrımı.
- Danıştay 10. Daire, E. 2021/3354, K. 2021/3628 (24.06.2021): Aylık zaruret değerlendirmesi zorunluluğu ve alternatif yükümlülük.
- AYM, B. No: 2014/13044 (11/11/2015): GGM’deki fiziki koşullar, kişi başına 3 m² tespiti.
- AYM, B. No: 2023/50162 (17.12.2024): Sulh ceza hâkimliğine idari gözetime itirazın, idari gözetimin hukukiliğini denetleyen etkili yol olduğu.
- AYM, B. No: 2020/1673 (2/4/2024): İtiraz merci ilkesi ve tam yargı davası zorunluluğu.
- AYM, B. No: 2020/32715 (04.03.2026): Bireysel başvurunun amacının serbest kalma olduğu, olağan yolların önce tüketilmesi gerekliliği.
- AYM, B. No: 2019/37667 (16/3/2022): Yalova örneğinde ilk idari gözetime itiraz reddedilse dahi sonradan sınır dışı kararının iptal edilebileceği.
- AYM, B. No: 2020/18186 (24/1/2024): İtiraz yolunun özenle kullanılması gerektiği, güvenli üçüncü ülke belirlenmeden karar verilemeyeceği.
- AYM, B. No: 2019/24388 (2/5/2023): Gönüllü geri dönüşün bilinçli ve aydınlatılmış rızaya dayanması gerektiği.
- AYM, B. No: 2020/5730 (12.06.2024): Gönüllü Geri Dönüş İstek Formu güvenceleri ve dava sürerken gönderme yapılamayacağı.
- AYM, B. No: 2020/33319 (30.07.2025): Sağlığa erişimde devletin pozitif yükümlülüğü.
- AYM, B. No: 2020/7165 (13/4/2022): Kötü muamele riskinin başvurucu tarafından somutlaştırılması gerekliliği.
- AYM, B. No: 2023/26088 (19/3/2024): Gerçek risk seviyesi ispatı ve etkili karşı çıkma/bağımsız yargı denetimi imkânı.
- AYM, B. No: 2017/38535 (27/1/2021): Dava açma süresince sınır dışı işleminin kendiliğinden durması.
- AYM, B. No: 2014/19436 (26/12/2018), 2016/22584 (21/4/2021), 2017/5849 (24/3/2021), 2016/32270 (7/4/2021): GGM’nin kamu hizmeti olması nedeniyle tam yargı davası açılabileceği.
- AYM, B. No: 2025/10406 (08.07.2025, Pilot Karar): GGM koşullarının denetimi için kanunla düzenlenmiş etkili bir yol bulunmadığı.
- AYM, B. No: 2022/8989 (20.11.2025, Pilot Karar): İdari gözetimden doğan zararların tazmini için etkili yol bulunmadığı.
- AYM, B. No: 2015/9727 (26/9/2019): Sınır dışı işleminin adil yargılanma kapsamı dışında, kötü muamele yasağı kapsamında denetlenebileceği.
- AYM, B. No: 2018/13225 (5/10/2022): Ölüm cezası/kötü muamele riskinde icrayı durduran güvencenin zorunluluğu.
- AYM, B. No: 2020/36382 (11.07.2024): Gönderileceği ülkenin belirtilmemesinin ağır usul ihlali oluşturduğu; tazminat davası açılmadan bireysel başvuru yapılamayacağı.
Sık Sorulan Sorular
Hukuki Destek Almak İster Misiniz?
Bir yakınınız Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözetim altında tutuluyorsa ya da sınır dışı etme kararıyla karşı karşıyaysanız, saatler içinde alınacak hukuki adımlar sürecin sonucunu doğrudan etkiler. Büromuz idari gözetime itiraz başvurusunun hazırlanması, alternatif yükümlülük (imza şartı, teminat) taleplerinin sunulması, sınır dışı kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılması ve yürütmenin durdurulması taleplerinde acil hukuki destek sağlamaktadır.
Bir yanıt yazın